Dernek ve Vakıfta Kar Nasıl Vergilenir

'Muhasebe' forumunda SeLeN tarafından 15 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dernek ve Vakıfta Kar Nasıl Vergilenir konusu Dernekte Kar Nasıl Vergilenir - Vakıfta Kâr Nasıl Vergilenir - Vergi Muafı Nedir - Vergiden Muaf Nedir - Vakıfta Kâr Nasıl Vergilenir Hakkında - Vakıf Kar Vergileri - Nernek Kar Vergileri


    Elime geçen son istatistiklere göre Türkiye’de dernek sayısı bu yılın temmuz ayı itibarıyla 85 bini aşmış durumda.

    Örgütlenmenin bir göstergesi olarak iyi bir sayı. Ve bu derneklerin üye sayısı da yaklaşık 7 milyon 400 bin. Dernek faaliyet alanlarına bakıldığında önemli bir oran; 15 bini dini kapsamlı kurumlar olarak öne çıkarken, 14 bin 600’ü sportif, 14 bin 400’ü yardımlaşma dernekleri durumunda. Kalkınma, mesleki dayanışma, toplumsal hayat, dostluk, kültür, sağlık, çevre, imar, sosyal, sivil haklar, gençlik gibi birçok alanda faaliyet gösteren derneklere de sahibiz. Benzer durum vakıflar için de geçerli.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü gözetimindeki, temsil edilen mazbut vakıfların sayısı yaklaşık 41 bin 500. Ayrıca Cumhuriyetten sonra şahısların isteği üzerine 721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na uygun olarak bağımsız mahkemelerce kurulan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluğu yönünden denetlenen vakıflara yeni vakıflar denilir ki, bunların sayıları da 5 bin düzeyinde.

    Evet sevgili okurlarım; bu genel fotoğraftan sonra bu vakıf ya da derneklerin vergi muhasebesi karşısındaki durumlarına değinmek istiyorum bu hafta. Bildiğiniz gibi Türkiye’de birçok dernek ya da vakfa ait iktisadi işletme faaliyet gösteriyor. Büyük kültürel etkinliklerden, ticari amaçlı girişimlere kadar örneklerini görüyoruz. Böyle olunca tabii ki bir ticari kazanç da söz konusu olabiliyor. Peki acaba bu kazançlar nasıl vergilendiriliyor? Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre; sermaye şirketlerinin, kooperatiflerin, iktisadi kamu kuruluşlarının, iş ortaklıklarının ve dernek ile vakıflara ait iktisadi işletmelerin elde ettikleri kurum kazançları kurumlar vergisine tabidir.

    Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ise ilgili yasaya göre şu şekilde tanımlanır: “Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleridir. Bu kanunun uygulanmasında sendikalar dernek; cemaatler ise vakıf sayılır.”

    Özetle dernek veya vakıflar değil, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefidir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ilgili maddesine göre kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumlar tam mükelleftir ve bu kurumlar gerek Türkiye içerisinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilir. Gelir Vergisi Kanunu’nda ise tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergiden muaf olanlara dağıtılan kâr payları üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği düzenlenmiştir. 23 Temmuz 2006 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararına göre tevkifat oranı ise yüzde 15 olarak belirlenmiştir.


    Kıdem tazminatında Başbakanlık Müsteşarı göstergesi




    “Belirli süre çalıştıktan sonra işten ayrılan işçiye görev süresine bağlı olarak verilen para” ifadesi “kıdem tazminatı”nı tanımlar. Peki, 1475 sayılı İş Kanunu’na göre “Kıdem tazminatının bir yıllık miktarı için ödenecek üst limit nedir” sorusuna nasıl bir tahminde bulunursunuz acaba. İsterseniz sizi zorlamadan açıklayayım: Bu tutar “en yüksek devlet memuru”na ödenen bir yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı ile sınırlandırılmıştır.

    Sevgili okurlarım, burada tanımlanan memur ise “Başbakanlık Müsteşarı”dır. İlginç değil mi! Malumunuz; kıdem tazminatı tavanı memur maaş katsayısına bağlı olarak sürekli değişmektedir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 9 Temmuz 2010 tarih ve 10261 sayılı yazısı ile 1 Temmuz’dan başlamak üzere bu yılın sonuna kadar; aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı 0.059445’tir. Memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylığı katsayısı 0.7931, yan ödeme katsayısı da 0.018843 olarak hükme bağlanmıştır.

    Özetle rakama gelirsek; buna göre 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavanı 2.517.01 TL’dir. Ancak ilginçtir, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler için tavan tutar sınırlaması bulunduğu halde, 5953 sayılı yasaya tabi gazetecilerin kıdem tazminatında herhangi bir tavan tutar uygulanmayacaktır. Yasaya göre; işverenler tavan tutarın üzerindeki kısım için kıdem tazminatı ödenmeye zorlanamazlar. Ancak işverenin tavan tutarın üzerinde ödeme yapmak istemesi halinde tavanı aşan kısmın prim gibi telakki edilerek vergilendirilmesi ve sigorta primine tabi tutulması gerekir. Peki pratikte bu rakamlara uyulmazsa sorumluları acaba nasıl bir yaptırım bekliyordur acaba? İş Kanunu’nda öngörülen esaslar dışında veya kıdem tazminatı tavan tutarından fazla ödeme yapılması için emir veya talimat veren veya bu yolda hareket eden özel veya kamu kurumu veya kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri, genel müdür, müessese müdürü, muhasebe müdürü gibi yetkili sorumluları hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde altı aydan iki seneye kadar hapis ve ağır para cezasına hükmolunmuştur. Ancak işte esas değişiklik de buradadır.

    4857 sayılı İş Kanunu ile 1475 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen idari para cezaları yürürlükten kaldırıldığından, buna aykırı işlem yapılması halinde herhangi bir ceza uygulanması söz konusu olmayacaktır. İlgililere duyurulur.

    İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan
     

Bu Sayfayı Paylaş