Dereboyu Köyü Söğüt Bilecik

'Bilecik Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 21 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dereboyu Köyü Söğüt Bilecik konusu
    Dereboyu Köyü Söğüt Bilgileri - Dereboyu Köyü Hakkında -Dereboyu Köyü Tanıtımı - Dereboyu Köyü Resimleri




    İlçe: SÖĞÜT - İl: BİLECİK

    Köy Muhtarı: İSMAİL ÜNAL


    Muhtarlık Erişim Bilgileri:

    Telefon:
    3613635
    Cep Telefonu:
    05423828257

    Bilecik
    Bilgiler
    Nüfus 212 (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 11600
    Alan Kodu 0228
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Marmara Bölgesi
    İl Bilecik
    İlçe Söğüt
    Web Sitesi http:
    Dereboyu, Bilecik ilinin Söğüt ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihçe

    Bilindiği üzere Osmanlılar Söğüt ve Domaniç civarına yerleşmişlerdi. Söğüt yeşilliklerle donanmış bir yerdir. Onun yakınında Zeyve isminde bir köy vardır. Bu köyde yaşayanların kökeni Osmanlılarda olduğu gibi Karakeçili Türklerine dayanır. Türkler yaklaşık Kurtuluş Savaşına kadar yörede Rumlarla birlikte bu bölgede yaşamışlardır. Köyün adı 1960’lı yıllarda sebebi bilinmeyen bir şekilde değiştirilmiştir. Büyük olasılıkla bu ismin Türkçe olmadığı düşünülmüş olacak ki ismi Dereboyu haline getirilmiştir. Türkiye’de şu anda ismi Zeyve olan birçok yerleşim biriminin ismi bu şekilde değiştirilmiştir. Eskilerin hala eski isimleri kullandıkları ve bu ismi çok sevdikleri bellidir. Ancak yıllardır bu ismin anlamını araştırmamıza rağmen köylüler bunun anlamını bilememektedirler. Türkçe, Arapça, Farsça, Yunanca, Osmanlıca ve Rumca sözlüklerde bu kelimeye rastlanmamaktadır. Bu işi daha da esrarengiz bir havaya sokmaktadır.

    Bazı çıkarcı insanlar köyde bulunan Şıh Selman’a ait olduğu söylenen fakat belli bir belgesi olmayan mezarın eskiden zaviye olduğu ve bunun yıllar sonra Zeyve haline geldiğini iddia etmektedir. Bu pek aslı olmayan bir iddiadır. İleride türbeleştirilerek mezardan nemalanmak isteyen bir amaç gütmekten başka bir dayanağı da yoktur.

    Devrin koşullarında söz konusu dervişlerin, şıhların gittikleri diyarları, Türk kültürü ve İslam ile tanışmalarında uyguladıkları yöntemler ilgi çekicidir. Bunlardan biri tekke ve zaviyeler civarında meydana getirilmiş yerleşim biçimleridir.

    Türkler ele geçirdikleri yerde bulunan Rumlara dokunmamış onların yanına dervişleri, şıhları yerleştirerek Dede-köy, Eren-köy, Veli-köy, Tekke-köy, Tekke-viran, Zeyve gibi isimlerle adlandırarak kendi kimliklerini kazandırmışlardır. Sonra da buralara imaret, tekke, camii, medrese, derbent (sınırda bulunan küçük kale), köprü gibi bayındırlık faaliyetleri yaparak buraları kendi yaşam kültürlerine göre düzenlemişlerdir.

    Zaviye Türkçe sözlükte köşe, açı, din, mecazi anlam ve bakış açısı anlamına gelmekle birlikte besleyen ve doyuran anlamında da kullanıldığı bilinmektedir. Öyleyse Zeyve kelimesi zamanla zaviye kelimesinin değişiminden elde edilen bir kelime olmamıştır. Zeyve kelimesi zaten Türklerin sürekli kullandığı bir addır. Böyle olmasaydı Konya Ermenek’te, Sinop’ta, Denizli’de, Antalya’da ve daha bir sürü yerde (37) bu isim bulunmazdı. Kaldı ki Ermenek’te Zeyve Pazarı yüzyıllardır kurulurmuş. Samanpazarı, Hayvanpazarı, Sebzepazarı, Yoğurtpazarı gibi pazarlar varken neden Zeyvepazarı kuruluyordu? Peki bu pazarda ne satılıyordu? Bu azarda taze soğan, marul, tere, taze sarımsak, domates, nane gibi bahçede yetişen ürünler satılıyor. Bu ürünler ne meyve ne de sebze sınıfına giren cinsten olup bunlar ayrıca Zeyve olarak adlandırılıyordu. Öyle sanıldığı gibi kelime kayması yoktu. Yöre insanın kendilerilerini YÖRÜK'ten ayrı tutup manav olarak adlandırmaları ve bölgede çok eskilerden FRİGlerin (Frig, taze anlamına gelmektedir) yaşaması tezlerimizi doğrular niteliktedir. Hatta bazı ortamlarda meyve diyemeyenler zeyve dermiş gibi ciddiyetten yoksun açıklamalar da kabul edilebilecek gibi değildir.

    Kürt açılımı sonrası doğuda birçok yerleşim yerlerinin eski adları kullanılması teklif ediliyor. Oysa öz be öz TÜRK isimleri yokedilmek isteniyor. Birçok yerin isimleri adaba aykırı bulunduğu için değiştirilmesine kimsenin itirazı olamaz. Örneğin Ağırköy gibi..

    Bir isim peşinden koşarken yörenin yaklaşık 700 yıl Rumlarla birlikte dostça yaşadıklarını tekrar öğreniyoruz. Osmanlının yerleştikleri yerlere belli bir plan içerisinde yerleştiğini görüyoruz. Burada Rumlarla birlikte, Türkler yörenin özelliğine göre bahçeyle, tarlayla ve bağla uğraşmışlar. Bir imarethane ile yöredeki insanları doyurmuşlar. Buraya kadar her şey normal de, neden Türkçe sözlükte böyle anlamlı bir kelime bulunmamaktadır? Neden Türkiye’de birçok Zevye ismi araştırılmadan değiştirilme gereği duyulmuştur? Bunların cevabını sanırım başka yerlerde aramak gerekecek. 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sıralarında Türk Halkı cepheden cepheye koşarken hafızasını yitirmiş. Birçok değerlerini kaybetmiş. Gelin bu kayıp taşlardan birini yerine koyalım.


    Kültür

    Köyün tamamı müslümandır. Köyde tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmeyen bir camii vardır. Dereboyu Camii adındaki bu camii köyün tam orta yerinde bulunmaktadır. Buraya köyiçi denir. Düğünler burada yapılır. Bayramlaşma yine burada yapılırdı. Ali Aga'nın evinin önünde yere yatırılmış, eski büyük bir ağacın üzerinde toplanılır. Burada köylü sohbet ederdi.Bahçeden gelen köylüler meyvelerini burada paylaşır orada bulunan köylüye dağıtırdı.

    Osmanlı zamanında Anadolu'nun pehlivanları bu köyden yetişirdi. Rivayet odur ki,bu pehlivanlar buğdayı elleriyle öğütürdü. Köyün adresini soran yabancı atlılara köy tarif edilirken pehlivanlar atın ayaklarından kaldırıp köyün yönüne çevrilerek tarif edilirdi. Osmanlının ilk yerleşim yerlerinden olan köy padişahlara yakındı. Padişahlar köyün bu özelliklerini bildiğinden güreşçi arandığında Zeyve Köyünden herhangibir kişi alınırdı.Buna rağmen Koca Yusuf gibi ünlü bir güreşcimiz yoktur. Ya da adı henüz açığa çıkmamıştır. Yine sarayın danışmanları ve katipleri sürekli olarak bu köyden seçilirdi.

    Köy dışaıya kapalı bir yapıya sahiptir. Bu yapısını ilk olarak Köy Entitüleri ile dışarı açılım başlamış, 1980 lerden itibaren yavaş yavaş kırmaya çalıştığı gözlemlenmektedir.

    Köylü geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlarken 1976 yılında kurulan SÖRMAŞ Ateş Tuğla Fabrikası işçi alımlarını içinde bulunduğu köyden sağlamaya başlamıştır.

    Köylü 1950'li yıllarda memur-öğretmen-subay olarak Bursa, Eskişehir, Ankara ve İstanbul olmak üzere dağılmıştır. Normal günlerde yaklaşık 200 kişinin yaşadığı köy bayram dönemlerinde en az 500 kişi olabilmektedir.

    Köy el değmemiş yapısını gelişen dünyaya ayak uydurarak gittikçe doğası bozulmaya başlamıştır. Yine de müthiş bir doğaya sahiptir.

    Köyün mantısı meşhurdur. Nohuttan yapılan mantının bir iki tanesi kaşığı dolduracak büyüklüktedir.

    Çökel denilen etin suyuyla kaynatılarak yapılan yemeği köyde çok tutulur. Eskiden bağlar bakımlı olduğunda cevizli sucuk yapılırdı.

    Coğrafya

    Bilecik iline 31 km, Söğüt ilçesine 3 km uzaklıktadır.

    İklim

    Köyün iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir.

    Nüfus

    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 212
    1997 228

    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu vardır. Ama kullanılmamaktadır. Taşımalı sistem sonucu çocuklar Söğüt'e gitmektedirler. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şu



    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net
    Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş