Diriliş Diyarı Filistın...

'Ülkeler Coğrafyası' forumunda sleza tarafından 18 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Diriliş Diyarı Filistın... konusu
    "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın.
    Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar."
    (Ali İmran, 3/169)
    Filistin,narkoz verilmiş İslam ümmetinin ayıldığı ve yeniden dirildiği yer.
    Filistin,yediden yetmişe direniş öğretmenlerinin yaşadığı yer.
    Filistin,imanların teorikten pratiğe döküldüğü ve ispatlandığı yer.
    Filistin,İslam ümmetinin asi ruhlu çocuklarının nefes aldığı ve soluklandığı yer.
    Evet Filistin 60 senedir duruşuyla,tavrıyla,tavizsizliğ iyle,kıyamıyla,intifadasıyla İslam ümmetine tekrar kimlik kazandıran bir coğrafyamız.Bu coğrafyamız İslam ümmetine ne mücahidler,ne mücahideler,ne şehidler hediye etti.
    Filistin bize hiç bir zaman tükenmek bilmeyen mücadelesi ve azmiyle hayatın iman ve cihad’dan başka bir şey olmadığını öğretti.
    Beş yaşındaki Muhammed’ler,Mustafa’lar,Ahmed ’ler,Halid’ler katil azgın Siyonistlerin tanklarının önünde etten duvar oluşturdular.Bu küçük mücahidler hangi üniversiteye,hangi fakülteye,hangi ilahiyat fakültesine gitmişlerdi ? Acaba nerden öğrenmişlerdi ? Kurşun geçirmez tankların karşısına geçip taş atmayı,Zalim karşısında ayağa kalkmayı,zulme karşı direnmeyi ,Tağutlar karşısında haykırmayı !
    Tabi ki bu aksiyoner hayatı (Filistin hayat mektebinde) öğrendiler.
    Biz Türkiye’de yaşayan Müslümanlar ve diğer coğrafyalarımızdaki İslam ailesinin diğer fertleri uzun bir zamandır pısırık,korkak,zelil bir şekilde yaşamaya mahkum edildik.Alimlerimiz sayesinde Cihad ve Şehadet şuurundan yoksun kaldık.Alimler Peygamberlerin varisi olması gerekirken bir çoğu saraydaki kralın varisleri oldular.İslam ümmetinin tekrar dirilmeye tekrar uyanmaya çok ihtiyacı var.Ama nedense bizim uyanmamız için hep birilerinin ölmesi kendini feda etmesi mi gerekiyor?
    İşte Filistin halkı,özelde de Gazze’nin o kutlu insanları en son gelen katil,azgın Siyonist ordusuna karşı göstermiş olduğu o müthiş direniş şuuru ile ümmeti tekrar silkeledi.
    Siyonistler Filistin halkını katlediyor ve şehid oluyorlar ama inancımıza göre Kur’an’da Rabbimiz :

    "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Ali İmran, 3/169) buyurmaktadır.

    Asıl o kutlu insanları öldüren etken, şehidlerin misyonlarını ve mücadelesini unutarak ihanet edeceğimizi ve kendi ellerimizle öldüreceğimizi unutmayalım.
    Bu Direniş=Filistin diyarımızın nasıl direniş alimleri ve şehidleri yetiştirdiğini kısaca hayatlarını ve mücadelelerini hatırlayalım.
     
  2. sleza

    sleza Üye

    19.ASIRDAN BERİ DEVAM EDEGELEN MÜCADELE

    HACI EMİN EL-HÜSEYNİ

    1918’de Osmanlı kontrolünden çıkan Filistin, Balfour Deklarasyonu(1917) ile “Filistin’de Yahudi halkı için bir anavatan” oluşturmayı öneren İngilizlerin sömürgesi altına girer. Bu dönemde gizlice Filistin’e giren binlerce Siyonist, devlet kurma çalışmalarını hızlandırır. Bu amaçla 1920’lerde Hanagah, Irgun, Leumi ve Sternbande adında çeşitli terör örgütleri kurarlar. Birçok katliam ve suikasta adını yazdıran bu örgütler, köyleri basıp Filistinlileri katlederek göçe zorlarlar. 1948 yılında İsrail devleti ilan edildiğinde, Filistin topraklarının %78’i Yahudilerin işgali altındaydı.

    Filistinliler kendi topraklarında azınlık durumuna düşmüştü. Yüzbinlerce Filistinli de yurtlarından sürülmüştü. Bugün yaklaşık 4.5 milyon Filistinli civar ülkelerde ve dünyada sürgün hayatı yaşıyor. Sonraki yıllarda çıkan Arap-İsrail savaşları sonunda Batı Şeria Ürdün’de, Gazze Mısır’da kaldı ise de her iki bölge İsrail tarafından tekrar işgal edildi. Kuşatılmış durumdaki Filistin “otonom” yönetimi altında kalan birkaç alan dışında tüm Filistin halen İsrail’in denetimi altında.
    Başka bir deyişle İsrail 1948’de Filistin’in %78’ini, 1967 ve sonrasında ise kalan %22’sini işgal etmiştir. Batı Şeria ve Gazze Filistin’in %22’sini oluşturur ve bugün Filistinliler, daha önce kaybettikleri %78 için değil, kalan %22 için kavga veriyorlar.
    Kalan %22 içinde İsrail hâlâ Batı Şeria’nın %60’ını, Gazze’nin ise %40’ını kontrol ediyor. Yani ilerde bir gün bir Filistin devleti olacaksa bile bu devletin birleşik bir toprağı olamayacak. Bölünmüş topraklar da, İsrail’in inşa ettiği, bölgeyi çepeçevre saran yollarla kontrol edilecek.
    Batı Kudüs ise bu tartışmanın dışında; oysa BM kayıtlarına göre 19.000 dönümlük Batı Kudüs’ün 11.190 dönümü Araplara, 4.830 dönümü de Yahudilere ait. Arafat burayı Camp David’de İsrail’e peşinen vermişti. Bu durum Filistinlilerin neden kendi topraklarında kapana sıkışmış olduklarını açıklar. Buna bir de İsrail’in inşa etmekte olduğu “Irkçı Duvar”ı eklerseniz, Filistinlilerin hayatının nasıl yaşanılmaz hale getirildiği ortaya çıkar.

    İşgal yönetimine ve Yahudi göçüne karşı mücadele için örgütlenen Filistinliler, zaman zaman ayaklanırlar. En geniş çaplı hareket 15 Nisan 1936'da Kudüs müftüsü Hüseyni'nin öncülüğünde başlatılan genel grevdir. Altı ay süren grevden sonra Yahudi göçünü durdurma sözü veren İngilizler daha sonra sözlerinden dönerler. Grevde öncülük edenleri de ya öldürür ya sürgün eder ya da hapse atarlar.

    Filistin Hareketi"nin kurucusu Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni, bütün ömrünü Filistin davasına adamış birisidir. 1922’de genç yaşında Kudüs müftüsü seçilir. İsrail devletinin ilan edildiği 1948 yılına kadar 30 yıl boyunca Filistinlilerin tartışmasız lideri olur. el-Hüseyni, mücadelesi esnasında Yahudi terör örgütleri Hanagah, Irgun ve Stern'in her lahza arayıp hayatına kastetmek isteği biridir.


    Ömer Rıza Doğrul'un Filistin ve İsrail üzerine yazdığı makalelerinin toplandığı "İsrail: Tedhiş, İstilâ ve Harp Kaynağı" adlı kitapta, Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni hakkında şu bilgilere rastlarız: "Hayatta her ne yapmışsa memleketini kurtarmak için yapmış, bütün Arap alemini memleketi için kalkındırmış, bütün İslâm alemini ayaklandırmış olan bu adam, nihayet Siyonizme karşı büyük bir harbin açılmasına sebep olmuş ve Filistin’i kurtarmak davasını mahalli dava olmaktan çıkararak ona alemşümul bir mahiyet vermişti. Vatanseverlik, milletseverlik, hakikatseverlik, velhasıl insanları tehyiç edebilecek ne kadar sevgi varsa hepsini kendi lehine ve Filistin lehine tehyiç etmek ve bütün bu heyecanlardan bir kurtuluş savaşı açmak sayın baş müftünün başarmaya muvaffak olduğu en büyük eserdir.”

    “Arap alemini Filistin meselesi hesabına uyandırmak şerefi Emin el-Hüseyni'ye aittir ve herhalde o olmasaydı mücadele buralara kadar getirilemezdi.”

    1974 yılında Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta vefat eden bu büyük mücahid, Yahudiler tarafından Nazi yanlısı olarak itham edilmiş, ama kimse bu iddialara inanmamıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş