Doğmamış (2009) The Unborn

'Sinema Film Tanıtımları' forumunda Siraç tarafından 15 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Doğmamış (2009) The Unborn konusu
    Doğmamış (2009) The Unborn

    Kafamda iki ayrı David Goyer var. İlk David Goyer, Batman Başlıyor, Kara Şövalye ve ilk iki Blade filmi gibi karanlık çizgi roman uyarlamalarını kaleme almış, benim için gelmiş geçmiş en başarılı bilim-kurgu filmlerinden biri olan Karalık Şehir’in senaryosuna yardım etmiş, Hollywood’un en yetenekli en çok aranan senaryo yazarlarından biri.

    İkinci David Goyer ise Blade 3 ile serinin en katlanılmaz örneğine imza atmış, ara sıra mantık dışı düşük bütçeli korku filmleri yöneten acemi ve kafası karışık yazar/yönetmen. Goyer’in kaleme aldığı filmlerle yazıp yönettiği filmler arasındaki kalite farkı göze alındığında akla bir soru geliyor: Bu adam yazdığı filmlerin setlerini ziyaret ettiğinde Christopher Nolan ve Guillermo DelToro gibi dehalara nasıl film yönetildiğine dair hiç mi tavsiye sormamış, sette hiç mi not almamış?

    Peki Goyer’in yönetmenliğindeki şaşırtıcı başarısızlığını nadir bir yönetmenlik disleksizmine yoralım. Peki ya yönettiği filmlerin senaryolarına ne demeli? Goyer, yönetmen koltuğunun arkasına oturunca kısa dönem hafıza kaybından mı yakınıyor, birden muazzam bir detay ve incelikle yazdığı senaryoları yazdığını unutuyor mu? Bu ilginç fenomenin tek açıklaması şu: David Goyer, çift kişilik hastalığından yakınıyor. Kara Şövalye gibi bir modern şaheser ile
    Doğmamış kadar mantıksız, klişe dolu ve acemi bir korku bombasının aynı zihinden nasıl çıktığını açıklamanın başka bir yolu yok.


    [​IMG]


    Nereden başlamalı? İlk olarak Doğmamış, bin bir türlü korku alt-türünü spastik bir blender misali umarsızca karıştıran, seyircisini ne olursa olsun her ucuz yoldan korkutmak için bütün alışılagelmiş teknik yöntemi deneyen çaresiz bir yapıya sahip. Casey isimli genç bir kızın (Odette Yustman) doğumda ölen ikiz kardeşinin vücudunu ele geçirmeye çalışması etrafında gelişen hikaye, Halka tarzı uzakdoğu korkusundan David Cronenberg ve David Lynch tarzı sürreal rüya korkusuna, Cadılar Bayramı tarzı slasherlardan Şeytan taklidi din bazlı doğaüstü gerilimine ileri geri zıplıyor.

    Korku sineması ele alındığında Goyer’in görsel bakımdan yetenekli olduğu kesin. Doğmamış’ta kafası ters köpek ve böceklerle dolu tuvalet gibi ucundan sürreal görüntüler seyircinin aklında kalıyor. Bu görüntüler korkutucu, itici ve grotesk olabilir, ki bu tarz bir korku filminin seyircide yaratmaya çalıştığı hislerle birebir gidiyor. Fakat sadece görsel bakımdan bir kaç saniyeliğine koltuğumuzdan zıplamamız yeterli mi? O görselliği destekleyecek, kendi kurallarını açıkça ortaya koyan, kendi dünyası içinde mantıklı bir hikaye olmadığı, tehlikede olan karakterler, birbirinden ayırt edilemeyen karbon kopyalara benzediği sürece bu korku ve gerilim hissi ne kadar uzunlukta korunabilir?


    [​IMG]


    Şeytan gibi bir filmin otuz beş yıl sonra bile halen korkutabilmesinin sebebi sadece Linda Blair’in makyajının başarısı veya yeşil kusmuk makinasının hızı ile birebir değil, kendi doğaüstü dünyası içinde belli kurallar oluşturması ve kişisel bakımdan bağlantı kurabileceğimiz karakterler yaratması. Doğmamış, sonlarına doğru benzer bir şeytan çıkarma sahnesine sahip. Fakat David Goyer deliklerle dolu hikayesini ve boş karakterlerini örtbas edebilmek için türlü ışık ve gürültü efektine başvuruyor. Sonuç olarak sette kullanılan fanların ne kadar güçlü olduğuna şahit oluyoruz, o kadar.

    Doğmamış’ın hikayesi her adımında kendini sil baştan tanımlayan mantık dışı açıklamalarla dolu. Mesela korkunun kaynağı olan kötü ruhun tek amacı içine girebilecek her hangi bir vücut bulmak ise, kötü ruh daha filmin başında küçük bir çocuğun vücudunu ele geçiriyor, yani amacına ulaşıyor. O zaman ruh neden halen Casey’nin peşinden gidiyor? Eğer ruh istediği her vücuda istediği her an girebiliyorsa neden filmin başında Casey’nin vücuduna girmiyor, biz de seyirci olarak boşa harcadığımız iki saatimizi geri kazanmıyoruz? David Goyer, lütfen bir sonraki yöneteceğin film için kolları sıvamadan önce Christopher Nolan’ı bir ara ve yönetmenlik üzerine birkaç tavsiye al.


    Oktay Ege Kozak
     

Bu Sayfayı Paylaş