Dursun Ali Erzincanlı-Sen Yoktun

'İlahi Sözler Ezgiler' forumunda Siraç tarafından 28 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dursun Ali Erzincanlı-Sen Yoktun konusu [​IMG]








    SEN YOKTUN!
    Dursun Ali Erzincanlı
    Sen yoktun
    Hz Adem’deydi nurun
    Önce cenneti,
    Sonra yeryüzünü şereflendirdin
    Adem nuruna affedildi
    Arafat bu affa şahitti
    Sen yoktun
    Nuh’un gemisindeydi Nurun
    Dalgalar yeryüzünü boğarken
    Toprağın bağrındaki su
    Gökyüzüyle buluşurken
    Ve bu bir ilahi azap derken,
    Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
    Tufan,nurunu selamladı edeple
    Sen yoktun
    Hzİsmail’in alnındaydı Nurun
    İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
    "Rabbimiz" dedi,
    " Onlara kendi içlerinden
    Senin ayetlerini okuyacak
    Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
    Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
    Amin dedi on sekiz bin alem
    Nurunla aydınlanan minicik ellerini
    Semaya kaldırarak
    Amin dedi İsmail
    Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
    Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı
    Sevr dağında
    Sen yoktun Sultanım
    Hzİsa Ahmed diye muştuladı seni
    Alemlerin efendisi diye sana seslendi
    " Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
    Çünkü bu alemin reisi geliyor
    Bekleyin Ahmed geliyor
    Kainata Rahmet geliyor
    Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun
    Ama sen yoktun
    Sen yoktun
    HzAbdullahın alnındaydı Nurun
    Başı eğik gezerdi mazlum
    Put eyle göklerden seni sorardı
    Varaka seni arardı sema’da
    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler
    Ağlayarak süslediler ölüme!
    Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler
    Sen yoktun Sultanım
    Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
    Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi
    En son çocuk atılırken çukura,
    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
    Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
    Melekler süslüyordu Hira’yı,
    Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
    Efendisine hazırlanıyordu Mekke
    Alem, efendisine hazırlanıyordu
    Kainatın gözü HzAmine’deydi
    Toprak yalvarıyordu Rabbine
    Gel diye ağlıyordu mazlumlar
    Gözleri Sema’da
    Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
    Bir inişin vardı yeryüzüne
    Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
    Bir inişin vardı yeryüzüne
    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki dedoya doya
    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
    Herşey sus pus olmuştu
    Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
    Kainat bir isim duymak istiyordu
    Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
    Muhammed
    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
    Muhammed
    Seni yaratan Allah’a kurbanız Ey Dürr-i Yekta
    Sana O adı veren Rahman’a kurbanız
    Artık sen vardın
    Susuz topraklara rahmet indi seninle
    Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
    Yağmura mı ihtiyaç var?
    Kaldır şehadet parmağını
    Yağmuru salsın Allah
    Sonra tut ağacın yaprağını
    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah
    Yeter ki sen iste
    Sen iste Ya Resülallah
    Deki; ben kimim?
    Dağlar, taşlar dile gelsin
    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin
    Sen vardın
    Bedir kârdı,
    Uhud dardı,
    Hendek yardı,
    Yiğitlerin vardı
    Ölmek için yarışan yiğitlerin
    Hele bir Enes’in vardı Ya Resülallah
    Uhud’da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
    " Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu
    Onlarda ;" Allah’ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince
    " Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
    Kalkın ve O’nun gibi ölün" demişti
    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü
    Hem de ne şehit Ey Nebi
    Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
    Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu
    Musab bin Umeyer’in vardı senin
    Uhud’da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!
    Allah o gün meleklerini Musab’ın suretinde indirdi
    Ebu Hureyre’n vardı
    Acıkınca mescidin önünde durur
    Sana bakardı, sen anlardın
    " Ya Ebahir!gel " derdin
    Ve sen gittin
    Bir gidişle gittin
    Ardında hüznün kaldı,
    Hasretin kaldı göklerde,
    Bilal ezan okuyamaz oldu
    Ne zaman teşebbüs etse
    " Muhammed resülallah " demeye
    Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi
    Sonra günler ay, aylar yıl oldu
    Asırlar oldu
    Sensizliğe açtık gözlerimizi
    Ama sen bırakmazsın bizi!
    Sen varsın
    Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
    Bir şehit bile ölmezken
    Sana nasıl yok deriz
    Ebu Talip Şam’a giderken,
    devesinin önüne geçip;
    " Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
    " Ne anam var ne babam"
    Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
    Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
    Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
    Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz" buyuruyor
    Bırakma bizi !
    Hayatı seninle öğretti Rahman
    Kulluğu seninle tanıdık
    Duayı senden öğrendik sevgili,
    HzÖmer umre için senden izin isteyince,
    Kardeşcik dedin ona;
    " Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
    Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için
    Ey Rabbimiz!
    Resülünü anışımızdan haberdar et
    O’na binler salat,binler selam
    Habibine Makam-ı Mahmud-u ver
    O’na Vesile-i lütfet
    O’nu Refik-i Ala’ya yükselt
    Bizi de affet
    O’nun hatırına affet
    Zatının hatırına affet
    Ne olur affet bizi
    Bizi affet

    Dursun Ali Erzincanlı
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Allah razı olsun
     

Bu Sayfayı Paylaş