Ebû Talhâ

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Mavi_Sema tarafından 20 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ebû Talhâ konusu Ebû Talhâ



    İslâm Güneşi Mekke'de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı

    Medîne'nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu

    Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi Puta tapmaktaydı

    Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu Fakat o sadece biriyle evlenmek istedi Haber yolladı

    Evlenme teklifinde bulundu

    Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü Şu cevabı verdi:

    - Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum

    Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline bırakmak istemiyordu

    Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!

    Evlenmem mümkün değil

    Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:

    - Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym! Kararını vermelisin dedi

    O'nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadın başka bir şeyden endişeliydi Açık açık söylemeyi uygun buldu:

    - Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil

    Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı delikanlısı; hayretle sordu:

    - Niçin?

    - Çünkü sen müşriksin Putlara tapıyorsun

    Ebû Talhâ'nın hayreti arttı:

    - Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? diye sordu Ümmü Süleym gâyet sâkin:

    - Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda! dedi ve devam etti:

    - Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızı aşağı mahalledeki marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı mahalledeki köleleriniz yaparlar

    Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu O sözlerini şöyle tamamladı:

    - Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara secde etmesi yakışır mı?

    Biraz düşüneyim

    Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:

    - Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun?

    Kadın cevap verdi:

    - Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir ve büyüktür Muhammed aleyhisselâm O'nun kulu ve elçisidir İşte benim inandığım budur

    Zengin delikanlının aklı karıştı:

    - Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi

    Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü Sonra tekrar Ümmü Süleym'in yanına vardı

    - Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi Müslümanlık şerefine erişti

    Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü'mine hanım da:

    - Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi

    Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi Çünkü bir insanı hem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu

    Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle; Medîne'ye hicret ettiler Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te'mîn ediyordu

    Lütfen kabul buyurun

    Hz Ebû Talhâ ve muhterem hanımı da Peygamber efendimizin huzurlarına vardılar

    - Yâ Resûlallah Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz İnşâallah size hizmette kusur etmez dediler

    Bu küçük oğlu Enes idi

    Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu Küçük Enes'i kendi terbiyelerine aldılar Bir sâyede Ebû Talhâ'nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu

    Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi Yeni bebek evlerine sevinç getirmişti Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık onlara uğruyorlardı Hatır soruyor cemâ'atle namaz kıldırıyorlardı

    Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı Az sonra da vefat etti O sırada Hz Ebû Talhâ evde yoktu Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi Üstüne temiz bir bez örttü

    Ev halkına:

    - Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti

    Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü Her zamanki gibi yanında arkadaşları bulunuyordu Selâm verdi ve sordu:

    - Oğlum nasıl? Hanımı:

    - O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi Sonra efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti

    Hayırdır inşâallah

    Hepsi âfiyetle yediler içtiler Hiçbir şeyden haberleri olmadı

    Misâfirler geç vakit gittiler Ancak o zaman hanımı konuştu:

    - Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar Bir müddet faydalanmışlar Fakat sahibi emâneti geri isteyince itiraz etmişler

    - Ne demişler?

    - Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!

    - İnsafsızlık etmişler doğrusu!

    - Evet öyle İnşâallah biz etmeyiz

    - Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?

    - Evet

    - Ne oldu?

    - Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı

    - Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:

    - Allah sana ömürler versin

    Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı Fakat herşeye rağmen:

    - İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn "Biz hepimiz Allahın kullarıyız ve ancak O'na dönücüleriz" mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu Hakkın emrine râzı olup sabretti

    O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı çekiyorlardı Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:

    - Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdır diye sordu Hanımı da:

    - Evet Ne yapacaksın dedi

    - Resûlullah efendimizin mübârek seslerinde zaîflik ve açlık hissediyorum Gönderebilir miyiz?

    Hz Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze sardı Oğlu Hz Enes'in koltuğuna verip yolladı

    Evet yâ Resûlallah

    Sevgili Peygamberimiz Mescîdde arkadaşlarıyla idiler Ekmeklerle Hz Enes'i görünce:

    - Seni Ebû Talhâ mı yolladı

    - Evet efendimiz

    - Koltuğunda ekmek mi var?

    - Evet yâ Resûlallah

    Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz arkadaşlarına:

    Kalkın! Ebû Talhâ'nın evine gidiyoruz buyurdular

    Bunu işiten Hz Enes önlerinden koşturdu Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi O da:

    - Yâ Ümme Süleym! Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte yemeğe teşrîf ediyorlarmış Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine yetecek mi diye telâşlandı

    Hanımı gâyet sâkin:

    - Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler Sen telâşlanma cevabını verdi

    Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular Bu olay şüphesiz Hz Resûlullahın mu'cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti

    Günler sür'atle geçip gidiyordu

    Harp ve sulh anlarında Hz Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla çabalıyordu

    Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı

    Yüz kişiden hayırlıdır

    O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:

    - Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır Ganîmete dâhil edilmiyecektir

    O savaşta Hz Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin önlerine bıraktı

    O'nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi

    Sevgili Peygamberimiz:

    - Asker içinde Ebû Talh'nın sesi 100 kişiden hayırlıdır buyurmuşlardır

    Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonra Medîne'de duramadı Şam taraflarına gitti Ancak Hz Ömer'in son zamanlarında baba ocağına döndü

    70 yaşlarında Hakkın rahmetine Sevdiklerine kavuştu
     

Bu Sayfayı Paylaş