Dinlemek ve Anlamak Arasındaki Fark

'Psikoloji' forumunda Siraç tarafından 11 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dinlemek ve Anlamak Arasındaki Fark konusu
    Dinlemek ve Anlamak Arasındaki Fark

    Dinlemek mi, Anlamak mı?

    İlişkilerimizi etkileyen önemli etkenlerden biri; dinlemek ile anlamak arasındaki farktır. Bu iki kavram birbirine benzeşik gözükse de başlangıçları aynı sonuçları çok farklı iki olgudur. Her ikisi de muhatabın anlatımı ile başlangıç bulurken, biri bu anlatımı kulağı ile dinler öteki özüyle, biri farkeder öteki farkettirir, biri kendi algısını ortaya koyar öteki anlatanın algısını, biri anlaşılmak için uğraşır öteki anlamak için, biri ben merkezinden bakar öteki sen merkezinden…..

    Dinlemek ile anlamak arasındaki farkı dinleme merkezimiz belirler. Dinlerken kişiler farklı merkezler kullanır. Merkezimiz hem dinleme biçimimizi hem de algımızı etkiler. Farklı merkezlerden yapılan dinleme biçimlerini 3 grupta ele alabiliriz. Dış merkezliler, ben merkezliler ve de sen merkezliler.

    Dış merkezli dinleme;

    Dinlermiş gibi görünürler. Onlar dinleme pozisyonunda gözükürken, zihinleri meşguliyetten kurtulamamıştır. Zihinleri dışarda, bedenleri içerde yapılan dinleme iki yetişkin arasındaki iletişimi besleyecek potansiyele sahip değildir. Kökü dışarıda olan ağacın meyvesini içerden beklemek beyhudedir.

    Ben merkezli dinleme;

    Bu gruptakiler taraflı dinlerler. Dinleme sürecinde eleştiri, yargılama, kusur bulma, nasihat etme, v.b. yaparlar. Olayları, kendi nazarından bakmak ve değerlendirmek suretiyle merkeze kendi algılarını koyarlar. Kendi algıları üzerine bina ederler söyleyeceklerini. Kişinin algıladığı muhatabın anlatmak istediğimiydi acaba?


    Sen merkezli dinleme;

    Bu kişiler anlatanı dinlerken, anlamak amacı ile dinlerler. Kendi değerlerini ve yargılarını bir kenara koyup muhatabın değerlerini ve çıkarımlarını anlamaya çalışırlar. Olaya kendi nazarından değil, onun nazarından bakmaya gayret gösterirler. Sadece bedenleri ile değil, zihinleri ve yürekleri ile de dinleyerek, dinlemenin hakkını verirler.

    Dinlemenin beden, zihin ve yürek üçlüsü ile bir bütün oluşturduğunu görüyoruz. Model insan peygamber (a.s.), muhatabını dinlerken tüm bedeni ile ona yönelirmiş. Bu bedenin dinlemesi. Muhatabının sözünü kesmez (uygunsuz ifadeler müstesna) sonuna kadar dinlermiş ve verdiği cevaplarla muhatabın sadece zihnini değil, yüreğini de beslermiş.

    Sadece zihine yatırım yapmak sureti ile zihin yürek dengesini bozanlar, kişilik üzerinde yatırım değil yıkım yaptıklarının farkında değiller. Dengesiz bir kişilik, kişiliksiz bir benliktir. Bir benliği kişiliksizleştirmek en büyük, kıyımdır, yıkımdır.


    Dış merkezli dinleyenler bu üçlüden sadece bedenin dinlemesini gerçekleştirip diğer iki faktörü devre dışı bırakırlar.
    Ben merkezli dinleyenler, bedensel ve zihinsel dinlemeyi esas alırlar. Muhatabın anlatımına zihinsel yorumlarda bulunurlar. Onun algısını ve nazarını anlamaya gayret göstermediklerinden, dünyasına giremezler ve yüreğine hitap edemezler.
    Sen merkezliler, beden, zihin ve yüreğin bir bütün oluşturduğunu ve birinin eksikliğinin anlamaya engel olacağını dikkate alarak, bütünsel dinlemeyi gerçekleştirmek için kendilerini zorlarlar. Hem muhataplarına hem de ilişkilerine büyük bir yatırım yapmak için. Bu zorlanma daha sonra sorun gidermek için yapılacak zorlanmaya tercih edilmez mi?

    Ben merkezli dinleyenler olayları kendi nazarları ile değerlendirirler. Her durumu kendi bakışı ile değerlendirmeye çalışınca insan, kendini tek bir bakışa mahkûm eder. Başka nazarlardan görmeyi öğrenmek için değerlendirmede benmerkezcilikten kurtulmak zorundayız.
    Sen merkezinden dinleyenler, olayı anlatanın nazarı ile görme gayretinde olurlar. Böylece çok başka bakış açıları yakalama fırsatı, muhatabı daha iyi anlayabilme imkânı ve iletişime yapılan yatırım peşi sıra birbirini takip eder.

    Ben merkezliler çözüm üretirler. Bu çözüm muhatabın yararına ve sorunun giderilmesine vesile olsa dahi çözüm üretme önceliği muhatabındır. Sadece çözüm üretenler, balık verenler gibidir.
    Balık tutmasını öğretmek sen merkezlilerin tavrıdır. Onlarda kendilerince çözüm geliştirmişlerdir ama kendi çözümlerini ortaya koymadan önce muhatabın çözüm üretesine destek olurlar. Kişiye ne yapacağını söylemek değil, onun yararlı ve ilkeli tavrı farketmesini sağlamak esastır.

    Ben merkezliler “ben” e göre değerlendirirler durumu. Meselede kendilerini ilgilendiren bir olumsuzluk varsa kendilerinden yana olurlar, ya bahane öne sürerler veya haklı olduklarını savunurlar. Karşı tarafı anlamaya çalışmak yerine, haklı olduğunu ispat gayreti; ilişkiye en çok zarar veren tavırlardan birisidir.
    Sen merkezli dinleyenler sonuna kadar dinlerler, sadece anlamaya çalışarak ve empati kurarak. Kendilerini muhatabın nazarından görmeye çalışırlar. Kişinin kendisi ile ilgili bir olayı dışarıdan birini izliyormuşçasına izlemesi, olayı daha doğru ve tarafsız değerlendirmesine yardımcı olur. Bu yardımı ben merkezinden dışarı çıkarak yakalayabiliriz.

    Ben merkezinden dinlemek ile sen merkezinden dinlemek, dinlemek ile anlamak arasındaki farkı belirleyen çok önemli bir unsurdur. Ben merkezinden sen merkezine geçişte;


    *Öncelikle muhatabı dinlerken, bedensel dinleme pozisyonu ile başlamak gerekir. Göz ucuyla bakmak ile tüm bedeninizi ona çevirmenizin, bilinçaltında muhataba verdiği mesajlar çok farklıdır.
    *Sözünü kesmeden sonuna kadar dinlemeye çalışın.
    *Her davranış niyetine göre anlam kazanır, bu tavrınızı niyetle anlamlandırın. Muhatabınızı anlamaya, sorunu gidermeye, ilişkiye yatırıma, peygamberi tavrın tekrarına, v.b. dinlemekteki niyetinizi netleştirin.
    *Yorum, eleştiri, nasihat, v.b. yaptığınızı farkettiğinizde kişide yaptırıma doğru yol aldığınızı görmeye çalışın. Dinlemek yaptırım için değil, yatırım içindir hatırlayın.
    *Çözüm üretmeden önce onun çözüm bulmasını sağlamaya çalışın. Bunu yaptıktan sonra çözüm önerilerinizi paylaşmanız daha yararlı olacaktır.


    Dinlemenin hakkını verebilmek dileğiyle….
     

Bu Sayfayı Paylaş