Devrim Kavramı Hakkında Bilgi

'Açık Öğretim AÖF' forumunda SeLeN tarafından 6 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Devrim Kavramı Hakkında Bilgi konusu açık öğretim sosyal hizmetler bölümü dersleri - inkilap kavramı - Atatürk ilkeleri ve inkilap tarihi

    İnsanlar toplumsal doğa yasasının bir gereği olarak bir arada yaşamak zorundadırlar. insanın varlığını sürdürebilmesi ve geliştirebilmesi için mutlaka başka insanlara ihtiyacı vardır.


    Toplumların Evrimi

    Genel olarak: İnsanoğlu yeryüzünde yaklaşık olarak bundan bir milyon yıl kadar evvel belirdi. Bugünkü insanların atası olan tür ise yavaş yavaş gelişerek, bundan 200 bin yıl kadar önce ortaya çıktı. Antropolog ve arkeologların değerlendirmelerine göre insanlar bundan 20 bin yıl kadar evvel birarada yaşamaya başlamışlardır.


    Devlet Düzenine Geçiş

    İnsanoğlu aklını kullanıp geliştirirken kendi benliğinin de farkına varmaya başladı. Bu bilinçlenme öncelikle aile kavramının belirmesine yol açtı. Önceleri kadınlarla erkekler arasında fark yokken, giderek en güçlü erkeğin başında bulunduğu aile diğer ailelere üstünlük kurdu. Bu arada aile ile birlikte mülkiyet duygusu gelişti. Diğer ailelerin güçlü ailenin başkanına itaat etmeleri sonucu boy ya da kabile denilen ilk siyasal birlik belirdi. Daha sonra ekonomik çıkarlarının farkına varan kabileler birleştiler ve en güçlü kabilenin reisini başkan olarak tanımaya başladılar. Bu süreçte dünyanın çeşitli yerlerinde siyasal nitelikte topluluklar belirdi. Artık eski kollektif düzen geride kalmakla birlikte, kabilelerin başlarına buyruk hareket etmeleri olanaksız hale gelmişti. Böylelikle devlet dediğimiz örgüt doğmuştu.


    Devletin Gelişimi

    Kültür, bir insan topluluğunun belli bir zaman içinde her alanda ürettiği maddi ve manevi bütün değerlerin toplamıdır. Bu bakımdan ekonomi, bilim, sanat, din alanlarındaki her türlü değer kültür kavramı içindedir. Uygarlık = Medeniyet ise daha geniş bir kavramdır. Eğer kültür yerleşik düzene geçerek kentleşmiş toplumlarda üretiliyorsa ve belli toplulukların bu tür kültürleri arasında benzerlik varsa, o takdirde uygarlık söz konusudur. Bundan hareketle devlet, belli bir kültür düzeyine erişmiş toplumların ortaya çıkardıkları önemli bir kurumdur. Devlet olmadan kültürün ilerlemesi mümkün değildir. Çünkü değerlerin üretilmesi için gerekli düzen devlet tarafından sağlanır. İlkçağ'da doğaüstü bazı olayları açıklamakta zorluk çeken insanlar dine sığınmışlar ve din ile devlet işleri birlikte gelişmiştir. Bu nedenle ilk devleti kuran Sümerler'de siyasal şefler aynı zamanda baş rahip durumundaydı. Aynı şekilde Mısır'daki firavun adı verilen hükümdarlar tanrı olarak sayılmışlardı. İlkçağ'da bir ölçüde halk egemenliğine dayanan eski Yunan kent devletlerinde (Polis) bile, seçilen yöneticiler bazı işleri yapabilmek için tanrılardan izin almak veya onlara danışmak gereği duyarlardı. Devletin en önemli işlevi hukuk kuralları koymasıdır. Devlet, kendisine güvenen insanları ancak hukuk kuralları koyarak yönetebilir. Önceleri toplumda eşitsizliğe dayalı hukuk kuralları varken, giderek bütün yurttaşlara eşit davranma eğilimi belirdi. Ancak bu tür düzelmeler süreklilik göstermedi. Tarih boyunca, devletlerin gelişimi Avrupa'da Aydınlanma Çağı'na kadar inişli çıkışlı bir grafik çizdi. Örneğin Roma imparatorluğu küçük bir cumhuriyetten doğmuş, koyduğu hukuk kuralları, çok geniş bir alanda uygulanmış, ancak Hıristiyanlığın ortaya çıkışından sonra bu özelliğini yitirmiştir.


    Devleti yönetenler içinden çıktıkları toplumun yapısına ve kültürüne göre davranmak zorundadırlar. Eğer yöneticiler dürüst ve vicdanlı, ancak bilgisiz ve yeteneksizlerse, bu durumda devleti ileri götüremezler ve tüm iyi niyete rağmen devlette çürüme başlar.


    İhtilal ve İnkılap

    ilkçağ'da Çin'de, Ortaçağ'da İslam ve Hıristiyan dünyasında bazı düşünürler hükümdarların adaletli hareket etmedikleri durumlarda değiştirilmelerini haklı görmüşlerdir. Bu uygulama zorbalığa direnme olarak tanımlanabilir. Aydınlanma çağında bütün yurttaşların devlet gücü üzerinde hakkı olduğu yolunda görüşler belirmeye başladı. İlk büyük tepki bir ingiliz kolonisi olan Kuzey Amerika'dan geldi. Amerikalılar İngiliz kralına karşı ayaklandılar ve tarihin ilk gerçek bağımsızlık savaşını yürüttüler. Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra yurttaşların eşitliğine ve halk egemenliğine dayanan bir devlet kurdular. Amerikalılar savaş sonrasında dünyanın ilk yazılı anayasasını yaptılar. Amerikan anayasası bugüne kadar yaşayan en uzun ömürlü anayasadır. Amerikalıların İngiltere'ye karşı yürüttükleri bağımsızlık savaşı aslında bir ihtilaldi. ihtilal ile ortadan kaldırdıkları düzenin yerine yeni esaslara dayanan bir devlet kurdular. Bu ikinci aşamaya ise devrim (inkılâp) denir. Devrim ile İhtilal sözcüklerini karıştırmamak gerekir. İhtilal eski düzeni devirme, devrim ise eskinin yerine yeni düzenin konulmasıdır. Amerikan bağımsızlık savaşı, adaletsizlik ve eşitsizlikler içinde kıvranan Fransa'ya örnek oldu. Kral ve soylulara dayanan yönetim, sermayeyi ve ekonomiyi elinde bulunduran burjuva sınıfını devlet işlerinden uzak tutuyordu. Burjuvanın yanısıra halk, köylüler ve kilisenin dışında kalan kesimler son derece zor koşullar altında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Fransa'daki bu eşitsizlikler, aydınlanma dönemi düşünürlerinin fikirlerinin etkisi ve Amerikan bağımsızlık savaşının yarattığı ortam sonucu 1789 yılında büyük bir ihtilalin patlak vermesine yol açtı. Uzun ve kanlı bir mücadele sonrasında Fransa'da krallık ve soyluluk kalktı. Kilisenin ayrıcalıkları sona erdi. Laiklik temel ilke oldu ve yurttaşlar eşit duruma geldi. Bu olaylar sonucu dünyaya ihtilal ve inkılâp kavramları gelmiş oldu.


    İnkılap Modelleri

    Bütün devrimlerde ortak olan iki özellik vardır. Birincisi şiddet ve zorlama öğesi, ikincisi ise toplumdaki belli başlı bütün siyasal, hukuksal, eğitsel, bilimsel kurumları kapsamasıdır. Gerçekten de bütün devrimlerde az ya da çok bir zorlama vardır ve yine devrimler topyekün değişmeyi ifade ederler. Amerikan ve özellikle de Fransız Devrimi uzun bir hazırlık evresi sonrasında gerçekleşmiştir. Bununla birlikte bazı devrimler böylesi uzun bir hazırlık evresine ihtiyaç hissetmezler. Toplum içindeki bunalımın aşırı boyutlara ulaştığı ve devletin düzelme ihtimalinin ortadan kalktığı durumlarda bir önder veya bir kadro yönetiminde toplum ihtilale sürüklenir. Buna en güzel örnek 1917 yılında Rusya'da çıkan sosyalist ihtilaldir. Buna karşılık Türk devriminde karmaşık bir özellik vardır. Türk devrimi de uzun sayılabilecek bir hazırlık evresi geçirdi. Bir yandan Kurtuluş Savaşı yürütülürken, diğer yandan yepyeni esaslara dayanan ulusal bir devlet kuruldu. Aynı dönemde işgalci güçlere karşı bağımsızlık, eski yöneticilere karşı ise egemenlik mücadelesi verildi. Bu yönüyle Türk Devrimi diğer devrimlerden etkilenmekle beraber, bütün bu etkiler ulusal bir kalıba dökülmüş ve kendine özgü bir model oluşmuştur.

    İnkılap ile Karıştırılmaması Gerekli Olan Kavramlar: ihtilal, inkılabın ön aşamasıdır. İhtilali ve devrimi başlatıp yürütenler aynı kişi ve gruplarsa eş anlamlı olarak kullanılabilir. Ancak bilimsel açıdan farklı kavramlardır. İhtilal, eylemi içerir ve düzenin yok edilmesidir. Konumuzla ilgili bir başka kavram evrimdir. Evrim ile devrim (İnkılâp) arasında büyük fark vardır. Evrim toplumsal kurumların kendiliğinden, hissedilmeden, zamanın koşullarına uyarak değişmesidir. Bir diğer kavram reformdur. Reform, devlet yapısının çeşitli alanlarda işlerliğini yitirmesi sonucu yapılan düzeltimlerdir. Bu ıslahat girişimlerinde zorla değiştirme yoktur. Bazı toplumlarda yönetim kadrolarının iş göremez hale gelmesi sonucunda askeri gücü elinde bulunduranlar mevcut yönetimi değiştirip zorla iş başına gelebilirler. Bu tür olaylara hükümet darbesi denir. Bütün bu açıklamalar ışığında devrim = inkılâp; mevcut düzenin kısa zamanda, zorla ve tümüyle yıkılıp, yerine yeni bir düzenin kurulmasıdır.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş