Doğa turizmi nedir? Dağ turizmi ne demektir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 21 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Doğa turizmi nedir? Dağ turizmi ne demektir? konusu Doğa turizmi nedir? Dağ turizmi ne demektir?

    Turizm denildiğinde bir çoğunun aklına genelde deniz kenarında kumların üzerine uzanıp güneşte kendi yakmak gelse de son yılların moda trendi Doğa , Tarih ve İnanç turizmi öne çıkmaktadır. Sizlere bilgi notumuzda kısa ve özet bir biçimde doğa turizmini açıklamak istiyoruz.

    Doğa turizmi ya da diğer söyleniş biçimiyle ekoturizm dünya turizmi içinde son yıllarda en hızlı biçimde büyüyen alt sektör olarak öne çıkmaktadır. Ekoturizmin temel amacı doğanın bozulmadan korunmasını amaçlamasından ötürü normal turizm uygulamalarında sıklıkla görülen oteller doğal alanların yok olmaması için ekoturizmde fazla görülmez.

    Ülkemiz genel olarak doğa turizmi yönünden çok zengin bir ülke olmasına rağmen özellikle doğa turizmi açısından en uygun bölgemiz olan Doğu Anadolu bölgesinde turizm eğitimi ve tanıtımı oldukça az seviyelerde olduğundan bu bölgemizde olan potansiyel tam anlamıyla değerlendirilememektedir. Ancak son yıllarda bu konuda yapılan çalışmalarla içinde bulunulan kısır döngü yenilerek bölgenin turizme ve ekonomiye kazandırılmasına dair ciddi adımlar atılmıştır ve atılmaktadır. Eğer bu bölgemiz turizme tam anlamıyla kazandırılabilirse bölgeye yurtdışı kaynaklı başka olmak üzere turlar vasıtasıyla bir çok turist gelebilir. Bu turistlerin temel amacı Türkiyenin doğasını, bitçi çeşitliliği, bu bölgelerde yaşayan kuş, böcek ve diğer canlıları gözlemlemektir. Doğal ve kültürel alanda meydana gelebilecek olan tahribatın önüne geçen ve kişi başına gelir olarak normal turizme oranda çok daha yüksek oranda gelir getiren ekoturizm ülkemizde Kars Ardahan Iğdır Artvin ve Ağrı gibi güzel bir doğaya sahip olan ancak ekonomik olarak yoksulluk zincirini kıramamış illerimiz için alternatif bir gelir kaynağı olabilecektir.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 13 Ağustos 2015
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Son yıllarda doğa turizmine merak arttı, insanlar bilinen ve kalabalık yerlere gitmek yerine, artık bakir, sessiz ve muhteşem manzaralara sahip yerler arıyor, bu yazıda Türkiye’de ulaşımı İstanbul’dan kolay olan ünlü doğa turizmi merkezlerine değineceğiz:
    Kartepe
    ( Keltepe ) ” Pazar”

    Kar topu oynamak, doyumsuz manzarayı izlemek yapacaklarımızdan sadece birkaçı. Samanlı dağlarının en yüksek tepesine hoşgeldiniz…
    Doya doya karlarda, kayın, çınar, meşe ve ıhlamur ağaçlarının altında yürümek ve birbirinden harika fotoğraflar çekmek istiyorsanız en doğru adreslerden birinde, Kartepedesiniz. Orta zorlukta bir parkur. Herkesin yürüyebileceği türden. Ancak manzarası o kadar basit görünmüyor. Bu bölgeye en yüksek tepeden bakmak inanın gözlerinizi kamaştıracak… Sapanca’nın güneyinde yer alan bu bölgeye yine tanıdık olan bir yerden, Maşukiye’den gidiliyor. Doğal yapısıyla, tabiat güzellikleriyle kesinlikle ender görülebilecek yerlerden biri… Birkaç yolu var. Sıkı bir yürüyüş yapmak isteyenler patikalardan yürüyebilirler. Ancak doğanın tadını çıkarmak isteyenlere tavsiyemiz orman yolu.
    Gidilebilecek ve keyfini çıkarabileceğiniz en güzel mevsim kış. Hele kar yağdıysa tüm bölgeyi yukardan izlemek inanın bir ayrıcalık. Gidince bize hak vereceksiniz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Sudüşen Şelalesi – Günübirlik
    Kolay ve güzel bir parkur. Doğa yürüyüşüne yeni başlayanlar için son derece uygun.
    Eskihisar üzerinden feribotla Yalova buradan Çınarcık üzerinde termal tesislerinin yanıdan geçerek yürüyüşümüze başlayacağamız Üvezpınar Köyüne ulaşıyoruz. Burada ufak bir alış veriş molası verdikten sonra geniş ve düz orman yolundan yaklaşık 2 saat süren bir yürüyüşün ardından küçük bir dere geçişi yaparak Sudüşen Şelalesi’ ne ulaşıyoruz. Şelale karşısında mangal keyfimizi yapıyor ve kumanyalarımızı yiyoruz. Burada isteyenler hava müsait olduğu zamanlarda şelalenin yanından yukarı çıkıp küçük göletde yüzebilirler. Şelale keyfinin ardından dönüş için yola koyuluyoruz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Kerpe Koyları ve Kayalıkları
    Kerpe yakın zamana kadar kendi halinde bir balıkçı köyüydü. İstanbul’a yakınlığıyla el değmemiş doğası ve denizi ile son 2 yılda keşfedilen en gözde yerlerden biri oldu.

    İstanbul’a çok yakın. Tem otoyolundan Kandıra’ ya çıkışından sapılarak yol takip edilir. Kefken tabelası izlenerek, yol ayrımından sola dönülür. Orman yolundan Kerpe’ ye ulaşılır. Hem trekking için hem de tatil severler için en ideal bölgelerden biridir. Kerpenin en çekici tarafı dalgaların neden olduğu hırçın Karadeniz kayalarını o kadar dövmüşki heykeltıraş ve mimari ustalarımıza hayretle izlemişler bu doğal harikayı. Sabah saat:10:30 civarında vardığımız Kerpe’de yaptığımız kahvaltı sonrası meşhur kayalıkları ve ufak mağaralary dolaşıyoruz. Yaklaşık 2 saat süren gezimizin ardından aracımıza binip orman içerisindeki parkurumuza doğru devam ediyoruz. Aracımızdan inip öğle kumanyamızı yiyeceğimiz alana geliyoruz. Burada deniz kenarında yeşillikler içinde çok geniş bir alandır. Yürüyüşümüz yaklaşık 8-9 km’lik bir parkurda geçiyor. Yürüyüşümüzün sonunda kayaların arasyna gizlenmiş bir koya geliyoruz. Bu arada dileyenler Kerpe’ nin eşsiz denizine kendilerini bırakabililer. Ya da vakti olanlar için çevredeki tatil yerlerinden Cebeci, Kefken ve dolaşabilirler.
    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Menekşe Yaylası Turu
    Samanlı dağlarının en yüksek yaylalarından biri . Baharda adını verdiği menekşeleri, Yuvacık barajını besleyen derelerin kaynakları, yayla evleri ve zengin bir orman. İstanbul’dan çıktıktan sonra İzmit’ e bağlı Yuvacık beldesine ulaşıyoruz. Buradan yürüyüşe başlıyacağımız Aytepe mahallesine aracımızı bırakıyoruz. Parkurumuz buradan başlıyor.. Önce Soğukpınar su deposuna iniyoruz. Dereyi geçip yaklaşık 1 saat sürecek patikayla hafif bir eğim çıkıyoruz. İlk başta çıkılan bu yokuş sizi biraz zorlayabilir. Bu yürüyüşten sonra tüm vadiyi gören Şahintepesin’e ulaşıyoruz. Yaklaşık iki saat sürecek patika yürüyüşümüz orman içinden devam ediyor. Bu yol takip edilerek önce küçük bir çimenliğe, oradan da Menekşe yaylasına varıyoruz. Uzun ama kolay bir parkur. Yol boyunca zengin doğal güzellikler dikkat çekiyor. Özellikle sonbahar aylarında görülmeye değer bir örtüyle kaplanıyor her yer.. Menekşe yaylasına vardığımızda bizi İzmit körfezinin ve Keltepenin harika manzarası karşılıyor. Tüm bölge olduğu gibi ayaklarınızın altında. Yorulmuş olanlar için yemyeşil kekik kokulu çayırlara uzanmak oldukça keyifli olacaktır. Öğle yemeğinin ardından aynı yolu takip ederek geri dönüyoruz… Dönüşte bölgenin tüm doğasını izlemek daha keyifli olacaktır.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.
    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Polonezköy *Günübirlik
    Doğayla tarihin bulustuğu Polonezköy’ deyiz.
    Sabah belirlediğimiz buluşma noktalarından Polonezköy’e doğru yol alıyoruz. Kısa süren yolculugumuz sonrası Polonezköy’e varıyoruz. 1842′ de Polonya’ nin işgali sırasında Osmanlı’ ya sıgınan Polonyalı’ lar tarafından kurulan bu köy şimdi evleriyle ve bahçeleriyle, yeşil, modern bir köy. Hem de İstanbul’a çok yakın.Önce Polonezköy’ de Stella’ nın evinde ev yapımı kiraz reçelinin, böreklerin, omletlerin oluşturduğu uzun bir kahvaltı yapıyoruz. Ardından bir Katolik Kilisesi olan Meryem Ana Kilisesi’ ni ziyaret ediyoruz. Bizim için açılan ve artık Cumartesileri ayin yapılan kilisede, Polonezköy’ ün ve kilisenin tarihi hakkında bilgi alıyoruz.Tekrar geçmisin kokusunu duyacağımız artık sahiplerinin değil anılarının yasadığı eski bir Polonezköy evini ziyaret ediyoruz. Polonezköy etrafında bulunan ormanlarda bir yürüyüs yapıyoruz. Yürüyüş sırasında kumanyalarımızı yediğimiz küçük bir molamiz var. Daha sonra 2 saatlik bir yürüyüşümüs oluyor ve dönüşe geçiyoruz. İstanbul’ a saat 21:00 civarı oluyoruz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler:
    Yedek yürüyüs pantolonu, atlet veya tisört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabi, en az iki çift çorap, su tasiyabilmek için matara veya pet sise.

    Nüzhetiye Deresi * Günübirlik
    Kayın,Kestane ve diğer ağaçlarla ormanın çevrelediği güzel bir dere yürüyüşü…
    İzmit yolundan Hüseyin Beldesine ve buradanda Nüzhetiye Köyüne ulaşıyoruz. Köye ulaştığımızda alış veriş molası veriyor ve buradan tekrar araçlarımıza binerek alabalık tesislerine kadar araçlarla devam ediyoruz. Mevsime bağlı olarak bu yolu yüreyebiliyoruz. Alabalık tesislerinde sonra dere yatağının kenarından kayın , kestane ağaçlarının çevrelediği ormanın içinde yürüyüşe başlıyor, bir çok küçük göl ve şelaleden geçtikten sonra bu yolun öbürü olan büyük şelaleye ulaşıyoruz. Yaz aylarında şelalede duş alınabilindiği gibi gölde yüzme sansınızda bulunuyor. Selalenin yanında mangalımızı yaptıktan sonra dönüşe geçiyoruz. Toplam yürüyüşümüz 2.5 – 3 saat kadar sürüyor.

    Alinacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sirt çantamizi hazirlayarak evden çikiyoruz.

    Yanimiza almamiz gereken malzemeler: Yedek yürüyüs pantolonu, atlet veya tisört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yagmurluk, yedek ayakkabi, en az iki çift çorap, su tasiyabilmek için matara veya pet sise.
    Beyazlar Üzerinde
    Abant Gölü ve Yayla Gezisi “Günübirlik Doğa Turu”

    İstanbul’ da karın tadını çıkartamıyor musunuz? O zaman bize katılın.
    Dört mevsimde de ayrı güzellikleri içinde barındıran Abant’ı beyaz örtüyle kaplı hiç gördünüz mü? Ya eski usül kızaklara binip Abant gölü etrafındaki küçük tepelerden aşağılara süzülmek istemezmisiniz? hatta lastik simitlere binip delicesine kaymak… Çocuklar gibi ruhunuzu atıp kızakların üstüne sevgilinizle, eşinizle çığlık çığlığa kaymak… Soğuktan yanakları pes pembe olmuş yüzlerdeki mutluluk ifadesi… Ateş başında sucukların bir an önce pişmesini beklemek… Soğuktan gevrek simit kıvamına gelmiş domatesleri ısırırken dişlerinizin gıcırdamasına ne demeli? Dudaklarınıza yapışan ekmek kırıntılarını dilinizle şöyle bir alıp sonra elinizde üç ısırıkta neredeyse yarısını bitirdiğiniz sucuk ekmeği soğutmadan yemeyi düşünmek… Sonra biz kayan çocukların arasında aile fotoğrafı çektirmek isterken paçanızdan sizi tutup çeken, sizi çocukluğunuza sürükleyen hınzır duygulara ne demeli…
    Buz tutan gölün üstünde yürümeyi denediniz mi? Biz her hafta gittiğimizde böyle duygular yaşıyoruz. Size de işte bu duyguları yaşayabileceğiniz muhteşem bir gün diliyoruz. Abant tek kelime ile hafta sonunuzu havası ve doğal güzelliği ile gönlünüzce geçirebileceğiniz bir cennet. Ünü tüm dünyaya yayılmış olan ve dört mevsimde dört ayrı doğa güzelliği sergileyen Abant Gölü üstüne beyazlarını giydiği zaman insan kendine soruyor acaba ben neredeyim… O zaman işte devreye biz giriyoruz ve sizi bu cennetin keşfedilmemiş noktalarında karlar eşliğinide muhteşem bir maceraya sürüklüyoruz.
    Sabah belirttiğimiz kalkış noktalarında buluştuktan sonra Abant’ a doğru yola koyuluyoruz. Bu arada yolculuk esnasında daha önce belirlediğimiz noktalarda sabah ikramlarımızı veriyoruz. Yaklaşık 3.5 – 4 saat süren yolculuğumuz sonrası kısa bir şok geçireceksiniz. Etrafta beyaz dışında pek fazla renk göremeyeceksiniz. İlk başta göl çevresinde bir yürüyüşümüz oluyor. Göl çevresindeki yürüyüşümüz esnasında hayatınız boyunca unutamayacağanız fotoğraf karelerini belgeleyip anılarınızın en güzellerinden biri olarak kalacağından emin olabilirsiniz. Gölü dolaştıktan sonra acıkan karınlarımızı göl kenarında nar gibi kızaran sucuklar eşliğinde doyuruyoruz ve kısa bir moladan sonra sizinde sabırsızlıkla beklediğiniz yere Abant Yaylasına çıkıyoruz. Çam ağaçları içinden devam eden parkurumuzun sonunda sizi süper bir sürpriz bekliyor. Bütün Abant ayaklarınızın altında. Eğer yanınıza şarapta aldıysanız manzarayı izlemek daha kefiyli oluyor. Buradaki fotoğraf molamız bittikten sonra yavaş yavaş aşağaya inmenin vakti geldi. Aşağıya indiğimiz zaman 20 dakikalık bir serbest zaman sonrası İstanbul’ a unutamıyacağamız anılarla geri dönüşe geçiyoruz.
    Yanımıza almamız gereken malzemeler:
    Yedek yürüyüş pantolonu, Atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,Mevsime göre kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, Su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.Yazın Şapka, Gözlük, Mayo, Havlu

    Kıyıköy’den Kastro’ya *Günübirlik*
    Türkiye’ nin batısındaki en zengin ormanlarından biri olan Istıranca ormanları içinden kayınlar ve deniz eşliğinde muhteşem bir yürüyüş. İstanbul’ dan çıkıp Saray ilçesine ulaşıyoruz. Burdan Vize üzerinden Kastro Köyüne geçiyoruz. Kastro Köyüne gelmeden 1 km. Önce tarihte bir gezinti yapıyor ve tarihi Aya Nikola Manastırını ziyaret ediyoruz. Buradan Kastro Köyüne ulaşıyor orman ve kumsal karışımı bir patikadan sahil şeridini takip ederek yürüyoruz. Yürüyüşümüz sonunda molamızı veriyor mangal keyfimizi yapıyoruz. Mangal keyfinden sonra İstanbul’ a doğru dönüş yoluna koyuluyoruz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Erikli Yaylası *Günübirlik*
    Sizi Marmara bölgesinin en gözde yaylalarından biri olan Erikli yaylasına götürüyoruz.
    İstanbul çıkışımızın ardından Eskihisar üzerinden feribotla Yalova’ ya buradan Çınarcık üzerinden Teşvikiye Köyüne ulaşıyoruz. Burada ufak bir alışveriş molasından sonra düz bir patikandan yürüyüşe başlıyoruz. 20 – 25 dk. Bir yürüyüşün ardından ağaçlarla kaplı dar ve dik bir patikaya giriyoruz. 1 – 1.5 Saatlik coşkuyla akan dereler, şelaleler, pınarlar, piknik alanları ve meyve ağaçları içinden geçen yürüyüşümüzün ardından ilk şelalemize ulaşıyoruz. Bir de mevsiminde Yabani Geyik elmalarının tadına bakacağız. İsteğe bağlı olarak molamızı burada verip mangalımızı yapıp geri dönebildiğimiz gibi 1 – 1.5 saat daha orman içinden yürüyüp ikinci şelaleye ulaşıp burada molamızı verip geri dönebiliyoruz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Yedigöller Milli Kampı *Günübirlik
    Bütün mevsimlerin ayrı ayrı yaşandığı ve tek adreste toplandığı doğal bir cennet.

    Yemyeşil ormanları içinde barındırdığı vahşi yaşamı, birbirinden güzel yürüyüş parkurlarıyla Yedigöllerden bahsediyoruz. Ankara otoyolundan Bolu Gerede yoluna giriliyor. Yedigöller tabelasını görününceye kadar yola devam ediliyor. Tabela yönüne sapılarak bölgeye ulaşılmış oluyor. Saat 13:00 – 14:00 gibi Yedigöller’ de oluyoruz. Oldukça kolay bir parkuru var. Yedi tane farklı gölden oluşuyor. Bölge 2019 hektar büyüklüğünde bir milli park alanı. Kayın, gürgen, meşe, sarı ve karaçam ağaçlarından oluşan orman oldukça zengin. İçinde bir çok yabani hayvanı barındaran bölgede bir de geyik üretme çiftliği var. Fotoğraf çekmeye meraklı olanlar için birbirinden güzel manzaralar var.
    En güzel zamanı ilkbahar ve sonbahar ayları. Kışın kar ve kar manzaraları görmek isteyenler için eşi bulunmaz bir yer. Parkurlar göllerin etrafında. Bütün göller geziliyor. Ve bu doğal şöleninde ortasında güzel bir mangalda sucuk ekmek yapılıyor. Akşam İstanbul’a geri dönülüyor.
    Genellikle saat 22:30 – 23:30 civarı Istanbul’da oluyoruz.
    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Nüzhetiye Deresi * Günübirlik
    Kayın,Kestane ve diğer ağaçlarla ormanın çevrelediği güzel bir dere yürüyüşü…
    İzmit yolundan Hüseyin Beldesine ve buradanda Nüzhetiye Köyüne ulaşıyoruz. Köye ulaştığımızda alış veriş molası veriyor ve buradan tekrar araçlarımıza binerek alabalık tesislerine kadar araçlarla devam ediyoruz. Mevsime bağlı olarak bu yolu yüreyebiliyoruz. Alabalık tesislerinde sonra dere yatağının kenarından kayın , kestane ağaçlarının çevrelediği ormanın içinde yürüyüşe başlıyor, bir çok küçük göl ve şelaleden geçtikten sonra bu yolun öbürü olan büyük şelaleye ulaşıyoruz. Yaz aylarında şelalede duş alınabilindiği gibi gölde yüzme şansınızda bulunuyor. Şelalenin yanında mangalımızı yaptıktan sonra dönüşe geçiyoruz. Toplam yürüyüşümüz 2.5 – 3 saat kadar sürüyor.

    Alinacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet sise.
    Maşukiye Turu *Günübirlik*
    Yaşlılardan çocuklara kadar herkesin gidilebileceği bir yer.

    İsteyen dere parkurundan trekkinge başlayabilir, isteyen de yemyesil doğanın tadını çıkartarak dilediğince yürüyüş yapabilir. İzmit’e bağlı Derbent beldesinin bir köyü olan Maşukiye, Keltepe eteklerine yerleşmiş, eşsiz doğası ve alabalıklarıyla ünlenmiş, dogaseverlerin sık sık uğradığı yerlerden biridir. Haftasonunuzu geçirmek için en ideal parkurlardandır. Çok sayıda alternatif bulunmaktadır. Bunlardan biri meyve bahçeleri arasından uzayıp giden inişli çıkışlı bir parkurdur. Ancak isteyenler toprak yoldan daha yumaşak ve rahat bir yürüyüş te yapabilirler. Ya da sıkı bir yürüyüş yapmak istemeyenler dereyi takip ederek ilerleyebilirler. Yürüdüğümüz bu dere Aygır Deresidir. Maşukiye’ye hemen hemen her mevsim gidilebilir.
    Sapanca üzerinde Maşukiye köyüne ulaşıyor ve burdan Kartepe mevkiinde yürüyüşe başlayacağamız alabalık tesislerine ulaşıyoruz. Balık tesislerinin yanından hafif bir dik yokuş çıktıktan sonra orman için patikalardan uçan kayalara doğru 1 – 1.5 saat yürüyoruz. Dileyenler alabalık tesisleri civarında kalıp gezebilir. Uçankayalar mevkiinde geri dönüp balık menümüzü yedikten sonra tesis yakınlarında bulunan şelale ziyaret ediyor ve daha sonra İstanbul’ a dönüşe geçiyoruz.
    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Ağva – Hacıllı – Kurudere Şelaleleri Turu *Günübirlik*
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.
    Sabah belirttiğimiz kalkış noktalarında buluştuktan sonra Ağva’ya doğru yola çıkıyoruz. Yolculuğumuz yaklaşık 1.5 – 2 saat sürüyor bu esnada sabah kahvaltımızı da yapmış oluyoruz. Ağva’nın şirin köyüne geldiğimizde kumanyalarımızı yanımıza alarak dere kenarında, şelaleye doğru 2 – 3 saatlik bir yürüyüş yapıyoruz. Heyecan için, bazen dileyenlerle, çıplak ayakla yürüyerek veya taştan taşa geçerek derenin sığ sularından geçiyoruz. Şelalede sonlanan yürüyüşümüz bittikten sonra mangalda nar gibi kızaran sucuklarımızı yiyoruz. Keyifli bir mangalın ardından ve önce aracımızı bıraktığımız köye oradan da Ağva merkeze doğru yola çıkıyoruz. Ağva merkezde yaklaşık 2-3 saat serbest zaman geçireceğiz. isteyenler ekstra olarak dereye veya koylara doğru tekne turuna katılabiliyorlar. Yine dileyenler plaja geçip güneşlenebilir veya denize girebilirler. Ayrıca yöre halkının bahçelerinde yetiştirdiği mevsim meyvelerinin tadına bakabilirsiniz veya el işi hediyelik eşyalara bakabilirsiniz. Buradaki tüm güzelliklerin tadını çıkardıktan sonra saat 18:00 de İstanbul’ a doğru dönüşe geçiyoruz. İstanbul’ a dönüş saatimiz normal koşullarda saat 20:00 civarı gerçekleşiyor. Yaz aylarında trafiğin yoğunlaşacağını hesaba katmanızı rica ediyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler:
    Yedek yürüyüş pantolonu,
    Atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,
    Mevsime göre kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap,
    Su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Yazın Şapka, Gözlük, Mayo, Havlu

    Aytepe Yaylası *Günübirlik*
    Uzun uzun yürümek isteyenler ve yeni başlayanlar için çok uygun bir parkur.

    Köyler, vadiler, yaylalar, dağlar.. İstanbul’dan TEM otoyolu ile İzmit’e geçiyoruz. Buradan Yuvacık’a oradan Servetiye Cami köyüne ulaşmış oluyoruz. Parkurumuz buradan başlıyor. Burası Samanlı dağlarının etekleri.. Eğimi az ancak uzun bir yolu var. Caminin yanından başlayan yürüyüş, orman içinden devam ediyor. Yol takip edilerek Soğukpınar su deposuna iniliyor. Öğle yemeğimizi burada yedikten sonra Soğukdere kanyonundan devam ediyoruz. Yürüyüşe başladığımız yere dönmemiz bu yol üzerinden yaklaşık 4 saat kadar sürüyor.
    Gidilebilecek en uygun mevsim sonbahar ayı. Ancak karda yürümekten hoşlananlar için kış mevsimi çok ideal. Doğası tamamiyle kendine özgü. Ve yabani hayat devam ediyor. Tüm bunlara tanıklık etmek istiyorsanız bu bölgeyi mutlaka görmelisiniz..

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Ballıkayalar Milli Parkı
    İster kanyon içerisinden dere ve şelaleler eşliğinde,ister tepelerden muhteşem kanyon
    manzarasıyla yapılacak keyifli bir yürüyüş.
    İstanbul’ dan çıktıktan sonra yaklaşık 1 – 1.5 saat sonra Gebze’ nin Tavşancıl Köyüne ulaşıyoruz. Burada vereceğemiz ufak bir alış veriş molasından sonra kahvaltımızı yapacağamız içinde ördeklerin yüzdüğü tahta köprüsüyle ve ahşap restorantıyla çok şirin bir gölet kenarına ulaşıyoruz. Burda kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltımızın ardından muhteşem kanyon manzaraları seyrederek ve bazende sık orman içinden geçerek kanyonun içine ulaşıyoruz. Kanyonun sonunda bizi müthiş bir şelale bekliyor. Şelale karşısında mangalımızı yapıyor ve şelalenin keyfini çıkartıyoruz. İsteyenler uygun hava şartlarında şelalenin altındaki gölete girebilirler. Şelale keyfini tamamladıktan sonra kanyonun içinden geçerek parkurun sonuna ulaşıyoruz. Burası sabah kahvaltı yaptığımız yer. Burada küçük bir mola verdikten sonra İstanbul’ a dönmek üzere yola çıkıyoruz.

    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
    Kayaüstü – Kılıçkaya
    Bir yüzü kayalık öteki yüzü köknar ormanları ile kaplı bir dağ…

    Sakarya vadisine tepeden baktığınız zaman muhteşem manzarasıyla büyülüyor. Kanlıca mantarı, meyve bahçeleri ve köydeki doğal gıdaları ile bölgenin meşhur yerlerinden biridir. Zor ama çok zevkli bir parkurdur. Geyve Taraklı arasında Kazkıran geçidinden geçilerek Doğancıl köyüne gelinir. Parkurumuza Doğancıl’dan başlıyoruz. Hemen yürüyüşe geçiyoruz. İlk etap olarak Soğucak yaylasına çıkıyoruz. Meşe ve çam ormanları arasında iki saat kadar yürüyoruz. Yayladaki soğuk pınarda susuzluğumuzu giderdikten sonra yayladaki yürüyüşümüze devam ediyoruz ve Kayaüstü zirvesine çıkıyoruz. Buranın yüksekliği 1470 mt.’dir. Buradan bütün Sakarya vadisi ve Sakarya nehri oldukca net izlenebilir. Dağdaki terastan tüm Kapıorman dağları, Karagöl yaylasından Sülüklügöl’ün heyelanına kadar geniş manzara görecekseniz. Manzarayı izledikten sonra dönüşe geçiyoruz ancak Alifuatpaşa’dan geçerken ekşi mayalı köy ekmeğinin tadına bakmayı ihmal etmeyin.
    Alınacak malzemeler:
    Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.

    Yanımıza almamız gereken malzemeler: Yedek yürüyüş pantolonu, atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,kazak veya polar, yağmurluk, yedek ayakkabı, en az iki çift çorap, su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
     

Bu Sayfayı Paylaş