El Sanatımız Yemeni

'El Sanatları' forumunda Siraç tarafından 2 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    El Sanatımız Yemeni konusu El Sanatımız Yemeni

    GAZİANTEP EL SANATLARINDAN YEMENİ

    Gaziantep'te bir, Kilis'te bir sanatkâr olmak üzere, yörede halen 2 ustadan başka hiç ustasının bulunmadığı bu ata sanatı neredeyse unutulmak üzere!


    Bu 2 ustanın, yüreklerini koyarak yürüttükleri Gaziantep'in Geleneksel El Sanatlarından olan, "yemenicilik sanatı" Gaziantep'te çok eskilere dayanmaktadır Şimdi yalnız Halk Oyunları ekiplerinin kullandığı yemeninin minyatür örneklerini bazı kuyumcu dükkanlarında, antik eşyalar arasında seyirlik olarak görüyoruz




    Gaziantep Üniversitesi olarak 1992'de kurduğumuz Gaziantep El Sanatlarını Koruma ve Geliştirme Merkezi'nin bünyesine aldığımız Sedef Kakmacılık, Kutnu Dokumacılığı ve Aba Dokumacılığı ile birlikte, yemeniciliği de yaşatmaya ve ileri nesillere tanıtmaya çaba gösteriyor olmanın huzurunu duyuyorum



    Yemeninin bize, Halep'ten, oraya da Yemen'den geçtiği bilinmektedir İlk defa Yemen Ekber adında birisi tarafından yapılmasından dolayı bu adı aldığı söylenir Oldukça sağlıklı bir ayakkabı olan yemeniyi, diğer ayakkabılardan ayıran özellik, taban ile yüzünün birleştiği yerin tamamı ile dikişli ve dönme olmasıdır Yani yemeni önce dikilmekte, sonra çevrilerek içi dışına getirilmekte ve asıl giyiliş şeklini almaktadır Diğer bir özelliği ökçesiz oluşudur



    Yemeninin yüzü ise "sahtiyan" denilen tabaklanmış keçi derisidirYemeni yapımında taban olarak; tabaklanmış sığır ve manda derisinden yapılan ve "gön" ismi verilen deri kullanılır Sığır derisi boyalı, manda derisi ise kendi renginde, boyasızdır Sahtiyan adı verilen derinin dört rengi vardır Bunlar siyah, gül şeftali denilen parlak kırmızı ve annabi adı verilen mor ile, yalnızca "edik" cinsinde (çizmenin kısa şekli) kullanılan sarı renktir




    Yemeninin yüzündeki sahtiyan ile, iç kısmındaki meşin, sızı ile birbirine dikildikten sonra kalan kısmını yapıştırmaya yarayan maddeye "çiriş" adı verilir Yemeninin dikiminde kullanılan iplik ise; "gön sızı" veya "saya ipliği''dirYemeninin içinde "meşin" denilen tabaklanmış koyun derisi kullanılır Tabaklanmış oğlak derisinden yapılan sızı kayışı, yemeninin sahtiyan ile meşin kısmını birleştirmeye yarar Bu ipliğin, gön ve meşin içinden kolayca geçmesi ve zaman içinde çürümemesi için, ipe balmumu sürülür Çiriş su ile yoğrulup hamur haline getirilerek kullanılır




    Yemeninin şekil bakımından ise beş çeşidi vardır Bunlar; "Halebi", "Merkup", "Burnu sivri","Kulağı uzun" ve "Eğri simli" adlarını alır

    Halebi modeli Halep'ten gelmesi nedeni ile bu adı almıştır ve ilk kullanılan modeldir Yüz kısmı ayağın iki yanına doğru girintilidir Burnu yüze doğru kıvrık, kulağı uzundur Annabi (Mor) ve gül şeftali renginde olur Daha çok köylerde kullanılmıştır




    Merkup ise, Halep ve Arap menşeilidir Halebinin yüzü, ayağı bileğe kadar örttüğü halde, merkubun yüzü kısadır Arka ve yanları aynı hizadadır ve kulaksızdır Burnu değirmi (yuvarlak) ve düzdür Şehirde, sosyal durumu iyi olanlar tarafından kullanılmıştır
    Burnu sivri modelinin, burnu kıvrıktır Halebinin yalnız gön kısmı kıvrık olduğu halde, burnu sivri modelinde yüzün sahtiyan kısmı da birlikte kıvrılmıştır Yüzü, kulağı ve rengi halebi gibidir Köylerde kullanım alanı bulmuştur

    Kulağı uzun modelinin yüzü, halebi de olduğu gibi girintili değildir Burnu sivri gibi ayağı tam örtmez ve merkup gibi ayak yüzünü açık bırakacak şekildedir Siyah, annabi (mor) ve gül şeftali (parlak kırmızı) renginde olur Bu model şehirde kullanılmıştır

    Gül şeftali renginde olur ve gümüş telle işlemelidirEğri simli modelinin ise, yüzü merkup gibi kısadır Burnu sivri gibi yukarı kalkık ve kıvrıktır Köylerde, kadınlar ve gelinler giymiştir

    Yemeninin bir de, köylerde çiftçilerin, dağlarda çobanın ve bekçinin giydiği "Postal" cinsleri vardır ki, bunlar da; bekçi haydesi, çiftçi haydesi adlarını alır Ayrıca "Edik" denilen ve sadece sarı renkte olan, köylerde gelinlerin giydiği kısa çizme modelini görüyoruz



    Şimdi seyirlik olan bu otantik ayakkabının oldukça sağlıklı bir giysi olduğunu, kışın ayağı sıcak, yazın serin tuttuğunu da belirterek, Gaziantep'in tüm Geleneksel El Sanatlarına sahip çıkılması gerektiğini ve halen bir çok dalında çok az ustası kalmış elleri öpülesi zenaatkârlarımızın, Yerel İdarelerce maddi ve manevi desteklenmesi ve bu kişilerin birer kültür elçileri olarak değişik platformlarda yer almalarının sağlanması gerektiği görüşündeyim

    Kültürümüzün gelecek nesillere tanıtılarak aktarılması en içten dileğimdir


    Yazı-ENiğar Ulcay Uçarer
    Fotoğraflar-Metin Karadağ





    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]




    [​IMG]



    [​IMG]
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Paylaşım için teşekürler...
     

Bu Sayfayı Paylaş