Dinin Başlangıç Kuramları

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda DilzaR tarafından 14 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dinin Başlangıç Kuramları konusu Dinin Başlangıç Kuramları

    Herkes tarafından kabul edilecek geçerli bir din ta*nımı yapmanın güçlüğü ortadadır. Şimdiye dek yüzü aş*kın din tanımı yapılmıştır. Bunların hepsi de en doğru tanım olmak iddiasındadır. Hayatın çok geniş bir alanını kapsayan dinin ve dinsel yaşantının ana öğelerini göz önünde bulundurarak bir tanım yapmak gerekirse:
    «İn*sanın, duygusal ya da bilinçli olarak bağlı bulunduğu birtakım doğaüstü kudretlere ya da varlıklara inanma*sına ve bunlara ibadet etmesine din denir.»
    Dinin başlangıcını ve gelişme basamaklarını açıkla*maya çalışan etnolojik kuramların başlıcaları animizm, dinamizm ve ur-monoteizm'dir.
    Animizm
    (ruhçuluk) kavramına göre, ilkel insan düş, birsam, ateşli hastalık, bayılma, ölüm vb. gibi psikolojik ve fizyolojik yaşantılar sonucu bedeni terkeden bir ruh kavramına varmıştır. Bedenden ayrı tasarımlanan bu can*lılık ilkesinin zamanla hayvanlara, bitkilere, nesnelere de uygulanması sonucu animatizm (doğacılık ya da doğayı canlandırma) inancı doğmuş; giderek manizm'e (ölüler ve atalar ibadeti), fetişizm'e, politeizm'e (çok tanrıcılık) ve en sonunda da monoteizm'e (tek tanrıcılık) geçilmiştir. Bu kuram, evrimci İngiliz etnologu E. B. Tylor tarafından ortaya atılmıştır. Bu kuram bugün artık geçerli sayılmamaktadır.
    Dinin başlangıcını açıklamayı deneyen ikinci önemli kuram dinamizm'dir. Bu kurama göre, dinin başlangıcı sırlı, kişisel olmayan bir «güç» tasarımında saklıdır. Preanimizm (ruhçuluk öncesi) de denilen bu kuramın üzerinde durduğu «güç» inancı zamanla nesneleştirilmiş ve kişileştirilmiştir. Kuramı ortaya atan R. R. Maret'e göre, dinamizm inancı insanları ilkin büyüsel pratikleri uygulamaya götürmüş; bu pratiklerden din gelişmiş, büyülü sözlerden de dualar doğmuştur.
    Bunlara ters düşen üçüncü etnolojik kuram ur-monoteizm'dir (en eski tek tanrıcılık). Bu kurama göre, dinin gerçek kaynağı animizm ve dinamizm inancında yatmayıp, bugün de kimi ilkellerde görülen bir «ilk yaratıcı» inancından doğmuştur. P. W. Schmidt, bu fikri geçerli kılmak için durup dinlenmeksizin çalışmış, «Tanrı Fikrinin Kökeni» adlı 12 ciltlik bir yapıt yayımlamıştır. Schmidt'e göre, «tek bir tanrı»ya inanma dinin başlangıcıdır. Fakat bu inanç zamanla bozulmuş ve yerini büyüsel pratikler ve politeizm almıştır. Bu durum İsa'nın ortaya çıkışına kadar sürmüştür. Schmidt, bugün çok aşağı kültür basamaklarında bulunan Pigmeler, Buşmanlar, Güney-Doğu Avustralya ve Ateş Toprağı yerlileri gibi «en eski» halklarda görülen «tek bir tanrı» inancı ile gelişmiş dinlerin kutsal kitaplarındaki kimi sözleri görüşüne dayanak yapmaktadır. Bu kuram da birçok yanlarıyla eleştiriye uğramıştır.
    Dinin başlangıcını açıklama denemesine, yukarıdakilerden başka bilginler de girişmişlerdir. Önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:

    • A. Comte, 1830: Fetişizm - Politeizm - Monoteizm.
    • J. Lubbock, 1870: Ateizm (dinsizlik) *Fetişizm - Tote*mizm - Şamanizm *Antropomorfizm Yaratıcı Tek Tanrı İnancı.
    • H. Spencer, 1876: Manizm (Ölüler ve atalar ibadeti) - Fe*tişizm - Hayvanlara, bitkilere ve doğaya tapma - İlahIara i*nanma.
    • R. Smith, 1885: Dinin ilk biçimi to*temciliktir.
    • J. G. Frazer, 1890: Bütün dinlerin kay*nağı büyüdür
    • A. Lang, 1898-1909: Başlangıçta Tylor'un animistik kura*mının ateşli bir sa*vunucusu olan Lang, sonradan kendi araş*tırmalarına dayana*rak şu evreleri öne sürmüştür: Ani*mizmden önceki «Ya*ratıcı Tanrı Baba» inancı - Animizm ve bozulmuş diğer din biçimleri.
    • K. Beth, 1914: Büyü ve din öncesi dönem - Kişisel olmayan bir kudrete inanma - Din ve büyü.
    • N. Söderblom, 1916: Mana inancı - Animizm - Yüce Tanrı.
    • R. Pettezoni 1922: Mitik öncesi dönem - Politeizm - Monoteizm
    • R. Thurnwald, 1951: Hayvan inancı - Totemizm Animizm, dev inancı ve tanrılaştırma Yüce Tanrı inancı Politeizm - Dinsel gerçeklerin felsefi açıdan algılanması.
    Dinin başlangıcı sorunu bugüne dek henüz herkesin kabulleneceği bir çözüme kavuşturulamamıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş