duygusalsanız bu hikayeyi okuduktan sonra ağlıyacağınıza eminim

'Aşk Hikayeleri' forumunda DilzaR tarafından 29 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    duygusalsanız bu hikayeyi okuduktan sonra ağlıyacağınıza eminim konusu sevgilisinin duygusuz olduğundan yakınanlara bir hikaye
    Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti.

    Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün

    yapacaklarının aklına gelmesiydi.

    Bugün 2 yıldır sürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti.

    Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.

    Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’

    Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu.

    Süratle giyinerek dışarı çıktı.

    Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.

    İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.

    Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim

    yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize...’


    buluşma vakti...
    Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra

    karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.

    Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk

    sırasında hiç konuşmadılar.

    Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti.

    Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını...

    Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de oturdular.

    Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.

    ’Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam gözlerini

    kaçırarak ’Evet’ dedi.

    Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye

    bekliyorsun’ dedi.

    Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’

    diye sordu.

    Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi.

    Genç adam söze başladı...

    ’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için

    yazdığım şiiri okumak istemiştim.

    Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin.

    Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi

    hissettim kendimi.

    Özür dileyip telefonu kapatmıştım.

    Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin.

    Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen

    de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim

    yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin.

    Hatırladın mı?’’


    Duygusallığı sevmem...
    Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.

    Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye

    yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.

    Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire

    falan olamazsın.

    ’ Genç adam devam etti...

    ’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel

    sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç...

    Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.

    Duygusallığı sevmeyebilirsin.

    Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.

    Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi

    seviyorum.

    Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksam her gece yani seni andığım

    her saat tatlı bir mesajım vardı senin için

    biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.

    ’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?

    ’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden.

    Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.

    ’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum.

    Olamazsın da...


    Biz ayrılmalıyız...
    Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı,

    ’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’

    Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.

    Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi.

    Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili

    uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek

    ’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur...’ dedi.

    Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve

    uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi.

    Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki

    yabancıydılar.

    Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’

    dedi.

    Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen

    kalkabilirsin’ diye yanıtladı.

    Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı.

    Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam

    ’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.


    Ben doğru yaptım...

    Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.

    Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.

    Odasına girdi.

    Gece bitmek bilmiyordu.

    Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.

    Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.

    Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.

    Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama

    vardı.

    Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj

    sevgilisindendi. Heyecanla mesajı

    açtı, şunlar yazıyordu:


    sadece onları sevmeyi sevdim,

    hepsini onlarsız yaşadım da,

    bir seni sensiz yaşayamıyorum,

    bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum,

    sana yemin güzel gözlüm,

    bir tek seni sevdim,

    ve seni severek öleceğim,

    elveda birtanem...


    Genç adam şaşırmıştı.

    Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın

    besinde yazmıştı.

    Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.

    Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilir miyim?’’Dedi.

    Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de...

    ’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.

    Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.

    Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini

    asmıştı....’



    yığılıp kaldı...
    Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.

    Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi.

    Olduğu yerde yığılıp kaldı...

    Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.

    Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.

    Doktor yanıt verdi...’Haaa o mu? Üç ay önce

    getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.

    O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.

    Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.

    Geçenlerde merak ettim.

    O uyurken gönderdiği numarayı aradım.

    Numara 3 ay önce iptal edilmiş.

    Gelen mesajlarda bir şiir var.

    Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla

    şiiri yazan çok duygusal biriymiş...




    "çevrenizdeki insanların ne hissettiği ya da ne düşündüğünden o kadar

    emin olmayın, bazen bir kalbin, içinde neler saklandığını öğrendiğinizde

    her şey için geç olabilir..."
     

Bu Sayfayı Paylaş