Devrim lazım

'Beşiktaş' forumunda Dine tarafından 12 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Devrim lazım konusu [SIZE=+0][/SIZE]Devrim lazım


    [SIZE=+0][/SIZE]FANATİK yazarları, Beşiktaş'taki gelişmeleri masaya yatırdı...
    [​IMG]
    Dizdar: Bence Beşiktaş algısını değiştirecek kişi, İbrahim Altınsay...
    Ekşioğlu: Bu zor günde taşın altına elini koyan Aksu’yu kutluyorum.

    Bora: Beşiktaş iki kupayı alırken kimse çıkıp, ‘Kral çıplak’ demedi.
    Esenci: Kulüp Demirören’in borcunu öder, ama aynı yönetimi kaldıramaz.
    Cem Dizdar
    Denizli maçında yaşananlar göstermiştir ki, bu yönetimin taraftarların büyük bir bölümüyle barışabilmesi imkansız.Olayların ardından akli selim bir açıklama yapmayı beceremeyen yönetim tarafını da göstermiş oldu. Niyetinden bağımsız olarak Beşiktaş’taki ‘kötü gidiş’ Demirören’in şahsında algılanıyor artık. Bu nedenle seçimi kazanıp ‘kabinesi’ni değiştirse bile Beşiktaşlıların acılarının dinmesi imkansız görünüyor. Buna karşılık o ünlü ‘Beşiktaş camiası’ndan alternatif bir yönetim anlayışı da çıkacak gibi durmuyor. Örneğin, Seba çevresindeki hareketten kendi adıma umutlu değilim. Çöküş dönemleri nostaljiyi coşturur ve nostalji ‘geri’ bir durumdur. Bence Beşiktaş algısını değiştirebilecek kişi İbrahim Altınsay’dır. Altınsay’ın başkan ya da başkanlık gücünde görev aldığı bir yönetimle, Beşiktaş’ın yıpranmış imajını değiştireceğini hem de günümüz gerçeklerine en yakın modele göre yeniden organize edilebilme imkanını yakalayacağını düşünüyorum.

    Yemen Ekşioğlu
    Belirtmeliyim ki, şu günden kongreye aday olan Murat Aksu’yu tebrik ediyorum. En azından bu kongrede hangi grup olursa olsun, güçlü bir liste plan-programla ortaya çıkacaklar. Bu durumda da Beşiktaş kazanacak. O yüzden Murat Aksu’yu kimse “Takımın kötü gününde ortaya çıktı” diye eleştirmesin. Aksine Aksu’nun ortaya çıkmasının takımla ilgisi yok. Sıkıntının ne olduğunu hepimiz biliyoruz: Kulübün içini saran menacerler...

    Asıl önemli olan bir şey var ki, tribünlerin parçalandığı, menfaat odaklarının kulübü sardığı bu ortamda bu asalaklara rağmen ortaya çıkıp, yönetici aday adayı olmak. Yıldırım Demirören’i de kutlamak gerek. Yeniden aday olacağını söylüyor, umarım bu kez sağlıklı bir liste yapar. Murat Aksu’yu da alkışlamalı, sıkıntılı ortamda ‘ben varım’ diyor. Ancak ben Murat Aksu’nun başkasının arkasında değil, birinci adam olmasını istiyorum. Ismarlama adaylar Beşiktaş’a hiç fayda getirmediler. Yani ağabeylerden fayda yok! O yüzden Murat Aksu çıkacaksa da, 1 numara olarak çıkmalı. Beşiktaş kongre üyesi bunu istiyor.

    Kaan Bora
    Türkiye’de camialar ne yazık ki futbol takımlarının başarısına endeksli. Bu Beşiktaş’ın yanı sıra, Fenerbahçe için de, Galatasaray için de böyle. Şampiyon olunur ya da kupa alınırsa, her şey güllük gülistanlık. Oysa ki bazen o an için insanı sevindiren olaylar, gelecekte çok daha büyük felaketlere yol açabiliyor. Beşiktaş iki kupayı aldığı zaman, kimse çıkıp, ‘Kral çıplak’ demedi. O zaman kulüpte her şey dört dörtlük müydü? Kulübünü bu kadar seven insanlardan ses seda çıkmadı, Beşiktaş’ın geleceğinin üzerine oyunlar oynandığı, Fulya gelirlerinin şimdiden kırdırıldığına dair birçok söylentiler vardı. Bazılarına göre de bunlar gerçekti. Sorun kişiler değil, mantalitenin değişmesi lazım. Bir spor kulübü tüm genel hatlarıyla yönetiminden taraftarına kadar bir bütün olarak ele alınmalı.

    Yoksa iki kupa daha gelir, iki ay sonrasında insanlar tribünde birbirlerini döver... Onlar Başkan’a küfrederler, belki başkan da onlara...

    Alican Esenci
    “Başkan cebinden milyon dolarlar verdi” deniyor, o paraları kendisinin harcadığını kimse söylemiyor. Seba cebinden paralar saçarak büyük başkan olmadı. Nerede, ne yapacağını bildiği için Süleyman Seba’ydı.
    Demirören kulübe verdiği 50 milyon TL’lik parayı istemekte haklı... Kulüp bir şekilde bu bedeli öder, ama bir kez daha aynı yönetimi kaldıramaz. O yüzden, yönetimde oturmasını kalkmasını bilen insanlar gerek... Bu noktada Hikmet Çetin’in isminin öne çıkması çok mantıklı. Beşiktaşlılar’ın istediği, Demirören’in yarattığı duruş değil. ‘Yeter’ diyen taraftar, korumalarıyla evine dönen başkan, kendisiyle kavgalı yönetim istemiyor. Artık Beşiktaş, hangi stada giderse gitsin, ‘Yıldırım Demirören yeter’ tezahüratları yankılanacak. Ya Beşiktaşlılar bağıracak, ya da rakip tribünler. Duymak istemeyen aday olmaz.

    Bu kongrenin ardından Sayın Demirören (eğer seçilmezse) futbolun içinde bulunmak istiyorsa, İngiltere’ye gidebilir. Orada Arap şeyhleri takımları satın alıyor; istediğini alıyor, istediğini satıyor. İngiltere, Başkan ve yönetimi için ilginç bir deneyim olabilir.

    Kaynak:Fanatik
     

Bu Sayfayı Paylaş