Dua, ömrü uzatmaz ise de

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda sebradılan21 tarafından 2 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Dua, ömrü uzatmaz ise de konusu Allahü teâlâ dua edenleri, sıhhat ve selamet isteyenleri sever. Mümin suresindeki âyet-i kerimede mealen; (Dua ediniz! Duanızı kabul ederim!) buyuruyor.

    Allahü teâlâ, her şeyi bir sebeple yaratmaktadır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine kavuşmak için dua etmelidir. İnsana sıhhat, şifa vermek için, dua etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayı sebep yapmıştır. Bu sebeple, dert ve bela gelince, Allahü teâlâya sığınmalı, afiyet vermesi, kurtarması için dua etmeli, Ona yalvarmalıdır.

    Duanın belayı defetmesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkanın, oka siper ve suyun, bitkilerin yetişmesine sebep olduğu gibi, dua da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Bir hadis-i şerifte; (Kaza-i muallakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsan, iyilik arttırır) buyuruldu.

    Allahü teâlânın takdirinin yani kaderin, Levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, yani o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmişse, dua eder, kabul olunca, belayı önler.

    Ecel-i kazayı, iyilik etmek geciktirir. Fakat, Ecel-i müsemma değişmez. Ecel-i kaza denilen, mesela, bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse ömrü altmış sene, bunları yapmazsa kırk sene diye takdir edilmesi gibidir. Vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin üç gün ömrü kalmış iken akrabasını, Allah rızası için ziyaret etmesi ile, ömrü otuz seneye uzar. Otuz yıl ömrü olan kimse de, akrabasını terk ettiği için, ömrü üç güne iner.

    Hazret-i Ömer yaralanınca, Ka’bül-ahbar hazretleri; “Hazret-i Ömer daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. Zira onun duası elbette kabul olur” buyurunca, işitenler şaşırıp;

    -Nasıl böyle söylüyorsun, Allahü teâlâ mealen, (Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez) buyurdu, dediklerinde;

    -Evet, ecel hazır olduğu vakit gecikmez. Fakat, ecel hasıl olmadan önce, sadaka ile, dua ile, amel-i salih ile, ömür uzar. Zira Fatır suresinde mealen, (Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması hep yazılıdır) buyurulmaktadır dedi.

    Davud aleyhisselamın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikayet etti. Dinleyip karar verip giderken, Azrail aleyhisselam gelip;
    -Bu iki kişiden, birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti, fakat ölmedi dedi. Davud aleyhisselam şaşıp, sebebini sorunca;
    -İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi. Bu gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı, Allahü teâlâ, buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu dedi.

    Emali kasidesi 62. beytinde;
    “Öldürülen kimsenin eceli, münkati değildir. Yani, o anda, ömrü ortadan kesilmiş değildir” denmektedir. Ahmed Asım efendi, bu beyti şerh ederken diyor ki:
    “Ehl-i sünnete göre, öldürülen kimsenin, o anda eceli gelmiştir. Ömrü ortadan kesilmemiştir. Herkesin eceli bir tanedir.”

    İlaç almak, âyet-i kerime ve dua okumak, yazıp yanında taşımak, insanın ömrünü uzatmaz, ölüme mani olmaz ve eceli geciktirmez. Ömrü olanın dertlerini, ağrılarını giderip, sıhhatli, rahat ve neşeli yaşamasına sebep olurlar. Doktor ve ilaç bulmak da, takdire bağlıdır. Allahü teâlâ, takdirine göre sebepleri yaratmaktadır. Çok eskiden bilindiği gibi, bir yeri kesilen insanın eceli gelmedi ise, damarı bağlanır, ilaç verilir, ölmez. Eceli gelmiş ise, damarı bağlayacak biri bulunamaz, kanı akar, mikrop kapar, ölür. Yürek adalesi bozuk olana, ölmek üzere olan bir başkasının sağlam yüreği takılıp takılmaması da, ecelin gelip gelmemesine bağlıdır. Kalbin değiştirilmesi de hastayı muhakkak iyi yapmıyor, çoklarının ölmesine sebep olmaktadır.

    Netice olarak, dua etmek, ilaç kullanmak, ömrü uzatmaz, eceli geleni ölümden kurtarmaz ise de, ömür, ecel bilinmediği için, dua etmek ve ilaç kullanmak lazımdır. Böylece eceli gelmemiş olan kimse, sıhhate, kuvvete kavuşur yani ömrü olanlara faydalı olur. Ancak şifayı, ilaçtan değil, Allahü teâlâdan beklemelidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş