Dünyanın En Eski Şehri Neresi

'Ülke Kültürleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 3 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dünyanın En Eski Şehri Neresi konusu dünyanın en eski şehri neresidir,
    dünyanın en eski kenti,
    dünyanın en eski şehri nerede

    [​IMG]

    Dünyanın En Eski Şehri Çatalhöyük

    Yakındoğu'daki ilk uygarlığın Fırat ve Dicle bölgesi ile sınırlı olmadığı, yerleşim ve kent uygarlığı başlangıcının biraz daha batıda ve çok daha önceleri gerçekleştiği açıklık kazanmıştır. Uzmanları bu bilgilere götüren anahtar olay ise Londra' da öğretmenlik yapan James Mellaart' ın 1958' de, Konya' nın yakınında saptadığı ve üzerine sonradan yerleşim yeri kurulmamış olan Çatalhöyük yerleşimini bulup 1961 de orda kazılara başlamasıdır.

    Mellaart, kazdığı katmanlardaki radyokarbon verilerine dayanarak, Çatalhöyük' ün M.Ö. 6500' den 5700' e kadar uzanan bir tarihe sahip olduğunu düşünüyor. Buna karşın, Anadolu arkeolojisinin eskilerinden Kurt Bittel ise, şimdiye değin bulunmuş dünyanın en eski kentini 6. Binyılın 2. yarısına tarihlemektedir.

    Yaklaşık 5-10 bin kişinin yaşadığı sanılan Çatalhöyük’ te önceki yıllarda yapılan kazılarda yönetim binası, tapınak ya da ona benzer bir kamusal alana rastlamadıklarını dile getiren Hodder, (Çatalhöyük kazı başkanı) “ Bu ilginç bir durum. Şu anki manzara, yöneticisi olmayan eşitlikçi bir toplum. Çatalhöyük’ te temeli eşitliğe dayanan bir toplumsal yaşam göze çarpıyor. Çatalhöyük’ te toplumsal hayatta herkesin birbiriyle aşağı yukarı eşit olduğu söylenebilir. Ama bu, komünist toplumlardan farklı; basit bir komünist organizasyona benziyor. Yani Rusya’ da Stalin vardı ama Çatalhöyük’ te yok ” diye kaydetti.
    Çatalhöyük' teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10- 30 cm . arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük' te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.

    Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm . arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük' te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük' te kullanılan en önemli malzemelerdir.

    Çatalhöyük' te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi' ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

    milliyet.com.tr
     

Bu Sayfayı Paylaş