Deneme Yazarları[Tek Başlık]

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda Siraç tarafından 2 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Deneme Yazarları[Tek Başlık] konusu Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975)

    Görele'de doğdu Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir Trabzon Lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi oldu Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu 1930'da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı

    Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş'te açtı 1934'te katıldığı Akademi'nin diploma yarışmasında üçüncü oldu Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu
    1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci olduyapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular Bedri Rahmi birçok
    ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir

    Ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi" adıyla bir sergisi düzenlendi Mozaik çalışmalarına 1950'de başladı1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yaptı 1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı 1950'de Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi Bu incelemeleri "güzel"in aynı zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi 1958'de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²'lik bir mozaik pano gerçekleştirdi ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazandı Bundan bir yıl sonra Paris'teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel'de bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano hazırladı 1960 ve 1961'de iki kez ABD'ye gitti Orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları yaptı1969'da Sao Paulo Bienali'nde (iki yıllık sergi) onur madalyası kazandı Ayrıca 1940'ta Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı serginin 4sünde ikincilik ve 1972'de de 33 sergide birincilik ödülünü aldı Aynı yıl İstanbul'da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle anıldı 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden" adlı bir toplu sergisi açıldı

    Bedri Rahmi Akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris'te André Lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur Paris'ten döndükten sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerle İstanbul görünümlerinde Dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır Minyatürlerden de esinlenmiştir Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır Ancak, yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür

    İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir

    Bedri Rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur

    Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştirBedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştirBedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975'te vefat etti
     
    Son düzenleme: 31 Ağustos 2011
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Necip Fazıl Kısakürek(1905-1983)



    26 Mayıs 1905'da doğdu Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'ta ki konağında geçti İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı


    Paris'te geçen bohem günlerinden sonra, Türkiye'ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştıİstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu Bir Fransız okulu, Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı(1939-43) Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı

    Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile en az öncekiler kadar takdir toplamayı sürdürdü

    Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyesleri büyük ilgi görürŞöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Faıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur Bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz Necip Fazıl' ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır

    Sık sık kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı Haftalık Ağaç dergisi(1936, 17 sayı) dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuşturNecip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve bu dergilerde çıkan yazılarla sürdürdüğü mücadeledir Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi, Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullandı 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi topladı

    1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, 'İman ve İslam Atlası' adlı eseriyle fikir dalında Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almıştır Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) ünvanını kazanmıştır
     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cemil Meriç (1916 - 1987)



    Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nâhiye müdürlüğü, Tercüme Kaleminde reis muâvinliği yaptı12 Aralık 1916'da Hatay Reyhanlı'da doğdu Hatay Lisesini bitirdi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi Öğrenimini tamamlayamadan Hatay'a döndü İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyâtı bölümünü bitirdi Elâzığ Lisesinde Fransızca öğretmenliği yaptı (1942-45) İstanbul Üniversitesi yabancı diller okulunda okutman olarak çalıştı (1946) 1955'te gözleri görmez oldu Fakat talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü 1974 senesinde İstanbul Üniversitesinden emekli oldu 13 Haziran 1987 günü İstanbul'da vefât etti

    Cemil Meriç'in ilk yazısı Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı (1928) Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Hisar, Türk Edebiyâtı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı Cemil Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı Hanore de Balzac ve Victor Hugo'dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi Batı medeniyetinin temelini araştırdı Dil meseleleri üzerinde önemle durdu Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu Sansüre ve anarşik edebiyâta şiddetle çattı

    doğrunun peşinde koşan bir cengaverdi sankiCemil Meriç 38 yaşında iken gözlerini kaybetti O dönemden itibaren de çalışmalarını sürdürdü

    Cemil Meriç, miskinler tekkesi olarak kabul ettiği fildişi kulelerin dışındaki aydın olacakken, fildişi kuleye sığınmak zorunda kalır Yıllarca fildişi kulesindedir, yıllarca yalnız Kavganın dışındadır, fikir ve sanat kavgasının Politikadan da, kurtarıcılığına inanmadığı için kaçar

    Kütüphanesinde Don Kişot'luk yapar sankiCemil Meriç'in yeri hep kütüphane olduArgoya, arenaya, ateş hattına, politikaya hiç inmedi

    aydınlığa kavuşur tek tek gözlerimizin önünde70'li yıllarda fildişi kulesinden çıktı Makalelerinde, yayımladığı eserlerde Asya'nın Avrupa ile hesaplaşmasına tanık oluruz, 150 yıldır gölgeler aleminde yaşayan ve insanından kopan aydının trajedisini izleriz adım adım; kaypak, müphem, tarif edilmemiş, Avrupa'nın emellerini dile getiren ama bizim şuursuzca benimsediğimiz mefhumlar, ideolojiler, sloganlar

    Eserleri: Umrandan Uygarlığa (1974), Kırk Ambar (1983) isimli eserleriyle iki defâ Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü kazandı Hint Edebiyâtı, Saint Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, Bir Dünyânın Eşiğinde, Bu Ülke, Mağaradakiler, Bir Fâciânın Hikâyesi, Işık Doğudan Gelir ve Kültürden İrfana başlıca eserleridir

    Aldığı ödülleri: Kırk Ambar adlı eseriyle "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneğinin"Yılın Yazarı", Kayseri Sanatçılar Derneğince, "İnceleme", Kültürden İrfana adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği "Yılın Fikir Eserleri" ödüllerini aldı
     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Stefan Zweig (1881 - 1942)

    Yüksek öğrenimini burada yaptıtefan Zweig, 28 Kasım 1881'de Viyana'da doğdu 18 yaşına geldiğinde, Viyana Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bilimleri Fakültesi'ne girdi Zweig ilk şiirlerini 1901'de "Gümüş Teller" adıyla yayınladı Bu epik eser, ona, tarihsel minyatürleri ve biyografi yazıları ile aynı derecede şöhret kazandırdı
    1902'de "Yeni Özgür Basın Gazetesi"nde, uzun yıllar devam edecek bir işe başladı Theodor Herzl ile buradayken tanıştı ve dost oldu Aynı yıl, Paul Verlaine ve Baudelarie'in şiirlerini Almanca'ya tercüme etti Aynı yılın yaz mevsiminde yaptığı Belçika seyahatinde Emeli Verhaeren ile tanıştı ve 1904'e gelindiğinde, Verhaeren'in şiirlerini tercüme etti Yine aynı dönemde, "Hipolyte Taine'in Felsefe" başlıklı doktora tezini vererek, yüksek öğrenimini tamamladı

    1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwaliar, Kalküta, Benores, Rangun ve Kuzey Hindistan'ı gezdi Bunu, 1911'deki Newyork, Kanada, Panama, Küba ve Portoriko'yu kapsayan Amerika Seyahati izledi1914 yılında Belçika'ya Emile Verhaeren'in yanına gitti 1 Dünya savaşı, Stefon Zweig Belçika'dayken patlak verince, Viyana'ya döndü Savaş Bakanlığı, Zweig'i " Savaş Arşivine" memur olarak tayin etti Bu görevi sırasında " Yabancı Ülkelerdeki Dostlara Açık Mektup'u yazdı ve yayımladı

    Bir yıl sonra ise , Ünlü yazar Kont Leo Tolstoy'un 100Zweig, 1917-1918 Yıllarında Herman Hesse, Fritz Von Uruh, James Joyce, Ferrucio Buroni ve Anette Kolb ile görüştü 1920 yılına gelindiğinde, Frederike Von Winternit ile Viyana'da evlendi 1927'de Almanya'nın Münih şehrinde "Duygu Karmaşası", " Yıldızın Parladığı Anlar" ve " Tarihsel Baş Minyatür" adlı kitapları yayımlandı Yine 1927'nin 20 şubat tarihinde "Rilke'ye Veda" başlıklı konuşmasını yaptı Doğum Yıldönümü Kutlamaları'na katılmak üzere Sovyetler Birliği'ne gitti 1931'deki seyahati Fransa'ya oldu Cap d'Antibes'te Joseph Roth ile buluştu

    Tarihler "1933"ü gösterirken, Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Zweig'ın eserleri de yer alıyordu1934 yılında, Nazilerle Stefon Zweig arasındaki çatışmalar doruk noktasına ulaşınca, Zweig'dan "savunma" istendi ve hemen arkasından, Zweig'ın Kapuzineberg'deki evi basılarak, silah araması yapıldı Eğer evde silah bulunmuş olsaydı, Zweig'ın hapsi boylayacağı kesindi Bu uğraşmalar üzerine Zweig, ailesini bile yanına almadan yurdu terketti ve Londra'ya yerleşti Bu esnada "Rotterdamlı Enasmus'un Zaferi ve Trajedisi" adlı eseri yayımlandı

    Zweig 1937'de karısı Frederike'den ayrılıp ve bir yıl sonra Portekiz'e giderken yanında Lotte Altman adında bir kadın vardır O sıralarda Avusturalya, Alman Reich'ına katılır ve Zweig da Ingiliz vatandaşlığına geçmek için müracaat eder 1939'da "Kalbin Sabırsızlığı" adlı romanı yayımlanır ve Zweig da, Portekiz seyahatine birlikte çıktığı Lotte Altman ile evlenir

    Orada "Bir Satranç Öyküsü"nü kaleme alır1940 yılının temmuz ayında, karısı Lotte ile birlikte önce Newyork'a ve sonra da konferanslar vermek üzere Brezilya, Arjantin ve Uruguay'a giderler Aralıkta Newyork'a geri dönerek "Amerigo-Tarihi Bir Hatanın Öyküsü" adlı kitabı yazmaya başlar 1941'de "Brezilya-Geleceğin Ülkesi" isimli kitabı yayımlar Brezilya daha sonraları Stefon Zweig'ın hayatında çok önemli bir yer tutacaktır Bu kitabın yayımlanmasının ardından Zweig ve eşi, Brezilya'nın Petropolis şehrine yerleşirler Bu kitabın önemi şuradan kaynaklanmakta: "Bir Satranç Öyküsü", satrancı gerek pratik gerek felsefi olarak çözümlemiş biri, yani Zweig tarafından yazılmıştır Satrancı derinlemesine çözümlemiş bu kitabı okurken, Trevenian'ın "Şibumi" isimli romanında anlatılan "Go" oyunu ve yazarın bu oyunu, hayata bir uygulaması hatıra geiyor

    Genel olarak "Doğu Anlatım Biçimi" diyebileceğimiz bu tarz anlatım, Batı Roman'ında kullanılan flaşbekten çok farklıZweig romanda, ilginç bir satranç maçını, okuyucunun anlayıp takip edebileceği şekilde anlatırken, şunun farkına varılıyor: "Bir Satranç Öyküsü" kitabı da, tıpkı bir satranç karşılaşmasında olduğu gibi, hamlelerden ve açılımlılardan oluşuyor Bu kısa romanda, anlatım aşama aşama gelişirken, yine başka bir enterasan durum çıkıyor okuyucunun karşısına: "Out of Africa" romanıyla ünlenen Danimarka'lı yazar Karen Blixen'in de keşfedip, "Ölümsüz öykü" hikayesinde uyguladığı, "Doğu Anlatım Biçimi" yani "öykü içinde öykü" şeklinde bir ifade tarzını kullanıyor S ZweigFlaşbek, "Öykü içinde öykü öykü içinde öykü" biçimindeki anlatımın bir versiyonu
    Çünkü, bize ait ve değişik bir anlatım şekli kullanılıyorZweig'ın bu eserinde de "Binbir Gece Masalları" nın anlatım biçimi, yazarın, Arjantin'e giden gemide karşılaştığı ilginç bir karekter nedeniyle karşımıza çıkıyor Yazar, okuyucusuna bir gemi yolculuğu ve gemide yaşananları anlatırken, birdenbire enterasan bir doktor "tak" diye olaya karışıyor Doktor öyküsünün, ne gemi yolculuğuyla ne de diğer insanlarla hiçbir bağlantısı yok Bu 2 öykü, bizi bambaşka ve fantastik bir dünyaya götürüyor "Bir satranç Öyküsü" aynen "Ve Şehrazat, Şehriyar'a demiş ki" diye başlayıp, binlerce sayfa tutan hikayelerin anlatıldığı çizgiyi takip ediyor Bu, aslında hoş birşey Bu durum da, okuyucu "giriş, gelişme, sonuç" biçimindeki kuru ifade biçiminin tekdüzeliğinden kurtarıyor ve bambaşka dünyalara taşıyor

    Stefon Zweig, 1941'de Montaigne üzerine çalışmaya başlar ve "Dünün Dünyası-Avrupa Anıları" adlı otobiyografisini kaleme alır Zweig 22 Şubat 1942'de karısı Lotte ile birlikte intihar eder ve devlet töreniyle Petropolis Mezarlığına gömülür
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Nurullah Ataç (1898 - 1957)

    İlkokuldan sonra dört yıl kadar Galatasaray Sultanisi'ne, sonra da bir süre Edebiyat Fakültesi' ne (1922) gittiyse de Fransızca öğrenmesi ve yetişmesi okullarda değil, kendi kendine ve özeldir21 Ağustos 1898 tarihinde İstanbul'da doğdu 1921' de Nişantaşı Lisesi'nde Fransızca okutarak başladığı öğretmenlik hayatı, 1925-26 arası Ticaret Vekaleti'ndeki görevi bir yana hep Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak İstanbul, Adana ve Ankara'da 31 Mayıs 1945'e kadar sürdü, sonra Cunhurbaşkanlığı Mütercimliği'ne geçerek emekliye ayrılıncaya kadar ( 7 Şubat 1951 ) bu görevde çalıştı 17 Mayıs 1957 tarihinde öldü

    Yeni Şiir' in, başta Cumhuriyet devri şairleri, genç sanatçıların tanınmasında öncülük ettiEdebiyat dünyasında ilkin Dergah dergisinde yayımladığı şiirleri (1921-22, 6 şiir), makale ve tiyatro eleştirileriyle görünen Ataç, Cumhuriyet devrinde, yalnız deneme, eleştiri yazdı ve çeviriler yaptı Türkçe' nin özleşmesi, arınması için yılmadan savaştı, bu uğurda yazdığı yazılarda hiçbir yabancı söz kullanmadığı oldu, kendine özgü, devrik cümleleri çoğunlukta; yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı, genç yazarların çoğu onun etkisinde kaldılar Kabul edilmiş değerleri yeniden ele alarak tartışmalara yol açması onun arayıcı olumlu yönlerinden biri oldu
     
  6. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Samiha Ayverdi (1916 - 1993)


    906 yılında İstanbul'da doğan Ayverdi, çocukluğunu o dönemin en renkli semtlerinden olan Şehzadebaşı'da geçirmiş, resmi öğrenimini Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nde yapmıştır (1921) Bu eğitimden sonra özel öğrenim görmüş, kültürlü bir aile çevresinde kendisini yetiştirmiştir Baba evine dönemin okumuş yazmış insanlarının geldiğini belirten Ayverdi, "o devirlerde evlerine edebiyat sever kişilerin yanı sıra Ali Rıza Bey, Sami Bey, Reşid Bey gibi asker ressamların da geldiğini" yazmaktadır

    Ayverdi'nin ilk gençliği, "bu durmuş oturmuş, okumuş yazmış kimseler arasında geçen konuşmaları bütün ile takip edemiyordum" demesine rağmen, işte böyle bir çevre içinde geçmiş ve onu yazarlığını biçimlendirecek olan şu soruya bağlamıştır: "kaybolan veya kaybolmaya mahkum bulunan neydi?"
    Ramazanoğulları"ndan olduğunu söyleyen, "bir ceddim yeniçeri, bir ceddim Macar ellerinde yatan Gül Baba" diyen Ayverdi, dindar bir çevre içinde yetişmiş, Osmanlı-İslam uygarlığına derinden bağlanmıştır Ayverdi'nin "silsilesi Cüneyd Bağdadi'ye varan Rıfaiyye tarikatine bağlı olduğu" belirtilmektedir

    Romanları yanısıra çeşitli inceleme yapıtları da veren Samiha Ayverdi'nin, dünya görüşü açısından muhafazakar bir yazar olduğunu belirtmek gerekir "Tanzimat'ı Hakanî ve zorlama bir inkılap" olarak niteleyen, "Meşrutiyetin de memleket realitelerinin icbârı ile yapılmadığını" söyleyen ve nihayet, "Cumhuriyetin, Türklüğü bütünüyle Greko-Latin" medeniyeti camiasına mal etmenin seferberliğini açtığını öne süren Ayverdi'nin çağdaş kurumlarla derin bir uzlaşmazlık içinde bulunduğu görülmektedir
     
  7. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Nikos Kazancakis (1883 - 1957)
    1906'da Atina Hukuk Okulu'ndan mezun olduktan sonra çalışmalarını Paris'te sürdüren Kazancakis, Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Yunan Ordusu'na katıldıYirminci yüzyılın en önemli Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden biri olan Nikos Kazancakis, 1883 yılında Girit'te doğdu Savaştan sonra birçok Avrupa ve Asya ülkesini dolaşarak gezi yazıları yazdı Edebiyatın birçok alanında yapıtlar veren Nikos Kazancakis, düşünce adamı olarak Nietzsche ve Bergson'un çalışmalarıyla Hıristiyanlık, Marksizm ve Budizm'in etkisi altında kaldı Eserlerinde bu farklı bakış açılarını sentezlemeye çalıştı
    1927'de düşünce yapısını ortaya koyan en önemli eseri "Askitiki" yayınlandı 1938 yılında 13 yıl boyunca üzerinde çalıştığı epik şiirleri "Odysseas"ı, Homeros'un bıraktığı yerden Odyseeia'nın anlatım biçimini koruyarak yazdı Bu geniş şiirsel çalışma 33333 mısradan oluşmaktadır
    Dünya Savaşı sonrasında hükümetin danışma kurulunun başkanlığını yaptı, birçok yurtdışı gezilere çıktıPratik yaşam bilgileri yazara, daha sonraları gazetecilik konusunda olsun, ticari konularda olsun, belli yetenekler kazandırdı Bu arada, I Bu geziler sırasındaki anılarını, daha sonraları kitap halinde toplamayı başardı
    Bu arada birçok oyun ve hikaye yazdı, çeviriler yaptı dini-felsefi denemeler yazdı Yunanistan'ın faşist istiladan kurtulup bağımsızlığına kavuşmasından sonra, ilerici görüşlere sahip bir politikacı olarak politik yaşama atıldı 1945-1946 yılları arasında Liberal Sophuli Hükümeti içerisinde sandalyesiz bakan olarak görev yaptı
    1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldıKazancakis, diğer birçok yazar gibi yaşamının son yıllarında ünlendi 1957 yılında Almanya'da öldükten sonra Girit'i çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü Yapıtlarında, doğup büyüdüğü yer olan Girit'in özgünlüğüne kendi, derin gözlem ve duygularını katarak eşine az rastlanan bir dil yaratan Kazancakis'in Türkçe'ye çevrilen yapıtları; Zorba, Allah'ın Garibi, Kaptan Mihalis, El Greco'ya Mektuplar, Günaha Son Çağrı, Kardeş Kavgası ve Yeniden Çarmıha Gerilen İsa'dır
     
  8. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Jean Baudrillard (1929 - )
    Mühiman'ın "Üçüncü Dünya'nın Devrimci Cennetleri"ni çeviren yazar; ders ve konferanslar vermek üzere başta ABD ve Japonya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine gittiSimülasyon kuramını oluşturan ünlü Fransız düşünür Jean Baudrillard, 1929 yılında Reims'de dünyaya geldi Baudrillard, meslek yaşamında ilk önce Almanca öğretmenliği yaptı ve 1966 yılında Nanterre Üniversitesi'nde Henri Lefebvre ile çalışmaya başladı Bertolt Brecht'ten şiirler, Peter Weiss'den tiyatro oyunları ve Wilhelm E Nanterre Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri veren Baudrillard, "profesörlük" unvanını ancak 1990 yılında alabildi Yirmi yıldan uzun bir süre başasistan olarak kaldı!
    Günümüz düşün dünyasının en "çarpıcı" isimlerinden olan Baudrillard; esas olarak, simülasyon, yığınların zihniyeti, "öteki", baştan çıkarma gibi konuları kitaplarında ele aldı Üretimin, rasyonel bir etkinlik olmadığını ileri sürmüş; tüketicinin, reklam vb yollarla aldatılmasını göz boyayıcı bir oyun ve hem üretimi hem de tüketicinin isteğini tehdit eden bir öğe olarak yorumlamıştır
    "Körfez Savaşı" sırasında Fransız televizyonunda görüşlerine en çok başvurulan düşünür oldu, kitle iletişim araçlarında bir "star" haline geldi İtalya, Meksika, Brezilya ve Japonya gibi ülkelerde yapıtlarının büyük bir çoğunluğu çevrildi Tükçedeki ilk kitabı "Metinler ve Söyleyişler", çeşitli yapıtlarından alınmış metinlerin çevirisidir
    Eserleri: Simülakrlar ve Simülasyon, Baştan Çıkarma ÜZerine, Cool Anılar, Amerika, Siyah Anlar 1-2, Kusursuz Cinayet, Tam Ekran, Nesneler Sistemi, Tüketim Toplumu, Göstergenin Ekonomi Politiğine Eleştirel Bir Bakış, Üretimin Aynası, Simgesel Değişim ve Ölüm, Foucault'yu Unutmak, Beaubourg Olayı, Sessiz Yığınların Gölgesinde ya da Toplumsalın Sonu, Passwords, Komünist Partisi ya da Politikanın Sahte Cennetleri, İlahi Sol, Kötülüğün Şeffaflığı-Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme
     
  9. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Nasrullah Pürcevadi (1904 - )
    1904 yılında İran'ın Tahran şehrinde dünyaya gelen Pürcevadi, İlk ve orta öğrenimini Tahran'da tamamladıktan sonra 1922 yılında yükseköğrenim görmek üzere Amerika'ya gitti ve San Francisco Eyalet Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi Tahran Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladığı master ve doktora çalışmalarını müteakiben aynı bölümde halen sürdürdüğü öğretim görevliliğine başladı "Meârif" ve "Neşr-i Dâniş" dergilerinin müdürlüğünü yapmakta olan Pürcevadi'nin tasavvuf tarihi hakkında birçok araştırması bulunmaktadır
    ESERLERİ: "Sultân-ı Tarîkat" (Ahmed Gazâlî'nin hayatı ve eserleri), "Der Amedî be Felsefe-i Eflôtîn" (Plotinus Felsefesine Giriş), "Zindegî ve Âsâr-i Ebu'l-Hasen-i Büstî" (Ebu'l-Hasen-i Büstî'nin Hayatı ve Eserleri), "Aynu'l-Kuzât ve Ustâdân-ı" (Aynu'l-Kuzât ve Hocaları), "Bû-yi Cân" (Can Esintisi -İslâm'da Şiir Metafiziği), "Şi'r o Şer'" (Attâr'a göre şiir felsefesi), "Sevânîh-i Ahmed-i Gazâlî" (tashih ve İngilizce'ye tercüme), "Risaletü't-Tayr-ı Ahmed Gazâlî" (tashih), "Mukâtebât-i Ahmed-i Gazâlî bâ Aynu'l-Kuzât-i Hemedânî" (Ahmed Gazâlî ile Aynu'l-Kuzât Hemedânî'nin Yazışmaları), "Nigâhî-i Diğer"
     
  10. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890 - 1973)

    Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikaye yazarı Cevat Şakir, 1890 yılında babası tarihçi, yazar ve vezir Mehmet Şakir Paşa Girit'te yüksek komiserlik görevinde iken Girit'te doğdu Doğum yeri ve tarihi konusunda farklı kaynaklar farklı bilgiler vermektedirler Annesi İsmet Hanım'dır Cevat Şakir baba tarafından Şakirpaşa Ailesi olarak tanınan köklü bir Osmanlı ailesine mensup olup, amcası II Abdülhamit'in sadrazamlarından Cevat Şakir Paşa'dır
    Çocukluğu babasının elçilik yaptığı Atina'da geçmiştir 1904'te Robert Kolej'ini bitirdi ve yüksek öğrenimini 1908'de İngiltere’de Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi Bölümü’nde tamamladı 1913’te evlendiği İtalyan eşiyle İtalya’da kaldı Bu sırada resim dersleri aldı, İtalyanca ve Latince öğrendi 1914’te babası Mehmet Şakir Paşa, Cevat Şakir’in tabancasından çıkan bir kurşunla Afyon’da ölünce Cevat Şakir 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı Cezasının yedi yılını çektikten sonra yakalandığı verem hastalığından ötürü affedilip tahliye edildi
    Zekariya Sertel ’in çıkardığı Resimli Hafta ’da Hüseyin Kenan takma adıyla yazdığı “Hapishane İdama Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” adlı öykü yüzünden Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı ve Bodrum’da 3 yıl sürgün cezasına çarptırıldı (1925)Bir süre tekkeye devam etti 1910-1925 arasında Resimli Ay ve İnci gibi dergilere yazılar yazdı; kapak resimleri, süslemeler, karikatürler çizdi Bir buçuk yıl sonra cezası affa uğrayınca İstanbul’a dönmedi, çok sevdiği Bodrum’da kaldı 1947'de İzmir Karatş'a yerleşerek hayatını gazetecilik ve turist rehberliğiyle kazandı
    1973'te kemik kanserinden İzmir'de öldü Vasiyeti üzerine Bodrum'da manevi oğlu Şadan Gökovalı ile birlikte seçtiği yerde gömüldü
     
    Son düzenleme: 31 Ağustos 2011
  11. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Rasim Özdenören (1940 - )

    Türk öykü yazarlarının önemli isimlerinden Rasim Özdenören, 1940 yılında Kahramanmaraş'ta doğdu İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi Mezun olduktan sonra Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı Dört yıl sonra, 1975'de Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi ve aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı
    1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır Özdenören öykülerinde, değerlerinden koparılmış ve modern kentlerin varoşlarında kıstırılmış bireyin / ailenin acılarını, yalnızlıklarını gündeme getirerek yanlışa yönlendirilmiş ülke insanının yaşadığı çarpılmayı / kültür şokunu kuşatıcı ve derinlemesine bir yaklaşımla öyküleştirmiştir
    Eserleri: İpin Ucu, Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı, Yaşadığımız Günler, Acemi Yolcu, Red Yazıları, Çözülme, Yeni Dünya Düzenin Sefaleti, Köpekçe Düşünceler, Ben ve Hayat ve Ölüm, Çok Sesli Bir Ölüm, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Hışırtı, Kafa Karıştıran Kelimeler, Müslümanca Yaşamak, Çapraz İlişkiler, Gül Yetiştiren Adam, Hastalar ve Işıklar, Yeniden İnanmak, Ansızın Yola Çıkmak, Denize Açılan Kapı, Kent İlişkileri, Ruhun Malzemeleri, Kuyu, Çarpılmışlar, İki Dünya, Aşkın Diyalektiği, Toz
     
  12. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Demir Özlü (1935 - )

    Demir Özlü, 9 Eylül 1935 tarihinde İstanbul'un Vefa semtinde doğdu Öykü ve roman yazarı Tezel Özlü İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm Dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı'nün ağabeyidir Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Lisesi'nde (1953) okudu
    İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi (1959), avukatlıkParis'te, Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe okudu 1950'li yıllarda, yazar arkadaşlarıyla Mavi ve a dergisi adlı genç edebiyat dergilerini çıkardı Edebiyat araştırmacılarının Bunalım Edebiyatı adını verdikleri yazın akımının öncülerinden biri oldu
    yaptı 1961-62 ders yılında "Hikâyelerinin yapısını varoluşçu ve gerçeküstücü öğelerle oluşturdu, entelektüel ve esrarlı havasıyla yalın gerçekçilerin karşıtı bir yazar oldu" (Behçet Necatigil)
    On yıl Türkiye'ye dönmedi1979 yılında Stockholm'a gitti 1989 yılından bu yana Türkiye ile İsveç arasında yaşamakta Yurtdışında olduğu yıllarda, başta Berlin olmak üzere, birçok Avrupa kentinde yaşadı
    Türkiye'ye döndüğünde 4 yıl asistanlık yaptığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsü'ndeki görevine siyasal eylemleri nedeniyle son verildi Mesleği olan avukatlığa döndü
    12 Mart döneminde bir süre tutuklu kaldı Daha sonra İsveç'e döndü ve orada yazdığı bir yazı nedeniyle kovuşturmaya uğradı 1986'da yurda dön çağrısına uymadığı için vatandaşlıktan çıkarıldı
    İsveç Yazarlar Birliği ve İsveç Pen Kulübü üyesi olan Özlü, 1989'da Türkiye'ye döndü
     
  13. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Bilge Karasu (1930 - 1995)

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördüÖykücü, romancı ve denemeci Bilge Karasu 1930'da İstanbul'da dünyaya geldi 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa'dan dönerek çevirmenliğe başladı Ankara radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı Ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı
    Gerek sözdiziminde denediği yeni olanaklar, gerekse dilin yapısı yönündeki araştırma ve önerileriyle anlatımın sınırlarını zorladı "Metin" olarak adlandırdığı kimi ürünlerinde resim ve müziğin açılımlarını düzyazıya taşıdı1950 kuşağı öykücüleri arasında, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını derinlemesine işleyen bir yazar olarak öne çıktı Sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi kavram ve temalardan hareketle çağrışımlara yaslanan, eğretileme ve simgelerden bolca yararlanan bir dil aracılığıyla kendine özgü bir dil geliştirdi Edebiyatla felsefenin belirli bir denge içinde rahatlıkla kaynaştığı kitaplarında Türk edebiyatının özgün örneklerini verdiği kabul edildi
    Lawrence'den çevirdiği "Ölen Adam"la kazandığı TDK çeviri ödülü de aynı tarihe rastlarİlk öyküleri "Seçilmiş Hikayeler" dergisinde 1950'de yayınlayan Karasu, öykülerinden derlediği ilk kitabını da 1963'de yayınladı 14 Temmuz 1995'de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi'nde yaşama veda etti Vasiyeti üzerine bütün yapıtlarını yayımlayan Metis yayınları tarafından kitaplarının gelirinden elde edilen parayla adına Edebiyat Bursu veriliyor
     
  14. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Oğuz Tansel (1915 - 1994)

    1915 yılında doğdu İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi'nde okurken başladığı öğretmenliği 1969'da emekliye ayrılıncaya dek sürdürdü

    1942-1948 yılları arasında Amasya'da derlediği masallar, Profesör Pertev Naili Boratav ile Profesör Wolfram Eberhard'ın hazırladığı Türk Halk Masallarının Tipleri Kataloğu'na girdiİlk şiirleri 1937'de Servet-i Fünun ve Varlık dergilerinde, ilk yazıları Halk Bilgisi Haberleri'nde yayımlandı Öğretmenlik, halk kültürü araştırmaılığı ve ozanlığı, kişiliğinde birbirinden ayrılmaz ögeler olarak yer aldı 1977'de masallarına Türk Dil Kurumu'nun Çocuk Yazını Ödülü verildi

    Türkçe'yi ustalıkla kullanarak, halk söyleminden, folklorik ögelerden yararlandıToplumsal gerçekçi çizgide, sevgi kardeşlik, özgürlük, barış, eşitlik temalarını işlediği şiirlerinde yalın bir söyleyişe ulaştı Doğayı betimleyen ikilemelerden özellikle yararlanması ondaki şiirsel coşkunun bir sonucudur Yapıtları İngilizce, Fransızca, Almanca ile Danimarka ve Kore dillerine çevrildi

    Ardında şiir ve masal kitaplarıyla halk kültürü, sanat, edebiyat ve toplum sorunları üzerine yazılmış yüzlerce makale bıraktı

    Oğuz Tansel 30 Ekim 1994'te Ankara'da öldü Ölümünün birinci yıldönümünde dostları, anısına, Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel başlıklı kitabı çıkardılar
     
  15. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Mehmet Mümtaz Tuzcu (1950 - )

    Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu4nda, Saint Joseph Fransız Erkek Ortaokulu'nda, İzmir Atatürk Lisesi'nde okuduMehmet Mümtaz Tuzcu 5 Ocak 1950'de İzmir'de doğdu 1976'dan beri Ege Üniversitesi'nde öğretim görevlisi Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans Bölümü'nü bitirdi Sinema eleştirileri, denemeler yazdı Yazmaya öyküyle başladı (1965)
    Yayımlanan ilk ürünü: karikatür
    Şiir kitapları: Yalan Yazın Yelleri (1985); Bulvar Resimleri (1986; 1987 Halil Kocagöz Şiir Ödülü); Sevda Adıyla (1996; 1997 Cemal Süreya Şiir Ödülü)
    Gece Raporu adlı şiir dosyasıyla 1995 Sabri Altınel Şiir Üçüncülük Ödülü'nü kazandı
    Victor Hugo'dan seçilmiş şiir çevirilerini Yürek'le Bakmak'ta (1998) biraraya getirdi
     
  16. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Nil Demirkazık (1956 - )

    1956 yılında Ankara'da doğan Nil Demirkazık, orta ve lise eğitimimi TED Ankara Kolejinde tamamladı İsviçre'nin Fribourg şehrinde bulunan Fribourg Üniversitesi'nde Fransız Dili ve Grameri okuyup sertifika aldı Daha sonra üniversite öğrenimi için Fransa'ya geçen Demirkazık, Paris Sorbonne Üniversitesi'nde İletişim Bölümü'nü bitirip diploma aldı

    Türkiye'ye döndükten sonra Hacettepe Üniversitesi'nde Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü de bitirip ikinci üniversite diplomasını aldı Master'ını Hacettepe Üniversitesi'nde tamamlayıp Bilim Uzmanı unvanına sahip olan Demirkazık, daha sonra İtalya Devlet bursunu kazanıp İtalya Siena Üniversitesi'nde İtalyanca eğitimi aldı

    Fransa'da okurken Türk Öğrencileri Derneğinin kurucusu olarak aktif görevlerde bulunan Demirkazık, Fransa'daki Türk işçilerinin gönüllü tercümanlığı görevlerinde çalıştı Ayrıca Türkiye'de ve Fransa'da lisanslı basketbol oyuncusu olarak basketbol oynadı İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı çok iyi derecede bilmektedir
    Demirkazık halen, Dünya ve Ülkemiz Çocuklarına Sağlık, Eğitim ve Yardım Derneği (ÇOCUK-DER) Genel Başkanlığını yürütmektedir
    Siyaset yaşamına 2001 yılında AK Partiyle başlayan Demirkazık, 3 Kasım 2002 seçimlerinde bu partiden İstanbul 2 Bölge milletvekili aday adayı oldu AK parti Genel Başkanı ile partinin seçim gezilerine katılarak 81 ili gezdi Irak-ABD savaşı öncesi Irak Devleti tarafından Barış Elçisi olarak Bağdat'a davet edildi ve bu ülkede savaş başlayıncaya kadar kalarak Türkiye'nin savaş değil barış istediğini bir çok faaliyetler düzenleyerek anlatmaya çalıştı

    Ayrıca çocuk hastanelerine ilaç yardımı yapan Demirkazık, El-Cezire TV ve Irak Satellite TV de canlı yayın konuğu olarak Türk halkının mesajlarını Irak halkına iletti Enformasyon Bakanlığında 3 dilde yaptığı Basın toplantısını CNN International, Reuters, AP, AFP, BBC, Abudabi TV, ANN, MBC, LBC tarafından ülkelerine canlı yayın yaparak verildi
    AB ile ilgili çalışmalar da yapan Demirkazık, 2202 Kopenhag, 2003 Atina, Selanik ve Brüksel zirvelerine katılarak Avrupalı liderler ve Devlet Başkanları ile Türkiye'nin neden AB ye alınması gerektiği ile ilgili görüşmeler yaptı Bu liderler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Kıbrıs Rum kesimi Cumburbaşkanı Tassos Papadopuolos, Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, AB Komisyon Başkanı Prodi gibi bir çok devlet adamı bulunmaktadır
    28 Mart 2004 yerel seçimleri için Ankara Çankaya ilçesinden AK Parti Belediye Başkanı aday adayı olan Nil Demirkazık'ın "Nil'in Ak Günlüğü" isimli bir kitabı 2003 Eylül ayında yayınlanmıştır
    2007 seçimlerinde Diyarbakır'dan Bağımsız milletvekili adayı oldu ve seçilemedi
    Evli ve iki kızı var
    Diyarbakır İHD üyesidirGüneydoğu Anadolu Bölgesi ve özellikle Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Van illerinde siyasi çalışmalarda ve gözlemlerde bulundu Batman’da yerel gazete olan Batman Petrol gazetesi ve Van’da Yeni Bakış gazetesinde köşe yazarlığı yaptı
     
  17. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Attila İlhan (1925 - 2005)

    Attila İlhan 15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941'de tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı Üç hafta gözetim altında kaldı İki ay hapiste yattı
    CHP ŞİİR ARMAĞANI'NDA İKİNCİLİK ÖDÜLÜNÜ KAZANDI
    Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü kazandı 1946'ta mezun oldu
    İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı yayınladı
    1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris'e gitti Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur Türkiye'ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi Bir kaç kez gözaltına alındı
    1950'Lİ YILLARDA ADINI DUYURDU
    1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris'e gitti Fransa'daki bu dönem Attilâ İlhan'ın Fransızca'yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı
    Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlarYurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı 1957'de askerliğini yaptıktan sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe yakın senaryo yazdı
     
  18. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Jean Paul Sartre (1905 - 1980)
    21 Haziran 1905'te Paris'te doğdu Babası o çok küçük yaştayken öldü ve annesi de ailesinin yanına döndü Sartre, hep örnek çocuk olarak gösterildi La Rochelle Lisesi'ne devam etti, ama olgunluk sınavını Louis le Grand Lisesi'nde verdi Eğitimini Ecole Normale Supérieure'de, İsviçre'deki Fribourg Üniversitesi'nde ve Berlin'deki Fransız Enstitüsü'nde sürdürdü 1929 yılında Simone de Beauvoir'la tanıştı Çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı 2 Dünya Savaşı sırasında, Almanlar tarafından hapse atıldı; hapisten çıktıktan sonra Direniş Hareketi'ne katıldı "Sinekler" adlı tiyatro oyunu, onun Direniş Hareketi'nde olduğunu bilmeyen Almanların izniyle oynandı (1943) Aynı durum, "Varlık ve Hiçlik" adlı oyununda da meydana geldi (1943) Oyunlarının her ikisi de baskı karşıtıdır; "Varlık ve Hiçlik"te Sartre, ilk kez felsefesini ortaya koydu 1945 yılında öğretmenliği bırakarak "Les Temps Modernes" adlı edebi-politik dergiyi kurdu Kitaplarının çoğunda edebi ve politik sorunları işledi Savaş sonrası dönemde özellikle politik etkinlikleriyle öne çıkan Sartre, eleştirilerini saklamasa da SSCB'ye destek veriyor, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkanların başında geliyordu;Les Temps Modernes, sömürgelerdeki savaşlara karşı 1953'ten başlayıp, 1957'de yoğunlaşan bir savaş yürüttü Sartre, "121'lerin Bildirgesi"ni imzaladı, 1961-62 yılındaki büyük gösterilere katıldı 1964 yılında Nobel Ödülü'nü geri çevirdi; böylesi bir ödülün, yapıtlarının bütünlüğünü zedeleyeceğini düşünüyordu 1966-67 yılları arasında Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak üzere kurulmuş olan Russel Mahkemesi'nin de başkanlığını yaptı 1968 yılında, Sovyetler'in Prag'a müdahalesinin ve Fransa'daki öğrenci hareketlerinin üzerine, Sovyet sosyalizmini ve kendi klasik aydın tutumunu sorgulamaya girişti O dönemde Maocularla da bir yakınlaşması oldu 1973 yılında Liberation'u kurdu 1974 yılında gözleri büyük oranda görmez oldu, bu nedenle etkinliklerini yavaşlatarak, daha çok Doğu Ülkeleri üzerindeki baskıların sona erdirilmesi, insan haklarının korunması gibi konularda çalışmaya başladı Pierre Victor'la (Benny Levy'nin takma adı), aydının rolü, bireyin tarihteki yeri, şiddet ve kardeşlik konuları hakkında "Pouvoir et liberté" adında bir yapıt hazırladı Siyasal etkinliklerinin, yazar tarafını bazen maskelemiş olmasına karşın, Sartre, son derece düzenli bir zihinsel çalışma yürüterek, gününün altı saatini yazmaya verdi Edebi nesne Sartre'a göre "Yalnızca hareket halindeyken varolan bir topaçtır Onu ortaya çıkarmak için, adına okumak denen somut bir eyleme ihtiyaç vardır" Yazmak, okurun özgürlüğüne çağrıda bulunmaktır Sartre, 15 Nisan 1980'de Paris'te öldü Sartre'ın önemli kitapları arasında Özgürlüğün Yolları, Bulantı, Gizli Oturum, Kirli Eller, Sözcükler, Duvar sayılabilir; bunun yanı sıra, yayınlanmış ya da bitirilemeyerek yayınlanmamış birçok yapıtı vardır Sartre'ın adıyla birlikte anılan varoluşçuluk, aslında 17 yüzyıldan beri vardır; Blaise Pascal'le başlar; ama Sokrates'in felsefesinde, hatta İncil'de varoluşçuluğun izlerinin bulunduğu düşünülürse, Pascal'i varoluşçuluğun kurucusu olarak kabul etmek de doğru olmaz Soren Kierkegard ise, modern varoluşçuluğun kurucusu olarak kabul edilir Nietzsche, Heidegger ve tabii Sartre varoluşçudurlar Camus ve Dostoyevski de, diğer çok ünlü varoluşçu yazarlardır Sartre, varoluşçuluğun iyimser bir felsefe olduğunu söyler; çünkü tüm insanlar birbirinin aynıdır; bir kahraman ya da bir alçak olmak tamamıyla onların elindedir; insan önceden-tanımlanmamıştır; ne bir kahraman olarak doğar, ne de bir alçak Ama aynı felsefeye göre, insan varlığının durumuna da güvenmemelidir, çünkü o halde kalacağının hiçbir güvencesi yoktur Özet olarak, Sartre insanın tek yazgısının, elinden geldiğince "bağımlı" olmak olduğunu söyler Bu da, kendini bütünün içinde düşünebilmekten geçer
     
  19. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 - 1962)

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ni bitirdi (1923); liselerde, yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu, İstanbul Üniversitesi nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı (1939), Milletvekilliği (1942-1946), Milli Eğitim müfettişliği gibi görevlerden sonra tekrar, ölümüne kadar süren, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ndeki profesörlüğüne döndü (1949) Rumelihisarı Mezarlığı nda Yahya Kemal'in başucuna gömülü

    İlk şiiri 1920 de yayımlanmıştı Altmış kadar şiirinden oncak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976) Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikaye ve romanlarında da, başta zaten teması olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür (Geniş bilgi Prof Mehmet Kaplan ın Tanpınar' ın Şiir Dünyası;1964 kitabında)

    Denemeleri: Beş Şehir (1946), Yahya Kemal (1961), Edebiyat Üzerine Makaleler (1969), Yaşadığım Gibi (1970) Romanları: Huzur (1949), Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1962), Sahnenin Dışındakiler (1973), Mahur Beste (1975), Aydaki Kadın (1987)Tanpınar'ın başlıca eserleri şöyledir Hikaye kitapları: Abdullah Efendinin üyaları (1943), Yaz Yağmuru (1955), Hikayeler (1983) Monografi:XIX Asır Türk Edebiyat Tarihi (1949) Ahmet Hamdi Tanpınar' ın Mektupları'nı da Zeynep Kerman derledi (1974; genişletilmiş ikinci basım, 1992)

    Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları' nda toplanmaktadır Enis Batur, Ahmet Hamdi Tanpınar
    ' dan Seçmeler adlı bir kitap hazırladı (1992)
     
  20. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Abdurrahim Karakoç (1932 - )

    Nisan 1932 yılında doğan Karakoç'un şiir merakı küçük yaşlardan gelmektedir Şiire merakının bir sebebi de ailesinde dedesi, babası ve kardeşlerinin şair olmasıdır İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 1964 yılında Hasana Mektuplar" ismi altında kitap haline getirdi 1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi ve 1981 Mart ayında emekli oldu

    Şiirlerinde esas unsur olarak insanı ele alan şair, şiirleri yüzünden otuza yakın mahkemeye verildi fakat hepsinden beraat etti 1985 yılından beri gazetecilik yapan Karakoç, bir ara politikaya girdi ve ayrıldı
     

Bu Sayfayı Paylaş