Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler,

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda Dine tarafından 23 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, konusu Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı (Hac, 40) Ayeti açıklar mısınız?


    Hac Suresi, Ayet 40: "Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir)"

    Ayetin Açıklaması: O mazlumlar ki, "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile def'etmeseydi; azgın zalimleri, bozguncuları, kâfirleri âdillerle, salihlerle, müminlerle defetmiş olmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler yıkılırdı Nitekim o zalimlerin defedilmediği yerlerde dinsizlik görülmektedir

    SAVMAA: Tepesi sivri ve yüksek olan bina demektir ki, İslâmiyet'ten önce hıristiyan rahiplerinin manastırlarının ve sâbie (yıldızlara tapanlar) sofularının zaviyelerinin adı olmuştu Sonra Müslümanların ezan yerleri olan minareler içinde kullanılmaya başlandı Ancak âyette kastedilen hıristiyanların manastırları veya sâbienin zaviyeleridir,

    BÎ'A: Hıristiyanların ibadet yeri olan kilise demektir

    SALÂT: Bu kelime İbrânice Saluta'dan gelen ve sonradan Arapçalaşan bir sözcüktür ki, yahudilerin namaz yeri, yani havra demektir Görülüyor ki, mescidler, "Allah'ın adının çok anıldığı yer" olarak nitelendirilmiştir ki, bunda iki nükte vardır Birincisi, İslâm'ın emrettiği ibadetlerden asıl maksadın Allah'ın adının çokça anılması olduğunu vurgulamak, ikincisi de diğerlerinin var olmalarının, asıl sebebi olan Allah'ın anıldığı yer olmaktan çıkıp başka maksatlar için kullanıldığına işarettir

    Özetle Allah, dindar olanları, haddi aşan azgınları defetmeye göndermeyip; inananlara savaşma hak ve salahiyetini vermeseydi manastırlar, zaviyeler, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidlerin hepsi yıkılırdı

    Dinsizlerin saldırıları karşısında bunlardan hiçbiri ayakta kalamazdı Bakara Sûresi'nde (2/251) geçtiği üzere bütün yeryüzünün düzeni bozulurdu Bütün bunların yıkılmaktan kurtulmaları ve korunmaları ancak onları savunmakla mümkündür O halde bütün bunları himaye etmeyi hedefleyen İslâm'ın savunma hakkının bütün hakların başında geldiği muhakkaktır Şüphesiz Allah kendi dinine yardım edene yardım edecektir Çünkü dinin ihtiyarî olan fiillerle alakası olduğuna göre, o konuda arzu edilen gayenin gerçekleşebilmesi için, Allah'ın iradesi kulun cüzî iradesine bağlı olduğundan, kulların cüzî iradelerini kullanarak bir çaba sarfetmeleri, Allah'ın iradesinin işlemesine vesile olması itibariyle bir yardım gibidir Onun için müminlere savunmayı söz veren yüce Allah, yardımının kesin olarak gerçekleşmesini onların yardım ve çalışmalarına bağlamıştır Yoksa Allah şüphesiz çok güçlüdür, herşeye galiptir, yardıma ihtiyacı yoktur Yardım ettiği kimseler de her zaman üstün olup hiçbir zaman mağlup olmazlar (bk Elmalılı Tefsiri)

    Selam ve dua ile
    Sorularla İslamiyet Editör
     

Bu Sayfayı Paylaş