Dost dedikleri...

'Arkadaşlık ve Dostluk Yazıları' forumunda Mavi_inci tarafından 27 Eylül 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dost dedikleri... konusu
    Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte"

    dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan,
    söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç
    gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda
    gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisi.

    Kucaklamalı seni güvenli
    kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını
    verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
    Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

    Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş
    başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu
    bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...

    Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan
    fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...

    Böyle bir dostum var benim. Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız
    riyasız dertleşebildiğim. Kuşağımdan olanların en iyisiydi hilafsız... Beraber okuduk, birlikte
    koştuk son dört yılın amansız parkurunu... Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu... Ekmeğimizi
    ve acılarımızı bölüştük. Çocuklar sevdik, büyükler gömdük. Sonunda yara bere içinde oraya buraya
    savrulduk. Dertleştik geçenlerde... Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun:

    Yüzüne baktım bir daha bir daha...Dayanamadım sordum.Neyapıyorsun?

    Seyrediyorum dedi; "çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum".

    Seyrettiği; coğrafyamızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin
    zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti. İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü,
    kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?

    Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra merakla
    karıştırır gibi... Umutlarımızın kaderini değiştirmeye azimliydik bahar olurken; lakin karanlığını
    boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi... Pazarda görsek tezgahından meyve
    almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın,
    üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.

    Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik. Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi sevdiklerimize tek devredebildiğimiz,
    çok daha ağırlaşmış saçlarım ve bir vagon sorun...
    İşte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın...
    Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci
    gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

    "Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik,
    acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız" diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en
    koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer
    bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz..


     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Evet HErkesin Böyle Bir Dosta İhtiyacı vAr...

    Teşekkürler Güzel Paylaşım İçin..:)
     

Bu Sayfayı Paylaş