En Güzel Aşk Şiirleri

'Şiirler' forumunda GizLi_ÖzNe tarafından 16 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    En Güzel Aşk Şiirleri konusu
    ANLAR MISIN?

    Gökyüzünde parlayan yıldız,
    Derdim desem anlar mısın ?
    Kalbim O'nun için yanar,
    Yanar desem anlar mısın ?

    Yoksa sen de benim gibi
    Bir hayırsız yar elinden
    Gece-gündüz ağlar mısın ?

    Neye baksam,karşımda "O"
    Ekmeğimde Aşımda "O"
    Dertli,garip başımda "O"
    Sevdim desem anlar mısın ?

    Yoksa sen de benim gibi
    Bir hayırsız yar elinden
    Gece-gündüz ağlar mısın ?

    Gündüzlerim,gece oldu,
    Gülen yüzüm,yaşla doldu,
    Görmeyeli aylar oldu,
    Hasretimi anlar mısın ?

    Ahmet Ünal Çam




    Ben Sana Mecburum

    Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum

    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski İstanbul mudur
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
    Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
    Durup köşe başında deliksiz dinlesem
    Sana kullanılmamış bir gök getirsem
    Haftalar ellerimde ufalanıyor
    Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Belki haziran da mavi benekli çocuksun
    Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
    Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
    Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Bu kurtlar sofrasında belki zor
    Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Sus deyip adınla başlıyorum
    İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    Hayır başka türlü olmayacak
    Ben sana mecburum bilemezsin

    Attila İlhan
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  2. Haniyeşillikler içinde mulu,
    Gül yorgunu bahçeler vardır!

    Bahçe bana,
    Gül sana benzer

    Çiçekler sevdalıdır dallara,
    Dallar ışıl ışıl baharlara

    Bahar bana,
    Çiçek sana benzer

    Bu şehri terk-i diyar ederim;
    Alır başımı giderim

    Gurbet bana,
    Düş sana benzer




    Her Şey Sende Gizli



    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

    Kanatların çırpındığı kadar hafif


    Kalbinin attığı kadar canlısın,
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç



    Sevdiklerin kadar iyisin,
    Nefret ettiklerin kadar kötü



    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    Karşındakinin gördüğüdür rengin



    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün



    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin



    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin



    Seninle Olmak Vardı
    Şimdi seninle olmak vardı gülüm
    Seninle demlemek zamanı,
    Geçen günlerin inadına
    Seninle yaşamak bugünü, yarını
    Başkaldırmak bakışlarımla kör bir vakit,
    Bin hınç ile sarılmak boğazına çaresizliğin
    Boğmak,
    Parçalamak
    'Cızz' etmeden yüreğim
    Ve bütün engellere rağmen
    Döküp ortaya ne varsa,
    Ne varsa yakmak sensizliğe ait

    Çekip aralamak zaman perdesini
    Umutların gözlerinden yol geçirmek,
    Bir adıma indirmek mesafeleri
    Son bir şansımı denemek
    Önümde ateşten barikat,
    Arkamda kulak asmadığım 'Dur' ihtarı
    Soluk soluğa koşmak sana
    Beni sana getirmek
    Simdi seninle olmak vardı gülüm
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  3. BEN AŞKIM


    Ben aşkım

    fitarihinde muhtelif cömertlikler doğurdu beni
    hayatın kıpırtısıdır yüreğimi kancalayan atılgan düşlerime
    hiçbir kalemin çizemediği bir yeryüzüm var –saklıdır–
    iyi hal üzre yoğunlaştıkça kalbim
    ayın rahminde rahmana açılan eller benim elimse
    aşkımı söylemeye bu can az gelir

    Ben aşkım
    şair körfezime tabiat imge taşır ben ceylan adım
    şiirim yılan kabuğunca soyunur suya nakşeder kuytulardan
    usandıkça girerim kemik köprülerimin kıl besleyen evine
    düşe-kalka tozuturum gövdemi sana karşı
    okurum yastığıma yazılmış gül cengini kâlû belâdan beri
    çavdar ekmeğine varınca bir sarı anka
    çaprazlanmış bir aşkı yürürlüğe sokarım

    Ben aşkım
    gümrah gözlerimde harfi harfine sen varsın
    kıyamet arşivinde yağmurlanmış bu gözlerimde
    çok muhacir olmuş süryani ilinde kıyama durmuş
    utanmış arınmış yanmış velhasıl
    ve benim kükremiş zamanımda ölçmüş kendini
    bir nişan almış azrail örtülü namus gelincik
    evcil tutmuş isyanları kendinde şahan kıymış
    esmiş yemenlere eşkiya rüzgârlarla ve bana doğru
    üç usul devenin ümmi çobanı aşkımın selâmı
    veysel karani

    Ben aşkım
    kimse dolduramaz bu fukara isteğimi karşılanmış sevdayla
    zenci bir çocuğun göz aydınlığında kokar dururum
    kokar dururum eğrelti kalmış yontulmamış zamanda
    uçtukça havalandıkça bütün bu kuşlar ve aramakla sözlü ben
    hamd ü senalarımı göklere düğümlerim
    sevgilim bozdikenler içinde rüya yollayan hür ağzımla
    bir akkuşun uçuşundan inanç emerim

    Ben aşkım
    işte böyle bir tutam köz koyarken kalbime serinkanlı
    ferah kentler adına hicretlerim gitgide çoğaldıkça
    yakup bir gözde anneler anneleri hep bekledikçe varım
    ve bütün yollarım hakka çıktıkça çekingen kırlangıçlar örneği
    filintam elimde namlu kaldıkça
    ben aşkım

    Ben aşkım
    kardeşim söz atmış mercan benzerliklerle
    çemrenmiş gömleğimde açık ve gerili pazım
    bu uyanık göbeğim alanlarda attıkça
    öpüşler kovalarken sizi inci kızlarım
    demir atacağım bulutların ardından menekşeler kentine
    umuda yakı yaktım
    ben aşkım yavrum

    ISSIZ OZAN





    KAR DİLİYLE SEVİYORUM SENİ

    şimdi sokaklar kar diliyle konuşuyor;şairler de
    farkındayım aşksız yaşadığımın,fotoğraflarım
    bir kez daha sıyırıyor alnımı;şarkıların diline düşmüş
    gençliğim
    bazan yağmurun adını çağırıyor içimdeki mahpusluk
    bazan hayra yoruyorum hayatımı
    usta bir karanfil yakalıyor saçlarımdan-şehri gözetleyen
    dikbaşlı çocuklar
    sonra kar diliyle çorap söken kadınlar-hazan abla
    bir çay içimi molasında
    elma! elma!
    elma!
    benim de şakaklarımda bir çapkınlık
    günün ortasında mahşer sevinci-babam
    ve sanki sinema biletimdeki koltuk
    akşama heryer yarılmış
    düşlerin ve karıncaların yolu ayrılmış
    ve biliyorum şahlar da ölüyor-dişlerinin kısmetinde
    memleket havaları
    sevgilim bize kar diliyle bu yalnızlık ayrılmış
    bir yanı yaşamak biryanı
    senin de adın kar diliyle çağrılmalı
    gecenin yüreği büyüsün diye,sevgilim
    saçlarına kardan meç yapılmalı,gözlerin gözleringözlerin
    bakarken sürgün günlerimin erkekliğinden
    birşeyler hatırlatmalı

    ISSIZ OZAN






    KESKİN KILIÇ YARALARI VAR YÜREĞİMDE

    Bağışla beni sevdalım
    Seni incitmek istemezdim
    Keskin kılıç yaraları var yüreğimde
    Avuçlarımda sayısızca nasırlar
    Dermansız kalmışım ülkemde
    Bir o kadar sahipsiz

    Sabrında bir sınırı var elbet

    Prangaların uyuduğu bir gecede
    Çıkmak isterdim gökyüzüne
    Haykırmak isterdim Sevdamı Sevgiliye
    Bulutlarla ağlamak kuşlarla gülmek isterdim

    Ve yıldızların sinesine yaslanıp uyumak

    ISSIZ OZAN
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  4. DilzaR

    DilzaR Üye

    emegine saglik..........
     
  5. BİTEN BİR ŞARKIYA

    yeniden bir şeyler yazmak istiyorum, yeni şeyler
    kargışlanmamış bir şeyler
    nehrin kızını yazmak istiyorum nehri öpen dudaklarını
    kaçak bir güvercin oluyor yüreğim, bir rüzgar
    güz, hırkama altın ışıklar bırakıyor, kendimi şehre bırakıyorum
    ve yüzümü çiğ düşmüş kelebek kanatları sarartıyor hasta kızlar, kör bekçiler
    sonra alışıyorum ben de posta katarını gözleyip telefonların kırık diline
    hoşçakalın çocuklarım hoşçakal karım ama beni unutmayın derken
    bir tül çekiiliyor gözlerimize, ıslak otlara atılmış sevgili resmi gibi
    ey çocuk, ey nehrin kızı, bir dilek sun, bir kalp yarala, bir sepet
    zerdali çiçeği taşı bu yaşlı gökyüzüne

    ISSIZ OZAN
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  6. BELKİ DE YAKINIMDA HİSSETMEK SENİ

    Herşeye yeniden başlamak istiyorum istiyorum,
    Benim için üzülmeni, "Sigarayı bırak" demeni
    Eskisi gibi sana yakın olmak istiyorum,
    Tekrar yaşamak istiyorum o güzel günleri

    Çok sevdiğin o filmi izlemek istiyorum
    Ama yine eskisi gibi hiç izlememeyi
    Önce başını omzuma koymanı istiyorum,
    Yavaş yavaş yaklaşmayı eskisi gibi

    Kolumu yine omzuna atmak istiyorum,
    Bir süre birlikte sessizce beklemeyi
    Yanağına kocaman bir öpücük kondurmak istiyorum,
    Koklamak istiyorum o güzel tenini

    Birbirimize iyice yaklaşmamızı istiyorum,
    Hissetmek dudaklarını, eskisi gibi
    Engeller olmadan her şeyi yapmak istiyorum,
    Belki de yakınımda hissetmek seni
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  7. O YATAĞIN DİĞER UCUNDA

    Eski bir dosttun benim için sen

    Yalnızlığımı paylaştığım telefonda
    Hiç bir zaman bıkmazdım senden
    Yerin doldurulamazdı hayatımda

    Benim için her şeye katlandın
    Hep fazlasını verdin bana
    Çekip gitmekte bile haklıydın
    Ben hiç layık olamadım sana

    Herşeyi paylaştık sen ve ben
    Dost da olduk seninle düşman da
    Güzel bir anısın artık sen
    O yatağın diğer ucunda



    BAKIŞLARIN

    Gecelerce aklımdan çıkmadı
    Sanki rüyalarımda bir parçaydı
    Sen artık yanımda olmasan da
    Bakışların hep aklımda

    Yanımda olmandı hayatın anlamı
    Kim unutabilir ki yaşadıklarımızı
    Gözyaşlarımın tuzu dudağımda
    Bakışların şimdi bile aklımda

    Sessizliği bozar bir aşk şarkısı
    Der ki: "O hiç unutulmamalı"
    Yaşamaya çalışırken yokluğunda
    Bakışların hala aklımda



    ESKİ SEVGİLİYE

    Şehirlerarası bir yol ve çalan ayrılık şarkıları
    Yıllardır bana seni çağrıştırıyor seni hatırlatıyor
    Ne yapsam bakışların bir türlü aklımdan çıkmıyor
    Sen oluveriyor uzaktan gözüken köy ışıkları

    Sonu gelmeyen bir yol gibisin sen benim için
    Sevgini de istemiyorum artık iki sene önceki
    Unutmalıyız senin de dediğin gibi maziyi
    Çıkmalı aklımdan o bir kaç günkü güzel sözlerin

    Uzun bir dönem hayatıma hep sen yön verdin
    İlk senin tenine dokundum dokunulmuş olsa da
    Verdiğin tadı vermedi başkaları hayatıma
    Önce bana yüz verdin ama sonra çektin gittin

    Artık ne tenine dokunmak istiyorum senin
    Ne de dudaklarını hissetmek dudağımda
    Artık sadece görmek istiyorum karşımda
    Unuttun ama müptelasıyım ben muhabbetinin



    Bekleyenler İçin


    Bir ayak sesi duymayayım
    Kapıya koşuyorum
    Gelen sen misin diye
    Bir siyah saç görmeyeyim
    Yüreğim burkuluyor
    Ağlamaklı oluyorum
    Her şey bana seni hatırlatıyor
    Gökyüzüne baksam
    Gözlerinin binlercesine görürüm
    Bir rüzgar değse yüzüme
    Ellerini düşünmeden edemem
    Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
    Tadı senden gelir
    Yediğim yemişlerin
    İçtiğim içkilerin
    Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
    Bu emsalsiz hüzün
    Seni beklediğim içindir

    Resmine bakamaz oldum
    Uykulardan korkuyorum artık
    Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
    Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
    Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
    Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

    Ve şu saat geldiğin anda
    Durabilir sevincinden
    Zaman çıldırabilir
    Çünkü benim dünyamda
    Ölümsüzlük, seni sevmek demektir
    Bir çocuk dogmayı bekler
    Bir ağır hasta ölmeyi
    Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
    Yalnız bir kadın sevilmeyi
    Ve düşün ki bir adam
    İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
    Seni bekler
    Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

    Sen gelinceye kadar
    Pencerem kapalı duracak
    Rüzgar gelmesin diye
    Artık perdeleri açmayacağım
    Gün ışığı girmesin diye
    Sonra kahrolacağım
    Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
    Ve günlerce gecelerce haykıracağım
    Nerdesin diye, Nerdesin?
    Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
    Biliyorum
    Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
    Yıllarca sonra
    Öldüğüm gün bile gelsen
    Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
    Çocuklar gibi sevineceğim
    Kalkıp sarılacağım ellerine
    Uzun uzun ağlıyacağım

    Ümit Yaşar Oğuzcan
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  8. yeniden denemelere gebe
    kutsal bir şans gibi
    bırakmaktansa
    açık
    tüm yollarımı
    sana çıkan
    birden
    bir sonu seçtim
    ben
    içinde
    seni bulundurmayan

    ben
    ki yani şimdi o gitti senle,
    sessiz bir vedayı
    seçtim
    karanlığında bir gecenin
    hiç mahal vermeden
    öksüz bir vuslata
    ben
    senle,
    senden gittim



    sayıklamalardayım
    saklanmalardayım
    sensizlikten
    yorgun bir çığlık yankılanır
    eski bir şarkının nakaratı mırıldanılır
    kaldırmlarında ölü kentimin
    hastalıklı bir sevda
    gönlümde debelenir durur
    sayıklamalardayım ismini
    saklanmalardayım sensizlikten
    gel bul beni
    oku aklımda geçenleri
    konuşmaya vaktim kalmadı
    anlatmaya takatim
    gel hadi
    yeniden
    sev beni


    Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
    tekkede manastırda eremezsin
    Bir kere gerçekten sevdin mi dünyada
    Cennetin Cehennemin üstündesin


    direnmekte
    sevdam
    tüm
    barikatlarında
    ölümüne direnmekte
    olanca sosyal yapısını
    alaşağı etmekte
    devrimler bitmekte beynimde
    taptaze rejimler
    sonra
    sonra
    sımsıcak bir gülüş
    deli gibi
    çekelemekte
    delmekte
    öksüz kabuğunu yaramın
    mutsuz bir adam
    tek kağıtlık
    sigarasından
    sonsuz bir nefes çekmekte
    can çekişmekte
    sağda solda
    saadetler
    ve hergün biraz daha
    hergün bir daha
    ölmekte
    bu adam
    sendeki sensizlikte
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  9. AŞK HAYATI

    sevmek gibi geliyordu her şey,
    sevmek gibi gidiyordu kadın
    adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
    bir bulut evet ama aslolan
    bulutun suyu yağmasaydı

    "bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
    ve boşanmak için
    en az iki şahit gerekiyordu!

    Yılmaz Erdoğan


    ASK

    Simdi sen kalkip gidiyorsun Git
    Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar Gitsinler
    Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmistik
    Sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
    Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
    Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
    Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
    Sanki hic olmamisti

    Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
    Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
    Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
    Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
    Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
    Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
    Cunku iki kisiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
    Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
    Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
    Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
    Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
    Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
    Sonrasi iyilik guzellik

    Cemal SÜREYYA
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  10. Vefasızmışsın
    Ne kadar ağladım geceleri senin için
    yinede sana göre ben bir hicim
    ne istedin de yapmadim?
    senin dayanilmaz kahrina katlandim

    canimi iste, verirdim sana
    bir tek seni seviyorum desen bana
    gururumu serefimi cignettirdim seni sevdigimden
    sen ise kurtarmadin beni kederimden

    dünyam basima yikildi, gercegi ögrenince
    bunlarda mi basima gelirmis, birini sevince?
    ne yaptimda sana, beni böyle cezalandiriyorsun?
    seviyormus gibi yapip aldatiyorsun

    felegi suclayamam, kendi kaderimi kendim cizdim
    bile bile senin gibi vefasizi sectim
    kalbime degilde aklima uysaydim sanki, ne olurdu?
    Bari hikayem güzel son bulurdu


    delisiyim;
    ölgün gecelerin,
    sebepsiz susmaların,
    kaynağı sen olan
    acıların
    köşebaşına
    sanki daha bir inatla
    daha bir bardaktan boşalırcasına
    ağlarcasına
    yağan yağmurun
    öksüz bir çocuğun delisiyim
    hiç ağlamayan
    ve mesken tutmayan
    köprüaltlarını
    düşünmeyen
    bir kızın
    delisiyim yarınını
    bir bakışı
    en halsiz külleri
    bile yeniden
    alevlendirecek
    bir kızın delisiyim
    yüreğim
    ah yüreğim
    nerdesin
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  11. nerelerdeysen
    çık gel artık
    bir lodostur
    ki eser
    üşütür
    kalbimin
    en sensiz köşelerini,
    bir suçsuz adam
    vurulur
    düşer olduğu yere
    yatar
    ve adı yazılır
    gazetelere
    belli saatler
    sonrası kent yasak
    ama sen neredeysen
    çık gel
    yeter
    bir adam bekler
    sukutlar da vurulur
    yere düşer
    temyize kapalı olsun bu dava
    vuslatlara beraatler


    senden
    daha da güzel
    birşey olma ihtimalini
    baştan
    yoksaydım ben
    tüm önyargımla seviyorum
    seni
    ve birtakım sesler
    duyuyorum
    öksüz bir kentinden kalbimin:
    yanıyorum
    bütün rejimleri devriliyor
    beynimin
    devrimler çaresiz kalıyor
    yasak bir şarkı çalıyor
    sen susuyorsun
    aydınlatacakken bir kelimen
    içimdeki bu iflah olmaz karanlığı
    susuyorsun
    sallıyorsun hançerini
    ve hiç acımadan
    açıyorsun en derin yaramı
    ne var ki faydasız
    ben seni koşulsuz sevdim
    önyargısız
    bilmiyorsun

    Eğer

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer
    dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer
    utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
    yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer
    korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer
    okadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer
    daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer
    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer
    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğerYerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer
    düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer
    su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer
    rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer
    o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer
    o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer
    bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer
    kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer
    anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer
    uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer
    ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer
    yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer
    inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer
    gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer
    ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer
    sen gittikten sonra yalnız kalacağım
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse
    evet Sevgili,
    kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

    CAN YÜCEL
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  12. Bilseydim Sever miydim?


    Bilseydim;
    hep böyle sessiz kalır bu şehir sensiz?
    hep böyle hüzün kokar geceler?
    hiç hayal kurar mıydım

    bilseydim ayazda öksüz kalır düşlerim
    kar yağar hep gönül şehrime
    semtine uğrar mıydım?

    bilseydim yaralı bir tren ömür
    her durakta seni arayacağım
    bulutlandığında gözlerim
    içimde umutlar besleyip
    rüzgarlara soracağım

    bilseydim kırılır kolum kanadım sen giderken
    bilseydim göz göz olur yüreğim seni beklerken!
    bilseydim üşür ömrümün goncası seni özlerken
    sana gönül verir miydim?
    sevgilim der miydim?

    Bilseydim;
    üşürüm hep sensiz geceler de
    nemli kirpiklerle sarılıp yastığa
    her gece ah çeker miydim?
    Leyla’sını yitirmiş mecnun misali
    aşk çölünü bekler miydim?

    her yandığında yüreğim
    sevgiye, şiire, sığınır mıydım?
    dolanır mıydım kördüğümlere?
    yarasalar uçurur muydum kör karanlığa
    kahrolur muydum aşk için?

    Bilseydim;
    özlemin adıdır yazılan şiir,
    biraz sancı, biraz acı
    her seven biraz Mecnun
    her sevdanın sonu ayrılık

    ve bilseydim nankördür aşk
    sana kalbimi verir miydim?
    seviyorum der miydim?

    Bilseydim;
    bir ömür hep seni bekleyeceğim
    üşüyen yaralarımla hep seni özleyeceğim
    mevsimlerin koynunda yaralı kalır kır çiçeğim
    kahrını çeker miydim?
    büker miydim boynumu

    Bilseydim;
    özler miydim seni
    yollarını gözler miydim
    kurar mıydım onca hayal
    boynumu büker miydim
    uğruna gözyaşı döker miydim

    Bilseydim;
    kırık bir dal yalnızlığı ömür
    karalar bağlar mıydım aşk için?
    bulut olup ağar mıydım
    yağmur olup yağar mıydım
    öksüz çocuklar gibi mahzun ve biçare
    oturup bir köşede gizli gizli ağlar mıydım




    Nuri CAN
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Aralık 2008
  13. tşkler :)...........
     

Bu Sayfayı Paylaş