E Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_inci tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    E Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları konusu E Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

    EAMM: Daha geniş, pek şümullü, en umumî.

    EÂZIM: Büyükler, ulu kişiler.

    EB: Baba, ata.

    EBB: Kuru ot, taze ot. Mera, otlak, çayır.

    EBEDÂ: Ebedî olarak, ebediyyen.

    EBEDÎ: Devamı, sonu olmayan. Ezelînin zıddı.

    EBED-ŞÜMÛL: Ebedî içine alan.

    EBEVEYN: Ana-baba.

    EBRÂR: İyiler.

    EBSÂR: "Basar"ın çoğulu. Gözler, görme hassaları.

    EBTER: 1. Eksik, tamamlanmamış. 2. Dölsüz, çocuğu olmayan kimse.

    EBU’L-BEŞER: İnsanlığın atası. Hz. Âdem.

    EBU’L-HAYR: İyilik babası.

    ECÂNÎB: Ecnebîler, yabancılar.

    ECEL-İ KAZÂ: Tehlikeye uğramak suretiyle gelen ecel.

    ECEL-İ MÜSEMMÂ: Allah tarafından tayin edilmiş ömrün sonunda gelen ecel.

    ECİR: 1. Karşılık, ücret. 2. İyi bir amelin karşılığı olarak verilen manevî mükâfat.

    ECR U MESUBÂT: Karşılık ve mükâfat. İyi amele karşılık Allah tarafından ahirette verilen sevap.

    ECR U SAVÂB: Yapılan bir şeyin karşılığı olarak verilen ücret ve sevab.

    ECR: Yapılan bir iş karşılığında verilen ücret.

    ECRÂM U ECSÂM: Cansız varlıklar ve cisimler.

    ECRÂM-I SEMÂVİYYE: Gök cisimleri, yıldızlar.

    ECSÂM-I MUHTELİFE: Muhtelif cisimler.

    ECSÂM-I SAKÎLE: Ağır cisimler.

    ECSÂM-I SELÂSE NAZARİYESİ: Üç cisim nazariyesi.

    ECZÂ: Cüzler. 1. Eczacılıkta kullanılan maddeler. 2. Bir kitabın parçaları. Kur’ân-ı Kerim’in cüzleri.

    EDÂ: 1. Ödeme, verme. 2. Zamanında yerine getirme. 3. Tarz, üslûp.

    EDÂ-İ EMANET: Emaneti yerine getirme.

    EDAT: 1. Kendi kendine anlamı olmayıp isim ve fiillere katılarak anlam gösteren kelime. 2 Âlet.

    EDEB-İ KUTSÎ: Kutsî edeb, iyi ahlâk.

    EDEB-İ UBUDİYYET: Kulluk edebi.

    EDGÂS U AHLÂM: Karışık rüyalar.

    EDİLLE: Deliller.

    EDİLLE-İ AKLİYYE: Aklî deliller.

    EDİLLE-İ HAKK: Hak deliller, gerçek deliller.

    EDİLLE-İ KÂTIA: Kesin deliller.

    EDİLLE-İ ŞER’İYYE: Şer’î deliller; Kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukahadan ibaret dört delil.

    EDİLLE-İİ İLMİYYE: İlmî deliler.

    EDNÂ: Pek aşağı, en alçak.

    EDVÂR: Devirler, çağlar.

    EDYÂN-I BÂTILA: Bâtıl dinler. Hak olmayan dinler.

    EDYÂN-I MÜNZELE: Allah tarafından gösterilen dinler.

    EDYÂN-I SEMAVİYYE: Semavî dinler. Musevîlik, Hıristiyanlık ve İslâm dinleri.

    EF’ÂL: Fiiller, işler.

    EF’ÂL-i İBÂD: Kulların işleri.

    EF’ÂL-İ KULÛB: Kalbin işleri, kalbe doğan çeşitli duygu ve düşünceler. Arapça’da kalbî fiiller (bilmek, görmek gibi) .

    EFDÂL: Daha faziletli, en faziletli.

    EFLÂK: 1. Felekler, gökler. 2. Her gezegene ait gök tabakaları.

    EFRADINI CÂMİ AĞYÂRINI MANİ: Kendisine ait olanları toplayan, olmayanları dışarda bırakan.

    EFSANE: Masal, destan, mitoloji.

    EHAD: Bir, tek. Allah’ın sıfatlarından.

    EHÂDÎS-İ ŞERİFE: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in söz, hareket ve ikrarlarından meydana gelen hadis-i şerifler.

    EHADİYYET: Birlik. Allah’ın her bir şeyde kendilerine ait sıfatı. Her şeyde birliğinin tecellisi.

    EHAKK: Çok haklı, daha haklı.

    EHASS: 1. En has, en özel. 2. En bayağı.

    EHASS-I MAKSAT: En özel maksat.

    EHL U İYÂL: Bir kimsenin geçindirmek zorunda olduğu aile efradı ve diğer kimseler.

    EHL: 1. Sahip, malik, 2. Maharetli, usta. 3. Bİr yerde oturan. 4. Karıkocadan herbiri.

    EHL-İ BEYT: Hz. Muhammed (s.a.v)’in ailesi, hane halkı, (Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin) .

    EHL-İ BİD’AD: Dinde olmadığı halde sonradan çıkan şeylere uyanlar.

    EHL-İ DİRÂYET: Zeka, bilgi, tecrübe ehli.

    EHL-İ EHVÂ: Heva ehli, arzu ve isteklerine tabi olanlar.

    EHL-İ İCTİHAD: Müctehid olan kişi, içtihad ehli.

    EHL-İ İMAN: İman ehli.

    EHL-İ İNSÂF: Merhametli, adil olanlar.

    EHL-İ KARYE: Köylü, köy halkı.

    EHL-İ KİTAP: Allah’ın gönderdiği kitaplara inananlar. Terim olarak yahudiler ve hıristiyanlar.

    EHL-İ KÜFR: İnkârcılar.

    EHL-İ SALİB: Haçlılar, hıristiyanlar.

    EHL-İ SUFFE: Suffe ehli ki bunlar, Medine’deki Mescid-i Nebevî’nin sofasında kalırlar ve burada Hz. Peygamber’den dni öğrenirlerdi.

    EHL-İ SÜNNET: Hz Muhammed (s.a.v.)’in yolunda gidenler, sün-nîler.

    EHL-İ ZİMMET: İslâm devletinin himaye ve tabiiyyetinde bulunan hıristiyanlar.

    EHLULLÂH: Allah’a itaat eden, Allah’ın sevdiği kimse, velî.

    EHREMEN: Zerdüştîlerin inandıkları, kötülük ve karanlık tanrısı, şeytan, dev.

    EHVEN-İ SIRREYN: İki gizliden en zararsızı.

    EHVEN-İ ŞERR: Şerrin en hafif olanı.

    EİMME: İmamlar.

    EKÂLİM: İklimler, memleketler, ülkeler.

    EKALLİYET: Azınlık, azlık.

    EKÂNİM-İ SELÂSE: Hıristiyanların baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluştuğuna inandıkları Allah. Allah, İsa, Ruhu’l-Kudüs üçlüsü.

    EKBER: En büyük.

    EKL: Yemek.

    EKMEL: En mükemmel, eksiği olmayan, en olgun.

    EKREMÜ’L-EKREMÎN: Cömertlerin en cömerdi. Çok kerim, çok cömert olan Allah.

    ELFÂZ: Sözler.

    ELFÂZ-I GARÎBE: Şaşılacak, tuhaf sözler.

    EL-FURKAN: Kur’ân-ı Kerim.

    EL-HAKK: 1. Gerçeğin ta kendisi, tam doğrusu. 2. Allah.

    ELHÂN: Nağmeler, besteler.

    ELHÂN-I TAYYİBE: Güzel nağmeler, güzel sesler.

    EL-HÜDÂ: Hidayet, Kur’ân-ı Kerim.

    ELVÂH: Levhalar, tablolar.

    ELVÂN: Renkler, çeşitler.

    EL-YEVM: Bugün.

    EMÂN: 1. Eminlik, korkusuzluk. 2. Aman dileme. 3. Şikayet. 4. Rica.

    EMÂNET-İ İLÂHİYYE: İlâhî emanetler.

    EMİR, EMR: Buyruk.

    EMN: Eminlik, korkusuzluk.

    EMNİYYET-İ KÂMİLE: Tam güven, tam itimat.

    EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER: Dinin iyi gördüğü şeyleri emretmek ve kötü gördüğünden sakındırmak.

    EMR-İ Bİ’L-MA’RUF: İyiliği emretmek.

    EMSİLE: Misaller, örnekler.

    EN’ÂM: Davar, koyun, keçi, sığır ve deve gibi hayvanlar.

    ENBİYA: Peygamberler, nebîler.

    ENE: Ben, benlik.

    ENE’L-HAKK: "Ben hakkım" anlamına gelen ve ilk defa Hallac-ı Mansûr tarafından söylenen söz.

    ENFÂL: "Nefel"in çoğulu. Harpte düşmandan alınan mallar, ganimetler. Kur’ân-ı Kerim’in 8. Sûresi.

    ENFÜS: "Nefs"in çoğulu. Canlar, ruhlar.

    ENFÜSÎ: Nefsî, nefiste meydana gelen, ferdî zihne ait bulunan, subjektif.

    ENSÂR: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Medineli arkadaşlarından olan ve muhacirlere yardım eden ashabı.

    ENVÂ: Türler, çeşitler.

    ENVÂ-I VÂHİDE: Bir çeşitten olma.

    ERBÂB-I HALL-U AKD: Halife seçmeye yetkili olan kişiler. Medine halkının ileri gelenleri.

    ERBÂB-I HASENAT: İyilik sahipleri.

    ERCAH: Daha üstün, en üstün.

    ERDÂN: "Beden"in çoğulu. Cisimler, vücutlar, gövdeler.

    ERHÂM: 1. Kadınlardaki çocuk yatağı, rahimler. 2. Akrabalar.

    ERHAM: Çok merhametli, çok acıyan.

    ERKÂN: Rükunlar, esaslar, direkler, üniteler, bölümler.

    ERVÂH: Ruhlar.

    ERVÂH-I HABÎSE: Kötü ruhlar.

    ERZEL-İ ÖMÜR: İhtiyarlığın sonları, bunaklık günleri.

    ESAHH: Çok sahih, en doğru.

    ESÂTİR: Efsaneler, masallar.

    ESATÎR-İ EVVELÎN: Eskilerin masalları.

    ESBÂB: Sebepler.

    ESFEL-İ SÂFİLÎN: Cehennemin en alt tabakası, aşağının aşağısı.

    ESHÂB VE ETBA: Sahabeler ve tabiin.

    ESHÂB: Mümin olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)’i gören ve mümin olarak ölen müslümanlar. (Bak: ASHAB) .

    ESHÂB-I EYKE: Şuayb Peygamberin gönderildiği kavim.

    ESHÂB-I HİCR: Salih Peygamberin gönderildiği kavim.

    ESLÂF: "Selef"in çoğulu. Eskiler, yerlerine geçilmiş kimseler.

    ESLÂF-I MÜFESSİRÎN: Eski müfessirler, geçmiş müfessirler.

    ESLAH: En salih, en iyi, en uygun.

    ESMÂ: Adlar, isimler.

    ESMÂÜ’-HÜSNÂ: Allah’ın güzel isim ve sıfatları.

    EŞBÂH: Benzeyenler, nazirler.

    EŞCÂR: "Şecer"in çoğulu. Ağaçlar.

    EŞHURU’L-HAC: Hac ayları. Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin ilk on gününden ibaret olan cem’an 70 gün İslâm’dan önce de Araplar bu günlerde Kâbe’yi ziyaret ederlerdi.

    EŞHURU’L-HURUM: Haram aylar. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları. İslâm’dan önce Araplar bu aylarda savaş yapmayı haram sayarlardı.

    EŞRÂF: Soylulular, şerefliler.

    EŞRÂR: Şerliler, kötüler.

    EŞRÂT-I SAAT: Kıyamet alâmet-leri.

    ETFÂL: Çocuklar.

    EVÂMİR U NEVÂHÎ: Emirler ve yasaklar.

    EVÂMİR-İ CİHÂD: Cihad emirleri.

    EVÂMİR-İ İLÂHİYYE: İlâhî emirler.

    EVÂMİR-İ SÂBIKA: Eski emirler.

    EVHÂM: Vehimler ve hayaller. Kuruntular ve gerçek dışı şeyler.

    EVLÂ VE EFDÂL: Daha iyi ve daha faziletli.

    EVLÂ VE ESLÂH: En iyi ve en uygun.

    EVLÂ: Birinci, başta gelen. En iyi.

    EVLİYA: Velînin çoğulu. Allah’ın ermiş kulları.

    EVLİYÂ-YI UMÛR: İş başında olan kimseler.

    EVSÂF U ŞERÂİT: Vasıflar ve şartlar.

    EVSAF: Vasıflar, özellikler.

    EVSAT: Orta.

    EVVEL U ÂHİR: Önce ve sonra.

    EVVELEN: Evvelâ, birinci olarak.

    EYTÂM VE ERÂMİL: Yetimler ve dullar.

    EYYÂM EN MA’LÛMAT: Bilinen günler.

    EYYÂM: Günler.

    EYYÂM-I MA’DÛDÂT: Sayılı günler; Ramazan ayının bütün günleri.

    EYYÂM-I NAHR: Kurban Bayramı’nın ilk üç günü.

    EYYÂM-I TEŞRİK (Eyyâmü’t-teşrik): Kurban Bayramı’nın ilk gününden sonraki üç gün.

    EZELİYET: Başlangıcı olmama. Ezeliyeti Müş’ir: Başlangıcı bildiren.

    EZMÂN: Zamanlar, vakitler.

    EZMİNE: Zamanlar, çağlar.

    EZ-ZİKR: Kur’ân-ı Kerim’in adlarından biri.
     

Bu Sayfayı Paylaş