Dikkat eksikliği ve hiperkativite bozukluğu

'Psikoloji' forumunda NeslisH tarafından 19 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dikkat eksikliği ve hiperkativite bozukluğu konusu
    Dikkat eksikliği ve hiperkativite bozukluğu







    1 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Nedir

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nun temel özelliği engellemeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle davranışlarda ya da bilişte ortaya çıkan ataklık ve aşırı hareketliliktir

    Bunun sonucu olarak çocukta gelişimsel olarak aşağıdaki 3 temel sorun ortaya çıkmaktadır:

    Kısa dikkat süresi

    Yetersiz dürtü kontrolü

    Aşırı hareketlilik

    Tanı düzenli öğrenim için gerekli dikkat süresi ve yoğunlaşmasının gelişmesinin beklendiği ilkokul yıllarında konulmaktadır DEHB nüfusun yaklaşık %3-6’sında gözlenir Erkek / Kız oranı 3/1 ‘dir

    2 DEHB’nun en sık belirtileri nelerdir Aşırı hareketlilik

    Yerinde oturmada güçlük

    Çok konuşma

    Dikkatini sürdürmede güçlük

    Dikkatin kolay dağılması

    Sıklıkla bir şeyler kaybetme

    Sınıfta sorulara sırasını beklemeden cevap verme

    Yönergeleri takip etmede güçlük

    Sessizce oynamada güçlük

    Oyunlarda sırasını beklemekte güçlük

    Bir etkinlikten diğer etkinliğe kayma

    Sıklıkla araya girme sözünü kesme

    Sıklıkla ne söylendiğini dinlememe

    Tehlikeli etkinliklerle uğraşma

    3 Nasıl DEHB tanısı konur

    Tanı koyarken 2 ana yaklaşım var:

    DSM-IV (APA ABD)

    ICD-10 (WHO Avrupa)

    ICD-10 öncelikle dikkat üzerine yoğunlaşmaktadır Tanıda DSM-IV kriterleri daha sık kullanılmaktadır

    DSM-IV kriterlerine göre DEHB’nun 3 tipi vardır:

    Dikkat eksikliği baskın tip

    Kombine tip

    Aşırı hareketlilik ve impulsivite baskın tip

    Tanı için gözlenen belirtilerin ev ve okul gibi en az İKİ ORTAMDA gözlenmesi gereklidir

    4 DEHB bir hastalık olarak düşünüle bilinir mi

    Evrimsel görüşe göre DEHB bir kişilik tipi veya başa çıkma şeklidir DEHB olanlar farklıdır fakat hasta değildir şeklinde varsayılmaktadır

    5 Yeni bir hastalık mı

    Hayır tıbbi literatürde yüzyıldan daha öncesinde saptanmıştır Ünlü Alman öykü yazarı Hoffman çocuklar için yazdığı bir şiirde DEHB olan bir çocuğu tanımlamaktadır

    6 Başka hangi isimlerle bilinir

    Minimal beyin disfonksiyonu (MBD) ve hiperaktivite

    7 Nedenleri (etiyoloji) nelerdir

    Kanıtlanmış kesin bir neden gösterilemiyor Bazı olası nedenler şunlardır:

    Genetik nedenler

    Beyin hasarı

    Nörotransmitterler

    Gıda ve katkı maddeleri

    Psikososyal etkenler

    8 Genetik etiyolojiyi açıklar mısınız

    Şu anda en fazla kabul gören varsayımdır Frajil-X çok düşük doğum ağırlıklı çocuklar ve daha seyrek olarak ta genetik kökenli tiroid bozuklukları gibi durumla DEHB belirtileri gösterirler Ancak böylesi olgular tüm DEHB olan çocukların çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır

    Genetik çalışmalarda fakat araştırmalar sürmektedir DEHB ve Tourette Bozukluğu olan çocuklar ve aileleri ile yapılan bir çalışmada genetik geçişin serotonin :):):):)bolizması ile ilgili gen ile yarı resesif yarı dominant olarak geçebileceği ileri sürülmüştür

    9 Beyin Hasarı etiyolojisini açıklar mısınız

    Perinatal dönemde gizli ya da açık minimal derecede MSS (merkezi sinir sistemi) hasarı olduğu belirtilmektedir Bu hasara yol açan toksik mekanik ve dolaşımla ilgili nedenler olabileceği gibi MSS’yi etkileyen enfeksiyonlar da söz konusu olabilir Silik nörolojik belirtiler ve daha az olmakla birlikte bazı öğrenme bozukluklarının olması ve özgün olmayan EEG bozuklukları ve epilepsi gelişme olasılığının normalden daha yüksek olması bu hasarı kanıtlar niteliktedir

    Davranım bozukluğu bu çocuklarda MSS’nin olgunlaşmasındaki gecikmeyi gösterebileceği kabul edilmektedir

    DEHB olan çocuklarda silik nörolojik bulgular sık görülmektedir Çocukların önemli bir bölümünde MSS’de yapısal hasara ilişkin bir belirti yoktur BBT sonuçları tutarsızdır Korpus kallosumun iki ön bölgesi olan rostrum ve rostral cismi DEHB olan çocuklarda kontrollerden belirgin derecede küçük bulunmuştur Bu bulgular DEHB’nda frontal lob gelişimi ve işlevinde bozukluk olduğu kuramını desteklemiştir Korpus kallosumun splenial bölgesinin normal gelişim gösteren kontrollerden daha küçük olması dikkatsizliği açıklayabileceği ileri sürülmektedir DEHB’de temel eksikliğin dürtülerin engellenmesindeki zorluk olduğu duyu ve motor bölgelerde ise artma olduğu gözlenmiştir PET çalışmalarında DEHB olan çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve :):):):)bolik hızda azalma olduğu gözlenmiştir Nörofizyolojik çalışmalarda frontal lobun daha alt merkezleri baskılayıcı etkisinin bozulduğu ya da olmadığı ve retiküler aktive edici sistemin dikkat merkezi üzerindeki etkisinin azalmasından söz edilmektedir

    Nörobiyolojik beyin farklılıkları: Zametkin’sin 1990 çalışmaları ve çoğu çalışmalarda frontal lobda deprese aktivite ileri sürülmektedir Şimdiki teorilerden birinde “alınan mesajları durdurmada ve sıraya koymada” problem yaşamayla ilgili görülmektedir

    10 Nörotransmitterler ile ilgili varsayımlar nelerdir

    Tedavide kullanılan ilaçların etkilerinden yola çıkarak nörotransmitterler de irdelenmektedir En sık kullanılan ilaçlar olan amfetaminler hem dopamin hem de norepinefrini etkilediğinden her iki sistemde de işlev bozukluğu olabileceği ileri sürülmüştür Ancak genelde süreçten sorumlu tek bir nörotransmitter belirlenememiştir

    11 DEHB’nu etkileyen Psikososyal etkenler nelerdir

    Bozukluğun gelişmesinde temel bir etkiden çok hazırlayıcı ve ortaya çıkışını hızlandırıcı etkilerden söz edilebilir Bozukluğu olan çocukların sıklıkla parçalanmış ailelerden geldiği bunun uzun süre duygusal yoksunlukla ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür

    12 DEHB için Riskleri özetler misiniz:

    Annenin gebelik öncesi ya da gebelik sırasındaki: tıbbi durumu

    duygusal zorluğu

    sigara içmesi

    alkol alması

    doğum komplikasyonları

    Çocuğun öyküsünde:

    orta derecede kafa travması (belirgin ilişki)

    gelişmede gecikme

    öfke nöbetleri

    enürezis

    tikler

    düşük doğum ağırlığı

    13 Uzun süreli gidişi nasıldır

    Geçmişte DEHB’nun zaman içinde azalarak ergenlik döneminde iyileştiğine inanılırdı İzlem çalışmalarında bunun doğru olmadığı görülmüştür Bozuklukta 3 gidişten söz edilmektedir:

    Gelişimsel gecikme (developmental delay) (%30): Genç erişkinliğin erken döneminde belirtilerin kaybolduğu gruptur

    Devamlılık (continual display) (%40): Belirtiler çeşitli sosyal ve duygusal güçlüklerle erişkin dönemde de sürer

    Gelişimsel bozulma (developmental decay) (%30): DEHB bulguları yanı sıra alkolizm madde kullanımı ve antisosyal kişilik bozukluğu gibi psikopatolojilerinin oluştuğu gruptur Bu kötü gidişin en güçlü belirleyicisi çocukluk döneminde DEHB’na komorbid olarak davranım bozukluğunun olması ve aile içi çatışmaların olmasıdır

    Hiperaktivite yaşla birlikte azalmakta genellikle 12 ile 20 yaşlar arasında görüldüğü bildirilmektedir Ancak olguların önemli bir bölümünde bozukluk kısmi remüsyona girmekte ve duygu durum bozuklukları ile antisosyal ve diğer kişilik bozukluklarının ortaya çıkışı kolaylaşmaktadır Öğrenme sorunları sıklıkla sürmektedir

    14 DEHB ile komorbidite gösteren bozukluklar var mıdır

    Evet:

    Davranım bozukluğu %30-50

    Karşı gelme bozukluğu %50

    Mental retardasyon Metilfenidat (MPH)’dan zeka düzeyi düştükçe faydalanma azalır

    Otizm: MPH stereotipik hareketlerde artış yapabilir Yüksek işlevli olguların faydalandığı düşünülmektedir

    Tourette sendromu (DEHB’luların %20’si tik bozukluğuna tik bozukluklarının ise %40-60’ı DEHB’una sahiptir)

    Fragil-X (%73 DEHB)

    Öğrenme bozuklukları

    15 Ayırıcı tanıda nelere dikkat etmeliyiz

    3 yaşından küçük çocuklarda yoksa normalde tam olarak gelişmemiş sinir sisteminin klinik görünümüne mi bağlı olduğunun ayırımını yapmak oldukça güçtür

    Öğrenme bozuklukları

    Zeka geriliği

    Davranım bozukluğu

    Yaygın anksiyete bozukluğu

    Bipolar bozukluk

    16 DEHB için tedaviler var mıdır

    Basit bir tedavisi yoktur Multi-modal yaklaşımlar içerir:

    Tıbbi tedavi

    Anne-baba eğitimi

    Davranış terapileri

    Özel eğitim ortamı

    Diyet araştırmaları

    17 İlaca karşı olanlar var mı

    Non-drug kimyasal Pycnogenol etkinliği hakkında yeterli araştırma yok

    Diyet girişimi (Kesin bilimsel kanıt yok)

    Mega-vitamin ve mineral desteği (yüksek doz) (Kesin kanıt yok)

    Anti-Motion Sickness medikasyon: Bunu ileri sürenler DEHB ile iç kulak arasında ilişkiyi ileri sürmektedir (Kesin bilimsel kanıt yok)

    Candida Yeast (mayası): Bu görüşe inananlar mayalar tarafından oluşturulan toksinlerin arttığı ve bağışıklık sistemini zayıflatarak DEHB benzeri mental problemlere yol açtığını iddia etmektedirler (Kesin bilimsel kanıt yok)

    EEG Biofeedback: Bu görüşü ileri sürenler dikkatin sürdürülmesi için beyin-dalga aktivitesinin artırılması alıştırmaları yapmaktadırlar (Kesin bilimsel kanıt yok)

    Optometrik görme çalışmaları: Öğrenme bozuklularındaki okumanın görsel problemlerle ilişkili olduğu ileri sürmektedirler (Kesin bilimsel kanıt yok)

    18 Diyet davranışlar üzerinde etkili midir

    Bazı çocuklarda faydalı olmaktadır Bazı çalışmalarda Feingold diyetinin etkinliği gösterilmiştir (suni boyasız belli koruyucuları olmayan) Bazı kişilerde salisilatların alınmamasını önermektedir
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)okul çağı çocuklarında % 3-5 oranında görülmektedir.

    Bu oran azımsanmayacak bir orandır.Bu nedenle bu bozukluğun nedenlerini, gidişatını, birlikte görülen diğer bozukluklar ve tedavi yöntemleri önemlidir.

    Bir dönem bu bozukluğun beyindeki bir zedelenmeye veya gelişim bozukluğuna bağlı olduğu düşünülmüş; ancak yapılan araştırmalar bu bozukluğu olanların beyinlerinde bir zedelenme olmadığı anlaşılmıştır.Ancak beynin ön bölgesinde kan akımında ve şekeri kullanımında azalma olduğu tespit edilmiştir.DEHB olanların biyolojik akrabalarında alkolizm, depresyon ve davranım bozukluğu ve başka bazı psikiyatrik bozuklukların diğer kimselere göre daha fazla olduğu tespit edilmektedir.Tek yumurta ikizlerinde birinde DEHB varsa diğerindede % 90 oranında , çift yumurta ikizlerinde ise birinde DEHB varsa diğerinde % 30 oranında görülmektedir. Hamilelikte alkol sigara kullanımı, travmalara, zehirli maddelere maruz kalma, erken doğum, doğum sırasındaki travmalar, doğum sonu hastalıklar, çeşitli toksik maddelere ( kurşun gibi) maruz kalmak DEHB riskini arttırabilecek maddelerdir.Çevresel etkenlerin temel etken olmadığı ancak tetiği çekebilecekleri veya arttırıcı rol aynayabilecekleri düşünülmektedir. Boyalı, gıda katkı maddelerinin etken olabileceği söylenmesine rağmen araştırmalar bunu doğrulamamıştır.
    DEHB olan çocukların % 80’ nde ergenlik dönemindede, yaklaşık % 40’nde erişkinlik dönemindede bu bozukluğun belirtilerinin devem ettiği tespit edilmektedir.Bu bozukluğu olan çocuklarda ileriki yaşlarda alkol madde kullanımı, depresyon , anksiyete bozuklukları, davranış bozuklukları, okul başarısızlığı, okuldan atılma, sınıf tekrarı,okula gitmek istememe, okul korkusu çeşitli suçları daha çok işleme, trafik kazasına neden olma daha sık görülmektedir. Ergenlik döneminde ergenlik sorunlarını daha fazla yaşamakta, öfke nöbetleri gösterebilmektedirler. Bu dönemde depresyon ve anksiyete bozuklukları çocukluğa göre daha sık olarak görüldüğünden dikkat eksikliği ve davranış sorunları dahada artmaktadır.Aile üyeleri, öğretmenleri ve arkadaşları ile daha fazla sorun yaşamaktadırlar. Erişkinliktede DEHB nu gösteren kimseler uzun süre bir yerde oturamazlar, dikkatleri çabuk dağılır ve okuduklarını, eşyalarını ve bazı günlük işlerini unutur, kendilerini bir çok iyi bir çok kötü hissederler, görevlerini iyi düzenleyemezler, çabuk öfkelenirler, düşünmeden o an hoşlarına giden şeyleri yaptıklarından daha sonra çok sorun yaşarlar.

    DEHB bozukluğu uzun yıllar devam etmesine ve beraberinde birçok başka hastalığın ve olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olmasına rağmen tedavi edilebilen bir bozukluktur.Bu bozukluğun tedavisinin uzun yıllar sürmesi yapılan tedavilerin etkisinin sürekli olmaması, verilen ilaçların kısa bir müddet kullanılması ile bu bozukluğun geçmemesi gibi nedenlerden dolayı birçok kimse bu sorunun tedavi edilemeyeceğini düşünmektedir.Bu bozukluğun tedavisinde ilaç tedavisi, anne- baba eğitimi, bireysel görüşme, grup tedavisi gibi yöntemler kullanılmaktadır.
    Bu alanda uyarıcı bazı ilaçlar, aynı zamanda depresyon tedavisindede kullanılan ilaçlar, bazı ruhsal hastalıklardada kullanılan bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu alanda en çok kullanılan ve en etkili olan , basındada en çok adı geçen ilaç ‘ritalin’ isimli ilaçtır. Bu ilaç 3-4 saat, aynı ilacı uzun etkili formu ise 6-8 saat boyunca hareketliliği azaltmakta ve dikkati arttırmaktadır.Zaman zaman bu ilacın bağımlılık yaptığı, ölümlere neden olduğu şeklinde basında haberler çıkmasına rağmen yapılan araştırmalarda bunu doğrulayacak bulgular tespit edilmemiştir.Bazı aileler birkaç kutu kullanıldıktan sonra çocuğun düzelmemesi nedeni ile, uzu süre kullanmanın çocuğa zarar vereceğini düşünerek ilacı kesmektedirler.Bu ilaçlar kalıcı etki bırakmamaktadırlar.Bu nedenle hergün kullanılmaları gerekmektedir.Kalıcı etki bırakmamaları nedeni ile tatil dönemlerinde kesilebilir. Bu ilaçlar bağımlılık yapmazlar.Ergenlik dönemindede etkilidirler.İştah azalması, uykusuzluk, karın ağrısı, başağrısı, sinirlilik, bazı tikler ve nadir olarak depresyon, psikotik durumlar yan etki olarak ortaya çıkabilir.
    Anne- babanın bu bozukluk konusunda aydınlatılmaları tedavinin önemli bir parçasıdır.Bu bozukluğun özelliklerini bilmeyen anne- babalar çocuğun davranışlarını saygısızlık, sorumsuzluk, tembellik olarak yorumlamaktadırlar.Bu nedenlede çocukla ilişkileri bozulmakta, bu durum çocuktaki olumsuzlukları dahada arttırmaktadır.Anne- babaların bu bozukluğun özelliklerini bilmeleri durumunda çocuğa karşı daha hoşgörülü olmakta ve çocukları ile daha iyi ilişkiler kurabilmekte, çocuklarının sorumluluklarını daha iyi yerine getirebilmesine imkan sağlamakta, beklentilerini daha gerçekci olarak ayarlayabilmektedirler.Böylece anne babalar ile çocukları arasında daha sağlıklı ilişkiler kurulmakta ve karşılıklı olarak daha az sorun yaşamaktadırlar.
    Bireysel görüşmelerde, çocuğa bu bozukluk ve sonuçları nasıl tedavi edileceği konusunda bilgi verilir.Çocuğun özellikleri, ilgi alanları, ev okul ortamı konusunda yaşadığı sorunlar, bu konudaki düşünceleri ve bu konuda yapabilecekleri konusunda aydınlatılır.DEHB ile birlikte görülebilen diğer sorunlar varsa bu konudada yardımcı olunur.

    Grup tedavisindede çocukların biribirlerini ve kendilerini tanımaları, bozuk davranışlarını grup içinde görmeleri, uyumsuzluklarını görmeleri ve bunları düzeltme yollarını öğrenmeleri sağlanmaya çalışılır.
    DEHB bozukluğu yıllarca bazen erişkinliktede devam eden bir bozukluk olmasına rağmen tedavi edilebilen bir bozukluktur.Bu bozukluğu olanlar tedavi edildiklerinde diğer insanlarla aynı uyumu ve başarıyı gösterebilirler.Bu nedenle bütün hastalıklar da olduğu gibi erken tanı ve tedavi önemlidir.


    Dr. Mazlum Çöpür
    Çocuk - Ergen ve Yetişkin Psikiyatrisi Uzman
     

Bu Sayfayı Paylaş