Dilleri İnceleyen Bilim Dalı Hangisidir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 12 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Dilleri İnceleyen Bilim Dalı Hangisidir? konusu Dilleri İnceleyen Bilim Dalı Hangisidir?

    Dil Bilimi


    Dilbilim veya Belâğat, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.

    Genel dilbilim, Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.
    Dil bilimi, genelgeçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, dilbilimin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dilbilim ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği tek noktadır.

    Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.


    Bir Bilim Dalı Olarak Dilbilim


    Aşağıda listelenmiş olan araştırma alanlarına ek olarak genel dilbilim kendisini ilgilendiren konularla da ilgilenir.

    • Dilbilim Tarihi
    • Yöntem Kuramları
    • Belirli Yardımcı Araçlar, terminolojik ve diğer sözlükler ya da kaynak eserler
    • Genel Dilbiliminde Dil Modeli
    • Çift Dil Modeli


    Cenevreli dilbilimci ve gösterge bilimci Ferdinand de Saussure (1857–1913) ”dil” kavramına ilişkin köklü ve uzun süredir dilbilimini etkileyen bir görüşe sahiptir. Bunun nedeni biçimsel yapı olarak dil - ki Saussure bunu Langue (yapı/sistem) olarak adlandırır - ve somut kullanılan dil arasında - bunu da Parole (söz) olarak adlandırır - yapmış olduğu ayrımdır. Langue, bir dil topluluğuna ait konuşmacının kafasında mevcut olan teorik, anlaşmalı bir sistemdir. Parole (söz) ise özel zamanlarda konuşmacılar tarafından güncellenmiş dildir. Bunun yanında dilsel öğeler her kullanım durumuna göre farklı bir anlam kazanabilir. Bu sebeple parole (söz) dilin içeriği, Langue ise dilin biçimi olarak ayrılır.

    De Saussure dilde “iki yönlülük” fikrini ortaya atan ilk kişi değildir. Daha önce Hermann Paul de aynı şekilde “Dil Tarihi Prensipleri” kitabında bunu ifade etmiştir. Hermann kitabında bir kelimenin “normal anlamı”ndan, yani alışılagelmiş kendi anlamından bir de nedensel (nadir) anlamından, yani her bir dilin olasılıklarından kaynaklanabilecek anlamlarından söz etmektedir.

    Hem tarih dilbilimci Paul hem de yapısalcı Saussure nedensel (nadir), başka bir deyişle durumsal olarak ortaya çıkan dilin normal anlamı, yani Langue’a ait teorik dil sistemini etkilediğini ve böylece değişikliklerin meydana gelebileceğini ve bunun da dil değişimlerine açıklık getirdiğini tespit etmişlerdir.

    Dille ilgili bu ikilemli görüş üretici dilbilgisi modelinde ve özellikle de Noam Chomsky (1928) tarafından kurulan dönüşümsel dilbilgisinde ortaya koyulmuştur. Chomsky’nin modelinin farkı, Paul’unki gibi tek tek kelimeler ya da Saussure’ünki gibi dilsel sistemi esas almamasındadır. Chomsky daha çok biyolojik nedenlerle ilgilenir ve Kompetenz (dil yetisi) ve Performanz (dil edinimi) ayrımını ön plana çıkarır.

    Dil yetisi (Kompetenz) özel bir dil sistemine sahip olabilmek için ana dil edinimi süresince kazanılmış yeteneklerdir. Bu yeteneklerin edinimini biyolojik faktörler belirler. Küçük çocukların dilsel gelişimi esnasında her bir dile göre ayrılan temel, dilsel parametreler doğuştandır. Bir konuşmacının dil yetisi, bir insanın dil edinimi sonrasında sahip olabileceği ideal bir dil sistemidir.

    Dil edinimi ise konuşma sürecindeyken dilin hatalarla dolu somut kullanımını betimler. Böylece Saussure’ün Parole (söz) kavramıyla hemen hemen özdeştir.

    Langue (dil) sabit bir model ve kurallar sistemi olarak görülür. Kompetenz (dil yetisi) ise sınırlı sayıda kurallar ve dilsel öğelere yer verip daha çok sınırsız dil ifadelerinin oluşmasına izin verdiği için dinamik bir model olarak anlaşılır. Bu yönden Kompetenz ve Langue birbirinden ayrılır (ama uygulamada bir dilde kurallar doğrultusunda oluşan bütün kelime birleşimleri aynı ölçüde ifade edilmez; aksine belli kelimeler aynı zamanda başka belli kelimelerle karşılanır. Bu bütünce dilbilime bağlı bir durumdur.)

    Chomsky; bunu, yaklaşık 20 yıl sonra 1965’te oluşturduğu bir modelle değiştirmiştir. Dilde bulunan hatalardan dolayı konuşulan dil biyolojik olan dilsel yapıların incelenmesine uygun değildir. Bu duruma bağlı olarak Chomsky Kompetenz’i (dil yetisi) sırf zihinsel ve (büyük ölçüde) bilinçsizce oluşturulan yapı olarak görür ve I-dil’den, yani “iç dilden” söz eder. Bu da I-dil sınırlarına girmeyen durumları içeren E-dil, yani biçimsel dili oluşturur. Bir başka deyişle, sadece bir anda gerçekleşen konuşma değil, bir konuşucu topluluğu içinde üzerinde uzlaşı olan bir dilin ayrıntılı özellikleri söz konusudur (bundan dolayı örneğin bir dilin belli bir lehçesi Kompetenz‘in (dil yetisinin) ya da Langue‘un (dilin) bir bölümü olarak değil de, E-dil üst başlığının bir bölümü olarak görülür). Doğal bir dilin sadece biyolojik olan nedenlerle gelişen alt sistemiyle ilgili değildir. Aksine doğuştan olan dil özelliklerine bağlı olmayan değişken dil alışkanlıklarını gösteren bir sistemdir.

    Genel dilbilimde dil sistemi ve dil kullanımının, örnek ve uygulamanın bu ayrılmış modelini aşacak az sayıda araştırmalar var. Bütünce dilbilim bu konuyu ele alır. Bütünce dilbilim kullanılan dilin temsili malzeme bütünü yardımıyla bir dil sisteminin (Almanca, İngilizce gibi) yapısal özelliklerini (söz dizimsel, sözlüksel gibi) ve alt sistemlerini (Avusturya ya da İsviçre Almancası gibi) araştırır.

    Aynı zamanda bütünce dilbilim belli gruplara ait metinlerin (belli bir sosyal gruba özgü dil, politik ve gazete metinleri gibi) özellikleri, kullanımdaki dilin özellikleri ve dil kullanımı nedenleri gibi dil materyallerini saptar. Doğuştan olan dilbilgisine ilişkin araştırmalara da önemli katkılar sağlayan, çocukların erken yaşlardaki dil edinimine ilişkin gözlemler; kaydedilen çocuk dili materyal ve veri tabanları aracılığı ile yapılır.


    Dilin Bünyevi Yapısı


    Yapısal açıdan - bugüne kadar yapılmış dil incelemeleri durumu - dil analiz edilir ve öğesel parçalara ayrılır. Bu parçaların işlevleri ve öğe tamlamalarının türü araştırılır.

    Dilin normal durumu olarak dil seslerinin bir sırası olarak görülen ses dili kabul edilir.. Ayrı ayrı sesten oluşan her bir ses sırası, ses bilimi düzleminde işlevsel öğeler olan ses öğesini ve heceyi oluşturur. Üst düzlemde (biçim bilgisinde) bunlar biçim birimlerini ve kelimeleri oluştururlar. Bunlar da – bir üst düzlemde – dilsel bir ifadenin temel birimi olan ve belli sözdizimsel kurallara göre oluşturulan cümle olarak anlaşılır.


    Bilim Dalları Arasındaki Yeri


    Dil kavramının farklı şekillerde yorumlanmasından ve dilin çok farklı yönlerinin incelenmesinden dolayı dilbilim için herhangi bir bilim dalına aittir demek mümkün değildir. Linguistik; dilsel sistemin bilimi, çoğu kişi tarafından da gösterge bilimin bir alt alanı ya da göstergelerin bilimi olarak görülmektedir. Bu yüzden linguistik, yapısal bilimler ya da formal bilim grubuna dâhil edilir.

    Ancak kişisel dil edinimi ve dil kullanımı psikolojik ya da klinik bir durum olarak değerlendirildiğinde dilbilimin bu alt alanı doğa bilimleri grubunda sayılabilir. Dil, toplumsal ve kültürel bir kavram olarak incelendiğinde ise dilbilim kültür bilim ya da ruh bilim kategorisinde değerlendirilebilir. Dilbilimin sosyal bilimlere ait budun dilbilim, siyaset dilbilim ya da toplum dilbilim gibi alt alanları da vardır.


    Dilbilimin Alt Alanlara Ayrılması


    Bilimsel alanların adlandırılmasında farklılıklar yaşanmasına ilaveten dilbiliminin kendisi de birbirlerini sınırlayan alt alanlara kesin bir şekilde ayrılmada sorun yaşamaktadır. Bilhassa bütün bilimsel alanların birbirlerinden yararlanan alanlar olma özelliğinden ileri gelen böyle bir sınıflandırma genellikle tartışmalıdır. Karşılaştırmalı dilbilim ya da tarihsel dilbilim, genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim; birçok araştırma; bu üç büyük dilbilimsel uzmanlık alanın hali hazırdaki sınırlandırılmasını ya yapay ya da uygunsuz bulmaktadır.

    Tek tek araştırma alanlarının hangi alana ait olduğu konusunda kısmen farklı sınıflandırmalarla karşılaşılabilir. Bu nedenle örneğin sosyal dilbiliminin genel dilbilimin bir bölümü mü yoksa uygulamalı dilbilimin bir bölümü olduğu konusunda genel bir yargı söz konusu değildir.

    Ayrı ayrı dilleri hem dilbilimsel hem de edebiyat bilimsel ve kültür bilimsel açıdan inceleyen filoloji (betik bilim) modern dilbiliminin bir bölümü olarak değerlendirilmez. Aksine filoloji dili ve tarihsel gelişimini yazılı belgelerden inceleyen, kendine özgü bir bilim dalıdır. Türkiye’de üniversite yapılanmalarında bu iki bilim dalı farklı bölümler altında ifade edilmektedir. Dilbilim bölümü (İngiliz dilbilimi) ile dil ve edebiyat (Türk dili ve edebiyatı, Alman dili ve edebiyatı, Japon dili ve edebiyatı vs.) bölümleri adı altında eğitim verilmektedir.

    Dilbilimsel alt alanların aşağıdaki sınıflandırılmaları konusunda büyük ölçüde fikir birliği sağlanmıştır.


    Araştırma Alanları Ve Alt Alanları


    Temel olarak linguistik ve dilbilim kavramları eşdeğer iki kavram olarak algılanmaktadır. Ancak; özellikle doğal dilin teorik temellerinin araştırılması bakımından linguistik adı altında bu alanın anlaşılması ve dilbilim kavramının kullanımı ile de büyük ölçüde dilin sosyal ve kültürel bir olgu olarak gösterilmesi bu noktada kavramsal ikileme neden olmaktadır. Buna göre hangi alanın genel linguistiğe ya da genel dilbilime ait olduğu konusunda farklı anlayışlar vardır.

    Dil sisteminin parçalarının (sesler, kelimeler, farklı işlevsel birimler) tanımlanması, işlevleri ve anlamları, ayrıca onların bir araya gelme örnekleri ve olasılıkları (ses birleşimleri, ifadeler, cümleler, metinler) genel linguistiğin görev alanıdır. Farklı dilbilgisi modellerinin ifade edilmesi de genel linguistiğin görevlerindendir. Bu bakımdan istenilen evrensel dilbilgisi araştırmaları; yani bütün dillerde ortak olan biyolojik, belirlenmiş, temel dilbilgisel bir yapı- büyük önem kazanmıştır. Genel dilbilim ve diğerleri genel dil teorilerinin ifade edilmesiyle de ilgilenir.


    Linguistik ve Dilbilim


    Linguistik ve dilbilim arasında genel olarak terminolojik açıdan çok ince bir fark vardır. Bunlardan ilki, ‘linguistik’te çok farklı araştırma alanlarının olması ve dilbilime göre linguistiğin Alman dili ve edebiyatı, İngiliz dili ve edebiyatı, Latin dili ve edebiyatı gibi farklı dillerin tarihsel gelişimini ve yapısını filoloji adı altında daha çok incelemesidir. Bundan dolayı bilimsel kurumlar içinde bilim olarak adlandırılırken “dilbilim” kavramının yanı sıra tamamen aynı anlamdaki çoğul hali dilbilimleri de kullanılmaktadır.

    Dilbilim ve linguistik kavramlarının birbirleriyle özdeşleşmiş olması ve tarih dilbilim ile tarih linguistiği durumunda da olduğu gibi dilbilimsel alt alanlarının adlandırılmasında sinonim olarak algılanması, adlandırmadaki ikilemliliğin oluşmasının bir diğer nedenidir. Bununla birlikte bölgesel kullanım tercihleri de buna sebep olmaktadır. Örneğin; Avusturya’da genel linguistik kavramı çok az kullanılırken çoğunlukla genel dilbilim kavramı kullanılmaktadır. Yerel okulların da farklı şekilde belirli adlandırmaları tercih etmeleri bu ikilemliliğin sebebi olabilir.

    Bu iki genel kavram şu şekilde ayrılabilir. Bu bilimin; dilbilim olarak adlandırılmasında, dil ve dil kullanımının toplumsal ve kültürel bir kavram olarak görülmesi etkendir. Bu anlayışla birlikte dilbilim edebiyat bilim ve özellikle de betik bilime yakındır. Öte yandan linguistik kavramı altında tam bir sistem linguistiği anlaşılabilir. Linguistik; dil kullanımı özellikleri, beyinde dilin ifadesi, toplumsal ve nüfusla ilgili etmenlere bağlı dil kullanımı gibi dilin farklı işlevlerini ve ayrı ayrı dillerin yapısını inceler.


    Teorik alanlar


    Teori odaklı genel linguistiğin temel alanlarından birisi (en azından doğrudan) gerçekten ifade edilen dille ve mevcut tekil bir dille ilgilenmemiştir. Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır. Genel linguistiğin sınırlı tanımı vardır ve aşağıda listelenmiş temel alt alanlar arasında sayılır. Bu yüzden teorik linguistik ve genel linguistik kavramları bir tutulmaktadır. Ama uygulamalı ve tarihi alanların da genel linguistiğe dâhil olabileceği anlayışına bağlı olarak bu eşdeğer kullanım yanlış anlamalara sebep olabilir. Bu temel alt alanlar şunlardır:

    Dilbilgisi: Dilin yapısını, biçimin, belirli kurallara göre yapısal örneklerini inceler. Bu üst kavram altında aşağıdaki alanlar sıralanabilir.

    Buna ilaveten birçok dilsel durum bu alanlar arasındaki ortak alanı gösterir. Bu nedenle ortak olguların araştırılmasında bir taraftan Morphonologie ya da Morphophonologie ve diğer taraftan da Morphosyntax’dan söz edilebilir.

    Gittikçe bu alanların işbirliği, dilbilgisinin kapsamlı teorisi bakış açısıyla tanımlanmakta ve kendine özgü bir alan olarak “dilbilgisi teorisi” anlaşılmaktadır.

    Söylem çözümlemesi: (yazılı ve sözlü) Metinlerin tematik ilişkilerini ve üretim ile alımlama ilişkilerini inceler. Uygulamada çok sayıda sosyal ve dil dışı diğer etmenler rol oynar ve bu alanda kullanılmış diller incelenir.


    Genel-karşılaştırmalı alanlar


    Dilin yapısal tanımlamasının yanı sıra genel dilbilimin diğer temel görev alanı olan dil dışı ortak genel özelliklerinin tanımlanmasıyla ilgili olarak genel dilbilimin başka dilbilimsel alanları gruba dâhil edilebilir.

    Evrensel araştırmalar; her bir dilin çoğunun cümle bilgisi, biçim bilgisi ve ses bilim açısından karşılaştırarak ve de dillerin genel ortak özelliklerini tespit ederek evrensel dilbilgisi araştırmaları üzerine denemeler yapar.

    Evrensel araştırmalar ile dil tipolojisi, ayrımsal karşılaştırmalı dilbilim ve alan tipolojisi arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır.
    Dillerin karşılaştırılmasıyla ilgilenen bütün bu alanlar, araştırma kurumunun (çoğunlukla üniversite kurumu) görüş ve yönelimlerine göre genel dilbilimi tamamlayıcı bilim dalları olarak görülmektedir ve tarihi-karşılaştırılmalı alanlarla birlikte karşılaştırmalı dilbilim adı altında toplanır. Karşılaştırmalı dilbilim genel dilbilimin yanında bağımsız dilbilimsel bir ana disiplin olarak anlaşılabilir. Ayrıca bu alanlarda ortak dilsel özelliklerin tanımlanması sadece teorik değildir; bu tanımlama var olan her bir dil araştırması esas alınarak yapılır. Bu sebepten dolayı bu alanlar genel dilbilime ait alanlar olarak görülmez.


    Uygulamalı Alanlar


    Uygulamalı dilbilim

    Araştırma nesnesi olarak dille ilgili çok farklı görüşler ile farklı yaklaşımlar ve dilbilimin başka bilimlerden yararlanma özelliğinden dolayı genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim arasında genel belirlenmiş bir sınırlama yoktur.

    Bir taraftan genel dilbilim teorik temellerle, örneğin dil ve dil kullanımı için bütün bireylerde aynı olan biyolojik ve psikolojik, yani bilişsel koşullarla (dil edinimi, olası dilsel açıdan sorunlu durumlar, dil üretiminde sinirlerle ilgili süreç, dilin biyolojik kökeni gibi) ilgilenen bir alan olarak tanımlanabilir. Genel dilbilim ayrıca konuşulan dilin sosyal, sosyo-demografik ve kültürel nedenlere (politik ve toplumsal kurumlarda kullanılan dil, cinsiyete özgü dil kullanımı, gençlere özgü dil, yaşlılıktaki dil kullanımı, kültürel koşul ve durumlara bağlı dil kullanımı gibi) bağlı ortak özellikleriyle ilgilenen bir alan olarak da görülebilir. Bu anlayışla birlikte bunlarla ilgilenen Biolinguistik, psikolinguistik, sosyo dilbilim, sinir dilbilimi, etimoloji gibi uygun dilbilimsel alanlar genel dilbilime ait alanlar olarak kabul edilebilir.

    Diğer taraftan kullanım koşulları altında dili araştıran bütün bu alanlar soyut bir sistem olarak dille ilgilenmeyen, aksine konuşulan dili, yani “kullanılan” dili esas alan ve araştıran alanlar olarak tanımlanabilir. Bu şekilde tanımlandığında bu alanlar genel dilbilime ait sayılabilir.

    Dilbilimsel araştırma sonuçlarının kullanımını içeren ve tıp, bilişim, didaktik gibi diğer bilimsel uzmanlık alanlarıyla bağlantılı olan bu dilbilimsel disiplinler uygulamalı dilbilim adı altında da toplanabilir. Aynı zamanda genel dilbilimin teorik alanlarına ait araştırma sonuçlarının uygulamalı kullanımıyla ilgili olarak bilgisayarlı dilbilim ya da klinik dilbilim ve Sprachpathologie gibi uygulama odaklı uzmanlık alanları ve dil didaktiği ya da çeviri teorileri gibi alanlar da kısmen genel dilbilime ait sayılabilir.

    Son olarak özellikle son zamanlarda kendine özgü bilimsel alanlar olmaya başlayan nicel dilbilim ya da bütünce dilbilim gibi dilbilimsel yöntemler de araştırma alanlarına göre ya genel dilbilime ya da uygulamalı dilbilime ait sayılır.


    Tarihsel Alanlar


    Tarihsel Dilbilim

    Genel dilbilim ve tarihsel dilbilim arasında kısmen belirgin olmayan sınırlandırmalar oluşmuştur. Genel dilbilim zaman içerisinde oluşan dilsel değişikliklerin genel prensiplerini, kurallarını ve yasal durumlarını betimleyen bir uzmanlık alanı olarak anlaşılabilir. Genelde tarihsel dilbilime ait sayılan alanlar genel dilbilimin de alanları olarak görülebilir.

    Bunların başında sesbilim, biçim bilgisi, cümle bilgisi araştırmaları, ayrıca artsürem olarak tanımlanan sözlük ve artsürem açısından (ses değişimi, dil bilgisel değişim, sözlüksel ve anlamsal değişim) sözlüksel anlam bilgisi araştırmaları sayılabilir. Ve ayrıca kelime oluşumu ve kelime tarihini araştıran (etimoloji) genel prensiplerin, dil oluşumunun ve dil gelişiminin, dil bozulmasının ve dil ölümünün araştırılması da anılabilir.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Nisan 2015
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Dilleri İnceleyen Bilim Dalı Hangisidir?


    Dil Bilimi



    Dilbilim veya Belâğat, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.

    Genel dilbilim, Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.
    Dil bilimi, genelgeçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, dilbilimin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dilbilim ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği tek noktadır.

    Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.


    Bir Bilim Dalı Olarak Dilbilim


    Aşağıda listelenmiş olan araştırma alanlarına ek olarak genel dilbilim kendisini ilgilendiren konularla da ilgilenir.

    • Dilbilim Tarihi
    • Yöntem Kuramları
    • Belirli Yardımcı Araçlar, terminolojik ve diğer sözlükler ya da kaynak eserler
    • Genel Dilbiliminde Dil Modeli
    • Çift Dil Modeli


    Cenevreli dilbilimci ve gösterge bilimci Ferdinand de Saussure (1857–1913) ”dil” kavramına ilişkin köklü ve uzun süredir dilbilimini etkileyen bir görüşe sahiptir. Bunun nedeni biçimsel yapı olarak dil - ki Saussure bunu Langue (yapı/sistem) olarak adlandırır - ve somut kullanılan dil arasında - bunu da Parole (söz) olarak adlandırır - yapmış olduğu ayrımdır. Langue, bir dil topluluğuna ait konuşmacının kafasında mevcut olan teorik, anlaşmalı bir sistemdir. Parole (söz) ise özel zamanlarda konuşmacılar tarafından güncellenmiş dildir. Bunun yanında dilsel öğeler her kullanım durumuna göre farklı bir anlam kazanabilir. Bu sebeple parole (söz) dilin içeriği, Langue ise dilin biçimi olarak ayrılır.

    De Saussure dilde “iki yönlülük” fikrini ortaya atan ilk kişi değildir. Daha önce Hermann Paul de aynı şekilde “Dil Tarihi Prensipleri” kitabında bunu ifade etmiştir. Hermann kitabında bir kelimenin “normal anlamı”ndan, yani alışılagelmiş kendi anlamından bir de nedensel (nadir) anlamından, yani her bir dilin olasılıklarından kaynaklanabilecek anlamlarından söz etmektedir.

    Hem tarih dilbilimci Paul hem de yapısalcı Saussure nedensel (nadir), başka bir deyişle durumsal olarak ortaya çıkan dilin normal anlamı, yani Langue’a ait teorik dil sistemini etkilediğini ve böylece değişikliklerin meydana gelebileceğini ve bunun da dil değişimlerine açıklık getirdiğini tespit etmişlerdir.

    Dille ilgili bu ikilemli görüş üretici dilbilgisi modelinde ve özellikle de Noam Chomsky (1928) tarafından kurulan dönüşümsel dilbilgisinde ortaya koyulmuştur. Chomsky’nin modelinin farkı, Paul’unki gibi tek tek kelimeler ya da Saussure’ünki gibi dilsel sistemi esas almamasındadır. Chomsky daha çok biyolojik nedenlerle ilgilenir ve Kompetenz (dil yetisi) ve Performanz (dil edinimi) ayrımını ön plana çıkarır.

    Dil yetisi (Kompetenz) özel bir dil sistemine sahip olabilmek için ana dil edinimi süresince kazanılmış yeteneklerdir. Bu yeteneklerin edinimini biyolojik faktörler belirler. Küçük çocukların dilsel gelişimi esnasında her bir dile göre ayrılan temel, dilsel parametreler doğuştandır. Bir konuşmacının dil yetisi, bir insanın dil edinimi sonrasında sahip olabileceği ideal bir dil sistemidir.

    Dil edinimi ise konuşma sürecindeyken dilin hatalarla dolu somut kullanımını betimler. Böylece Saussure’ün Parole (söz) kavramıyla hemen hemen özdeştir.

    Langue (dil) sabit bir model ve kurallar sistemi olarak görülür. Kompetenz (dil yetisi) ise sınırlı sayıda kurallar ve dilsel öğelere yer verip daha çok sınırsız dil ifadelerinin oluşmasına izin verdiği için dinamik bir model olarak anlaşılır. Bu yönden Kompetenz ve Langue birbirinden ayrılır (ama uygulamada bir dilde kurallar doğrultusunda oluşan bütün kelime birleşimleri aynı ölçüde ifade edilmez; aksine belli kelimeler aynı zamanda başka belli kelimelerle karşılanır. Bu bütünce dilbilime bağlı bir durumdur.)

    Chomsky; bunu, yaklaşık 20 yıl sonra 1965’te oluşturduğu bir modelle değiştirmiştir. Dilde bulunan hatalardan dolayı konuşulan dil biyolojik olan dilsel yapıların incelenmesine uygun değildir. Bu duruma bağlı olarak Chomsky Kompetenz’i (dil yetisi) sırf zihinsel ve (büyük ölçüde) bilinçsizce oluşturulan yapı olarak görür ve I-dil’den, yani “iç dilden” söz eder. Bu da I-dil sınırlarına girmeyen durumları içeren E-dil, yani biçimsel dili oluşturur. Bir başka deyişle, sadece bir anda gerçekleşen konuşma değil, bir konuşucu topluluğu içinde üzerinde uzlaşı olan bir dilin ayrıntılı özellikleri söz konusudur (bundan dolayı örneğin bir dilin belli bir lehçesi Kompetenz‘in (dil yetisinin) ya da Langue‘un (dilin) bir bölümü olarak değil de, E-dil üst başlığının bir bölümü olarak görülür). Doğal bir dilin sadece biyolojik olan nedenlerle gelişen alt sistemiyle ilgili değildir. Aksine doğuştan olan dil özelliklerine bağlı olmayan değişken dil alışkanlıklarını gösteren bir sistemdir.

    Genel dilbilimde dil sistemi ve dil kullanımının, örnek ve uygulamanın bu ayrılmış modelini aşacak az sayıda araştırmalar var. Bütünce dilbilim bu konuyu ele alır. Bütünce dilbilim kullanılan dilin temsili malzeme bütünü yardımıyla bir dil sisteminin (Almanca, İngilizce gibi) yapısal özelliklerini (söz dizimsel, sözlüksel gibi) ve alt sistemlerini (Avusturya ya da İsviçre Almancası gibi) araştırır.

    Aynı zamanda bütünce dilbilim belli gruplara ait metinlerin (belli bir sosyal gruba özgü dil, politik ve gazete metinleri gibi) özellikleri, kullanımdaki dilin özellikleri ve dil kullanımı nedenleri gibi dil materyallerini saptar. Doğuştan olan dilbilgisine ilişkin araştırmalara da önemli katkılar sağlayan, çocukların erken yaşlardaki dil edinimine ilişkin gözlemler; kaydedilen çocuk dili materyal ve veri tabanları aracılığı ile yapılır.


    Dilin Bünyevi Yapısı


    Yapısal açıdan - bugüne kadar yapılmış dil incelemeleri durumu - dil analiz edilir ve öğesel parçalara ayrılır. Bu parçaların işlevleri ve öğe tamlamalarının türü araştırılır.

    Dilin normal durumu olarak dil seslerinin bir sırası olarak görülen ses dili kabul edilir.. Ayrı ayrı sesten oluşan her bir ses sırası, ses bilimi düzleminde işlevsel öğeler olan ses öğesini ve heceyi oluşturur. Üst düzlemde (biçim bilgisinde) bunlar biçim birimlerini ve kelimeleri oluştururlar. Bunlar da – bir üst düzlemde – dilsel bir ifadenin temel birimi olan ve belli sözdizimsel kurallara göre oluşturulan cümle olarak anlaşılır.


    Bilim Dalları Arasındaki Yeri



    Dil kavramının farklı şekillerde yorumlanmasından ve dilin çok farklı yönlerinin incelenmesinden dolayı dilbilim için herhangi bir bilim dalına aittir demek mümkün değildir. Linguistik; dilsel sistemin bilimi, çoğu kişi tarafından da gösterge bilimin bir alt alanı ya da göstergelerin bilimi olarak görülmektedir. Bu yüzden linguistik, yapısal bilimler ya da formal bilim grubuna dâhil edilir.

    Ancak kişisel dil edinimi ve dil kullanımı psikolojik ya da klinik bir durum olarak değerlendirildiğinde dilbilimin bu alt alanı doğa bilimleri grubunda sayılabilir. Dil, toplumsal ve kültürel bir kavram olarak incelendiğinde ise dilbilim kültür bilim ya da ruh bilim kategorisinde değerlendirilebilir. Dilbilimin sosyal bilimlere ait budun dilbilim, siyaset dilbilim ya da toplum dilbilim gibi alt alanları da vardır.


    Dilbilimin Alt Alanlara Ayrılması



    Bilimsel alanların adlandırılmasında farklılıklar yaşanmasına ilaveten dilbiliminin kendisi de birbirlerini sınırlayan alt alanlara kesin bir şekilde ayrılmada sorun yaşamaktadır. Bilhassa bütün bilimsel alanların birbirlerinden yararlanan alanlar olma özelliğinden ileri gelen böyle bir sınıflandırma genellikle tartışmalıdır. Karşılaştırmalı dilbilim ya da tarihsel dilbilim, genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim; birçok araştırma; bu üç büyük dilbilimsel uzmanlık alanın hali hazırdaki sınırlandırılmasını ya yapay ya da uygunsuz bulmaktadır.

    Tek tek araştırma alanlarının hangi alana ait olduğu konusunda kısmen farklı sınıflandırmalarla karşılaşılabilir. Bu nedenle örneğin sosyal dilbiliminin genel dilbilimin bir bölümü mü yoksa uygulamalı dilbilimin bir bölümü olduğu konusunda genel bir yargı söz konusu değildir.

    Ayrı ayrı dilleri hem dilbilimsel hem de edebiyat bilimsel ve kültür bilimsel açıdan inceleyen filoloji (betik bilim) modern dilbiliminin bir bölümü olarak değerlendirilmez. Aksine filoloji dili ve tarihsel gelişimini yazılı belgelerden inceleyen, kendine özgü bir bilim dalıdır. Türkiye’de üniversite yapılanmalarında bu iki bilim dalı farklı bölümler altında ifade edilmektedir. Dilbilim bölümü (İngiliz dilbilimi) ile dil ve edebiyat (Türk dili ve edebiyatı, Alman dili ve edebiyatı, Japon dili ve edebiyatı vs.) bölümleri adı altında eğitim verilmektedir.

    Dilbilimsel alt alanların aşağıdaki sınıflandırılmaları konusunda büyük ölçüde fikir birliği sağlanmıştır.


    Araştırma Alanları Ve Alt Alanları


    Temel olarak linguistik ve dilbilim kavramları eşdeğer iki kavram olarak algılanmaktadır. Ancak; özellikle doğal dilin teorik temellerinin araştırılması bakımından linguistik adı altında bu alanın anlaşılması ve dilbilim kavramının kullanımı ile de büyük ölçüde dilin sosyal ve kültürel bir olgu olarak gösterilmesi bu noktada kavramsal ikileme neden olmaktadır. Buna göre hangi alanın genel linguistiğe ya da genel dilbilime ait olduğu konusunda farklı anlayışlar vardır.

    Dil sisteminin parçalarının (sesler, kelimeler, farklı işlevsel birimler) tanımlanması, işlevleri ve anlamları, ayrıca onların bir araya gelme örnekleri ve olasılıkları (ses birleşimleri, ifadeler, cümleler, metinler) genel linguistiğin görev alanıdır. Farklı dilbilgisi modellerinin ifade edilmesi de genel linguistiğin görevlerindendir. Bu bakımdan istenilen evrensel dilbilgisi araştırmaları; yani bütün dillerde ortak olan biyolojik, belirlenmiş, temel dilbilgisel bir yapı- büyük önem kazanmıştır. Genel dilbilim ve diğerleri genel dil teorilerinin ifade edilmesiyle de ilgilenir.


    Linguistik ve Dilbilim


    Linguistik ve dilbilim arasında genel olarak terminolojik açıdan çok ince bir fark vardır. Bunlardan ilki, ‘linguistik’te çok farklı araştırma alanlarının olması ve dilbilime göre linguistiğin Alman dili ve edebiyatı, İngiliz dili ve edebiyatı, Latin dili ve edebiyatı gibi farklı dillerin tarihsel gelişimini ve yapısını filoloji adı altında daha çok incelemesidir. Bundan dolayı bilimsel kurumlar içinde bilim olarak adlandırılırken “dilbilim” kavramının yanı sıra tamamen aynı anlamdaki çoğul hali dilbilimleri de kullanılmaktadır.

    Dilbilim ve linguistik kavramlarının birbirleriyle özdeşleşmiş olması ve tarih dilbilim ile tarih linguistiği durumunda da olduğu gibi dilbilimsel alt alanlarının adlandırılmasında sinonim olarak algılanması, adlandırmadaki ikilemliliğin oluşmasının bir diğer nedenidir. Bununla birlikte bölgesel kullanım tercihleri de buna sebep olmaktadır. Örneğin; Avusturya’da genel linguistik kavramı çok az kullanılırken çoğunlukla genel dilbilim kavramı kullanılmaktadır. Yerel okulların da farklı şekilde belirli adlandırmaları tercih etmeleri bu ikilemliliğin sebebi olabilir.

    Bu iki genel kavram şu şekilde ayrılabilir. Bu bilimin; dilbilim olarak adlandırılmasında, dil ve dil kullanımının toplumsal ve kültürel bir kavram olarak görülmesi etkendir. Bu anlayışla birlikte dilbilim edebiyat bilim ve özellikle de betik bilime yakındır. Öte yandan linguistik kavramı altında tam bir sistem linguistiği anlaşılabilir. Linguistik; dil kullanımı özellikleri, beyinde dilin ifadesi, toplumsal ve nüfusla ilgili etmenlere bağlı dil kullanımı gibi dilin farklı işlevlerini ve ayrı ayrı dillerin yapısını inceler.


    Teorik alanlar


    Teori odaklı genel linguistiğin temel alanlarından birisi (en azından doğrudan) gerçekten ifade edilen dille ve mevcut tekil bir dille ilgilenmemiştir. Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır. Genel linguistiğin sınırlı tanımı vardır ve aşağıda listelenmiş temel alt alanlar arasında sayılır. Bu yüzden teorik linguistik ve genel linguistik kavramları bir tutulmaktadır. Ama uygulamalı ve tarihi alanların da genel linguistiğe dâhil olabileceği anlayışına bağlı olarak bu eşdeğer kullanım yanlış anlamalara sebep olabilir. Bu temel alt alanlar şunlardır:

    Dilbilgisi: Dilin yapısını, biçimin, belirli kurallara göre yapısal örneklerini inceler. Bu üst kavram altında aşağıdaki alanlar sıralanabilir.

    Buna ilaveten birçok dilsel durum bu alanlar arasındaki ortak alanı gösterir. Bu nedenle ortak olguların araştırılmasında bir taraftan Morphonologie ya da Morphophonologie ve diğer taraftan da Morphosyntax’dan söz edilebilir.

    Gittikçe bu alanların işbirliği, dilbilgisinin kapsamlı teorisi bakış açısıyla tanımlanmakta ve kendine özgü bir alan olarak “dilbilgisi teorisi” anlaşılmaktadır.

    Söylem çözümlemesi: (yazılı ve sözlü) Metinlerin tematik ilişkilerini ve üretim ile alımlama ilişkilerini inceler. Uygulamada çok sayıda sosyal ve dil dışı diğer etmenler rol oynar ve bu alanda kullanılmış diller incelenir.


    Genel-karşılaştırmalı alanlar



    Dilin yapısal tanımlamasının yanı sıra genel dilbilimin diğer temel görev alanı olan dil dışı ortak genel özelliklerinin tanımlanmasıyla ilgili olarak genel dilbilimin başka dilbilimsel alanları gruba dâhil edilebilir.

    Evrensel araştırmalar; her bir dilin çoğunun cümle bilgisi, biçim bilgisi ve ses bilim açısından karşılaştırarak ve de dillerin genel ortak özelliklerini tespit ederek evrensel dilbilgisi araştırmaları üzerine denemeler yapar.

    Evrensel araştırmalar ile dil tipolojisi, ayrımsal karşılaştırmalı dilbilim ve alan tipolojisi arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır.
    Dillerin karşılaştırılmasıyla ilgilenen bütün bu alanlar, araştırma kurumunun (çoğunlukla üniversite kurumu) görüş ve yönelimlerine göre genel dilbilimi tamamlayıcı bilim dalları olarak görülmektedir ve tarihi-karşılaştırılmalı alanlarla birlikte karşılaştırmalı dilbilim adı altında toplanır. Karşılaştırmalı dilbilim genel dilbilimin yanında bağımsız dilbilimsel bir ana disiplin olarak anlaşılabilir. Ayrıca bu alanlarda ortak dilsel özelliklerin tanımlanması sadece teorik değildir; bu tanımlama var olan her bir dil araştırması esas alınarak yapılır. Bu sebepten dolayı bu alanlar genel dilbilime ait alanlar olarak görülmez.


    Uygulamalı Alanlar


    Uygulamalı dilbilim

    Araştırma nesnesi olarak dille ilgili çok farklı görüşler ile farklı yaklaşımlar ve dilbilimin başka bilimlerden yararlanma özelliğinden dolayı genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim arasında genel belirlenmiş bir sınırlama yoktur.

    Bir taraftan genel dilbilim teorik temellerle, örneğin dil ve dil kullanımı için bütün bireylerde aynı olan biyolojik ve psikolojik, yani bilişsel koşullarla (dil edinimi, olası dilsel açıdan sorunlu durumlar, dil üretiminde sinirlerle ilgili süreç, dilin biyolojik kökeni gibi) ilgilenen bir alan olarak tanımlanabilir. Genel dilbilim ayrıca konuşulan dilin sosyal, sosyo-demografik ve kültürel nedenlere (politik ve toplumsal kurumlarda kullanılan dil, cinsiyete özgü dil kullanımı, gençlere özgü dil, yaşlılıktaki dil kullanımı, kültürel koşul ve durumlara bağlı dil kullanımı gibi) bağlı ortak özellikleriyle ilgilenen bir alan olarak da görülebilir. Bu anlayışla birlikte bunlarla ilgilenen Biolinguistik, psikolinguistik, sosyo dilbilim, sinir dilbilimi, etimoloji gibi uygun dilbilimsel alanlar genel dilbilime ait alanlar olarak kabul edilebilir.

    Diğer taraftan kullanım koşulları altında dili araştıran bütün bu alanlar soyut bir sistem olarak dille ilgilenmeyen, aksine konuşulan dili, yani “kullanılan” dili esas alan ve araştıran alanlar olarak tanımlanabilir. Bu şekilde tanımlandığında bu alanlar genel dilbilime ait sayılabilir.

    Dilbilimsel araştırma sonuçlarının kullanımını içeren ve tıp, bilişim, didaktik gibi diğer bilimsel uzmanlık alanlarıyla bağlantılı olan bu dilbilimsel disiplinler uygulamalı dilbilim adı altında da toplanabilir. Aynı zamanda genel dilbilimin teorik alanlarına ait araştırma sonuçlarının uygulamalı kullanımıyla ilgili olarak bilgisayarlı dilbilim ya da klinik dilbilim ve Sprachpathologie gibi uygulama odaklı uzmanlık alanları ve dil didaktiği ya da çeviri teorileri gibi alanlar da kısmen genel dilbilime ait sayılabilir.

    Son olarak özellikle son zamanlarda kendine özgü bilimsel alanlar olmaya başlayan nicel dilbilim ya da bütünce dilbilim gibi dilbilimsel yöntemler de araştırma alanlarına göre ya genel dilbilime ya da uygulamalı dilbilime ait sayılır.


    Tarihsel Alanlar


    Tarihsel Dilbilim


    Genel dilbilim ve tarihsel dilbilim arasında kısmen belirgin olmayan sınırlandırmalar oluşmuştur. Genel dilbilim zaman içerisinde oluşan dilsel değişikliklerin genel prensiplerini, kurallarını ve yasal durumlarını betimleyen bir uzmanlık alanı olarak anlaşılabilir. Genelde tarihsel dilbilime ait sayılan alanlar genel dilbilimin de alanları olarak görülebilir.

    Bunların başında sesbilim, biçim bilgisi, cümle bilgisi araştırmaları, ayrıca artsürem olarak tanımlanan sözlük ve artsürem açısından (ses değişimi, dil bilgisel değişim, sözlüksel ve anlamsal değişim) sözlüksel anlam bilgisi araştırmaları sayılabilir. Ve ayrıca kelime oluşumu ve kelime tarihini araştıran (etimoloji) genel prensiplerin, dil oluşumunun ve dil gelişiminin, dil bozulmasının ve dil ölümünün araştırılması da anılabilir.
     
  3. arkadaşlar bence bu
    ''dil bilimi ''
     
  4. bu sorunun cevabı nedir acaba
     

Bu Sayfayı Paylaş