Duy Ki Çığlıksız Nidam

'Resimli Şiirler' forumunda Mavi_Sema tarafından 12 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Duy Ki Çığlıksız Nidam konusu
    Duy ki...


    Sarhoş bir naranın
    Bilenmiş sözcüklerinde eridim
    Umutsuz duaların yedivereninde yaprak yaprak sarardım
    Yüz sürdüm sızılı türkülere
    Vakti dolu darlığın
    Üvey sözcüklerin esrarında
    Kırbaçlandı özgüvenim
    Ömrün gam hali yoğruldu satır aralarında..

    Duy ki...


    Yalın ayak bir veda dudaklarımda
    Bir çift göz gizli akşam hüzzamlarında
    Özge bir ağrı derinliğinde
    Çakır bakışlarla fısıldaşır sınırsız nihayetsiz zamansızlığım...

    [​IMG]

    Duy ki...

    Yanı başımda suskunluk
    Düşleri kelepçeli uykusuzluğun
    Ela gözleri sıla bürümüş
    Beden ruhuna eşkıya
    Gönül kabarır olmuş...

    Duy ki...


    Yolların düğümü açılmaz gamdan
    Kirli duvar diplerine saklanır gözlerim
    Yusuf'un kuyusuna bir kıyımlık ah ile tükenişim
    Sürüye uyup gürültüye verdim cümleleri
    Sitemkâr bercestelerin yüzünde ayyuka figanım
    Gölge nöbetlerine aldırmaz ilmek ilmek gözyaşım...

    Duy ki...


    Kırmızı veladet vaktidir
    Kızılcık şerbetinden sızan
    İç kanamalı sabır hüzünlü bir dağ başında
    Ayaz bulaşır dimağa
    Sızıldanma o anki zaman
    Ötesine gizlenir öncesi özne
    Umuda ramak kala...

    Duy ki...


    İnmez kirpiğim kaşım üstünden
    Donuk yarınlara kilitli umutsuzluğum
    Karagül hüznü bu ay ışığı gölgesinde cefakar
    Yorgun penceresinden baktığım
    Hızması kınalı yıldızlar
    Katran kara şarkılar
    Telaşımdan arta kalan yarımlıklar...

    Duy ki...


    Seferi göçlerin seyrine
    Zamanın öznesi düşer
    Zehri paye ısırık dudak ucu vesvesem
    Kıt kanaat şiir dökülür alaturka hüznümden
    Ateşten gömlek giyinirim bilmeden
    Açıp örgüsünü yılların
    Beden ruha sığmadan hercai yutkunurum...

    Duy ki...


    Mevsimler çıldırmış umarsızca
    Mücrim titreyişinde iklimler
    Vurgun gözlerin derinin de
    Hesapsız direnişte
    Ten yanığına aldırmaz özlem
    Yıllar sorguladıkça çoğalır söylem...

    Duy ki...


    Çok sevdim gökyüzünü
    Sessiz gidişlerin şaşkınlığında
    Mavileri büyüttüm
    Türkü sürdüm turna kanatlarına
    Sürme çektim bulutlar arasına
    Katran kara...

    Duy ki...


    Gözyaşı büyüttüm nehirler misali
    Efsunlu ışıklarına dokundum dolunayın
    Hasreti kokladım kana kana
    Arkamı dönmeden yollarım ayrımında
    Sesi uzaklaşmış güvercinlerin...
    Kışa dönünca bahar
    Ayaz vurdu goncalarım söndürdü
    Ayrılık çöreklendi bıçak kesen tipiyle
    Gün söndü...

    Duy ki...


    Hüznün darağacında
    Ebedi serçeler ağlayacak
    Biliyorum ki çığlıksız soluksuz nidam..

    .alıntıdır.
     

Bu Sayfayı Paylaş