Efendimiz ''sav'' sevdiği yemekler

'Peygamber Efendimiz (S.A.V)' forumunda Dine tarafından 20 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Efendimiz ''sav'' sevdiği yemekler konusu Efendimiz ''sav'' sevdiği yemekler

    Hurmanın Allah Rasûlu' nün hayatında önemli bir yeri vardı ve sanki temel ihtiyaç maddeleri sıralamasında ilk yeri o almıştı.



    Bir gün Hazreti Aise'ye hitaben Yâ Aise! Bir evde hurma yoksa o evdekiler aç demektirdiye buyurmuştu.



    Kendilerinin evinde de bazı zamanlar hurmadan başka bir şey bulunmazdı. Hazreti Aise' nin beyanıyla Bir ay boyunca evimizde ocak tütmezdi kendisine Ne yerdiniz? diye sorulunca da Esvedeyn yani hurma ve su derdi. (Burada bir açıklama yapmakta fayda görünüyor. Esvedeyn kelimesini Türkçe' ye tercüme ederseniz iki siyah diye tercüme edilir. Hurmanın siyah olduğu müsellem fakat su nasıl siyah oluyor diye bir soru akla gelebilir. Bu Arapca'da ta' lib tarîki denen bir dilbilgisi kuralı ile alâkalıdır. Mevcut konumları itibarîyle mefhum ve mazmun olarak birbirine yakin olan iki şeyden birisi baskın olan diğerinin içinde ifade edilir. Buna en iyi örnek günlük hayatımızda sıkça kullandığımız anne-baba manasındaki ebeveyn kelimesidir. Burada baba manasındaki eb kelimesi anne kelimesini de kuşatacak şekilde ifade edilmiştir. Yoksa ebeveyn kelimesini iki baba seklinde tercüme etmek hatalı olur.)



    Yine Hazreti Aise' den gelen başka bir rivayette hilal bir defa görünür bir defa daha görünür yine ocakta bir şey pişmezdi ifadesi de vardır.



    Efendimiz' in kendi elleriyle diktiği halk arasında Medine hurması olarak da bilinen Acve hurmasının da birçok faydası vardır.



    -Sa'd b. Ebi Vakkas' ın rivayet ettiği bir hadiste "Bir kimse her gün sabahları aç karnına yedi tane Acve hurmasından yerse o gün içinde o kimseye ne zehir ne sihir zarar verir" buyurulmaktadır.



    Başka bir hadisde Efendimiz Acve hurması cennettendir ve zahire şifadır diye buyurur.



    Çok ilginçtir Abdullah b. Cafer'den gelen bir rivayette Efendimiz' in taze hurma ile acur yediği ifade edilir. Sebebini de Allah Rasûlu karşılıklı olarak birbirlerinin hararetini alırlar diye açıklar.



    Katık denilince ekmekle beraber yenebilecek her hangi bir şey aklımıza gelir. Efendimiz' in beyanıyla "Katığın efendisi tuzdur". Başka bir hadiste Sirke ne iyi katık! diye buyurarak yemekte ekmekle beraber yenecek en güzel şeylerden birinin de sirke olduğu zikredilir.



    Bir gün Hazreti Cabir'in evine konuk oluyor. Hazreti Cabir sirkeden başka ekmeğin yanında bir şey olmadığını söyleyince Efendimiz sirkenin çok iyi bir katık olduğunu beyan buyuruyor. Hazreti Cabir Allah Rasûlu' nden bunu duyduğumdan beri sirkeyi ben de seviyorum diyor. Aynı hadisi Hazreti Cabir'den nakleden Ebu Sufyan Hazretleri de Ben de bu hadisi Cabir'den duyduğumdan beri sirkeyi seviyorum diyor.



    Efendimiz ayrıca zeytinyağı yemeği tavsiye eder ve onun mübarek bir ağaçtan çıktığını söylerdi.



    Efendimiz eti "Dünya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi" diye tarif ederdi. Yine O'nun beyanları içinde Etin en güzeli (hayvanin) sırt etidir. Efendimiz et yerken mübarek dişleri ile kopararak yerdi. Hayvanin ön butları çok hoşuna giderdi ve fıtrat-ı nezîhânesinden olsa gerek arka kısmını yemezdi. Kadid denilen güneşte kurutulmuş et ve serid denilen ekmek-et karışımı sulu bir tur yemek ki bugün tirit olarak da bilinir Efendimiz’ in yediği et yemekleri arasındaydı.



    Ayrıca Efendimiz' in tavuk eti yediği de vakidir.



    Kabağın Allah Rasûlu' nün lezzet listesinde çok ayrı bir yeri vardı. Hazreti Enes Efendimiz' in kabağı çok sevdiğini söyler öyle ki yemek geldiğinde yemekteki kabakları Efendimiz' in önüne topladığını ifade eder. Başka bir hadiste de Efendimiz' in bizzat kendisinin yemekteki kabakları seçtiği ifade edilir ve buradan da bunun bal kabağı değil de normal yemek kabağı olduğu anlaşılır. Her insan kabak sevmeyebilir fakat sekli sûrî dahi olsa ona karsı alâka duymak gerekir. Kabağın cennette ayrı bir karşılığı olabilir ve orada farklı bir şekilde sunulabilir. Bazı âlimler bu meselenin üzerinde ciddiyetle durmuş ve Efendimiz' in kabağı bu derece sevmesine rağmen ben sevmiyorum diye kestirip atan biri küfür lâfzî telaffuz etmiş olabilir demişler.



    Meyveler arasında da narı severdi Efendiler Efendisi. Ibn Abbas Hazretleri'nden gelen bir hadiste Efendimiz' in Arafat'ta kendisine ikram edilen narla iftarını yaptığı belirtilir. Başka bir hadiste Efendimiz Nar yiyin o mideyi temizler rahatlatır diye buyurur.



    Efendimiz' in yenmesini tavsiye ettiği meyvelerden biri de ayvadır. Hazreti Talha naklediyor; Elinde ayva vardı. Bana: "Ey Talha! Şunu al! Çünkü bu kalbe rahatlık verir" diye buyurdular.



    Allah Rasûlu tatlı olarak balı ve helvayı sever



    İçecek olarak da soğuk şerbeti tercih ederdi.



    Efendimiz bazı yiyeceklerin bazı zamanlar yenmesini kerih görmüştür ki soğan sarımsak ve pırasa bunlardandır. Bu yiyeceklerden birisini yiyen mescidimize yaklaşmasın diye buyurmuş ve kendisine ikram edildiğinde de Ben sizin görüşmediklerinizle görüşüyorum demiş. Başka bir rivayette de Ben arkadaşıma (meleğe) eza vermek istemem ilâvesi vardır. Bu hadislerden anlaşılıyor ki Efendimiz ruhanîlerle beraber olduğu için sarımsak soğan gibi yiyeceklerden uzak durmuş fakat illet olarak sadece bunu göstermek yeterli olmayabilir. Çünkü O imamdı devlet başkanıydı komutandı yani her zaman halkla iç içeydi. Mescidimize yaklaşmasın ifadesindeki sır da bu olsa gerek. Bu tur yiyecekler mümkünse toplum içine çıkılmayacak zamanlar da yenilmeli ağız ve dişler güzelce temizlenmelidir. Biz soğanı birçok yemekte kullanıyoruz acaba burada kastedilen çiğ soğan mıydı? Evet başka hadislerde de soğan yemeyin ibaresinden sonra Efendimiz' in yani çiğ soğan dediği belirtilir. Ayrıca Hazreti Aise de Allah Rasûlu' nün en son yediği yemekte soğan vardı" diyerek konuya açıklık getirmiştir.



    Hazreti Sahib-i Seriat sadece ibadet hayatini değil bütün bir hayati talim için gönderilmişti.



    Bu nedenle O'nun âdab kabîlinden olan yemek içmek uyumak gibi fiilleri de bu tâlim sahasına girmektedir.



    Bu konularda Efendimize muhalefet edip uymayanlar günah kazanmaz ama büyük bir sevaptan mahrum kalacaklarında da şüphe yoktur.



    Bidatlerin ve hurafelerin her tarafı sardığı şu günümüzde O'nun sünnetine ittibâ hadisin ifadesiyle yüz şehit sevabı kazanmaya vesile olur. Üstad Hazretleri'nin 11. Lema' daki beyanları içinde Hatta en küçük bir muamelede hatta yemek içmek ve yatmak adabında Sünnet-i Seniyyeyi murât ettiği dakikada o âdi muamele ve o fıtrî amel sevaplı bir ibadet ve ser'î bir hareket oluyor... İşte bu sırra binaen Sünnet-i Seniyyeye ittibâi kendine âdet eden adetini ibadete çevirir bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.



    Selam ve dua ile...
     

Bu Sayfayı Paylaş