Diş Sağlığı-DEV BİLGİ-

'Ağız ve Diş Sağlığı' forumunda Dine tarafından 29 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Diş Sağlığı-DEV BİLGİ- konusu dişlerin yapı maddesi nedir?
    diş mine dentin sement ve pulpadan (diş özü) oluşur.

    mine: vücuttaki en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97’si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme ana rahminde iken başlar. Anne gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

    dentin: minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75'ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70’i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10’u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere “Odontoblast” denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000’e. yaklaşır. Diş dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk sıcak tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

    pulpa (diş özü): dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. “Pulpa” adı da verilen diş özü dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.

    sement: kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar. %65’i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna “Hipersemontoz” denir.
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    dişler ne işe yarar?

    Dişler sindirim sisteminin başında besinlerin ufalanıp parçalanmasına koparılmasına yardım eder. kendini çevreleyen destek dokuları korur ve gelişmelerini sağlar. konuşmayı ve seslerin doğru bir şekilde çıkmasını sağlarlar. estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir.

    Dişlerin Görevlerine Göre Farklı Yapıları Vardır;

    1- Kesici Dişler

    Alt ve üst çenedeki ön dişler “Kesici Diş” olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri ise 6-7 mm. arasındadır.

    2- Kaninler (Köpek Dişleri)

    “Köpek dişi” ve “göz dişi” adı da verilen kaninler kesici dişlerden sonra gelir alt ve üst çenede sağlı-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

    3- Azı Dişleri

    Kaninlerin arkasında azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri her bir yarım çenede iki küçük azı üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.

    Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere “tüberkül” adı verilmektedir.

    4- Akıl Dişleri - Üçüncü Büyük Azılar = Yirmi yaş Dişleri

    Akıl dişleri ayrı bölümde incelenmiştir (yirmi yaş dişleri). Burada sadece şekillerinin ve kök sayılarının çok değişik olduğunu belirtmekle yetiniyoruz.



    Dişlerin Düzgün Konuşmaya Etkisi:

    Konuşma insan ilişkilerinin en önemlilerindendir. Ayrıca politikacılık aktörlük spikerlik şarkıcılık gibi bazı meslekler büyük ölçüde düzgün konuşmaya dayanır. Düzgün konuşmada dişlerin önemli rolleri vardır.

    Aşağıda ki birkaç örneğin bu rolü vurgulamaktadır.

    1- DE ve TE sesleri dil ucunun üst kesicilerin damak tarafındaki eğiminden destek almasıyla çıkar.

    2- FE ve VE sesleri ise alt dudağın üst kesicilerin kesici uçlarına temas etmesiyle çıkar.

    3- SE sesi karışık bir işlemle çıkar. Alt ve üst kesiciler birbiriyle temas halindeyken dilin azıların dil tarafındaki yüzeyinden destek alması ve dil ucunun da (kesiciler arasında bir oluk yapıp) hava borusu oluşturmasıyla gerçekleşir. ŞE ve JE sesleri de buna benzer bir işlemle gerçekleşir; fakat bu sırada dil ucu göreve katılmaz.

    Dişler çene kemikleri dişetleri dil damak buların hepsi çiğneme tat alma. yutkunma ve konuşma ile ilgili görevlerini bir bütün halinde yürütürler.

    dişlerin oluşumu ve gelişimi ne zaman oluyor?

    Embriyolojik hayatta (anne karnında) ağız boşluğuna ait oluşum belirtileri 3. haftada görülmesine rağmen dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler 6.haftaya rastlamaktadır. 7.haftadan itibaren dişlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye başlar.

    süt dişleri nasıl tanınır?

    Süt dişleri çocuk altı aylıkken çıkmaya başlar ve 2.5 yaşında alt ve üst çenede 10’ardan (20) tane olarak tamamlanır. Süt kesicileri ve süt kaninleri kalıcı dişlere göre daha küçüktür. Süt azıları da kalıcı azılara göre daha küçük yapıdadır.

    Çocuk büyüdükçe süt dişlerinin kökleri altında yer alan kalıcı dişin kökü sürme etkisiyle erimeye başlar; kök tamamen eriyip dişin yalnız kuronu kalınca da diş kendiliğinden düşer.


    hangi diş ne zaman çıkar?

    İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında... Demek ki diş çıkarma süreci insanın 20 yılını alır. Ama hangi diş kaç yaşında çıkar? Bunu özetleyen bir tablo hazırlanmış ve aşağıda verilmiştir. Tablodaki yaşların yaklaşık rakamlar olduğunu; 1-15 yıl önce veya sonra sürmesi gereken dişin vakitsiz sürebileceğini bazen de gecikmeler olabileceğini belirtmeliyiz.

    ısırma ve öğütme nasıl gerçekleşir?
    Kesici dişler yiyecekleri ısırmaya ve kesmeye yararlar. Üst diş kavisi alt diş kavisinden daha geniştir ve onu her yönde taşar. Alt çenenin aşağıya kaymasıyla ağız açılır ve lokma kesici dişlerin arasına girer. Ağız kapatılınca ısırma hareketi ile üst kesiciler alt kesiciler üzerinde bir makasın ağzı gibi kayar ve yiyecekleri koparır.

    Öğütme işlemi alt çene eklemi ve çiğneme kaslarının uyumlu çalışması ve yana hareketlerle gerçekleşir.

    Besinleri iyi öğütebilmek için diş dizilerinin düzgün ve eksiksiz olması şarttır.

    diş etinin yapısıBir dişin dışarıdan sadece taç kısmı görülür ve diğer kısımları çene kemiği içinde gizlenmiştir; üzeri dişeti dokusu ile örtülüdür.

    Diş eti sert lifli ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup; normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5 mm’lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer; bu yapıya “Mukoza” denir. Yanak ve dudakların iç yüzü ile diş dizileri arasında “Vestibül” = “Dalız” yer alır.



    tükürüğün bileşimi ve etkisi nasıldır?
    Yeni doğan bebeğin ağzı sterildir (mikropsuzdur) fakat birkaç dakika sonra kirlenir ve yaşam boyu da mikroplu kalır. Öyleyse neden hastalanmıyoruz? Çünkü ağızda bulunan bakterilerin çoğu hastalık yapmayan mukoza (saprofit) türdendir. Ancak vücudun direnci kırılınca bu bakteriler hastalık etkeni olabilir. Ağızda bulunan bakterilerin hepsi “Ağız florası”nı oluşturur.


    Diğer yandan ağız boşluğunun çok önemli bir koruyucusu daha vardır: Tükürük. Kulak önü çene altı ve dil altı bezleri tarafından üretilen renksiz özel kıvamda akıcı bir sıvı olan tükürük üretildiği bezlerden kanalcıklar aracılığı ile ağız boşluğuna taşınır. Bezler günde 5 litreye yakın tükürük üretirler. Kulak önü tükürük bezinin kanalı üst 1. büyük azı yakınında; diğer tükürük bezlerinin kanalcıkları da dil altında ağza açılırlar. Tükürük içinde bakterilerin üremesini durduran fermentler fluor ve kalsiyum tuzlan bulunur. Tükürük kanallarının açıldığı yerde diş taşlarının fazla birikmesi bileşimindeki kalsiyum tuzlarının çökelmesi nedeniyledir. Tükürüğün ağız ve dişlere yararlı etkileri şöyle özetlenebilir;

    1- Tükürük dişleri mekanik olarak temizler.

    2- Tükürük dişleri çürümekten korur.

    3- Tükürük içinde bulundurduğu mayalarla ağız mukozasını korur.

    çürük tedavisi:

    diş sert dokularının madde kaybı ile birlikte ilerleyen hastalığına çürük denir. diş sert dokularında kaybolan maddeyi yerine koyacak bir yenileme ya da tamir olayı olmaz. yani çürükte madde kaybının dokularca tamir olanağı yoktur. ayrıca çürük boşluğu çürütücü etkenlerin yerleşmesi gelişmesi ve korunması için bir barınak teşkil eder.bu nedenle çürük tedavisinde başlıca iki çaba vardır: Çürütücü etkenlerin barınağını ortadan kaldırmak ve dişteki madde kaybını birtakım dolgu malzemeleri ile gidererek tekrar iş görür hale getirmek... eğer elimizde çürüyerek kaybolan diş dokularını fiziksel kimyasal ve biyolojik özelliklerine sahip ve tedavi edilecek dişe mükemmel bir şekilde yapışıp kaynaşabilecek bir dolgu maddesi bulunsaydı çürüğü temizlemek ve doldurmak basit bir işlem olurdu. ancak bugün bu özelliklerin tümüne sahip bir dolgu maddesi olmadığı için ön dişlerde estetiği arka dişlerde de dayanıklılığı sağlayan çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. bu maddelerin değişik özellikleri nedeniyle dolgu yapma tekniklerinde en uygun şekil ve yöntem dişten dişe değişmektedir.



    çürük tedavisinde kullanılan malzemeler nelerdir?



    çinko içerikli genelde geçici amaçla kullanılan maddeler
    kalsiyum içeren dişi iyileştirici özelliğe sahip maddeler
    gümüş kalay çinkoaltın içeren dayanıklı maddeler
    cam alüminyum fosfat ve yapay reçinelerin bir karışımı olan estetik amaçlı kullanılan maddeler
    alüminyum silikat cam partiküllerinden oluşan çok çeşitli amaçlar ile kullanılan maddeler
    ağız dışında hazırlanıp dişe yapıştırılan (bonding) blok malzemeler
    diş gangreni nedir?

    Dişin pulpa tabakasının (sinir-damar ağı) mikroorganizmalarca işgali sonucu canlılığını kaybettiği bazı durumlarda içerdiği protein karbonhidrat ve yağların kimyasal olaylar sonucu parçalanmasıdır. çürüğe meyilli dişlere sahip bireylerin daha çocuk yaşlardayken ilk çıkan daimi dişlerinde bile aşırı çürük sonucu pulpa gangrenine rastlanabiliyor.

    diş gangreninin sebepleri nelerdir?
    Ani darbelerle dişin kırıldığı durumlarda olabildiği gibi sürekli ve yavaş yavaş etki yapan yüksek dolgular sızıntılar sinire ulaşan çürükler de dişin ölümüne sebep olabilir.

    diş gangreninin tedavisi var mıdır?

    Dişi canlı olarak ağızda tutmak için artık çok geçtir. yapılacak tedavi şekli dişin ortasındaki bozulmuş yapıların temizlenmesidir (kanal tedavisi). en son çare ise ne yazık ki çekimdir.
    Alıntı ile Cevapla
    elif
    Üyelere Açık Profil Bilgileri
    elif - Özel Mesaj gönder
    elif´nin Web Sitesini ziyaret edin
    elif tarafından gönderilen tüm mesajları bul
    View Blog
    #3
    Eski 18-04-2007 11:09
    ESİNTİ - ait Avatar
    ESİNTİ ESİNTİ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Nergis
    Meslek: Ev Hanımı
    Medeni Durumunuz: Evli
    Eğitim Durumunuz: Lise
    Yaşadığınız Yer: Malatya
    Puan: 7478 Seviye: 9 Puan: 7478 Seviye: 9 Puan: 7478 Seviye: 9
    Site Etkinliği: 0% Site Etkinliği: 0% Site Etkinliği: 0%

    Üyelik Tarihi: Feb 2007
    Mesajlar: 360
    Ruh Halim:
    Teşekkür Et: 0
    4 yazı için 4 kez teşekkür edilmiş
    Puanı: 151
    ESİNTİ duygularımıza tercüman olmaya başladın ha gayret !ESİNTİ duygularımıza tercüman olmaya başladın ha gayret !
    Bilgilenderme Diş Ve Diş Sağliği(süper Bir Arşiv)
    AĞIZ KURULUĞU

    Dişhekimli inde bu hal için "xerostomia" terimi kullanılır.Tükürük bezlerinin tükrük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda oluşur. Tükürük salgısındaki azalma a ızda oldukça ciddi sorunların oluşmasına yol açabilmektedir.

    Sebepleri:

    - Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür tek başına etkili de ildir.

    - Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren s sendromu) Ba ışklık sistemi hasarı (AIDS) Hormonal bozukluklar (Şeker hatalı ı) Nörolojik bozukluklar (Parkinson)

    - Çi neme kabiliyetinin azalması: E er beslenme alışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar a ırlıktaysa çi neme fonksiyonu azalır.

    - Tükrük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması

    - Radyoterapi (Radyasyon tükrük bezlerinde kalıcı hasar yapar.

    - İlaçlar (400 ün üstünde ilaç türü a ız kurulu u yapar: deconjestanlar diüretikler tansiyon ilaçlarıantidepresanlar antihistaminikler...)

    - kafein ve alkol tüketimi

    Belirtileri:

    - dilde yanma hissi

    - özellikle kuru yiyecekler için yeme zorlu u

    - konuşma zorlu u

    - sık susama

    - protez kullanmada zorluk

    - dudaklarda çatlaklar ve kuruluk

    - tat bozuklu u

    - kötü a ız kokusu

    A ız kurulu u nelere yol açar?

    - tükrü ün az olması ciddi problemleri de beraberinde getirebilir.

    - bakteri pla ı ve yiyecek artıkları kolayca birikir. bu dişeti hastalıkları ve çürü ü hızlandırır. tükrü ün kendi başına yıkama-temizleme mekanizması diş yüzeylerini temiz tutmaya yardımcıdır.

    - tükrük çürükleri önler diş yüzeyini temizler ve asitleri nötralize eder. böylece çürük önlenir.

    A ız kurulu u nasıl kontrol altına alınır? nasıl tedavi edilir?

    - sık sık yudum yudum su içilmeli. gece yatarken yanında sıvı içecek su bulundurulmalı

    - şekersiz sakız çi nenmeli

    - sigaraalkolşekerli yiyeceklerden uzak durulmalı

    - yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı

    - gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükrük tabletleri kullanılmalı

    - bakteri pla ı kontrol altına alınmalı

    - floridli diş macunu jel gargara kullanılmalı


    C vitamini kullanılmalı

    - bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan a ız ve diş bakım ürünlerini kullanmamalı
     
  3. Dine

    Dine Özel Üye

    AFT (AGIZDA YARA)
    En sik rastlanan tekrarlayici agiz yaralarindan birisi aft (aftöz ulser) dir.|Aft nedir?|Aft dilde yumuSak damakta dudak ve yanaklarin iç kisimlarinda görulen kuçuk yuzeysel ulserlerdir. cok agrilidirlar ve 5-10 gun surerler.|Nedenleri|Neden olabilecek etkenler arasinda stres travma asitli yiyecekler (domates turunçgiller vs.) gibi lokal tahriS edici maddelere sayilabilir.|Aft baSkasina bulaSir mi?|Hayir. Bölgesel yayilimi veya bir baSkasina bulaSmasi söz konusu degildir.|Tedavi|Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsizlik verici durumlarin ortadan kaldirilmasi ve enfeksiyondan korunma ile olur.|Kenacort-A orabase gibi haricen kullanilan bir kortikosteroid veya pyralvex solusyon gibi ilaçlar tedavide kullanilmaktadir. Ayrica aSiri agri duyuluyorsa aft in uzerine kisa sure için (7-10 dakika) bir adet aspirin koymak (emmeyin veya yutmayin) faydali olacaktir. Sik olarak meydana gelen veya uzun sureli devam eden aft durumunda bir hekime görunmeniz gerekir.
    (Lutfen Uçukla ilgili bilgileri de okuyun)
     
  4. Dine

    Dine Özel Üye

    AGIZDA KOTU KOKU

    A ızda kötü koku (HALİTOZİS); kişinin yediklerine (sarımsak so an baharat gibi) içtiklerine (rakı şarap sigara bira gibi) veya aldı ı ilaçlara ba lı olarak gelişebilir. Hastalı ından dolayı sadece sıvı tüketenlerde mekanik olarak besinlerin temizlenmesi mümkün olmayaca ından a ız kokusu olabilir.
    Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da kişi her şeyin kötü koktu unu sanır (dysosmia).

    A ız boşlu undan kaynaklanan kötü kokular
    - Kötü a ız hijyeni : Dişler arasında kalmış olan besin artıkları çürük dişler temiz tutulmayan protezler paslı dil
    - Piyore :
    - A ız içi iltihapları : aftlarda a ız içi yaralarında (özellikle vincent stomatiti) agranülostoz hastalı ında ve akut lösemiye ba lı gelişen a ız içi iltihaplarında
    - Bazı tonsillitler (bademcik iltihabı)
    - Bazı kanserler : dil bademcik damak a ız tabanı arka duvar (farinks) kanserleri ülserleşince fena kokuya neden olurlar.

    A ız arka duvarından (farinks) kaynaklanan kötü kokular
    - Burnun iç yüzeyini döşeyen derinin hastalıkları
    - Burun orta duvarında iltihabi harabiyet : sifilise ba lı olabilir.
    - Sinüzitler : özellikle kronikleşmiş maksiller sinüzütler
    - Nazofarinks kanseri
    - Burun polipleri e rilik (septum deviasyonu) :
    - Adenoid hiperplazi : küçük çocuklarda sık rastlanır burunla a ız arka duvarının kesişim yerindeki lenf dü ümlerinin büyümesidir.
    - Nazofaringeal kist (Thornwaldt kisti): enfekte olursa koku yapar.
    - Burunda yabancı cisim : özellikle küçük çocuk akıl hastaları ve ileri yaştakilerde göz ardı edilmemelidir.

    Bronş ve Akci er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
    - Bronşektazi
    - Akci er absesi ve özellikle gangreni (tüm odada duyulur).
    - Üzerine enfeksiyon binmiş verem (tüberküloz) kaviteleri
    - Bronş kanserinin ileri aşaması
    - Bronşlara açılan abse veya ampiyem

    Sindirim Sistemi Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
    - yemek borusu kanseri
    - yemek borusu darlı ı mide ilk bölümünde genişleme bozuklu u
    - yemek borusu ve a ız arka duvarında keseler (divertiküller)
    - diyafragma fıtıkları
    - mide kanseri

    Di er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
    - Asidozis : şeker hastalı ı ve di er bazı hastalıklarda görülebilen ve komaya kadar gidebilen acil durumlar. Aseton (ekşi elma) kokusu
    - Üremi : böbrek yetmezli ine ba lı gelişen bir durum. Amonyak kokusu
    - Karaci er yetmezli inde : fare idrarı kokusu
    - Alkol koması

    YUKARIDA SIRALANA NEDENLERİN HİÇ BİRİ SAPTANAMADIĞI HALDE YİNE DE AĞZI KÖTÜ KOKAN KİŞİLER BULUNABİLİR. DİŞ DOKTORU KBB UZMANI GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI GASTROENTEROLOJİ UZMANI TARAFINDAN İNCELENMEDEN KESİN TANI KONMAMALIDIR
     
  5. Dine

    Dine Özel Üye

    AGIZ BOSLUGU

    A ız boşlu u sindirim sisteminin birinci bölümü olup dudaklar yanaklar sert ve yumuşak damakla dilin sınırladı ı bir boşluktur. A ız boşlu unun giriş kapısı dudakların çevreledi i açıklık (a ız) çıkış kapısı ise yuta a açılan tepesinde küçük dil sallanan darlıktır. A ız boşlu unun yüzeyi sümüksel bir gömlekle kaplanmıştır.
    Dişlerin görevi yiyecek maddelerini kesmek parçalamak ezmek ve ö ütmektir. Dişlerin konuşmada da büyük rolleri vardır. Bir diş kök kron ve boyuncuk olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Diş kronunun üzeri diş minesi adı verilen çok sert bir maddeyle kaplıdır. Diş boyuncu u ile kökü de mineye göre daha sarımsı renkli ve kemi e benzer bir dokuyla kaplıdır. Bu örtü seman tabakası adını alır. Mine ve seman tabakalarının altında dişin esas yapısını oluşturan fildişi tabakası (dentin) dişin kron (taç) bölümünde içinde damar ve sinirlerin bulundu u ve diş özü adı verilen bir yapının yer aldı ı diş boşlu u diş köklerinin ortasında çok ince bir diş kökü kanalı vardır. Kan damarları ve sinirler kök uçlarında bulunan diş ucu deli inden girerek diş boşlu una ulaşırlar. Dişler köpekdişleri azıdişleri ve kesiciler olmak üzere üç türdür. Azıdişleri de büyük ve küçük azıdişleri olarak iki tiptir. İnsanın a zında alt ve üstçenede 16 şar olmak üzere 32 adet diş vardır. Üst ve altçenelerdeki dişler de sa lı sollu 8 er adettir. Çocuk do duktan 6-7 ay sonra dişleri çıkmaya başlar ve iki yaşına kadar dişlenme tamamlanır. Sütdişi adı verilen bu dişler geçicidir ve 20 tanedir. Çocuklar bu dişleri ço unlukla yedi yaşına kadar taşırlar ve yedi yaşından itibaren bu dişler dip taraflarında bulunan asıl diş taslaklarının oluşmasıyla itilir ve atılır. Sütdişlerinin dökülmesi genellikle 11 yaşına do ru tamamlanır. Dökülme sırasında dökülen dişlerin yerine hem 20 diş hem de bunlara ek olarak her çenede 4 er tane fazla diş çıkar. Böylece 11-18 yaşlarındaki bir çocu un dişlerinin sayısı 28 i bulur. Genel olarak 20 ya da daha sonraki yaşlarda alt ve üstçenenin en sonlarındaki akıldişi adı verilen 4 azıdişi daha çıkar ve böylece insan a zındaki dişlerinin sayısı 32 yi bulur.

    Dil üzeri epitel dokuyla kaplı kastan yapılmış ve a ız boşlu unda ön bölümü serbest olan tat alma organıdır. Dilin ucu kenarları ve arka bölümleri tada karşı en duyarlı olan bölgelerdir. Dilin üst yüzeyi ipliksi memecikler adı verilen birçok kabarcıklarla örtülmüştür. İpliksi memecikler arasında şapkalı mantar görünümünde olan mantarsı tat memecikleri dilin dip tarafında ise 8-12 daha büyükçe çanaksı tat memecikleri bulunmaktadır. İpliksi memecikler dokunum mantarsı memecikler tat duyusu görevini yaparlar. Çanaksı tat memecikleri ise en önemli tat alma yapıları olan çok küçük ve yuvarlak tat keseciklerini taşırlar. Tat keseciklerinin uçlarında tat duyusu hücreleriyle destek hücreleri yer almıştır. Tat hücreleri sinirlerle beyine ba lantılıdır. Tat hücrelerinde olan uyartı sinirlerle beyine ulaşır ve orada tat duyusu halinde algılanır.

    Tükürük yapısındaki pityalin enzimi aracılı ıyla nişastayı şeker ve suya yıkarak maltoza (arpa şekeri) dönüştüren bir salgıdır. Tükürük kulak çene ve dilaltı tükürük bezleri tarafından salgılanır. Tükürük salgısı bu bezlerin kanalları ile a ız boşlu una verilir. Tükürük bezlerinin en büyü ü olan parotis (kulak altı tükürük bezi) salgısını son ikinci azıdişin karşısına açılan küçük bir kanalla a ız boşlu una verir. Çene ve dilaltı tükürük bezlerinin salgıları ise küçük kanallarla dil altına dökülür. Tükürük salgısı a ız içi ve yemek borusunun iç yüzeylerini kayganlaştırıp yutmayı kolaylaştırır.

    Yutma yutkunma hareketiyle oluşan bir işlemdir. Yutma sırasında soluk alışverişi durur genzin yuta a açılan bölümü yumuşak damak tarafından kapanır. Gırtlak yutma sırasında yukarı kalkar ve gırtlak üzerinde bulunan gırtlak kapa ı dilin köküne dayanır. Kapa ın bu şekilde ileri itilmesi sonucu soluk borusuna giden gırtlak yolu kapanmış olur.
     
  6. Dine

    Dine Özel Üye

    AGIZICI ILTIHABI (STOMATIT)

    A ıziçinin tipik iltihapları a ızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir.
    Yunanca da stoma "a ız" itis "iltihap" demektir. Stomatit geniş anlamıyla a ız içindeki bütün iltihapları içerir. Dar anlamıyla ise gerçek a ız boşlu u mukozasıyla sınırlı olarak kullanılır. İltihap dildeyse glossit dişeti mukozasındaysa jinjivit adını alır. A ız mukozası do rudan do ruya a ızdaki nedenlerle kolayca hastalanır. Ayrıca bazı genel hastalıkların da ilk belirtileri a ızda ortaya çıkar. Bu nedenle a ız içi iltihapları birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılır îlki başka hastalıklara ba lı olmadan gelişir ikincil olanlar başka organların hastalanmasından sonra ortaya çıkar.

    A ıziçi iltihabının başlıca türleri arasında a ız nezlesi ile eksüdalı ülserli kangrenli kanamalı ve aftlı iltihaplar sayılabilir.

    A ız Nezlesi

    En sık görülen ve en az zararlı türdür. A ızdaki yerleşik bakteri florasının genel ve yerel çeşitli durumlara ba lı olarak hastalık yapabilme yetene i kazanmasından kaynaklanır. Her yaşta görülebilir. Özellikle iyi beslenmeyen çocuklarda diş çıkaran bebeklerde ve kızamık kızıl suçiçe i kızamıkçık gibi döküntülü hastalıklar sırasında ortaya çıkar. Erişkinlerde başlıca nedenleri diş taşlan ve uygun olmayan diş protezlerinin kullanılmasıdır. Sindirim bozuklukları yüksek ateş örseleyici yiyecekler çok sıcak içecekler ve sigara da a ızda bu tip iltihap yapabilir. A ız nezlesinin sık rastlanan bir başka nedeni vitamin eksikli idir. Artık iskorbüt ve beriberi gibi a ır vitamin yetmezliklerinden kaynaklanan hastalıklar dengeli beslenme bilinci ve olanaklarının bulundu u ülkelerin gündeminden çıkmıştır. Ama yetersiz ve dengesiz beslenmeye ya da vücuttaki işlev bozukluklarına ba lı olarak gizli vitamin eksikli i hastalıktarı görülmektedir.

    A ız nezlesi genellikle a ız boşlu unda kırmızılıkla ortaya çıkar. Ço u kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıklar görülür. Hasta a zında kuruma ve yanma duyar. Yutma ve çi neme hareketleri güçleşir. Bu tip a ıziçi iltihapları mikrop öldürücü gargaralar kullanılarak tedavi edilebilir. Ayrıca a rı ve yanma duyumunu ortadan kaldıran hafif uyuşturucu ve mikrop öldürücü ilaçlar yararlı olabilir. İltihap vitamin eksikli ine ba lıysa tedavi eksik olan vitaminlerin karşılanmasına dayanır.

    Eksüdalı A ıziçi İltihabı

    Mukozada üstü beyaz renkli a ır bir iltihaplanma biçiminde ortaya çıkar. Genellikle ülserli stomatitin başlangıcıdır. Başlıca nedenleri a ız nezlesininkiyle aynıdır. Bazı meslek hastalıkları ve kimyasal maddelerin yol açtı ı kronik zehirlenmeler de a ızda bu tip iltihaba neden olur. Bunların başında gelen kurşun ve cıva zehirlenmeleri özellikle dişeti ve bazen dil iltihabına yol açar. A ızdaki iltihaplanma bütün vücudu etkileyen hastalıkla birlikte tedavi edilir.

    Ülserli a ıziçi iltihabı

    A ız nezlesinden de eksüdalı a ıziçi iltihabından da a ırdır. Genellikle salgın biçiminde ortaya çıkar ve a ız boşlu unun temizli ine özen gösterilmemesi durumunda kolayca bulaşır iltihap dişetlerinde başlar. Daha sonra bütün a za yayılır. Diş köklerine hatta dudaklara da yayılan sarımsı bir eksüdaya ve a rılı şişkinli e neden olur. Ülserli a ıziçi iltihabı Fusobacterium ve spiroketlerin etken oldu u Vincent anjini gibi yutak enfeksiyonlarına ba lı olarak ortaya çıkabilir. İlk şişkinlik evresinin ardından çok yavaş iyileşen ülser ve yaraların belirdi i bu tip a ıziçi iltihabında mikrop öldürücü gargaralar yeterli de ildir. Ayrıca antibiyotik ve sülfamitlere dayanan genel bir tedavi uygulanır; bazı olgularda kortizon da gerekebilir.

    Kangrenli A ıziçi İltihabı

    Ülserli tipin son evresidir. Organizmanın aşırı ölçüde güçten düştü ü durumlarda görülür ve doku ölümüne yol açar.

    Kanamalı A ıziçi İltihabı

    Kanamalarla ortaya çıkan a ız mukozası iltihabıdır. Genellikle a ızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. Pıhtılaşma bozuklukları karaci er ve kalp-damar hastalıkları zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve C vitamini eksikli i) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. Akut lösemi B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık tifo sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. Tedavi genel hastalı a ba lı olarak yürütülür.

    Aftlı A ıziçi İltihabı

    Ço u kez virüslerden kaynaklanır. Genellikle sütçocuklannda gebe kadınlarda ve sindirim bozuklu u çekenlerde görülür. Bazı insanlarda ceviz badem çilek gibi belirli besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendi i göz önüne alınırsa bu hastalı ın alerjik bir boyutu da oldu u söylenebilir.

    Hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. Daha sonra a ız boşlu unda çok a rılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür. Hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. Gargara biçiminde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır.

    Kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına ba lı a ıziçi iltihabı

    Actinomyces a ız boşlu unda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. Bu bakteriler a ızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. Oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok miktarda tipik tanecikler içerir. Bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir.

    Oldukça sık rastlanan pamukçuk a ızda mantarlara ba lı bir iltihaptır. A ız boşlu u mukozasında Candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur. Dişetlerini dili yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer. A ızda birbirleriyle birleşmeye e ilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. Kolayca kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. Pamukçuk daha çok yenido anlarda görülür. Yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma yetenekleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. Bu durumda enfeksiyon derindeki dokulara yani solunum ve sindirim mukozalanna yayılabilir.

    İkincil A ıziçi İltihapları

    Genel bir hastalı a ba lı olarak ortaya çıkar. Kızıl kızamık kızamıkçık ve suçiçe i gibi döküntülü hastalıklar iskorbüt ve hemofili gibi kanamalı hastalıklar lösemi agranülositoz ve B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık gibi kan hastalıkları cıva bizmut kurşun gümüş bakır gibi kimyasal madde zehirlenmesine ba lı çeşitli meslek hastalıkları sırasında görülür.

    Özgül mikropların neden oldu u başlıca a ıziçi iltihapları şunlardır: Frengide birinci evre lezyonu ikinci evreye özgü kabartı ya da kızarıklıklar ve üçüncü evreye özgü göm (yumuşak şişkinlikler) ve ülserler biçiminde iltihaplar (frengi stomatiti); veremde ülserler ve çatlaklarla birlikte görülen iltihaplar (verem stomatiti); cüzamda zamanla ülserleşen derin dü ümcük oluşumlan (cüzam stomatiti); belso uklu unda hastalık etkeni olan gonokoklara ba lı iltihaplar; difteri yılancık ve impetigo etkenlerine ba lı a ıziçi iltihapları.
     
  7. Dine

    Dine Özel Üye

    DIS APSESI


    Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sa lık sorunu olarak görmezler. Ancak zamanında ve do ru şekilde müdahale edilmedi inde daha çok sorun yaratan bir hastalı a yol açabilir. Çürüme bakterinin dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemi e yayılır. Bu apse olarak bilinir. E er enfeksiyon kemi e ulaşırsa diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku a rıya neden olabilir. E er kök ölürse a rı yok olacak ancak yavaş yavaş da bitişik kemi e zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

    Belirtiler


    - Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde a rı;


    - Sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;


    - çi nerken a rı;


    - Boyunda şişmiş lenf dü ümleri


    - Ateş ve genel kırıklık.


    Teşhis


    E er dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir a rı varsa çi nerken a rı duyuyorsanız ya da sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş boyunda şişmiş lenf dü ümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.


    Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken a zınızda kötü tat ve koku bırakan yo un bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda a rı büyük bir olasılıkla geçecektir. E er bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız derhal dişçinize başvurun. Dişçiniz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerekti ine karar verir.


    Tedavi


    Diş hekiminize gitmeden önce aspirin ya da başka bir a rı giderici alarak apse a rısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız aspirini do rudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. A zınızı saat başı ılık tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici de ildir.


    Geçmişte apseli bir dişe yapılan tek tedavi dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.


    İlk adım olarak dişçiniz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun di er bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye a rı giderici ilaçlar yazabilir.


    Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra e er şişme devam ediyorsa dişçiniz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadı ını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.


    Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra (genellikle birkaç hafta içinde) dişinize kalıcı dolgu yapılır.


    Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek isteyecektir. Tekrar gördü ünde ise apsenin bıraktı ı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümedi ini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir. E er boşluk sa lıklı görünüyorsa tedavi biter. Enfeksiyon devam ederse ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun (zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.
     
  8. Dine

    Dine Özel Üye

    DIS CURUMESI VE FLOR

    Bundan on yirmi sene önce bilim adamları floru eksik içme suyuna flor ekleyerek bu suyu içen çocuk ve ergenlerde çürük sayısının azaldı ını buldular. Günümüzde bilim adamlarının delili ise kesin: içme suyuna ve diş macununa flor eklenmesi özellikle çocuklar arasında çürükleri önlüyor. Özellikle çocukluk dönemi başlangıcında flor almak dişlerin gelişimine yarar sa lar. Flor mine yapısı içine girer ve sürekli koruma sa lar.
    Siz ve aileniz her zaman flor içeren diş macunu ile dişlerinizi fırçalamalısmız.

    Çocuklara cazip kılmak için özel olarak tatlandırılmış olanlar da dahil çeşitli florlu diş macunları vardır.

    Flor kullanımının sonuçları öyle etkileyicidir ki günümüzde sadece diş macunları de il bazı içme suyu kaynaklan da florid içerir. Flor ucuz güvenilir ve etkilidir. Yine de insanların çok azı florlu su içmektedir. E er çocu unuz varsa ve içme suyu şebekesi böyle bir işlem görmemişse okullarınızda içme suyu için florlama isteyin. Buna ek olarak florlu su içemeyen her yaştaki kişi diş hekimi ya da doktor reçetesiyle elde edebilece i flor damlaları ya da tabletleri kullanarak yarar sa layabilir.

    Büyük yaştaki çocuklar ergenler ve erişkinler diş çürümesine en duyarlı olanlardır. Bunlar için diş hekimi tarafından uygulanacak flor tedavisi kadar florlu a ız çalkalama sulan (diş suyu) da yararlı olabilir.
     
  9. Dine

    Dine Özel Üye

    DIS CURUMESININ ONLENMESI

    Başarılı bir diş çürümesini önleme planı üç aşama içerir: Dişinize iyi bakmanız do ru diyet ve çocukların durumunda ve tüm dişlere florid uygulanması. Böyle bir plan günlük temelde baştan sona tam bir fırçalama ve diş ipiyle diş aralarını temizlemeyi kontroller için diş hekimine düzenli olarak gitmeyi diyetinizde aldı ınız şeker ve karbonhidratı denetlemeyi ve çürü ü önlemek için florid kullanımını içerir. İdeal bir dünyada herkes her ö ün ve atıştırmadan sonra dişlerini fırçalamalıdır. Daha gerçekçi bir hedef ise dişleri bir sabah ve bir gece yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez fırçalamak ve en az bir kez diş ipiyle diş aralarını temizlemektir. çürüme süreci ço u kez gece a zınız tükürük yoklu undan kurudu unda ve diliniz a zınızı temizleme hareketleri yapma konusunda hareketsiz kaldı ında başlar. Gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalamanız ve diş aralarını temizlemeniz çok önemlidir çünkü aksi halde çürümeye neden olabilecek yiyecek ve bakteriler dişlerin çevresinde birikir.
    Di er bir yöntem atıştırmalardan sonra a zınızı su ile çalkalamaktır.Yaşam boyu sürecek iyi alışkanlıkların kazanılması erken yaşlarda olur. çocuklarınıza. tam takım dişleri olmadan önce fırçalama alışkanlı ını kazandırın. Benzer şekilde çocu unuzun diş hekimi de diş ipiyle dişlerin arasını do ru olarak temizlemeyi size ve çocu unuza gösterecektir.

    Aldı ınız şeker ve Karbonhidrat Miktarını Denetleyin

    Şekerin diş çürümesine katkısı oldu u düşüncesi yeni de ildir. Ancak mayalı karbonhidratlar da buna neden olur. Mayalı karbonhidratlar şeker ve ço unlukla pişirilmiş nişastayı içerir.

    Karbonhidratlar sa lıklı bir diyetin önemli bir bölümü olduklarından karbonhidratı kesmeyin. Bunun yerine diş çürümesini önlemek için aşa ıdaki ipuçları yararlı olabilir. Bu hiçbir zaman kendinizin ve çocu unuzun dondurma kek turta ya da şeker yemesine izin vermeyin demek de ildir. Yedi iniz şeker miktarı nasıl ve ne zaman yendi inden daha az önemlidir. ö ünler arasında yenilen tatlılar ö ünde yenenlere nazaran daha çok zarar verir.

    Aşa ıdaki önerileri sizin ve çocu unuzun yeme alışkanlıkları haline getirmeye çalışın:

    1. Atıştırmalık yapışkan yiyeceklerden uzak durun. şeker şeker kaplı fındık-fıstık yapış-kan kuru tahıl hamur ekmek kuru üzüm kurutulmuş meyva gibi yiyecekler dişlerinize yapışır. Kuru üzüm ve kurutulmuş meyve yemeye son vermeyin. Bunun yerine bunları yedikten sonra 20 dakika içinde dişlerinizi fırçalayın (bakteri diş çürümesine neden olan asidi bu süreden sonra üretmeye başlar) ya da a zınızı su ile çalkalayın.

    2. Atıştırdı ınız yiyecekleri dikkatle seçin. Diş çürümesine neden olan yiyecekleri ö ün aralarında yemek aynı yiyecekleri ö ünde yemekten daha zararlıdır. Gün boyunca azar azar atıştırmak bakterinin dişiniz üzerinde sürekli asit bulundurmasına izin verir. Sürekli şekerli içecekler içmeyin ya da şeker şekerle tatlandırılmış nefes açıcı öksürük tabletleri ya da sakız yemeyin ve çi nemeyin.

    Bebekler dahi diş çürümesi riski taşırlar. Biberonla (süt ya da meyva suyu) uykuya yatırılan bebekler diş çürümesi riskine maruz kalırlar. Hem süt hem meyva suyu şeker içerir. Bebe inizin yatışması için biberona gereksinimi varsa. biberonu su ile doldurun.

    Floridin Önemi

    Belediye suyunun optimum düzeyde florid içerdi i yerlerde yaşayan kişilerde hemen hemen hiç diş çürümesi olmadı ı ortaya çıkarılmıştır. Bazı yerlerde içme suyundaki do al florid içeri i o kadar yüksektir ki dişler üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Floridin do ru miktarda kullanılmasıyla bu kozmetik risk giderilir Floridin su kaynaklarına da eklense do al olarak oluşsa da herhangi bir sa lık riski içerdi inin bir delili yoktur.

    Florid özellikle dişleri gelişmekte olan çocuklar için yararlıdır. Florid. mineli yapıyla birleşir ve sürekli bir koruma sa lar.

    Amerika Birleşik Devletlerinde birçok belediye içme suyu tesislerine az miktarlarda florid eklemektedir. Bu yaklaşım hem güvenli hem de ekonomiktir. içme suyunuzu floridleme hakkında bilgi alabilirsiniz.Doktorunuz size reçeteyle florid tabletleri yazabilir.

    Diş çürümesine karşı en hassas olanlar çocuklar ergenlik ça ındakiler ve yaşlılardır. Bunlar için florid içeren diş macunları dahil olmak üzere florid uygulaması istenir. Ayrıca floridli a ız çalkalama suları da etkili olabilir. Ayrıca birçok diş hekimi çocukların dişierinedüzenli check-uplarının bir bölümü olarak florid uygularlar.

    Florid dişlerinizin pürüzsüz çi nemeyen yüzeylerindeki oyukları önlemenin en etkili yöntemidir. Sonuç olarak oyukların ço u çi neyen yüzeylerde meydana gelir. Bunun nedeni arka dişlerinizin (premolar ve molar) bir diş fırçası olmadan temizlenmesi imkansız olan yarık ve oyuklar içermesidir.
     
  10. Dine

    Dine Özel Üye

    Diş Koruyucuları Sealant

    İyi bir a ız hijyeninin yanında arka dişlerin çi neyen yüzeylerinin çürümesini önlemenin en iyi ve tek yöntemi diş koruyucularının kullanılmasıdır. Sealantlar ço unlukla saydam ya da beyaz olan plastik benzeri ince bir kaplama sa larlar. Uygulama a rısız ve kolaydır. İlk önce dişçiniz azı dişlerinin çi neyen yüzeylerini temizler. Sonra bu yüzeyler ayrı parçaların birbirine yapışmasının önlenmesi için hafif bir asitle yakılır. Dişler iyice yıkanır ve kurutulur. Daha sonra dişçiniz aynı tırna a oje sürer gibi dişinize kaplamayı sürer. Kaplama daha sonra sertleşir çukur ve yarıklarda pla ın oluşumunu önler.

    Her ne kadar çeşitli koşullar etkinliklerini azaltsalar da diş koruyucuları 10 yıl dayanır. Diş hekimine düzenli giderek bu koruyucuların ömrünü uzatmak için gerekli önlemleri alabilirsiniz. koruyucu kaplama düşerse bunun yerine yenisi konabilir; zarar görürse hiç kaplama yapılmamış dişten daha fazla çürük riskine maruz kalmaz.

    Sealant koruması çocuklar için en uygundur. 6 yaş civarında kalıcı azı dişleri ilk çıkmaya başladı ında uygulanmalıdır. Yine 11-13 yaşları civarında kalıcı ikinci azı dişleri çıktı ında uygulanmalıdır.

    Bakımevlerinde yaşayan sakat yaşlı insanlar ve diş çürümesi olasılı ı yüksek olan kişiler de sealantlardan yararlanabilir.
     
  11. Dine

    Dine Özel Üye

    DIS CURUMESININ TEDAVISI

    Oyukların (çürükler) ço unun farkına bir diş muayenesi sırasında varılır çünkü çürümenin erken evreleri a rısızdır. Diş çürümesini erken saptamak ve tedavi etmek a rıyı masrafı önler ve en önemlisi size dişinizi kazandırır.
    Bir oyuk keşfedilir keşfedilmez durum daha a rısız gibidir çünkü dişin dış bölümleri diş minesi ve dentin a rıya karşı diş özüne nazaran daha az hassastırlar. Çürü ünüz olup olmadı ını saptamanın bir yolu diş röntgeni çekmektir. Dişçiniz diş öykünüz ve dişlerinizin durumu temelinde röntgenin gerekli olup olmadı ını ya da kaç röntgen çekilmesi gerekti ine karar verecektir.

    Dişinizde çok ciddi bir çürük varsa modern dişçilik tedavi sürecinin rahatsızlı ını gidermek için donanmıştır ve genellikle diş dolgusu (onarılma) ya da kanal tedavisi (dişin hastalıklı bölümünün alındı ı ve etkilenmemiş kök ve dişlerin yerinde bırakıldı ı) gibi işlemlerle diş kurtarılabilir.

    Diş Dolguları

    Ço u kez belirtileri fark etmişsinizdir. ancak düzenli muayeneniz için dişçinize gitti inizde dişçiniz çürü ü bulur. Ancak bazı durumlarda. tatlı çok sıcak ya da çok so uk bir şey yedi inizde dişinizde hafif bir a rı hissedebilirsiniz. Bu diş çürümesinin en erken belirtisidir. E er tatlı sıcak ya da so uk yiyecekler yerken keskin bir a rı duyuyorsanız bu daha ciddi bir çürümenin işaretidir. Bu durumların her birinde çürüme süreci dişin çürüyen kısmı temizlenerek (oyularak) ve bunun yerine dolgu konularak durdurulabilir

    E er çürüme yaygınlaşmış ise ya da siz özellikle çok hassassanız a rıyı kesmek için lokal anestezi (diş etlerine yapılan i ne yoluyla) uygulanabilir. Duruma göre bazı diş hekimleri rahatsızlık ve endişeyi azaltmak için diazot monoksit verebilirler. E er ilaçla tedavi görüyor iseniz herhangi bir anestezik almadan önce bunu mutlaka diş hekiminize söyleyin.çünkü birlikte alınan belirli ilaçlar ve anestezikler ters reaksiyonlar do urabilir.

    Etkilenmiş bölüm bir kez temizlendi inde dişçiniz artık dişinizi iyileştirmeye hazırlanacaktır. Kullanılan dolgu tipi dişin konumuna ve işlevine ba lıdır çi neme işlevinin ço unu yapan azı dişleri daha fazla basınca maruz kalırlar ve ön dişlerden daha dayanıklı bir maddeye gereksinimleri vardır. Buna ek olarak e er mümkünse ön dişdeki bir dolgu dişin kendi rengiyle uyumlu olmalıdır.

    Bazen çürüme yaygın oldu unda dişinizin tedaviye reaksiyonu ve hassasiyetinin gözlemlenmesini sa lamak için geçici bir dolgu yapılabilir. Birkaç hafta sonra ters belirti ya da şikayetler yoksa dişçiniz dolguyu çıkarır ve yerine kalıcı dolguyu koyar.

    En yaygın onancı malzeme gümüş amalgamdır ve arka dişlerde kullanılır. Bu tür dolgular aslında civa gümüş ve di er metal alaşımlarıdır. Standart alaşıma yakın bir zamanda eklenen bakır günümüzün gümüş dolgularını birkaç yıl öncekinden daha dayanıklı bir hale getirmiştir.

    Daha pahalı bir onarım olan altın dolgu daha fazla kuvvet ve destek gerekti inde amalgamın yerine kullanılır. Böyle bir dolgu kararmaz.

    Ön dişlerdeki dolguların mümkün oldu u kadar görünmemesi gerekmektedir. Porselen sementin bir biçimi olan ve diş minesine benzeyen asit silisit tuzu yakın geçmişe kadar standart bir seçimdi. Artık daha sıklıkla plastik reçine kullanılmaktadır. Her iki biçim de doldurulan dişin rengiyle uyum sa layacak biçimde renklendirilebilir Gelecekte bileşik malzemeler azı dişleri ve köpek dişlerinin çi neme yüzeylerinde kullanılabilecek kadar güçlü yapılabilir.

    Ara sıra ön dişlerdeki küçük oyuklar için onarım malzemesi olarak altın kaplama kullanılmaktadır. Porselen ya da plastik bileşik malzemelerden daha pahalı ancak daha dayanıklıdır.

    E er dişiniz birkaç dolguyu ya da bir büyük dolguyu kırma tehlikesi olmadan destekleyemeyecek kadar çürümüşse dişçiniz çürü ü temizleyebilir boşlu u sement ya da amalgama doldurabilir ve bir porselen kaplama metal bir kron ya da bir birleşik metal ve porselen kron ile doldurabilir. Kalıp genellikle dişinize göre yapılır ve kron laboratuvarda imal edilir. Daha sonra bu kron yerine oturtulur şekil verilir ve son olarak dişinizden geriye kalan parça üzerine yapıştırılır

    Kanal (diş kökü kanalı) Tedavisi

    E er şiddetli biçimde çürümüş bir dişiniz varsa ya da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek kadar iltihaplanmışsa diş hekiminiz ya da endodontist bir kanal tedavisi uygulayabilir. Bu işlem sinir ve damar dokusunun (diş özü) kökten ve diş özü yuvasından ve ilişkili herhangi bir çürümüş diş yapısından temizlenmesini içerir. Kök ve dişin temelinin yerinde kalmasına izin verir.

    Kanal tedavisi bir muayenehane işlemidir ve lokal anestezi gerektirir. Bu çok aşamalı işlemde diş özü temizlenir yaratılan oyuk sterilize edilir ve hareketsiz bir malzeme (guttapercha) ve sement ile doldurulur. Diş yapısı artık öncekinden daha kolay kınlabiıir bir yapıdadır. Bu nedenle genellikle kron gibi kalıcı bir onarım gerektirir
     
  12. Dine

    Dine Özel Üye

    DISLERINIZIN BAKIMI

    Dişleriniz sahip oldu unuz en de erli organlarınızdan biridir. Kökleri güçlü kaslarla çalışan çeneye gömülü olan dişleriniz sindirimi kolaylaştırmak için yiyeceklerinizi çi nememizi sa lar.
    Dişlerin elbette estetik bir boyutu da vardır. Ço unlukla karşımızdaki kişide ilk farketti imiz şey o kişinin gülüşüdür.

    Temiz ve sa lıklı görünen dişler genel sa lı ın bir işaretidir. Geçmişte sa lıklı bir gülüş sadece gençlere aitti çünkü yakın bir geçmişe kadar birçok kişi orta yaşa geldi inde dişlerini kaybediyordu. Ancak günümüzde diş bakımı iyi beslenme ve ev hijyeni (temizli i) dişlerimize tüm yaşamımız boyunca sahip olmamıza olanak sa lamıştır.
    Sa lıklı dişler elde etmek için yaşam boyu sürecek iyi bir diş hijyeni programı gereklidir (erken yaşta başlanılan ve sonraki yıllarda ısrarlı bir şekilde uygulanan bir program). Bu program şeker ve karbonhidratların etkilerini azaltmak için diyetinizde bazı de işiklikler yapmanızı da gerektirir.

    Çocukların ve erişkinlerin ço unda başlıca sorun diş çürü üdür. Diş çürümesine esas nedeni bakteriler ve karbonhidratlardır. Bakteriler dişlerinizin üzerinde ince hatta görünmez bir tabaka halinde bulunurlar. Tükürü ünüzdeki enzimler a zınızda nişastayı şekere çevirir. Bakteriler ise şekeri dişlerinizi çürüten bir asite dönüştürürler.

    Çocu unuza erken yaştan başlayarak düzenli bir diş fırçalama ve diş aralarını temizleme programı uygulatmaya başlayın. Diş çürükleri çocu unuzun ilk (bebek) dişleri patlamaya başlar başlamaz oluşmaya başlayabilir..

    Hiç bir zaman bebe inizin elinde meyve suyu ya da süt içeren bir biberonla uyumasına izin vermeyin. Bu içeceklerin içindeki şeker çürümeyi artırır. E er bebe iniz uyuma esnasında biberonla yatıştırılmaya gereksinim duyuyorsa biberonu suyla doldurun.

    Yeni yürümeye başlayan bebe inize günde iki kez dişlerini fırçalamasını ö retin. Siz de ona iyi bir örnek oluşturarak bu alışkanlı ı kuvvetlendirin. Çocuklarınızın dişlerini florlu diş macunuyla fırçaladı ından emin olun ve 3 yaşından geç olmamak kaydıyla düzenli diş kontrollerine başlayın.

    Erişkinlerde diş kaybının başlıca nedeni çürüklerdir. Buna ek olarak ilerlemiş periodontal hastalık da diş kaybına yol açabilir (bkz. A ız ve Diş Bozuklukları).

    Periodontal hastalık dişleri destekleyen diş eti ve di er dokuların enfeksiyonudur. Diş eti iltihabının (jinjivit eriodontal hastalı ın hafif şekli) ortaya çıkma oranı tüm yaş gruplarında yüksektir ( 45 yaş ve üzeri erişkinlerde bu oranın % 80 in üzerinde oldu u rapor edilmiştir). Periodontitin (hastalı ın daha ciddi şekli) ortaya çıkma oranı ise yaşa ba lıdır ve yaş ilerledikçe artar. 45 yaş ve üzeri kişilerin % 50 sine yakın bir oranının bundan etkilendi i düşünülmektedir.

    İleri periodontit dişlerin salanmasına ve sonuç olarak da kaybına yol açar. Ancak do ru günlük bir bakımla diş eti hastalıklarını önleyebilirsiniz.

    Diş eti hastalıklarının en sık görünen belirtisi özellikle fırçalama ve diş aralarının temizli i sırasında kolayca kanayan şişmiş diş etleridir. Di er belirtiler ise kötü kokan nefes yumuşak ya da hassas diş etleri diş eti çizgisinde (diş etinin diş çevresinde bir kuşak oluşturdu u yer) iltihap diş etinin aşa ı çekilerek büzülmesi sallanan diş diş hizasının bozulması ve ısırmadaki de işikliklerdir.

    Diş çürümesi gibi periodontal hastalı ın da nedeni plaklardır (yiyecek artıklarının diş çevresinde oluşturdu u tabaka). Plak diş yüzeyinde toplanmış olan bakteri ve şekerleri içerir. Plak sürekli olarak a zınızda oluşur ve dişlerinizin yüzeyinde toplanır. Plak diş eti çizgileriniz boyunca biriktikçe diş etlerinizi hassaslaştırarak ve kanar hale getirerek diş etlerinizi rahatsız eder. Bu durum dişeti iltihabı olarak adlandırılır (bkz.Diş Etleri iltihabı). E er hergün dişlerinizi fırçalayarak ve diş aralarını temizleyerek pla ı kaldırmazsanız birikmeye devam eder ve taş (tartar) olarak bilinen kireçlenmiş birikmeleri oluşturmak üzere tükürü ünüzdeki minerallerle birleşir.

    Plak taşın üzerinde biriktikçe diş etleri yavaş yavaş dişlerden ayrılır ve diş kovuklarının bakteri ve zaman zaman da irinle dolmasına neden olur. Hastalık tedavi edilmedi inde dişleri destekleyen kemi e geçer ve zarar verir. Sonuçta tedavi edilmedi inde sa lıklı olan çürümemiş diş gevşer ve kaybedilebilir.

    Plak ve taşı kontrol etmenin en iyi yöntemi dişlerin her yerini düzenli olarak (günde en az iki kez) fırçalamak ve günde en az bir kez diş aralarını temizlemektir. Diş çürümesiyle birlikte özellikle ö ün aralarında yedi iniz şeker miktarını sınırlayın.

    DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

    Tam a ız bakımı herhangi bir ürünün kullanılmasından çok diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
    Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

    Do ru sıra ise önce diş aralarını temizlemek sonra fırçalamaktır. Bu şekilde diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.


    Diş sorunlarını önlemek için dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D) baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

    Tam a ız bakımı herhangi bir ürünün kullanılmasından çok diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
    Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

    Do ru sıra ise önce diş aralarını temizlemek sonra fırçalamaktır. Bu şekilde diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.

    Diş sorunlarını önlemek için dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D) baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.

    Diş Arasını Temizleme

    En az 45 cm uzunlu unda mumlanmış ya da mumlanmamış (hangisi sizin için daha rahatsa) bir diş ipi alın ve bunu bir elinizin orta parma ı çevresine dolayın ipi di er elinizin orta parma ı çevresinde iki parmak arasında 5 -8 cm uzunlu unda diş ipi kalacak şekilde bir ya da iki kez döndürün .

    Üst dişleriniz için diş ipini bir elinizin baş parma ı ve di er elinizin işaret parma ı üzerine yerleştirin. Daha iyi ulaşmak için baş parma ınızı kullanarak yana ınızı geri itin . Dişleriniz arasındaki her boşlu a 25 cm civarında iplik girsin. Her dişin iki yanınım da ovmak için ipli i sıkıca tutarak yavaşça aşa ı-yukarı hareket ettirin.

    İp diş eti çizgisine ulaştı ında C harfi şeklinde dişinizin etrafında bükün ve yavaşça diş duvarına sürterek aşa ı ve yukan hareket ettirin. Diş ipinin kullandı ınız parçasını orta parma ınız çevresine dolayın ve böylece yeni temiz bir bölümle bir sonraki işleme başlayın. Bu işlemi her diş için yineleyin. Alt dişler için diş ipini işaret parmaklarınız çevresine dolayın ve dişleriniz arasına sokun. Üst taraftaki dişleriniz için açıklanan hareketlerin aynını uygulayın ve işlemi her dişiniz için yineleyin.

    Diş ipini ilk kez kullandı ınızda diş etlerinizde bir kanama olursa telaşlanmayın. Ancak diş ipini her kullanışınızda kanama oluyorsa diş hekiminize başvurun. Sorun diş ipini yanlış kullanma olabilir. Diş hekiminiz sizin için uygun olan yöntemi gösterebilir.

    Diş Fırçalama

    Dişinizi fırçalarken diş fırçasını dişinize yatay olarak tutun. Tüm dişlerin üst ve alt yüzeylerini etkin bir şekilde temizlemek için kısa fırça darbeleriyle ileri-geri ve yukarı-aşa ı hareket ettirin.

    Diş etlerinize bitişik yüzeyler için fırçayı kısa ileri-geri darbelerle ya da hem dişler hem de diş etleri üzerinde daire çizercesine hareket ettirin. Diş fırçanızı belli bir açıyla tutmak dişleriniz ve diş etleriniz arasındaki bölümü daha etkin temizlemede yardımcı olacaktır.

    Dişeti Hastalıkları
    (Periodontal Hastalıklar)
    Periodontal hastalık nedir?

    Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen di er dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalı ın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı kırmızı ve hacim olarak büyümüştür.
    Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Periodontal cep varlı ı infeksiyonun yerleşimini ve hastalı ın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar hatta çekime gidebilir.

    Dişeti hastalı ının belirtileri nelerdir?

    Dişeti hastalı ının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin de işmesi Bölümlü protez uyumundaki de işiklik bozulma. Sürekli kötü a ız kokusu.

    Dişeti hastalı ının nedeni nedir?

    Dişeti hastalı ının en önemli nedeni "bakteriyel diş pla ı" adı verilen dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipli i kullanımı ile diş pla ının uzaklaştırılması sa lıklı bir a ız için temel gereksinimdir. E er plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca ba layan lifler yıkıma u rar dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir bakteriler daha derine; kemi e kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemi inde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

    Dişeti hastalı ı nasıl önlenir?

    Periodontal hastalı ın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sa lıklı bir durumda sürdürmek için günlük a ız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipli i kullanma) bakteriyel diş pla ının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük a ız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası diş ipli i veya di er temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından de erlendirilmesi mevcut diş pla ı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

    Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?

    Dişeti hastalı ının erken döneminde tedavi dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sa lar. Genellikle bu tedavi dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalı ının erken döneminde vakaların ço unlu unda diştaşı temizli i pla ın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını takiben günlük etkin a ız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sa lamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

    Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük a ız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

    Başlangıç Periodontal Tedavi Sonrası Öneriler:

    Bilindi i gibi komplike olmayan basit gingivitis interdental ve marjinal dişetini etkileyen en yaygın dişeti hastalı ıdır. Dişeti kanamasının başta gelen nedenlerinden biridir. Tedavisindeki başarısızlık yıkımın daha derin periodontal dokulara ilerlemesine ve erken diş kayıplarına neden olabilir. Diş pla ını ve plak birikimini artıran ve/veya uzaklaştırılmasını engelleyen faktörlerin eliminasyonu başlangıç tedavi girişiminin ana hedefi olmalıdır. Basit gingivitis tedavisinde; dikkatli bir muayene yapılarak diş pla ı diştaşı besin birikimi (food impaction) taşkın veya bozuk konturlu restorasyonlar irritasyon oluşturan hareketli protezler ve cep derinlikleri de erlendirilmelidir.

    Basit gingivitis tedavisi tek seansta bitirilmemeli ve sırasıyla şu aşamaları içermelidir.
    1. Komplike olmayan gingivitis tedavisi plak kontrolünün öneminin hastaya anlatılması ve ö retilmesi ile başlamalıdır.
    2. Dişler plak diştaşı boya gibi tüm eklentilerden arındırılmalı ve iyi bir polisaj işlemi yapılmalıdır. Polisaj gingivitisin tekrarını önleyici önemli bir faktördür. Gingivitisin başlamasında ve diştaşı oluşumunun başlangıç aşamasında en önemli faktör olan bakteriyel plak polisaj yapılmamış pürüzlü yüzeylerde cok daha çabuk birikir.
    3. Hasta kontrole geldi inde dişeti gözlenir ve plak elininasyonunun etkinli i de erlendirilir. İltihabın hala mevcut oldu u alanlarda diştaşı ve plak eliminasyonu tam olarak başarılamamış olabilir. Tekrar temizlik işlemi yapılır hasta plak eliminasyonu konusunda yeniden motive edilir. Tedavinin başarısı veya aşa ıda sıralanan başarısızlık nedenlerinin de erlendirilmesi için hasta mutlaka kontrole ça ırılmalıdır.

    Tüm bu tedavi sırasında hastaya verilmesi gereken bilgiler ve öneriler:
    1. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar ve dişeti iltihabının en önemli etkeni diş pla ıdır. Diş pla ının kalsifiye olması ile diştaşı oluşur. Diştaşı pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve üzeri daima kalsifiye olmamış plak ile örtülüdür. Böylece diştaşı plak için uygun bir yuva oluşturarak iltihabın sürmesine ve şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle oluşmuş diştaşları mutlaka hekim tarafından temizlenmelidir. Temizlenmiş bir a ızda diştaşının yeniden oluşumu etkin bir a ız bakımı ile engellenebilir.
    2. Hasta tedavi sonrası olası kanama konusunda uyarılmalıdır ve kontrole geldi inde bu kanama alanları ve tipi de erlendirilmelidir. Kanama marjinal dişetinden geliyorsa yeni oluşan plak bu kanamanın nedenidir ve pla ın eliminasyonu problemi çözer. Kanama e er cep tabanından geliyorsa kök yüzeyi tam olarak temizlenememiş ve kalan eklentiler plak nedeni ile biyolojik olarak uygun nitelik kazandırılamamıştır. Kanamanın tam olarak eliminasyonu için bu eklentiler tamamen temizlenmelidir.
    3. Diştaşı temizli i dişlere zarar verebilecek veya tehlikeli bir işlem de ildir.
    4. Diştaşı temizli i yapıldıktan sonra dişlerde hassasiyet olabilir bu durum normaldir. Diştaşı temizli i sonrası önceden diştaşı ile örtülü yüzey açı a çıkar ve açı a çıkan bu yüzeyde so uk ve sıca a karşı duyarlılık olur. Bu duyarlılı ın üç-dört günde geçmesi beklenir. Önemli olan hastanın dişlerindeki duyarlılık nedeni ile etkin fırçalama ve a ız bakım işlemlerini ihmal etmemesidir.
    5. Bazı hekimler diştaşı temizli i sonrası yeni oluşacak pla ın mineralizasyonunu önlemek amacı ile anti-tartar diş macunu önerebilir. Bu tür diş macunlarının özellikle bu dönemde kullanılması hassasiyet olasılı ını ve şiddetini artırabilir
     
  13. Dine

    Dine Özel Üye

    Diş Hekimi Korkusu (Dentofobia)



    Dişçi korkusu psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin) iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir. Ancak her şeye rağmen yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

    Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır. Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabileceği endişesi korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır.
    Yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanında tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli problemler dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan yalnızca başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır. Bu durum kişilerin dişçiye gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş sorunları çıkmakta ve giderek büyüyen sorunlar nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun süre ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. Bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişçi korkusunu pekiştirmektedir.
    Hasta bu korkusundan dişçisine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu kan görme korkusu ağrı duyma korkusu hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişçi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla mümkün olabilmektedir. Aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen doktorun bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede zorluklar yaşayabilecektir. Üstelik bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda doktordan yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir. Diş tedavisinden önce bu korkunun mutlaka yenilmesi ve paylaşılması gerekmektedir.
    Bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve dolayısıyla bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. Bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır.
    Hemen hemen tüm diş hekimleri dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak durumunda kalmışlar ya da kalacaklardır. Aynı şekilde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir. Bu adım alınacak randevu saatinin en uygun bir zaman için ayarlanmasını sağlayacak dolayısıyla randevu hem doktor hem de hasta için daha uygun bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir şekilde konuşmasıdır. Hasta diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir? Korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak önlemlerin yanı sıra yapılabilecek değişiklikler konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır. Ayrıca unutulmaması gereken. bir başka konu da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları doktorları tercih etmeleridir. Tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır.
    Diğer yandan özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş hekimlerinin bulunduğu da bilinmelidir. Bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş hekimlerinin seçilmesi hasta açısından kolaylıklar sağlayabileceği gibi diş hekimi açısından da kolaylık sağlayacaktır. Bunun için önceden bir araştırma yapılabilir. Dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır. Diğer yandan bazı diş doktorlarının dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. Bu nedenle randevu alınırken dişçi korkusundan mutlaka söz edilmelidir.
    Dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. Bu korkular belirlendikten sonra bazı önlemler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. Örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. Bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku nedeni ortadan kaldırılmış olur.
    Pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle oluşan korkuları gidermede arama terapi uygulanabilir.
    Diğer yandan Diş hekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir biçimde teması sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir.
    Yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir.
    Diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. Böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir.
    Bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. Bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi bazen genel anestezi dahi gerekli olabilir. Ayrıca psikoterapinin yanında hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir. Bunun için diş hekimi ile diğer bazı alanlardaki doktorların ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekmektedir.
    Burada önemli olan öncelikle hangi tekniğin hasta için uygun olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. Hasta dişçi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da hekimin tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan sorunlar daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir. Bu durumda hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek durumunda kalabilir. Bu nedenle dişçi korkusu ya da dişçiye gitme korkusu mutlaka yenilmelidir.

    Çocuk Diş Sağlığı
    Biberon Çürüğü

    Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

    Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
    Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

    Bunlar nelerdir?

    Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
    Biberondaki süte şeker bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
    Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
    İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.
    Biberon çürüğünün önemi nedir?
    Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.
    Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir?
    Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal pekmez reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.
     
  14. Dine

    Dine Özel Üye

    Diş çürüğü nedir?
    Diş çürükleri daha çokkoyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

    Dişler neden çürür?
    Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.

    Kimlerde daha çok çürük olur?
    Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

    Diş çürüğü önlenebilir mi?

    EVET.
    Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri dış yüzeyleri çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.
    Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.
    Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.
    Çapraşık Dişler

    Dişlerdeki çapraşıklıkların nedenleri nelerdir?
    Çocukluk döneminde süt dişlerin değişipkalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pekçok çocukta çapraşıklıklar gözlenir. ”Çocuğumun dişleri eğri geldi ”sözleriyle anne babalar büyük bir endişeyle dişhekimine başvururlar. Bu durumun en büyük nedeni kalıtımdır. Ancak zamanında alınmayan bazı önlemler de çapraşıklara yol açmaktadır. Dişlerdeki çapraşıkların nedenleri ve alınması gereken önlemler kısaca şöyledir;
    1)Genetik olarak çocukta çene boyutuyla dişlerin genişlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin gelişmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemleri gibi faktörlerin bulunmasıdır. Çocuğunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek dişlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir dişhekiminin (ortodontist) müdahalesi gerekir.

    2)Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeni de süt dişlerin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesidir. ”Nasıl olsa yerine yenisi gelecek” düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt dişlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu dişler altlarından gelecek kalıcı dişlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt dişi zamanından önce çekilirse yandaki dişler çekilen dişin boşluğına doğru kayar. Alttan gelecek kalıcı dişin süreceği yeri kapatırkalıcı diş bulabildiği boşluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diş sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir.

    3)Süt dişlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki dişler çürüyen kayıp diş dokusu kadar boşluğa kayar. Çapraşıklıkların bir diğer nedeni de budur.İşte bu nedenlerden dolayı süt dişlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir.

    Dişlerdeki çapraşıklıklar sadece estetik sorun mu yaratır?
    Dişlerin düzgün sıralanması sadece estetik açıdan önemli değildir. Dişlerdeki çapraşıklıklar bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürükleredişeti hastalıklarına ve eklem ağrılarına neden olurlar.

    Dişlerdeki çapraşıklıklar her zaman tedavi edilebilir mi?
    Çapraşık dişler her yaşta değişik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt dişlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla dişleri sağlıklı olarak ağızda tutmak en doğru yöntem olacaktır.
     
  15. Dine

    Dine Özel Üye

    Dişeti Hastalıkları ( Periodontal Hastalıklar )

    Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.
    Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar hatta çekime gidebilir.

    Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?
    Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır;
    Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri
    Kırmızı şiş ve hassas dişetleri
    Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen uzaklaşan dişetleri
    Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı
    Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması)
    Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi
    Bölümlü protez uyumundaki değişiklik bozulma.
    Sürekli kötü ağız kokusu.
    Bununla beraber periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.

    Dişeti hastalığının nedeni nedir?
    Dişeti hastalığının en önemli nedeni "bakteriyel diş plağı" adı verilen dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

    Dişeti hastalığı nasıl önlenir?
    Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

    Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?
    Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda diştaşı temizliği plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

    Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.
     
  16. Dine

    Dine Özel Üye

    Doğru diş fırçalamanın püf noktası ne?

    Buna göre sağlıklı şekilde diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçiminden geçiyor.
    En uygun diş fırçasının naylon ve orta sertlikteki fırçalar olduğunu belirten Bursa Duaçınarı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekim Diş Tabibi Muharrem Kuş ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması gerektiğini kaydetti. Uygun fırça seçildikten sonra dişlerin günde en az iki kere fırçalanmasını tavsiye eden Kuş diş macununun ağza verdiği hoş koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırdığına işaret etti. Diş parlatma tozlarının diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamasını isteyen Kuş aşırı kullanımların diş sağlığı açısından zararlı olduğunun altını çizdi.
    Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareketlerin aynı olduğunu kaydeden Başhekim Kuş fırçanın diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirildiğini bu durumun bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalandığını söyledi. Daha sonra fırçanın bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalamanın sürdürüleceğini anlatan Diş Tabibi Muharrem Kuş diş fırçalama şeklini şöyle anlattı: "Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil yumuşak ve daireler çizecek biçimde ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır. Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz. Diş fırçası kişiye ait bir araçtır başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir."
    DİŞ İPİ NASIL KULLANILIR?
    Diş ipi kullanmanın da yararına dikkat çeken Diş Tabibi Muharrem Kuş diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından diş ipini tavsiye ettiklerini söyledi. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Kuş dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanıldığını bu artıkların en önemli çürük nedenleri olduğunu dile getirdi. Kuş diş ipinin kullanma şeklini de şöyle açıkladı: "Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır. Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir. İp dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir. Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır." (CİHAN)
     
  17. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Diş gangreni nedir-Diş gangreninin sebepleri nelerdir-Diş gangreninin tedavisi var mıdır


    Diş gangreni nedir?

    Dişin pulpa tabakasının (sinir-damar ağı) mikroorganizmalarca işgali sonucu canlılığını kaybettiği bazı durumlarda içerdiği protein, karbonhidrat ve yağların kimyasal olaylar sonucu parçalanmasıdır. çürüğe meyilli dişlere sahip bireylerin daha çocuk yaşlardayken ilk çıkan daimi dişlerinde bile aşırı çürük sonucu pulpa gangrenine rastlanabiliyor.


    Diş gangreninin sebepleri nelerdir?


    Ani darbelerle dişin kırıldığı durumlarda olabildiği gibi sürekli ve yavaş yavaş etki yapan yüksek dolgular, sızıntılar, sinire ulaşan çürükler de dişin ölümüne sebep olabilir.


    Diş gangreninin tedavisi var mıdır?

    Dişi canlı olarak ağızda tutmak için artık çok geçtir. yapılacak tedavi şekli dişin ortasındaki bozulmuş yapıların temizlenmesidir (kanal tedavisi). en son çare ise ne yazık ki çekimdir.
     

Bu Sayfayı Paylaş