Eric Cantona (Eric Cantona Kimdir? - Eric Cantona Hakkında)

'Yerli - Yabancı Sporcular' forumunda UquR tarafından 23 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Eric Cantona (Eric Cantona Kimdir? - Eric Cantona Hakkında) konusu Eric Cantona (Eric Cantona Kimdir? - Eric Cantona Hakkında)

    ERIC CANTONA



    [​IMG]



    İNGİLİZLERİN FRANSIZ SEVGİLİSİ : “ERIC CANTONA”


    “İngilizler ve özellikle de Manchester United’lı taraftarlar 1966 yılının İngiliz Futbolu için mükemmel bir yıl olduğunu düşünürler. Bunun en büyük nedeni şüphesiz Cantona’nın dünyaya gelmesidir. Sene 1996’ya geldiğinde İngilizler yine hem fikir olurlar. Çok sevdikleri Cantona, Federasyon’dan aldığı 9 aylık cezasını tamamlayıp aynı sene içinde en iyi oyuncu ödülünü alarak adeta yeniden doğar.

    Kim derdi ki bir Fransızın kazandığı başarılar İngilizleri çok yakından ilgilendirecek? Ve kim bilebilirdi ki Premier Lig’in köklü takımlarından Manchester United’a tam 26 sene sonra şampiyonluk getiren futbolcu bir Fransız olacak?


    Bu yazıda sadece futbol dünyasının değil genel anlamda da dünyaya gelmiş en büyük hayret ve tartışma ikonlarından biri olan Cantona’nın tamamen gerçek ama film gibi yaşanmış hayat hikayesini okuyacaksınız...”

    MARSİLYALI CANTONA ...

    Eric Cantona 24 Mayıs 1966’da Fransa’nın Marsilya kentinde dünyaya geldi.
    Çocukluk yıllarından itibaren resimle uğraşmaya, heykeltıraşla ilgilenmeye başladı. Ama onun asıl dönüm noktası bu yazıya da konu olan ve tüm yeteneklerini birleştirme şansını yakaladığı futbol oldu.

    Aşırı davranışları ve oyun tarzıyla dünyanın en göze çarpan oyuncularından biri olan Eric Cantona saha içinde bir çok oyuncuyu gölgede bırakan tavırları ve futbolu ile de uzun yıllar boyunca birçok kişinin ilgi odağı oldu. Kariyerine 1983 yılında Fransa’nın küçük takımlarından biri olan AJ Auxerre’de başlayan Fransız futbolcu Auxerre forması altında sadece 13 maça çıkıp 2 gol attı. Ünlü forvet oyuncusunun bu kadar verimsiz kalmasının en önemli nedeni 1984’te vatani (ulusal) görevini yerine getirmek amacıyla Fransız Ordusu’na katılmasıydı. Askerliği sona erdikten sonra 1985-1986 sezonunda başka bir Fransız takımı, Martigues’e transfer olduysada burada hiç oynamayıp sezon sonunda ilk takımına geri döndü. 1986-1988 yılları boyunca 68 maçta oynayıp 21 gol attı.

    ULUSAL FORMAYI GİYİYOR


    İlk defa 12 Ağustos 1987 senesinde Batı Almanya karşısında ulusal formayı giyen Cantona ilk maçında Fransa’nın tek golünü atan isim oldu. 1988’de gerçekleştirilen “21 Yaş Altı” Avrupa Futbol Şampiyonası’nda kendini daha fazla gösterme fırsatı yakalayan Fransız yıldız buradaki başarılı performansıyla takımını şampiyon yapmayı başardı. Bu aslında Cantona’nın ilk önemli başarısıydı.

    FRANSIZ LİGİ MACERALARI


    Ligdeki kariyeri pekte parlak geçmeyen Fransız futbolcu Haziran 1988’de,
    aynı zamanda doğum yeri olan Marseille takımına 2.3 milyon franklık bir ücret karşılığında transfer oldu. Marseille’da daha ilk zamanlardan itibaren Eric’in huysuz davranışları (kişiliği) su üstüne çıkmaya başladı. Marseille’nin Moskova temsilcisi Torpedo ile oynadığı dostluk maçında oyundan alınmasına sinirlenen yıldız futbolcu formasını yırtarak sahaya fırlatmış ve herkesi şaşırtmıştı.

    Eric’in bu agresif tavırları Marseille yöneticilerinin futbolcunun sözleşmesini gözden geçirmelerine sebep verdi. Eric’in bir televizyon kanalında Fransız Ulusal Futbol Takımı Menajeri Henri Michel için yapmış olduğu hakaretlerle dolu açıklamalar aynı zamanda onun Ulusal Takım’dan da kopmasına yol açıyordu. İlerleyen zamanlarda Cantona yeni menajer Michel Platini’ye Les Blues karşısında oynamak istediğini belirtecek ve efsane futbol adamı Platini tarafından yeniden Ulusal Takım’a kabul edilecekti.
    Bu yaşananlardan kısa bir süre sonra Eric bir diğer Fransız temsilcisi Bordeaux’a kiralandı. Burada sadece 11 maç oynayıp 6 gol attı. Yine 1989 yılı içinde Montpillere’e transfer olan Cantona burada başarılı bir sezon geçirdi. 33 maçta 10 gol atan Cantona, 11 maça 6 gol sığdıran formunu aratsada takımının Fransız Kupasını kazanmasında en önemli etkenlerden biri oldu. Hırçınlıklarını Montpeiller’de de devam ettiren Cantona soyunma odasında bir takım arkadaşıyla kavga etmesinden ötürü takımdan gönderildi.

    MARSİLYA’YA GERİ DÖNÜŞ VE YENİDEN GÖNDERİLİŞ
    Bir sonraki sezon eski takımı Marseille’ye dönen Cantona’nın sakatlıklar peşini bırakmadı. Diz bağlarının kopması onun sadece 18 maçta 8 gol ile yetinmesinin en büyük nedeniydi. Sakatlığının vermiş olduğu zorluklar, kendisini birdenbire oyun dışında görmesine sebep oldu ve tam 3 ay sahalardan uzak kaldı. Sezon sonunda Marseille şampiyon olmuştu ve Cantona çok fazla destek olamasada Fransa’daki ilk lig şampiyonluğunu yaşamıştı.
    Marseille’ye yeni dönen Fransız futbolcu bu durumda kulübe yararlı olamayacağı düşüncesiyle sezon sonunda bir başka Fransız temsilcisi olan Nimes’e 1 milyon frank karşılığında gönderildi. Burada takımın kaptanlığını yaptı. Fransız Ligi’ndeki kariyeri gel-gitlerle dolu olan ünlü futbolcuyu talihsizlikler Nimes’te de peşini bırakmadı. Bir maç esnasında hakeme topu fırlatmasından dolayı disiplin kuruluna sevk edildi. Disiplin kurulu Eric’in davranış bozukluklarını değerlendirmeye aldı ve ünlü futbolcuya bir ay hak mahrumiyeti cezası verdi. Bu karar üzerine Cantona, Federasyon yetkilileri ile Disiplin Kurulu yöneticilerine “salak ve beyinsiz” dedi ve birden cezasını iki aya çıkarttı.
    EMEKLİ EDİLMEK İSTENİYOR
    Bütün Dünya tarafından kibiri ve kendilerini fazlaca beğenmeleri ile tanınan Fransızların, Ulusal Takım formasını da giymiş olan Cantona’ya bir nevi misilleme yapmaları kaçınılmazdı. Kimilerine göre haklı, kimilerine göreyse basit sebeplerden ötürü Eric Cantona’yı futboldan koparmak ve emekli ettirmek istiyorlardı. 1991’de kulübü tarafından kontratı fesih edildiğinde üzerindeki büyük baskılardan da ötürü kendiside futbolu bırakmaya yanaştı.
    İNGİLTERE VE LEEDS UNİTED
    Daha 25 yaşında olan Fransız yıldız buna dur dedi ve Federasyonun bu fikrine ikna olmayarak İngiltere’ye gitti. Sheffield Wednesday’in deneme teklifini reddeden yıldız oyuncu 31 Ocak 1992 tarihinde Leeds United’a katıldı. Leeds United’ın Lig 1 Şampiyonluğunu kazanmasında büyük pay sahibi oldu. Ülkesinde çok da fazla sevgi bulamayan Eric’e Leeds United taraftarları adına şarkılar yaptı.
    “Ooh Aaah Eric Cantona” bunların en ünlülerinden biri olup futbol oynadığı süre içerisinde ağızdan ağıza yayıldı. Golleri, stili, tavırları ve şahsına münhasır hareketleriyle Elland Road’da adeta bir simge haline geldi. Oynadığı 28 karşılaşmada 9 gol atan Eric Cantona’yı Premier Lig temsilcilerinin fark etmesi hiç de zor olmadı.
    ALEX FERGUSON : ONU TAKIMA ALMALIYIZ
    Manchester United’ın başında bulunan Alex Ferguson Fransız futbolcuyu takıma istediğinde bir çok kişi kariyeri “verimsizliklerle” dolu olan 25 yaşındaki bir Fransızın takıma çok da fazla fayda getirmeyeceği kanısındaydı. Cantona’nın ise daha sonra taraftarları hakkında yapacağı yorum şöyle olacaktı :
    “Onları ilk gördüğümde bu çocuklar Manchesterlı, bana dokunduklarında, benimle konuştuklarında onları mutlu etmek ve bugüne kadar gördükleri tüm futbolculardan farklı olduğumu göstermek istedim.”
    MANCHESTER UNITED YILLARI : ŞAMPİYONLUKLAR VE KAVGALAR
    Manchester United’ın şampiyonluklarına şampiyonluk eklemesinde ve lige resmen ambargo koymasında payı tartışılamayacak derecede büyüktü. Kariyeri boyunca birçok yanlış hareket yapan, Federasyonlardan ceza alan, kulüplerden gönderilen yaramaz futbolcu Manchester’da mükemmel bir performans sergiliyordu. Öyle ki 26 seneden beri şampiyon olamayan Manchester’ı yeniden şampiyonluğa taşıdı. 1993,1994,1996 ve 1997 senelerinde takımıyla şampiyon oldu. 1994’te PFA tarafından yılın oyuncusu seçilen Cantona İngiltere’de çok büyük işler yapıyordu. Cantona futbol hariç haftada reklam gelirleri ve sponsorluk anlaşmaları dahilinde 32.000 $ kazanıyordu. Kendi ülkesinde vasatın üstüne çıkmayan bir futbolcu görünümü sergileyen Cantona İngiltere’de adeta yeniden doğmuştu. Arada bir huysuzluk çıkarttığıda oluyordu tabi. Bir keresinde eski mekanı Elland Road’a geldiğinde bir taraftarla ağız dalaşına girmiş ve 1000 paund para cezası ödemek zorunda kalmıştı. Şampiyonlar Ligi’nde deplasmanda Galatasaray ile karşılaşan Manchester United’ta Cantona yine sahneye çıkmış ve oyundan atıldıktan sonra hakemi şike yapmakla suçlamıştı. Daha sonra da bir Türk polisiyle ağız dalaşına girip kavga etmesi futbolcuyu Şampiyonlar Ligi’nden 4 maç uzaklaştırılmasına kadar götürüyordu. Yeni hamile olan eşiyle kendisinin görüntüsünü almaya çalışan TNT muhabirini tartaklaması ise unutulmadı.
    1995 ise biraz farklıydı. Bugüne değin bir çok olay çıkartan ve sansasyon yaratan ünlü sporcu belki de futbol yaşantısının en büyük, en bariz ve en belirgin hatasını 1995 senesinde Manchester’ın Crystal Palace’a karşı oynadığı maçta yaptı. Eric maç sırasında rakip takım oyuncusuna yaptığı sert müdahaleden ötürü kırmızı kart görüp oyundan atıldıktan sonra tünele doğru ilerliyordu. İşte o sırada yerinden kalkıp parmaklıkları aşan ve Eric Cantona’ya bir şeyler söyleyen bir İngiliz ortaya çıktı. Fransız futbolcu söylenilenlere çok sinirlenmiş olsa gerek alt tribünlerin bulunduğu yere doğru koşarak Matthew Simmons adlı taraftara “uçan tekme” attı. Sadece İngiltere değil o anda maçı izleyen herkes adeta şoke olmuştu.
    Kişilerin daha sonra alınan ifadelerinde Simmons sadece “Dışarı,dışarı,dışarı! Haydi Eric,yatak vakti geldi!” diye bağırdığını söylediyse de Eric holigan diye adlandırdığı Simmons’un kendisine “Seni gidi pis Fransız ***i! Ülkene geri dön pis Fransız!” dediğini iddia etmişti. İki haftalık hapis cezası 120 saat kamu yararına hizmete dönüştürülen Cantona aynı zamanda 9 ayda futboldan uzaklaştırılma almıştı.
    Kamuoyu ise Cantona davasına ikiye ayrılmıştı. Kimilerine göre basın tarafından kışkırtılan Cantona’nın sabrı taşmıştı. Kimilerine göreyse Cantona’da kişilik bozukluğu vardı. İngiliz yorumculardan biri bu olayı “içgüdüsel edanın getirmiş olduğu dürüst yargı süreci” diye adlandırarak ilginç bir değerlendirme yapıyordu.
    Hareket bütün dünyada olay olmuştu. Matthew Simmons’a koşarak attığı o ünlü uçan tekme İngiliz Basını tarafından “kung-fu kick” diye adlandırılmış ve bu olay spor tarihine simgesel bir hareket olarak geçmişti. Observer gazetesinin okuyucuları gelmiş geçmiş en çarpıcı spor olaylarına oy verirken bunların büyük bir bölümü de Cantona’nın ünlü tekmesine gitmişti. Observer’ın muhabirlerinden Duleep Allirajah, Cantona’ya futbol hayatın boyunca yaşadığın en iyi anı hangisi diye sorduğunda Cantona’nın cevabı şöyle olmuştu : “En iyi anı mı? Geçirdiğim çokça güzel zaman var ama sanırım ben Crystal Palace’taki maçta o holigana attığım tekmeyi tercih ediyorum”

    CEZASI BİTİYOR

    9 ay sonra takımına geri döndü. Kısa bir süre sonra yeniden futbola adapte olup başarılı maçlar çıkarttı. 96-97 sezonunda takım kaptanı Steve Bruce sakatlandı ve havaya kaldırmaları gereken bir şampiyonluk kupası vardı. Cantona başından geçen olayı kısaca şöyle anlatıyor : “Steve’in yanına gidip onu ayağa kaldırmak ve en ön sıraya kadar götürmek istedim. Çünkü kupayı o kaldırmalıydı. O takımımızın kaptanıydı. Gelmeyi kabul etmedi ve ben daha fazla ısrar etmeye başlayınca ben daha önce çok kupa kaldırdım şimdi sıra sende dedi. Bu mükemmel bir duyguydu.” Cantona böylece kaptanlığa da getirilmişti. Bu Nimes’ten beri ilk ciddi kaptanlık deneyimiydi.

    VE BEKLENMEDİK SON...

    Tarih 18 Mayıs 1997’yi gösterirken bütün dünya hiç de beklemediği bir basın toplantısıyla karşılaştı. 31 yaşına basmasına sadece altı gün kalan ve buna rağmen birçok Avrupa kulubünü peşinden sürükleyen Cantona futbolu bıraktığını açıkladı.

    2 hafta önce Manchester’ın Coventery ile oynadğı maçta sahanın en iyisi olan ve takımının 2 golünü de atan Cantona’nın böyle bir karar vermesi herkesi büyük bir şaşkınlığa uğratmıştı. Haberi duyan İngiliz taraftarlar Old Tarafford’un dışında büyük bir kalabalık oluşturdular. Alex Ferguson kafaları allak bullak olan Manchester’lı tartaftarlara olayın doğruluğunu açıkladığında üzüntüsünden ağlayan bile vardı.

    Cantona yaptığı açıklamada şöyle konuşmuştu :

    “13 yıldan beri futbol oynuyorum. Bu çok uzun bir zaman. Şimdi yapmak istediğim diğer şeyleri yapacağım. Ben hep kariyerimi en yüksek noktadayken bitirmeyi planladım ve görüyorum ki bugün kariyerimin doruk noktasına ulaşmış durumdayım. Son dörbuçuk senemde en iyi şekilde futbol oynayıp, çok güzel zamanlar geçirdim. Menajerimle,antrenörümle,personelle,futbolcularla,korumam Ned ile ve elbetteki tüm taraftarlarla harika bir ilişki kurdum. Diliyorum ki Manchester United gelecekte de büyük başarılara imza atacaktır. Bugün kendimi yarı İngiliz,yarı Fransız,yarı İrlandalı hissediyorum. Hoşçakalın! ”

    Bu açıklamalar 31 yaşına bile basmamış bir futbolcu için gerçekten çok anlamlı,şaşkınlık verici ve büyük bir kesim için hüzünlendirici açıklamalardı. Zamanın Başkanı Edwards, Eric’i kararından döndürmeye çalıştıysa da başarılı olamamıştı. Tek söylediği : “Eric’in kararına saygı duyuyorum ve herkes bilmeli ki Eric Cantona kulüp tarihimizde hiç de kolay olmayan bir çözücü görevi üstlenmiştir.”





    ERIC CANTONA : SINEMACI,RESSAM,PLAJ FUTBOLCUSU


    Eric Cantona dönemi ansızın kapanıvermişti. Futbolu bıraktıktan sonra çalkantılı ve başarılı futbol kariyerininde yardımlarını arkasına alarak futbolculuktan film oyunculuğuna terfi etti. Resim ve felsefe ile uğraşını daha aktif olarak devam ettirdi. Bir dedektifin genç bir katile aşık olmasını konu alan L’Outremangeur adlı filmde 160 kiloluk bir dedektifi canlandırdı. Bu film seyirciden büyük alkış topladı. Cantona’yı devamlı reddeden Fransızlar onu bu sefer de Marsilya aksanı ile konuştuğu için beğenmediler. Ama buna karşın eski futbolcu yeni sinemacı Cantona çevirdiği Apporto Moi Ton (Bana Aşkı Getir)(43 kez ulusal oldu,20 gol attı) Cantona bu seferde Fransız Plaj Futbolu Takımı’nın başına geçti ve hem takımını yönetmeye hem de futbol oynamaya başladı. isimli kısa filmle Fransız Kısa Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alarak kendisinin görmezlikten gelinemeyecek bir insan olduğunu yine kanıtladı. Gençlik yıllarında Fransız Ulusal Futbol Takımı’nda agresif karakteri nedeniyle yeteri kadar yer bulamayan

    Futbolculuk kariyerine efsane futbolcu Eusebio’nun jübilesiyle başlayan Cantona ardında bıraktıklarıyla daha 31 yaşında “efsane” olma onuru yaşayan nadir futbolculardan biri olsa gerek. Cantona hayatına filmleri, resimleri, felsefesi ve diğer uğraşlarıyla devam ediyor. Bunca doyumuna karşın Cantona her fırsatta futbola olan özlemini ve tutkusunu dile getiriyor. Çevirdiği bir film sonrası Cantona’nın ne dediğini hatırlayalım: “Hiçbir şey son dakikada atılan bir golle çok önemli bir maçın kazanılması hissini veremez”
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 6 Haziran 2010
  2. UquR

    UquR Üye

  3. avatar

    avatar Üye

    eline sağlık paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş