D Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_inci tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    D Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları konusu D Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

    DÂB: 1. Adalet, doğruluk, 2. İhsan, vergi.

    DÂBBE: Yük ve binek hayvanı.

    DÂBBETÜ’L-ARZ: Kıyâmet alametlerinden olup topraktan çıkan varlık.

    DÂD-I HAKK: 1. Allah vergisi. 2. Veriş, satış.

    DÂFİ’: 1. Def’ eden, savan, savuşturan, iten. 2. Cenab-ı Hak.

    DÂĞ-DÂR: 1. Kızgın demirle nişanlanmış, dağlanmış. 2. Pek müteessir, çok üzgün.

    DÂİN (DÂYİN): Borç veren, alacaklı.

    DAKİK: 1. İnce, ufak, nâzik. 2. Toz haline getirilmiş şey, un. 3. Dikkatli ölçülü davranan titiz kimse.

    DALÂLÂT-I BEŞERİYYE: İnsanlığın sapıklığı, beşerî sapıklık.

    DALÂLET: Hak yoldan sapma, sapıklık, azgınlık.

    DALÂL-İ MUBÎN: Apaçık sapıklık.

    DÂLL Bİ’L-İŞÂRE: İşaretle delâlet etme. Sözün işaretle mânâya delâlet etmesi.

    DÂLL U MUDILLE : Doğru yoldan çıkanlar ve çıkaranlar, sapanlar ve saptıranlar.

    DÂLLÎN GÜRÛHU: Sapıklar, azgınlar topluluğu.

    DÂLLİN: Doğru yoldan sapmış olanlar, azgınlar.

    DÂR: Ev, yer, yurt, dünya.

    DARBE-İ AZÂB: Azap darbesi, azap verici vuruş.

    DARB-I MESEL: Ata sözü.

    DÂREYN: İki dünya: Dünya ve ahiret.

    DÂR-I DÜNYA: Dünya.

    DÂR-I HARP: Müslümanlarla savaş halinde olan gayri müslim ülke.

    DÂR-I İSLÂM: İslâm ülkesi.

    DÂR-I KÜFÜR: Gayr-i müslimlerin ülkesi.

    DÂR-I SAADET: Mutluluk yeri.

    DÂR-I UHRA: Ahiret yurdu.

    DARÎRU’L-BASAR: Kör, âmâ.

    DÂRU’N-NEDVE: Mekke şehir meclisi.

    DÂRU’S-SELÂM: 1.Selamet yurdu, cennet. 2. Bağdat şehrinin ünvanı.

    DÂRÜ’L-HİLAFET: İstanbul.

    DE’B-İ KADÎM: Eski gelenek, eski usûl, eski âdet.

    DEBÛR: Batı rüzgarı, batı taraftan esen yel.

    DECCÂL: Kıyametten az önce çıkacak, insanlardan bir kısmını sapıtacak ve daha sonra Hz. İsa tarafından öldürülecek olan şahıs.

    DEF’: Öteye itme, savma, savulma.

    DEF-İ İHTİYAÇ: İhtiyacın giderilmesi, ihtiyacın karşılanması.

    DEF-İ MAZARRAT: Zararı giderme.

    DEF-İ MEFSEDET: Fesadı ortadan kaldırma.

    DEFTER-İ A’MÂL: Amel defteri, insanların dünyadaki hayır ve kötülüklerin kaydedildiği defter.

    DEHA: 1. Olağanüstü zeka ve anlayış kabiliyeti. 2. Olağanüstü zeka sahibi kimse.

    DEHLİZ: Hol, koridor.

    DEHRİ: Dünyanın sonsuzluğuna inanıp ahireti inkâr eden kimse Materyalist.

    DELÂLET: Yol gösterme, kılavuzluk etme.

    DELÂLET-İ AKLİYYE VE MANTIKIYYE: Akıl ve mantık yardımıyla, akıl ve mantığın yola göstermesiyle.

    DELİL: 1. Kılavuz, yol gösterme. 2. Kanıt.

    DELİL-İ NAKLÎ: Naklî delil, Kitabî delil. Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i şeriflere istinad eden delil.

    DELÎL-İ ŞUÛDÎ: Görgüye dayanan delil.

    DEM: 1. Kan, 2. Soluk, nefes. 3. Zaman, an.

    DEM’: Göz yaşı, göz yaşı dökme, ağlama.

    DEM-İ MESFUH: Dökülmüş kan.

    DENÂNET: Alçaklık, zillet.

    DENÎ: Alçak.

    DERMİYÂN: Ortada.

    DERPİŞ: Göz önünde, en önde.

    DERS-İ İNTİBAH: Uyandırma dersi.

    DERÛN: İç taraf, dahil, kalp.

    DEVR-İ CÂHİLİYYE: Cahiliyye devri, İslâm’dan önceki devir.

    DEVR-İ SABAVET: Çocukluk çağı.

    DEYN: Borç.

    DEYYÂN: Mükâfatlandıran veya cezalandıran, hâkim. Allah.

    DEYYÂR: 1. Manastır sahibi. 2. Biri, bir kimse, fert.

    DÎBÂCE: Başlangıç, önsöz, mukaddime.

    DİĞERGÂM: Başkalarını düşünen, bencil olmayan.

    DİL-ÂVÎZ: Gönül çeken, câzip.

    DİL-NİŞÎN: Hoşa giden, kalpte yerleşen.

    DÎN U DİYÂNET: Din dindarlık, din ve din duygusu.

    DÎNÂR: Bir altın liranın dörtte bir değerinde olan eski bir para.

    DÎN-İ HAK: Hak din İslâmiyet.

    DİRAYET: Zekâ, iktidar, beceriklilik. Akıl ve ilim yoluyla yapılan çözüm.

    DİRHEM: 1. Okkanın dörtyüzde biri olan eski ağırlık ölçüsü. 2. Gümüş para.

    DİVAN: Arap şiiri, Divan-ı Arab, Arab’ın şiir külliyatı.

    DÛN: 1. Alçak, aşağılık. 2. Aşağı. 3. Altta.

    DÜBB-İ ASGAR: Küçük ayı (yedili yıldız grubu).

    DÜBB-İ EKBER: Büyük ayı (yedili yıldız grubu).

    DÜLDÜL: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Hz. Ali’ye verdiği beyaz at.

    DÜSTÛR: Kânun, kaide, kural, esas.
     

Bu Sayfayı Paylaş