Dünyanın bir başka ucu:yeni zelanda

'Yabancı Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Dine tarafından 26 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dünyanın bir başka ucu:yeni zelanda konusu Yeni Zelanda


    Yeni Zelanda her yere o kadar uzaktır ki, ülkenin pek çok bölgesinin, günümüzde bile diğer dünya ülkelerine uzaktan bakması şaşkınlık verici değildir. Ülkede, çiftçiler koyunlarını hâlâ köpeklerle güder ve köylerde çalışan postacılar yolları üzerindeki herkesi isimleriyle tanır. Elbette yenilikler ve moda sayesinde bunların pek çoğu değişmiştir, ama ülkede eski ile yeninin beraberliğine hala tanık olabilirsiniz.

    Halkın misafirperverliği, Yeni Zelanda'yı çekici kılar ve bu yüzden bazı yazarlar onun için "kalan son ütopya" demiştir. Ne var ki, Yeni Zelanda'nın uzaklığı çok sayıda turist çekmesine maalesef engel olmaktadır. Bunun yanında, Yeni Zelanda'nın olağanüstü doğal güzelliklere sahip olma gibi bir kozu vardır. Yanardağlar, buzullar, fiyortlar ve eşsiz nehirler sayesinde, gelen hiçbir ziyaretçi hayal kırıklığına uğramaz. Sivri ve engebeli yükseltileri göz alıcı yapan özellik, pek çoğunun volkanik faaliyetlerle yakın zamanlarda değişikliğe uğraması ve gelecekte de değişecek olmasıdır.

    Nüfusu dört milyondan az olan bu ülkede, turizme yapılan güçlü yatırımlar sonucunda lüks otellerden kamp yerlerine, halkla ilişkiler bürolarından müzelere, kayak merkezlerinden bungee-jumping merkezlerine, çeşitli tesislerin hem sayısı artmış hem de kalitesi yükselmiştir. Elbette, turizme bu kadar dayanan her ülke gibi Yeni Zelanda da, kalabalık ve aşırı gelişmişlik yüzünden bir gün "bozulmuş" kabul edilecektir ancak o gün henüz çok uzaktadır. Modern toplumun baskılarının Yeni Zelanda?nın tabiatı ve ruhu üzerindeki zayıf etkisi, yirmi birinci yüzyılın ilk yıllarında oraya giden her ziyaretçiyi şaşırtır ve mutlu eder.

    Ekvator çizgisinin güneyinde yer aldığı için, Yeni Zelanda'nın iklimi Türkiye'nin tersidir. Ülkede, ilkbahar Eylül, Ekim, Kasım; yaz Aralık, Ocak, Şubat; sonbahar Mart, Nisan, Mayıs; kış ise Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşir. Genel anlamda ülkenin iklimi ılımandır. İklimler ve mevsimler arasında çok büyük değişikliklere rastlanmaz. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 30 derece civarıdır. Kış ayları rüzgarlı ve çok nadiren sıfırın altındadır.

    YENİ ZELANDA'NIN GELİŞMİŞ YÜZÜ: AUCKLAND

    Bazıları Auckland'ı Sydney'e benzetir. Auckland, son 10 ila 20 yılda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Auckland'ın elde ettiği başarılardan en önemlisi, 1999/2000 Amerikan Yat Kupası'na ev sahipliği yapması ve ödül kazanmasıdır. Bu turnuva hakkında yapılan haberler, şehirde yeni barlar, kafeler ve restoranlarla dolu olan Viaduct Havzası gibi etkileyici yerlerin yapılmasına neden olmuştur. Mağazalar ve barlar geç saatlere kadar açık kalmaya ilk kez Auckland'da başlamıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen, modernleşme sürecinde Auckland ancak sınırlı bir yol alabilmiştir. Queen Caddesi'ndeki pasajlarında bulunan Amerikan tarzı mağazalar bile muhtemelen şık olmayan vitrin düzenlemeleri ve tabelaları yüzünden pek ilgi çekici değildir. Şehir merkezinde ise pek çok güzel eski bina ve yeşil alan vardır. Rıhtım ve çevresindeki yapıları da korumak ve güzelleştirmek için çok büyük çaba harcanmıştır. Bu gibi yeniliklerin bedeli Eski Gümrük Evi ve Auckland Feribot Binası gibi restore edilmiş binaları gösterişli alışveriş merkezlerine dönüştürerek ödense de bu binalar hâlâ görsel açıdan birer servettir. İstasyonun ardındaki iskeleler ve depolar bile derli toplu görünmektedir.

    Auckland'ın ortamı şehrin etrafına saçılmış volkanik tepelerle de oldukça değişik görünmektedir. Aslında şehir sınırları içinde 60 kadar volkan olduğuna dair kanıtlar vardır ve bilim adamları yakın zamanda şehrin her an patlayabileceği yolunda bir uyarıda bulunmuştur. Gelişigüzel yayılmış şehrin yukarıdan manzarasını ve buralarda otlanan koyun ve ineklerin yarattığı köy ortamını görmek için North Shore'daki Mount Eden veya Victoria Dağı gibi tepelerden birinin zirvesine gezi yapmaya değer. Bugün Müze'nin üzerinde kurulu olduğu Auckland Ülkesi bile eski bir yanardağdır. Bir anayoldan çıktıktan hemen bir iki dakika sonra "yola hayvan çıkabilir" işareti görmek gariptir ama bu Yeni Zelanda'ya özgü özelliklerden biridir.

    Auckland'da çok sayıda tepe ve su yolu olduğu için, caddeler birbirine paralel uzanmaz ve nerede olduğunuzu anlamanız kolay olmayabilir. Kendinize denizi nişangah almak da çok sağlam bir yöntem değildir çünkü güney batıdaki Manukau Rıhtımı ve kuzeydeki Waitemata Rıhtımı arasında yalnızca bir iki kilometre vardır ve Mount Eden'ın tepesinden aşağıya bakan şehre yeni gelen birisi bunları karıştırabilir. Bu öbeğe artık Güney Yarımküre'nin en yüksek binası olan Sky Tower, tepeden bakmaktadır.

    Halkın misafirperverliği, Yeni Zelanda'yı çekici kılar ve bu yüzden bazı yazarlar onun için "kalan son ütopya" der.

    Auckland'a yoğun dönemde gitmeyi düşünüyorsanız veya gece geç saatte varacaksanız, nerede kalacağınızı önceden ayarlamalısınız. Çok sayıda hotelin havaalanında masaları vardır, size ulaşım konusunda yardımcı olurlar ve hatta kendileri servis sağlar. Oteller arasındaki rekabet çok yoğun olduğundan indirim almak ve pazarlık yapmak için fırsatınız vardır. Şehir merkezinde uygun barınma olanakları olmasına rağmen, bazı yabancılar şehir merkezini Parnell, Ponsonby, Mount Eden gibi yerlerle karşılaştırınca tercih etmez.

    AUCKLAND YERLİLERİ

    Bir milyondan fazla nüfusuna rağmen Auckland pek çok yönden küçük şehir havası taşımaktadır. Auckland'ın nüfusunun büyük bölümü bu şehirde doğmamıştır. Auckland, hem nüfus hem de alan olarak Ankara'nın iki katı kadar bir yere yayılarak hızla büyümektedir. Yeni gelenler arasında kalabalık Samolılar, Fijililer, Tongolular, Cook Adalılar, vb. grupları vardır ve bu insanlar Auckland'ı dünyadaki en büyük Polinezyalı şehri yapar. Etkileri en fazla evlerin kiralık olarak verildiği mahallelerde hissedilir. Şehirde çok sayıda Maori'nin yaşamasına ve sayılarının artıyor olmasına rağmen sesleri pek çıkmaz. Şehir merkezinde Karangahape Yolu (genelde "K Yolu" denir) Polinezyalı bölgesidir.

    Maori efsanesi, adını Maui isimli efsanevi bir Yeni Zelanda kahramanından alır. Maui çocukken o kadar zayıfmış ki, onu okyanusa atmışlar ama Ranginui yani Gök Baba onu kurtarmış. Büyüyünce Aotearoa yani "uzun beyaz bulut ülkesini" kurmaya koyulmuş. Kanosundan South Island'ı, çapasından Steward Island'ı ve yakaladığı
    bir balıktan da North Island'ı yaratmış.

    Auckland, limanı, köprüsünün kalabalıklığı, yeni Sky Tower ve sayısı artan restoranları ve kafeleriyle ön plana çıkıyor.

    Denizcilikle uğraşan ve görece ileri bir medeniyete sahip Polinezyalılar, devasa kanolarını Yeni Zelanda kıyılarına 1000 yıl kadar önce yanaştırmış ve büyük ihtimalle artık soyu tükenmiş olan Moa kuşu avlamıştır. Kaptan Cook'un 1769'da gelmesinden sonra Pakeha adayı kolonileştirmiş, adalıları yeni hastalık ve silahlarla tanıştırmış bu da 19. yüzyılın başlarında Maori nüfusunda büyük bir düşüşe yol açmıştır. Irklar arasındaki savaş, 1840'taki Waitangi Antlaşması'yla başlamıştır. Kaptan William Hobson'ın adanın sahibi olduğunu göstermek için diktiği bayrak Maorilerin şefi Hone Heke tarafından tam dört kere yırtılmış, sonunda Hobson Hone Heke'nin kafasına 100 pound konulmuştur.

    Auckland Müzesi?ndeki ve Wellington'daki Ulusal Te Papa Müzesi'ndeki Maori Koleksiyonları'nı görmek gerekir. North Island'ın ortasındaki Rotorua Maori, turizminin merkezi konumundadır. Rotorua ve bunun gibi ticari merkezler dışında Maori danslarını, müziğini ve ayinlerini görmek zordur. Bir Yeni Zelanda şehrinde bazı yerli Maori insanlarıyla tanışacak kadar uzun kalırsanız, bir Maori bayramı olan Hangi'ye davet edilebilirsiniz. Ağaç, kemik, kabuk ve yeşim taşından yapılan oymalar ülkenin her yerindeki hediyelik eşya dükkanlarında satıldığı için Maori el sanatlarının örneklerini bulmak kolaydır.

    Yeni Zelanda'da vahşi doğayı koruma anlayışı çok gelişmiştir. Bunun bir sebebi bir Maori şefinin 1887'de üç tane kutsal tepeyi, üzerinde yerleşim kurulmaması ve doğanın bozulmaması şartıyla ulusa vermesidir. Bunlar daha sonradan North Island'daki dört ulusal parktan biri olan Tongariro Ulusal Parkı'nın bünyesine alınmıştır. South Island'daki dağ sırası neredeyse tamamen bir ulusal parktır ama güneyde Fiordland Ulusal Parkı'ndan sahildeki Abel Tasman Ulusal Parkı'na dokuz farklı parka bölünmüştür. Bundan başka, denizcilikle ilgili üç tane park (Bay of Islands, Auckland çevresindeki Hauraki Körfezi ve Malborough Boğazı) ve tamamı Koruma Bakanlığı'nca idare edilen 21 Orman Parkı bulunmaktadır. Bu parklar devlet tarafından çok sıkı korunmaktadır ve ziyaretçiler için sürekli yenilikler yapılmaktadır. En yeni ulusal park olan Kahurangi 1996'da açılmıştır. Routeburn ve Milford gibi çok kullanılan patikaların üzerindeki yükü hafifletmek için yenileri açılmıştır. Eğer yaz aylarında "Büyük Yürüyüş" adı verilen yürüyüşlerden birine katılıp en önemli patikalardan birinde yürümek istiyorsanız telefonla veya Temmuz'dan sonra GreatWalksBooking @doc.govt.nz adresine e-posta atarak yer ayırtmalısınız. Milford Patikası yaz aylarında önceden dolmuş olur.

    Ulusal parklarda keşfe çıkmak isteyen insanlara tavsiyelerde bulunan ve bölgenin jeolojik tarihinden ilk kaşiflere ve yöresel kahramanlara kadar pek çok konuda bilgi veren minyatür müze görevini üstlenen bilgi merkezleri vardır. Çalışanlar çok bilgili ve naziktir. Sorularınıza bıkmadan yanıt verirler. Normal yolların dışına çıkacaksanız ne planladığınızı bir park bekçisine (resmi isimleri "Koruma Görevlileri") anlatın ve mümkün olduğunca çok ayrıntı verin. Bazı ulusal parklar rehberli yürüyüşler, film gösterimleri ve gösterileri içeren yarı eğitimsel yaz programları yürütür. Yaz programları oldukça geç planlanır o yüzden çizelgeleri mevsimin başlarında ortaya çıkar. Ulusal parklar vs. hakkındaki bilgiyi Yeni Zelanda Turizm Kurulu'na, PO Box 95, Wellington (04-917 5400/enquiries@nztb.govt.nz) adresine yazarak veya Koruma Bakanlığı Ziyaretçi Merkezleri'nden birine uğrayarak alabilirsiniz.

    Ulusal parklara veya denizcilikle ilgili parklara giriş ücretsizdir ama gece kalmak ücrete tabidir. 5 dolarlık biletleri önceden Koruma Bakanlığı bürolarından, bilgi merkezlerinden ve mağazala-rından almalısınız. Kulübenin boyutlarına bağlı olarak gece kalmak bir, iki veya üç biletledir ve kulübenin yanına kurulan çadır için de bir bilet alırlar. Kulübede kalma ücreti yıllık 65 Dolar'dır. Uzak bölgelerde 4. kategoriye giren, hiçbir kurulumu bulunmayan yaklaşık 1000 tane basit barınak vardır ve bunlar ücretsizdir. Bunlarda önceden yer ayırtamazsınız o yüzden birine gidip de dolu bulma ihtimaline karşın yanınızda bir çadır bulundurmalısınız. Yürüyüş patikaları, kulübeler ve koruma altındaki kamp alanları hakkında bilgiyi Koruma Bakanlığı'ndan alabilirsiniz

    VAHŞİ HAYAT

    Vahşi hayatı sadece izlemek isteyenler için doğal hayatın korunduğu alanlar ve yemleme yerleri vardır. Balina izlemek özellikle Christchurch'ün kuzeyindeki Kaikoura'da çok sevilmektedir. Bay of Islands'da yunuslarla yüzebilir ve South Island'daki Akaroa Rıhtımı'nda az bulunan Hector yunuslarını görebilirsiniz. Tuatara adı verilen tarih öncesinden kalmış gibi görünen kertenkeleler Hauraki Körfezi'ndeki Poor Knights veya Marlborough Boğazı'ndaki Trio Adaları gibi bir iki kıyıya yakın adada korunmaktadır. Ama Auckland hayvanat bahçesinde halka açıktır. Dunedin'in yanındaki Otago Yarımadası'da penguen ve albatros kolonileri vardır. Beyaz balıkçıllar Okarito yanındaki batı sahillerinde toplanır ve kazlar yuvalarını Hawkes Körfezi'ndeki Kidnappers Burnu'nda yapar. Her yerde rastlayabileceğiniz kuş ise, mat rengi, kulak tırmalayan sesi ve altı kırmızı olan kanatlarıyla, ilginç bir papağan türü olan Kea'dır.
     

Bu Sayfayı Paylaş