Ege Bölgesindeki Çevre Sorunları Nelerdir

'Ege Bölgesi' forumunda Mavi_Sema tarafından 29 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ege Bölgesindeki Çevre Sorunları Nelerdir konusu Ege Bölgesinin Çevre Sorunları nedir
    Ege Bölgesinin Çevre Sorunları hakkında bilgi


    EGE BÖLGESİNDE BULUNAN NEHİRLER VE ÇEVRE SORUNLARI

    Tarihin ilk çağlarından beri önemli olan yerleşimlere tanıklık etmiş olan Gediz Havzası,adını Murat Dağlarından doğup,İzmir Körfezinin kuzeyinden denize dökülen 400 km uzunluğundaki Gediz Nehrinden almıştır.Gediz nehri kendisine bağlanan 50 civarında yan dereleri Ege Bölgesinin en yüksek ikinci noktası Murat dağı (2312 m) Şaphane dağından doğan çeşitli kollarla büyüyen Gediz nehri güney-batı ve batı yönünde akarak Salihli'nin kuzeyinde Adala'da Gediz Ovasına girmekte ve akışı batıya yöneltmektedir.

    Bu bölgede güney-doğudan gelen Alaşehir çayıyla birleşen Gediz,Manisa ovasında kuzeyden gelen Kum çayı ve güneyden Nif çaylarıyla birleşerek Menemen boğazını takiben Foça'nın güneyinde ve İzmir Kuş cennetinin kuzeyinde Maltepe yakınlarında 400 km' nin üzerinde bir uzunluğa eriştikten sonra İzmir Körfezinin dış kısmında Ege denizine dökülmektedir.1886 yılına kadar İzmir Körfezine dökülen Gediz'in getirdiği materyallerle körfezi doldurma tehlikesini önlemek için yatağı değiştirilerek bugünkü yatağı oluşturulmuştur.

    1.721.895(18.00 km2) hektarlık bir alanı kapsayan Gediz havzası Batı Anadolu'da Büyük Menderes'ten sonra en büyük havzadır.Havzanın temel akarsuyu Gediz nehri olup,önemli kolları Murat çayı,Selendi çayı,Gördes çayı,Kum çayı, Nif çayıdır.Doğal bir göl olan Marmara gölü(depolama hacmi 320.000.000m3) ve yapay bir göl olan Demir köprü barajı en önemli göllerdir.Gediz ve ana kolları üzerinde enerji,içme suyu sağlama,taşkın kontrolü gibi amaçlarla inşa edilmiş çeşitli su tutma ve biriktirme tesisleri bulunmaktadır.Bunlardan en önemlisi 1960 yılında Salihli sınırları içinde Gediz üzerine inşa edilen Demir köprü barajıdır(su kapasitesi depolama hacmi 1.105.000.000m3).

    Toprak dolgu tipinde olan barajın yüksekliği 77 m,tepe uzunluğu 543 m,göl alanı 4800 ha ve uzunluğu 20 km' dir.Gediz'in ana kollarından Alaşehir çayı üzerinde inşa edilen Afşar barajı, Alaşehir ilçesi sınırları dahilinde olup 525 ha büyüklüğündedir.(depolama hacmi 84.000.000m3) Alaşehir çayının yan kollarından Derbent çayı üzerinde inşa edilen Buldan barajı ise Buldan ilçesi dahilinde olup 310 ha büyüklüğündedir.(depolama hacmi 44.800.000 m3).Bunlar dışında Gediz ilçesi sınırları içinde Gümele göleti , Adala Karataş'da Adala regülatörü,'de Ahmetli regülatörü,Emiralem'de Emiralem regülatörü,Gördes çayı üzerinde Çömlekçi regülatörü bölgede yer alan diğer su birikme tesisleridir.

    Kütahya,Uşak,Manisa ve İzmir il sınırları içinde yer alan Gediz ve ana kollarının suladığı verimli tarım alanları,Ege bölgesinin meyve ve sebze ihtiyacını karşılamaktadır.Salihli'de Gediz havzasının yüksek verim gücüne sahip tarım toprakları üzerinde yer almaktadır.Havzada bulunan önemli yerleşim merkezleri içinde Manisa İl Merkezi, Akhisar, Alaşehir, Demirci,Gördes, Kula, Salihli, Eşme, Ahmetli, Gölmarmara,Köprübaşı Sarıgöl, Saruhanlı, Selendi, Turgutlu, Menemen, Foça ve Gediz ilçe merkezleri yer almaktadır.

    Gediz havzasının 1990 yılında yapılan nüfus sayımlarına göre toplam nüfusu yaklaşık 1.500.000'dur.Kırsal kesimde yaşayan nüfus 700.000 kadar olup bunun %41' i orman için kenarında yaşayan orman köylüsü oluşturmaktadır.

    Ortalama yıllık yüzeysel su potansiyeli 1.95 milyar m3 olan havzanın % 40' ı kontrol altına alınmıştır.Gediz'in başlıca çaylarından biri olan Alaşehir çayı,Alaşehir ve Salihli ovalarını suladıktan sonra Salihli'nin 4 km kuzeyinde Gediz'e bağlanır.Yılda 8 ay kurudur. Yağışlar başladığı zaman akışa geçer. Salihli yakınlarında Gediz'e bağlanan Kurşunlu,Irlamaz ve Sart dereleri sulama kapasitesi açısından önemli derelerdir.

    Gediz havzası çok önemli bir liman kenti olan İzmir'e yakın olması nedeniyle endüstriyel gelişime uygundur.Havzada tekstil,tarımsal,makine,gıda,orman ürünleri,kimya,elektronik,toprak ürünleri sanayileri ile madencilik mevcuttur.Tarımı yapılan ürünler arasında buğday, arpa,tütün, pamuk, üzüm, bostan, çavdar, zeytin, mısır, sebze ve meyve çeşitleri bulunmaktadır.

    Gediz havzası tipik Akdeniz iklimindedir.Yazları sıcak ve kurak,kışları ılık ve yağışlıdır.Havza alanında Temmuz ve Ağustos aylarında çok az olmak üzere hemen her mevsimde yağış görülmektedir.Yıllık yağış toplamı 492 mm(Salihli ort.) ile 726 mm (Manisa) arasında değişmekte ve havza ortalaması 609 mm kadardır.
    Ortalama debisi 300m3 olan Gediz ile beraber Gediz Havzasının verimli tarım arazilerini sulamaktadır.Gediz nehrinin kış aylarında 1860m3/'ye kadar çıktığı,yaz aylarında ise 10 m3/sn'ye kadar düştüğü görülmüştür.
    Gediz Nehri Murat dağından başlayan ve Ege denizine kavuşarak son bulan yolculuğu boyunca,her yıl 5.800.000 ton materyali de beraberinde taşımaktadır.

    Gediz havzasındaki sulanabilir alan miktarı 522.000 ha olup bu alanın % 74'ü olan 386.000 ha alan sulanabilir nitelikte ova alanıdır.Ova alanları havzanın orta ve batı kesimlerinde Gediz nehri ve ona bağlanan iki ana kol Alaşehir çayı ve Kum çayı çevresinde yoğunlaşmıştır.Gediz havzasında bugüne kadar yapılan çalışmalarda havzanın sulanabilir ova arazisinin % 52'si olan 200.000 ha civarında alan sulu tarıma açılmıştır.

    Gediz havzası içinde bulunan akarsularda,son yıllarda sayıları giderek azalmakta olan sazan,yayın balığı,tatlı su kefali,kaba burun,bıyıklı balık,alman levreği,siroz balığı gibi balıklara rastlanmaktadır.

    Gediz havzası ova tabanındaki yatak genişliği 150-200 m derinliği ise 2-3 m olan Gediz nehri,Demir köprü barajı yapılmadan önce kış aylarında 500-600 m genişliğinde bir taşkın yatağı oluşturmaktaydı.Baraj sayesinde akışı kontrol altına alınan Gediz'in eski taşkın yatağı ile bundan farklı olarak bir çok alan, kum ocakları olarak kullanılmak da ve hızlı bir şekilde tahrip edilmektedir.Kum ocaklarının sebep olduğu çevresel sorunlar ayrı bir başlık altında incelenmektedir.

    Gediz nehri de ülkemizdeki bir çok endüstriyel,evsel ve tarımsal faaliyetlerde kullanılan kirleticilerle her geçen gün artarak kirlenmektedir.Ege'yi boydan boya kuşatan Büyük Menderes,Küçük Menderes ve Bakır çay da Gediz ile aynı kaderi paylaşmaktadır.Bir zamanlar baştan başa dolaştıkları topraklara hayat taşıyan ve bu özellikleriyle Ege'nin can damarları sayılan bu akarsular maalesef şimdi sadece zehir yani ölüm taşımaktadır.Sanayi kuruluşlarının atıkları, kullanılmayan arıtma tesisleri, kanalizasyonlar, evsel atıklar,tuğla yapımında kullanılmak için harcanan milyonlarca metreküp verimli toprak ve bilinçsizce kullanılan yer altı suları,söz konusu nehirlerin kirlilik sebepleridir. Kaynağından billur gibi çıkan suların denize döküldükleri yerde,had safhaya ulaşan kirlilikleri gözle görülür düzeydedir.Son zamanlarda sık sık meydana gelen ve artık neredeyse kanıksanan balık ölümleri bunun somut örneği durumundadır. Bölgede bulunan,arıtmasız olarak kurulmuş ya da arıtması yeterli olmayan organize sanayi bölgeleri kirliliğin başta gelen nedenleri arasındadır.Nehirlerde yapılan kum alımları,jeotermal suların bilinçsiz kullanılması ve kullanılmayan arıtma tesisleri de kirliliği körükleyen etkenlerdir.

    Gediz nehri ilk kirliliği adını aldığı ilçede kaplamaktadır.Burada yapılan şaphanenin atıkları nehre bırakılmaktadır.Uşak'ta bulunan,iki sanayi sitesinin 50'ye yakın iplik imalathanesinin ve dokuma fabrikalarının arıtma tesisleri bulunmamaktadır. Kula'daki 130 deri tesisinin atıkları tümüyle Gediz'e verilmektedir.Ayrıca Salihli'de 35 tabakhane günde 3000m3 atık suyunu,belediye ise 12.000m3 evsel atık suyu Alaşehir çayı yoluyla Gediz'e bırakmaktadır.

    Günde 18.000m3 harcanan Manisa Organize Sanayi Bölgesi mevcut arıtma tesisinin yetersiz kalması nedeniyle harcanan suyun 5.500 m3'ünü hiç bir arıtma tabi tutmaksızın Gediz'e boşalmaktadır. 2.Organize Sanayi Bölgesinde 57 deri atölyesinden arıtılmadan bırakılan suyun miktarı ise günde 3.000m3 civarındadır.Ayrıca Gediz'in en büyük yan kollarından Kemalpaşa'dan geçen Nif çayı da çevresindeki 200'e yakın hayvan besleme tesisinin atık boşaltma yeri konumundadır.

    Ödemiş,Bozdağ yakınlarından doğan ve Kuşadası'ndan Ege denizine boşalan Küçük Menderes nehri,yatağından alınan kumlar yüzünden küçük göletler haline dönüşmüştür. Yaz aylarında balçık halini alan nehir, kış aylarında yağışların başlamasıyla üzerine bırakılan evsel atıklar birleşerek kirlenir.

    Soma yakınlarından doğan Bakır çay ise Soma termik santralinden çıkan atık suları,Aliağa çevresinde bulunan sanayi tesislerinin atık sularını Bergama,Kınık Belediyelerinin evsel atık sularını Çandarlı körfezine kadar getirmektedir.

    Büyük Menderes'te ilk olarak Uşak'ta kirlenmektedir.Türkiye deri üretiminin % 65'ini sağlayan organize sitesinde bulunan 400'e yakın küçük-büyük boy işletmenin krom ve zırnık içeren zehirli atık sular,iki büyük seramik fabrikasının ve Uşak şeker fabrikasının atık suları da arıtıma tabi tutulmamaktadır. 8 milyon ton su arıtılmadan Dokuz sele ve Banaz aracılığıyla Adıgüzel barajına gelmektedir.Denizli'de tekstil sektörünün,tabakhanelerin,mezbahanın atık suları,evsel atık sular,kanalizasyon yoluyla Çürük su,Sarı çay ve Gökpınar dereleri yoluyla B.menderes'e ulaşmaktadır.Yörede açılan jeotermal kuyulardan çıkan bor mineralleri de B.menderes'i kirleten nedenler arasındadır. Aydın'da direkt DSİ kanallarına verilen atık sular,Nazilli'deki Sümer bank Basma Sanayi Fabrikasının, Köytaş fabrikasının ECC Kimya Sanayinin, bölgede bulunan zeytinyağı fabrikalarının atık suları düzenli çalışmayan belediye arıtma tesislerinden çıkan evsel atık sular kirlilik sebeplerindendir.B.Menderes Bafa gölüne dökülmekte ve Bafa gölünün her geçen gün tuzluluk oranının artmasına sebep olmakta ve toplu balık ölümlerine zemin hazırlamaktadır. Ege Bölgesi'nin can damarları konumundaki bu nehirlerin doğal yapılarının insan faaliyetleri sonucunda bozulması ile ortaya çıkan ve yine insan sağlığı başta olmak üzere tarım ve su ürünlerini de olumsuz yönde etkileyen ve gözle görülen mevcut tehlikelerin dışında meydana gelebilecek başta tehlikelerden de bahsetmek mümkündür.Bu alanlardan oluşabilecek iki büyük tehlikelerden söz edilebilir : 1.Nehir sularından yararlanamayan çiftçiler yer altı sularını kullanmaya yönelecektir.Havzada mevcut yer altı su seviyesi 7 m'den 120 m'ye kadar düşmüştür.Bozulan dengeler depreme neden olabilir.Tehlike özellikle İzmir için saniye de 20 m3 suyun çekildiği Gediz havzası için söz konusudur.

    2.Çaylara,derelere,nehirlere sorumsuzca bırakılan sınai atıklar yar altı sularına karışarak bugün balıklara yaptığını yarın insanlara yapıp kitlesel zehirlemeye yol açabilir.

    Gediz havzasının 200.000 ha'lık alanında bulunan çok zengin yer altı suyu(aküfer), çiftçiler tarafından 7-8 m' den çıkarılarak sulama suyu amacıyla kullanılmaktaydı.Ancak kapasitesini zorlayarak çarpık kentleşmenin ve çarpık kirli sanayinin içinde kalan İzmir kullanma suyu temin etmek amacıyla Gediz havzasından su çekmeye başlamıştır. Göksu,Gölbey ve Sarıkız su kaynaklarından 20 m3/sn'lik debi ile,su kaynaklarının kapasitesinin dışında bir su temin şekli gerçekleştirilmektedir. Gediz havzasının yer altı su seviyesi,bunun gibi yanlış kullanımlar sonucu 7 km yakınlıktan 120 km'ye kadar düşmüştür.

    Aşağı Gediz Sulama Projesi uygulamaya geçtikten sonra sulama suyu yetersizliği ile karşılaşan Gediz havzasında hidrojen çevrim sistemi bozulmuş ve bölgesel kuraklık oluşmaya başlamıştır.Gediz havzasında İzmir'e kullanma suyu sağlayan proje gelecekte telafisi imkansız felaketlere neden olabilecektir.Su seviyesinin aşırı derece düşmesi,doğal dengenin bozulması ve bunu takip edecek olan büyük depremlerin olması kaçınılmazdır.

    Atıklarını Gediz'e boşaltan Uşak, Kemalpaşa, Manisa Organize Sanayi tesislerinin zehirli maddeleri yer altı sularına karışmaktadır. Artan siyanür konsantrasyonunun yüzlerce kişinin ölümüne sebep olabileceği göz ardı edilmemelidir.Özellikle Menemen boğazındaki Türkeli,Maltepe,Seyrek köy,Kesik köy,Musabey,Ulucak,Geren köy ve Bağ arası gibi yerleşim birimlerine oturan halk,zehirleme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktan tedirgin olmaktadır.
    25-30 yıl öncesine kadar Gediz nehri ve Nif çayı suları içme suyu kalitesinde iken bugün canlı kültürünü bile tamamen yok edebilecek kirlilik düzeyine ulaşmıştır.

    alıntı:gema Vakfı
     

Bu Sayfayı Paylaş