Duhan süresi meali

'Kuran'ı Kerim Türkçe Mealli' forumunda DeMSaL tarafından 5 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Duhan süresi meali konusu
    dualar-duhan suresi aciklamasi-duhan suresi türkce meali




    44-ed-DUHÂN
    Mekke'de inen bu sûre 59 (ellidokuz) âyettir. Adını, onuncu âyette geçen ve duman manasına gelen "duhan" kelimesinden almıştır.

    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Hâ. Mîm.
    2. Apaçık olan Kitab'a andolsun ki,
    3. Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.

    Bu ayette geçen “mübarek gece”den maksadın Kadir gecesi veya Berat gecesi olduğunu dair rivayetler vardır. Ancak Kur’an-ı Kerim’in Hz. Peygamber’e Kadir gecesinde indirilmiş olduğunu bildiren ayeti göz önüne alan İslam alimlerinin çoğunluğu burada Kadir gecesine işaret edildiği rivayetini daha kuvvetli bulmuşlardır. Ayrıca bak. Bakara 2/182’nin açıklaması ve Kadir 97/1.

    4. Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.
    5. (Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
    6. Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar,vahiylerimizi bildiririz) .Doğrusu o işitendir ,bilendir.
    7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
    8. O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
    9. Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
    10. Şimdi sen, göğün, açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.
    11. Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır.
    12. (İşte o zaman insanlar Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).

    Bu duman hakkında başlıca iki farklı yorum yapılmıştır: 1.Duman, kıtlık ve kuraklıktır. Nitekim Arabistan’da büyük bir kıtlık olmuş, kaldırılması için Kureyş, Hz. Peygamber’e başvurmuştur. 2.Bu duman, kıyamet alametlerinden olan ve göğü kaplayacak bulunan dumandır. Peygamberimizden rivayet edildiğine göre, kıyamet alametlerinden biri de, doğu ile batı arasını kaplayacak olan duman olayıdır.

    13. Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
    14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.
    15. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

    Hz. Peygamber’in duasıyla kıtlık kaldırıldıktan sonra, inkarlarına dönmüşlerdir. Başka bir yoruma göre de, kıyamet kopmadan önce etrafını kaplayan dumanı kafirler görünce, Allah’a sığınıp dua edecekler, Allah kısa bir süre için dumanı kaldıracak, fakat onlar buna rağmen tekrar küfre döneceklerdir.

    16. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.
    17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi.(Şöyle diyerek)
    18. "Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm"
    19. Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.

    Apaçık delil, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizelerdir.

    20. Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.

    Ayet, taşa gömerek öldürecekleri tehdidini savuranlara karşı Hz. Musa’nın, işkenceye, hakarete ve ölüme aldırmayıp, Allah’a sığınacağını beyan ettiğine dikkat çekmektedir.

    21. Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
    22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
    23. Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.

    Gerçekten Firavun ve ordusu, şehirden çıktıklarını öğrendikleri Hz. Musa’yı ve İsrailoğullarını takip etmişlerdi.

    24. Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

    Başka ayetlerde yer aldığına göre Hz. Musa, karşılaştığı denize asasını vurarak suyun açılmasını sağlamış, kavmi rahatça karşıya geçmiş, takip eden Firavun ve ordusu ise aynı su içinde boğularak helak olmuştur.

    25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler,çeimeler,
    26. Ekinler, güzel konaklar,
    27. Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
    28. İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
    29. Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
    30. Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
    31. Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.

    Başka ayetlerde bildirildiği gibi Firavun, İsrailoğullarını kendine kul ve köle yapıyor, oğullarını öldürüyordu. Bu, İsrailoğullarını küçültücü bir durumdu.

    32. Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
    33. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.

    Bu işaretler, denizin yarılması, bulutun gölge yapması, kudret helvası ve bıldırcın kebabı gibi lütuflar şeklinde sayılabilir.

    34. Onlar (müşrikler) diyorlar ki:
    35. "İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz."
    36. " Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin."
    37. Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.

    Tübba’, Yemen hükümdarlarına verilen isimdir. Peygamberimizden rivayet edildiğine göre, bu hükümdar iyi bir insandı, fakat kavmi yoldan çıkmıştı. Ayette, Tübba’ ve diğer kavimlere göre Kureyş’in, güç, kuvvet ve sayı itibariyle daha zayıf olduğu hatırlatılmıştır.

    38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
    39. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
    40. Şüphesiz (hakkı bâtıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.

    Kıyamet günü hak batıldan, halkı haksızdan ayırt edilecektir. Veya kişiler, yakınlarından ve dostlarından ayrılacaktır. Bu durum ayetteki “fasl” kelimesiyle ifade edilmiştir.
    41. O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez. 42. Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir. 43. Şüphesiz zakkum ağacı,44. Günahkârların yemeğidir. 45. O, karınlarda maden eriyiği kaynar.46. Sıcak suyun kaynaması gibi . 47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! 48. Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! 49. (Ve deyin ki Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! 50. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir. 51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. 52. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. 53. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.54. İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz. 55. Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler. 56. İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır). 57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur. 58. Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. 59. (Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler
     

Bu Sayfayı Paylaş