Demokrasi Nedir - Demokrasi Hakkında - Demokrasinin Faydaları

'FrmArtuklu TatLı SöZLük' forumunda SeLeN tarafından 2 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Demokrasi Nedir - Demokrasi Hakkında - Demokrasinin Faydaları konusu Demokrasinin Tanımı - Demokrasinin Faydaları - Demokrasi ve İnsan Hakları - Temsili Demokrasiler - Çoğunlukçu Demokrasiler

    Gerçek demokrasinin etimolojik kökeni "demos" (halk) ve "kratos" (egemenlik) kelimelerine dayalıdır. Gerçek demokrasi, kısaca, halkın egemenliği demektir. Gerçek demokraside egemenliğin gerçek sahibi "birey" ve nihayetinde, bir devlet sınırları içerisinde yaşayan "halk"tır.

    Demokrasi, yüzyıllar boyunca insanlığın hep ideali olmuş, ancak günümüze değin bir "fantazma" olmanın ötesine gidememiştir. Demokrasinin gerçek anlamı, insanlık tarihi boyunca çarpıtılarak anlam erozyonuna ve yorum enflasyonuna uğratılmıştır. Tarihte en katı otokratik rejimler bile demokrasi kelimesini kendilerine yakıştırabilmişlerdir. Marksist demokrasi deyimi bunun bir örneğidir.

    Gerçek demokraside egemenliğin meşru kaynağı halktır. Günümüz temsili demokrasilerinde egemenlik hakkı ve yetkisi milletin seçtiği temsilcilere devredilmiştir. Dolayısıyla, temsili demokrasilerde seçimle işbaşına gelen siyasal iktidarlar buradan hareketle sık sık "milli irade"yi temsil ettiklerinden sözederler. Uygulamada kendilerini milli iradeyi temsil eden bir kurum olarak gören siyasal iktidarlar, millet adına sahip oldukları güçleri ve yetkileri, seçilmiş oldukları dönem içerisinde gelecek seçimler endişesi ve kuvvetler ayrılığı kurumu dışında başka bir sınırlamaya tâbi olmaksızın istedikleri şekilde kullanabilmektedirler.

    Çoğunluk iradesini milli irade olarak kabul edip, siyasal iktidarı güç ve yetkisini kullanması yönünden tümüyle meşru olarak görmek doğru değildir. Ancak, oybirliğiyle ya da oybirliğine yakın bir çoğunlukla (kaliteli çoğunluk ya da nitelikli çoğunluk) seçilmiş bir iktidar, milli iradenin temsilcisi olduğunu söyleyebilir. Yoksa, basit çoğunlukla iktidarı kazanan bir parti ya da oylarını birleştirerek çoğunluk oluşturan partiler (koalisyonlar) hiçbir zaman milli iradenin temsilcisi olarak kabul edilemezler.


    Çağdaş demokrasileri esasen plütokrasi olarak adlandırmak mümkündür. Eski Yunanca plutos (zenginler) ve kratos (iktidar) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş olan plütokrasi kavramı günümüzde çıkar ve baskı gruplarının egemenliği olarak ifade edilebilir.

    Bugün, çağdaş demokrasilerde "kutsal parlamento" ya da "yüce meclis" düşünceleri de çoğunlukçu temsili demokrasinin zaafından ve çarpıklığından başka bir şey değildir. Parlamentonun üstünlüğü, yüceliği ya da kutsallığı ancak gerçek demokrasinin kurallarının ve kurumlarının işlemesi ve varlığı halinde sözkonusu olur. Bir kurum, ancak içindekilerle yüceltilebilir. Doğru olmayan karar, tercihler ve çıkar lobileri ile oluşturulmuş bir parlamentonun yüceliğinden ve üstünlüğünden sözedilemez.

    Demokrasi kavramı, yönetimin kimin elinde bulunduğu; liberalizm ise, yönetimin ekonomik güç ve yetkilerinin kapsamı ile ilgilidir. Yönetimin bir tek kişi veya bir grup ya da zümre elinde bulunması "otokrasi"; halkın elinde bulunması ve temsilcileri aracılığıyla kullanılması ise "demokrasi" yi ifade etmektedir.

    Devletin ekonomik alandaki gücünün ve yetkilerinin, yani devlet yönetiminin kapsamının sınırlı olduğu bir ekonomik düzen "liberalizm", bunun tersi ise, yani devletin ekonomik güç ve yetkilerinin geniş olduğu; sınırsız ya da aşırı devlet müdahalesinin söz konusu olduğu bir ekonomik düzen ise "totaliterizm"dir. Daha kısa bir ifadeyle, liberalizm, sınırlı devlet; totaliterizm ise, sınırsız devlet ya da aşırı müdahaleci devlet anlamına gelmektedir.

    Totaliter rejimlerde tüm üretim faktörleri devlet tarafından sahiplenilmiştir ve özel mülkiyet sözkonusu değildir veya çok sınırlıdır. Totaliter rejimlerde ekonomide merkezi bir planlamayla kimin için, nasıl ve ne miktarda üretim yapılacağına karar verilir. Totaliterizmde ekonomik ve siyasi özgürlükler sözkonusu değildir veyahut oldukça sınırlıdır. Ekonomik özgürlüğün olmaması; üretici için, teşebbüs özgürlüğünün, tüketici için, tercih özgürlüğünün olmaması anlamına gelir.

    Uygulamada her ne kadar adına marksist demokrasi ya da sosyalist demokrasi dense de totaliter rejimlerde demokrasi, yani halkın egemenliği değil, bürokrasinin egemenliği sözkonusudur. Sonuç olarak, totaliterizmin demokrasi ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Sovyet Rusya'nın yıkılması ile birlikte totaliterizmin ne kadar anti-demokratik ve özgürlükçü olmayan bir rejim olduğu daha iyi anlaşılmıştır.

    Demokrasi, insan haklarını ve özgürlüklerini korumak ve güvence altına almak için yeterli olamaz. İnsanın ekonomik hakları ve özgürlükleri ancak liberalizm ile korunabilir. Liberal ekonomik düzende, hür teşebbüs ve tüketici için tercih özgürlüğü sözkonusudur. Devletin ekonomik alandaki gücünün ve yetkilerinin, görevlerinin ve fonksiyonlarının sınırsız, buna karşın, aşırı devlet müdahalesinin sözkonusu olduğu bir ekonomik düzende, sonuç olarak, bireylerin ekonomik özgürlükleri sınırlanmış olur. Ekonomide serbestlik, liberal ekonomik düzenin temel taşı, olmazsa olmaz koşuludur.

    Şüphesiz, demokrasi olmadan da liberalizm yaşayamaz. Hür düşünce, din ve vicdan hürriyeti ancak demokratik bir rejimde sözkonusu olabilir. Demokratik bir rejimde parlamentonun ve siyasal iktidarın güç ve yetkileri sınırlandırılmadığı takdirde totaliter rejime doğru yol almak kaçınılmaz olur.

    Demokratik ve liberal bir toplum ancak liberal demokrasi ya da anayasal demokrasi ile gerçekleştirilebilir. Liberal demokrasi, toplumsal uzlaşma ve sözleşme metni olarak kabul edilen anayasalarda, devletin güç ve yetkilerinin sınırlandırıldığı, bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir yönetim şeklidir. Bir başka ifadeyle, liberal sosyal düzenin ilkeleri üzerinde toplumsal uzlaşmanın sağlandığı, siyasal iktidarların hukuk kurallarının sınırları içinde güç ve yetkilerini kullandığı yönetim şekli liberal demokrasidir.

    Çağdaş demokrasilerde sınırsız siyasal güç söz konusudur. Sınırsız demokrasi anlayışının temel kaynağı Rousseau'nun Halk Egemenliği teorisine dayanır. Rousseau, çoğunluk iradesini ve tercihini, halkın iradesi ve tercihi olarak kabul eder.

    Gerçek demokrasi, çoğunluk egemenliğini değil, halkın egemenliğini savunur. Gerçek demokraside çoğunluk oylarına sahip bir iktidarın yetkilerinin sınırsız olmaması gerektiği savunulur.

    Çağdaş demokrasilerde yöneticiler sınırsız güç ve yetkilere sahip durumdadırlar. Gerçek demokrasi için, halk adına devleti yönetenlerin güç ve yetkileri mutlaka hukuk kuralları ile sınırlandırılmalıdır. Sınırlandırılmış ve hukuk kurallarına bağlı bir devlet yönetimi demarşidir. Demarşi, demokrasiden daha iyi yönetimdir.

    Oybirliği demokrasisi (Doğrudan Demokrasi) günümüz açısından ütopyadan öteye bir anlam taşımamaktadır. Ancak oybirliğine dayalı olmayan bir demokrasi hiçbir zaman mükemmel bir yönetim sistemi olamaz. Günümüzde çoğunluk egemenliğine dayalı bir temsili demokrasi "realite" olarak varlığını sürdürmektedir. Çoğunlukçu temsili demokrasi "ideal" değil, ancak "kötünün en iyisi" bir rejimdir. Günümüzde uygulanan çoğunlukçu temsili demokrasi daha iyi bir yönetim sistemi mevcut olmadığı için kabul etmek zorunda olduğumuz bir yönetim sistemidir. Demokrasinin çoğunluk despotizmi ve keyfiyete dayalı bir oligarşik rejim olmaması için önemli olan, katılımcı-uzlaşmacı-oybirliğine yakın bir sistemi uygulanabilir yapmaktır.

    Demokrasi, tüm otoriter rejimlere karşıdır. Eski çağlardan günümüze değin hep halkın değil, bir kişinin yönetimi ve egemenliği (monarşi, despotizm, tiranlık, krallık, imparatorluk, diktatörlük vs.) veyahut da bir grubun ya da zümrenin yönetimi ve egemenliği (oligarşi, teokrasi, aristokrasi, plütokrasi, timokrasi vs.) sözkonusu olmuştur. Halkın egemenliğini temsilcileri aracılığıyla kullandığı iddia edilen demokratik rejimlerde (temsili demokrasi, yarı doğrudan demokrasi) ise, çoğunluğun egemenliği ve tahakkümü söz konusu olmuş, azınlık hakları ise istismar edilmiştir. Çoğunlukçu demokrasi anlayışında halk dört ya da beş yılda bir göstermelik seçim sandıklarına giden "çağdaş köle" durumuna düşürülmüştür.

    Eski antik çağlardan günümüze değin "güç" her zaman "güçlünün" elinde olmuştur. Eski Mısır teokrasisi'nde tanrı kimliğindeki Firavun halkın sesi olduğunu iddia etmiştir. Atina Şehir Devleti'nde köleler siyasal toplumdaki haklardan dışlanmış, sömürülmüş ve soyluların egemenliği (aristokrasi) sözkonusu olmuştur. Tarih içerisinde kralların, sultanların, imparatorların ve diktatörlerin egemenliği var olmuştur. Oysa, gerçek demokrasi için, halkın gerçek iradesini temsil eden bir yönetimin iktidarda bulunması önemlidir.
    Gerçek demokraside prensip olarak "temsili vekalet" değil "emredici vekalet" geçerlidir.

    Bunun anlamı şudur: Egemenliğin gerçek sahibi olan halk, temsilcilerine kendilerini yönetmeleri için bir vekalet vermektedir. Bu içi boş bir vekâlet değildir. Daha açık bir ifadeyle halk, temsilcilerine seçim yoluyla verdiği vekalet içerisinde vekillerinin anayasada belirtilen çerçevede güçlerini ve yetkilerini kullanmalarını istemektedir. Yöneticilerin anayasayı ihlal etmeleri halinde, emredici vekaletin gereği yöneticiler azledilebilirler.

    Serbest piyasa ekonomisinin tam anlamıyla işleyebilmesi için, devletin güç ve yetkilerinin, görev ve fonksiyonlarının zaman ve mekan faktörleri ile ülkenin sosyo-ekonomik şartları dikkate alınmak suretiyle tespit edilmesi gerekir. Açık ve serbest toplum için, sınırlı devlet ve sınırlı demokrasi (Demarşi) ilkeleri önem taşımaktadır.


    alıntı
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Demokrasi ve Özellikler hakkında - Demokrasi - Demokrasi nedir - Demokrasinin Özellikleri


    Demokrasi

    Rejimlerin geleneksel tanımlarına baktığımızda, görürüz ki açıklamalar iktidardaki kişi sayısına göre yapılmaktadır. Buna göre monarşi tek kişinin, oligarşi birkaç kişinin, aristokrasi bir sınıfın yönetimi iken, demokrasi halkın yani çoğunluğun yönetimidir. İnsanoğlu tarih boyunca çeşitli yönetim biçimlerini deneyerek en uygun yönetim biçimi olarak demokrasiyi benimsemiştir. Peki demokrasi ne demektir, genel hatları ile temel özellikleri nelerdir, onu mümkün kılan özellikler ve çeşitleri ile onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayacak kriterler hangileridir?


    Kelime anlamıyla Demokrasi

    Demokrasi; Grekçe’de halk anlamına gelen demos ve iktidar anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuş bir terimdir. Böylece demokrasinin kelime anlamı halk iktidarı, halkın yönetimi veya halkın kendi kendini yönetmesi şeklinde özetlenebilir. Ancak şu da bir gerçek ki demokrasinin etimolojik bu anlamı dışında üzerinde mutabık olunulan her hangi başka bir anlamı da yoktur. Fransız hukukçu-siyaset bilimci Maurice Duverger’in de belirttiği gibi “kendi kendini idare eden hiç bir halk görülmemiş ve hiç bir zaman da görülmeyecektir.”; bizim de buradan çıkartabileceğimiz sonuç demokrasinin kelime anlamına değinirken aslında tanımlamanın sadece bir slogan olarak kalmış olmasıdır.

    Ancak bu yaygın ve temel tanımı ele alınarak kimi eklemeler yapılabilir demokrasinin kelime anlamına. Örneğin demokrasi yalnızca halk tarafından yönetim olarak tanımlanmakla kalmamalı, aynı zamanda Başkan Abraham Lincoln’un ünlü ifadesiyle halk için idare, yani halkın tercihleri doğrultusunda yapılan bir yönetim olarak tanımlanmalıdır.[1] Diğer yandan, vurgulamak gerekir ki; “halkın iktidarı” deyimi, yalnızca eksiltili bir deyimden ibarettir. Deyim bir sürenin başlangıcını anlatmaktadır, ama onu bir sonuca bağlamamaktadır. Çünkü iktidar bir kimse üzerinde kullanılır ve yönetme yönetilenin varlığını gerektirir. Kimin üzerinde halkın iktidarı? Halk egemenliğinin nesneleri, yöneldiği kimseler kimlerdir?[2] Özetle demokrasinin aslında belirsizliklerden ibaret olduğunu söyleyebilir ve ekleyebiliriz ki; demokrasi hakkındaki belirsizliğin altında yatan neden, demokrasinin ne olması gerektiği konusundaki karışıklıktır. Çünkü demokrasi sözcüğünün anlamı birden çok kez, birden çok yönde değişmiştir.[3]Demokrasinin Temel Nitelikleri

    Demokrasinin genel kabul görmüş bir tanımı olmamakla beraber, yapılan tanımlardan da istifade ile bir kısım temel ve vazgeçilmez niteliklerini ortaya koyabiliriz. Bir rejimin demokratik olup olmadığı, bu nitelikleri taşıyıp taşımadığına göre anlaşılabilir. Bugün şekil olarak demokratik olan ve olmayan yönetimler arasında çok fark yoktur. Anayasa, meclis, parti, seçim vs. çoğu dikta rejimlerinde de vardır. Batı demokrasilerini diğer rejimlerden ayırmaya çalışsak ve onların şeklini esas alsak, şeklen aynı, fakat muhteva olarak demokrasi ile ilgisi olmayan veya en azından beklenen fonksiyonları yerine getiremeyen rejimlerle karşılaşmamız mümkün olduğundan, maksat bakımından bize fayda sağlamayacaktır. Bunun için demokrasi ile sağlanan şeyin ne olduğuna bakarak, şekli bir tarafa bırakacağız. Konuya bu açıdan yaklaşarak demokrasinin anlaşılmasında esas olacak niteliklerine geçelim:


    1-Yönetime Katılma

    Demokrasinin en vazgeçilmez fonksiyonu halkın yönetime katılmasıdır. Nitekim kimi yazarlar demokrasiyi "katılım" olarak tarif etmekte, kimi yazarlar ise katılımı "demokrasi için zorunlu"bulmakta fakat yeterli görmemektedirler. Buradan da anlaşılacağı gibi katılım kavramı, demokrasinin özünü ifade etmesi bakımından çok önemlidir. Ancak diğer ilkelerden bağımsız olarak alınırsa bu özelliğini kaybedebilir.

    2-Hürriyet

    İnsanların tercihlerini hür olarak kullanamadıkları bir durum, gerçekte onların hiç bir tercih yapmamaları ile eşanlamlıdır. Yani hürriyet yoksa demokrasi yoktur. Hür olmayan katılım, demokratik değildir.

    3-Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları

    Demokrasi; monarşi, oligarşi ve aristokrasinin aksine çoğunluk iktidarını savunur. İster temsili, ister doğrudan yönetim olsun, çoğunluk eğiliminin iktidar olduğu, ama azınlıkların da siyasi temsile hak sahibi bulundukları sistemdir demokrasi.

    4-Çoğulculuk

    Demokrasi hür bir ortamda farklı fikirlerin bir arada bulunmasını ve serbestçe kendilerini ifade etmelerini gerektirir. Burada sistemin farklılıklara müsamahası veya müsaadesi değildir söz konusu olan, sistemin kendisi için çoğulculuk gerekmektedir, çünkü sistem buna dayanmaktadır. Davit Spitz bunu; "bütün hükümet sistemleri ve şekilleri içinde yalnız demokrasi fikir çatışmasını devletin temeli addeder" şeklinde ifade etmektedir.

    5-Hukuk Devleti

    Gerçek anlamda yalnız demokrasilerde idare bütün eylem ve işlemlerinde kanuna dayanmak zorundadır ve idare edilenler yanında idare edenler de kanunlara uymaya mecburdur. Demokraside idare edenler, idare edilenlere karşı anayasa çerçevesinde sorumludur. Keyfi idare asla söz konusu olamaz. Kaynağını kanundan almayan hiç bir yetki kullanılamaz. Hukuk devletinde idare etme yetkisi kanuna dayandığı gibi, kanunlar anayasa ve evrensel hukuk prensiplerine aykırı olamaz ve kanuna aykırı bir muamele de yapılamaz. Batı Demokrasisinin bu nitelikleri, onun; olmazsa olmaz nitelikleridir. Bunlardan yalnız biri eksikse o sistem demokrasi olamaz. [4]

    Yukarıda alıntılar ile detaylandırdığım niteliklerle beraber, demokrasinin başarılı olması için belirgin yöntemsel kuralların takip edilmesi ve insan haklarına saygı duyulması gereklidir. Kendisine bu tür sınırlamalar yüklemeyen, kendi yöntemlerine ait "kanun hükümleri"ni takip etmeyen herhangi bir idare demokratik olarak düşünülmemelidir. Bu yöntemler tek başına demokrasiyi açıklamaz, fakat onların varlığı demokrasinin devamlılığı için vazgeçilmezdir. İşin aslı, bunlar demokrasinin, varlığı için gerekli fakat yeterli olmayan koşullarıdır.

    Robert Dahl, modern siyasi demokrasinin (ya da onun ortaya koyduğu şekilde, "poliarşi"nin var olması için bulunması gereken "minimum yöntemsel" şartlar adını verdiği, genel olarak en çok kabul gören noktaların listesini sunmuştur:


    1-Hükümetin politika ile ilgili kararlarının kontrolü, anayasa tarafından yetkilendirilen seçilmiş memurlara verilmiştir.

    2- Seçilmiş memurlar, baskının nispi olarak az kullanıldığı, sık yapılan ve dürüstçe idare edilen seçimler vasıtasıyla seçilir.

    3- Pratikte bütün yetişkinlerin memur seçimlerinde oy kullanma hakkı vardır.

    4- Pratikte bütün yetişkinlerin hükümetteki memurluklar için seçimlere girme hakkı vardır.

    5- Vatandaşların, şiddetli cezalandırılma tehlikesi olmadan politik meseleler hakkında kendilerini ifade etme hakları vardır.

    6- Vatandaşların alternatif bilgi kaynaklarını araştırma hakkı vardı. Dahası, alternatif bilgi kaynakları mevcuttur ve kanun tarafından korunurlar.

    7- Vatandaşların aynı zamanda, bağımsız siyasi partiler ve çıkar grupları da dahil olmak üzere, nispi olarak bağımsız birlikler veya organizasyonlar oluşturma hakları vardır.

    8- Halk tarafından seçilen memurlar, seçimle gelmemiş memurların yetkilerini aşan (her ne kadar gayriresmi olsa da) muhalefete maruz kalmadan, anayasal güçlerini kullanabilmelidirler.

    9- İdare kendi kendini yönetiyor olmalıdır; bazı başka kapasitesini zorlayan politik sistemlerin empoze ettiği baskılardan bağımsız olarak hareket edebilmelidir.[5]

    İlk beş temel nitelik doğrultusunda demokrasinin ne olduğu anlaşılmakta ve cisimsel daha somut bir tabana oturtulmaktadır ve diğer rejim biçimlerine oranla sahip olduğu farklılıklar anlaşılmaktadır. Daha sonra sıraladığım dokuz madde ise Robert Dahl “poliarşi” adını verdiği esrinde belirttiği gerçek demokrasilerde olması gereken temel niteliklerdir, ki bu temel niteliklerin bir kısmı demokratik özgürlükleri içerirken geri kalan bir kısmı ise klasik bir demokrasi değeri olan eşitliği içermektedir ve bu tüm temel nitelikler böylece kendi içinde bir tanım oluşturmaktadır demokrasinin genel hatlarıyla anlaşılmasına yönelik olarak.
     

Bu Sayfayı Paylaş