Ebülgazi Bahadır Han (Ebülgazi Bahadır Han Kimdir? - Ebülgazi Bahadır Han Hakkında)

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda UquR tarafından 9 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ebülgazi Bahadır Han (Ebülgazi Bahadır Han Kimdir? - Ebülgazi Bahadır Han Hakkında) konusu Ebülgazi Bahadır Han, Harezm Özbek hanlarından bir hükümdar ve târihçi. Babası Arab Muhammed Han, Harezm Özbek hanlarının ceddi olan Yâd-gâr Hanın dördüncü batından torunudur. 1603te Rus Kazaklarının Urgençe hücum ve babasının tarafından imhaları hadisesinden 40 gün sonra doğmuş ve bu gazâ dolayısıyla Ebül-Gâzi ismi verilmiştir. Arab Muhammed Han önce Urgençi, sonra da Hiveyi başşehir yaptı. Oğlu Ebül- Gâziyi Harezmde Kat valiliğine tâyin etti. 1620 başlarında Hanın oğulları Habeş ve İlbars, babalarına isyân ettiler. Ebül-Gâzi yaptığı savaşlarda fevkalâde kahramanlık gösterdi ise de, babasının yakalanarak gözlerine mil çekilmesine engel olamadı. Bu hâdise üzerine Ebül-Gâzî, Buhara hanı İmam Kuli Hana sığınarak iki yıl yanında kaldı.

    Şah Abbasa sığınan Arab Muhammed Hanın büyük oğlu İsfendiyar Han, babasının yerine Harezm Hanlığına geçince, 1623te Urgençi has olarak Ebül-Gâziye verdi. Burada üç sene kalan Ebül-Gâzi, Harezme tek başına hâkim olmak niyetinde olduğundan, ağabeyi ile harbe girişti. Fakat muvaffak olamayarak 1626da Kazakistana gidip üç ay kaldı. Daha sonra Taşkent hanının dâveti üzerine Taşkente gitti ve iki sene orada misâfir kaldı. Buradan tekrar Buhara hükümdârı İmam Kuli Hanın ülkesine giderek, ordu toplamaya başladı. Ağabeyinin bir seferde olmasından faydalanarak Hive Kalesini ele geçirdi. Fakat İsfendiyar Han, ordusu ile gelince mukavemet edemedi ve yakalanarak Safevîlerin elinde bulunan Yurda gönderildi. Oradan İsfahana geçen Ebül- Gâzi, İranda iken Şah tarafından hüsnü kabul gördüğünü, kendisine dirlik olarak maaş bağlandığını ve on yıl orada kaldığını kendi târihinde anlatır. Târihe büyük bir ilgisi olan Ebül-Gâzi, gittiği yerlerin târihini tedkik ettiği gibi, İsfahan�da iken de, Türk târihi üzerine yazılmış Fars kaynaklarını tedkik etme imkânını bulmuştu.
    Ebül-Gâzi, İsfahandan kaçarak, önce Ersari Türkmenleri, sonra Balhandaki Teke Türkmenlerinin yanına gitti. 1642de ağabey İsfendiyar Hanın ölümü ile boşalan Harezm Hanlığına 1643 yılında çıkıp, Hiveyi kendine merkez edindi. 21 sene hanlık yapan Ebül-Gâzi, en çok Türkmenlerle mücâdele etmiştir. Ayrıca komşuları olan Buhara Özbek hanlarının yurtlarına da birkaç defâ akın düzenleyerek yağma etti.

    Ebül-Gâzinin, 16 yaşında devlet idâresi işlerine başlayıncaya kadar Urgençte geçirdiği gençliğinde ve İrandaki hayatında ciddî sûrette ilim tahsil ettiği, güzel Arapça ve Farsça bildiği, bu dillerden yaptığı tercümelerden anlaşılmaktadır. İki mühim eser bırakmıştır. Bunlardan biri 1659da yazdığı Şecere-i Terâkime, diğeri 1663te ölmesi ile yarım kalan ve vasiyeti üzerine oğlu Enûşe tarafından ikmâl edilen Şecere-i Türktür. İlk eserini, Reşideddînin târihinden aldığı Oğuznâmeyi, Türkmenler arasında ele geçirdiği diğer 20 kadar Oğuznâme rivâyetleri ile karşılaştırarak tasnif etmiştir. Eser, Rus müsteşriki Tumansky tarafından 1892de Aşkabadda Rusça olarak ve 1937de Türk Dil Kurumu tarafından Çağataycası faksimile olarak neşredilmiştir.

    Şecere-i Türk ise, 15. asrın ikinci yarısından başlayıp Harezm�de hükümet süren Yâd-gâroğlu Şıban-Özbek hanlarının târihini ve ensâbını (soyunu) tespit maksadıyla kaleme alınmış ve bu sülâlenin 1663e kadar ki târihi için esas kaynak olmuştur. Bu eser, Türk ve Moğol târihine âit bilinen ilk kaynak olduğundan, yalnız Özbek hanları târihi için değil, aynı zamanda Moğol ve Türk târihi için başlıca kaynak telâkki olunmuştur. Eseri batıya ilk kez tanıtan; Poltava Savaşından sonra Ruslar tarafından Sibiryaya sürülen İsveçli subay Tabberttir. Eser Moğol Hânedânı ve kabîlelerin târihini belirten en iyi kaynaklardan biri olarak tanınmıştır. Kont Estralenburg tarafından Almancaya tercüme olunmuş, Fransızca tercümesi de 1726da Leidende basılmış ve yayınlanmıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş