Dünya Kütüphane Haftasi

'Özel Gün ve Geceler' forumunda DeMSaL tarafından 23 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dünya Kütüphane Haftasi konusu
    Dünya Kütüphane Haftasi- Dünya Kitap Haftasi-Kütüphane Haftasi-Dünya Kütüphaneler Haftasi Siirleri






    [​IMG]

    Kütüphaneler, Tarihçesi ve Gelişimi
    Okur ve araştırmacılar tarafından kullanılmak üzere oluşturulmuş kitap koleksiyonu barındıran mekan ya da yapıdır. Bugün kütüphanelerde kitapların yanı sıra süreli yayın, film, diya, ses kaydı, teyp bandı vb. gibi düşünce ve sanat ürünlerine de yer verilmektedir. Kütüphanelerin kökeni, kayıt tutma uygulamasına dayanır. Daha İ.Ö. 3. bin yilda, Babil kenti Nippur'da kil tabletlerdeki kayıtların bir tapınakta saklandığı bilinmektedir. İ.Ö. 7. Yüzyılda Asurlardan yaklaşık 20 bin tablet kalmıştır. İlk kütüphaneler, Eski Yunan'da İ.Ö. 4. Yüzyılda tapınaklarda ve felsefe okullarında oluşturulan kitap depolarıydı. Aristoteles'in kütüphanesi, İskenderiye Kütüphanesi, Pergamon (Bergama) Kütüphanesi, Roma'daki Bibliotheca Ulpia "l.Constantinus'un İstanbul'da 4. Yüzyılda kurduğu İmparatorluk Kütüphanesi, ilk çağların en önemli kütüphaneleriydi.

    Rönesansla birlikte başlayan bazı toplumsal değişmeler, kütüphanelerin büyüklük ve işlevini önemli ölçüde etkiledi. Bu arada din savaşları, siyaset, hatta düşünce alanındaki devrimler kütüphanelerin gelişmesini engelledi.17. ve 18. yüzyıllarda gelişen büyük özel koleksiyonlar Fransa'daki Ulusal Kitaplık ve İngiltere'deki British Museum Kütüphaneleri gibi çağdaş ulusal kütüphanelerin temelini oluşturdu. 1800'de Washington, D.C.'de Kongre Kitaplığı açıldı. 1602'de Oxford'da, 1683'te de Harvvard'da üniversite kütüphaneleri kuruldu.18. Yüzyılın sonlarında ise üyelerine kitap ödünç veren ve başvuru hizmetleri sağlayan kütüphaneler yaygınlaştı. 20. Yüzyılda çeşitli bilim dalları, mühendislik, tıp, işletme, hukuk gibi alanlardaki gelişmelerin yakından izlenebilmesi amacıyla, özellikle süreli yayınların derlendiği çok sayıda uzmanlık kütüphaneleri kuruldu. Çoğunlukla sanayi ya da meslek kuruluşlarının mali desteği ile çalışan bu kütüphaneler, kitap ve dergi koleksiyonlarının yanı sıra, okurlara başvuru kaynakları ile kaynakçalara ulaşma olanağı sağlayarak bilgi verme hizmetini de yerine getirdiler.


    Atatürk ve Kitap
    Atatürk'ün hizmetinde bulunanlardan Cemal Granada, Atatürk'le Vasıf Çınar arasında geçen bir konuşmayı anlatırken; O'ndaki okuma alışkanlığının çocuk yaşlarında kazanıldığını da belirler:
    Boş zamanlarında Atatürk'ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım. Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki, çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken Devlet Başkanının kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar'ın biraz canını sıkmış olmalı ki, Atatürk'e şöyle dediğini duydum:
    • Paşam!.. Tarihle uğraşıp kafanı yorma... 19 Mayıs'ta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın?
    Atatürk, Vasıf Çınar'ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi:
    • Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım..



    Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitap-(Terbiyeden-Yoksunum)-lıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.

    Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta-(Terbiyeden-Yoksunum)-nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.

    Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.

    Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphane-(Terbiyeden-Yoksunum)-leridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.

    Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açıl-(Terbiyeden-Yoksunum)-mıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.

    Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.

    Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.



    KÜTÜPHANEDE UYULMASİ GEREKEN KURALLAR :

    1. Kütüphaneye ayakkabılar paspasa silinerek girilmelidir.

    2. Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere bırakılmalıdır.

    3. Kimlik, ilgili memura istemeden teslim edilmelidir.

    4. Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle dinlemelidir.

    5. İstenen kitap için fış doldurulmalıdır.

    6. Yerimize oturup kitabın gelmesi beklenmelidir.

    7. Okuma salonunda kimse rahatsız edilmemelidir.

    8. Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.

    9. Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.

    10. Kitapların kapağı, sayfaları çizilmemeli, yırtılmamalıdır.

    11. Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir şekilde sigara içilmemeli-(Terbiyeden-Yoksunum)-dir, sakız çiğnenmemelidir.



    OKUMA KİTAPLARIM

    Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba

    kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

    Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.

    Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman gelece-(Terbiyeden-Yoksunum)-ğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.

    Neler düşünürdüm neler ... Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parça-(Terbiyeden-Yoksunum)-yı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.

    Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünür-(Terbiyeden-Yoksunum)-düm.

    Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilik-(Terbiyeden-Yoksunum)-ten başka bir şey düşünmezlerdi.

    «Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.

    Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.

    Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?
    Ziya Osman SABA



    [​IMG]



    Siirleri



    Beni çok okuyun


    Çantanda dururum arkadaş gibi,
    Kitap okuyana kim vermez bilgi...
    Aman kapılmayın boş hayallere,
    Benden başka olmaz sadık sevgili.
    Yazarlar günlerce yazarlar beni,
    Sayfamı açarsan tutmam dilimi.
    Yeter ki sen öğren bu bana yeter,
    Senden esirgemem nurlu elimi.
    Bir dolapta hepten biz diziliriz.
    Aman çok okuyun biz seviniriz.
    Aydınlık günlerin hepsi de bizde,
    Raflarda durunca çok üzülürüz.
    Yaprağımız beyaz açın onları,
    Okuya, okuya çöz sorunları.
    Cahillik dünyada ayıp sayılır,
    İyi hesap edin bu durumları...
    Kitapsız kişiyi kimler neylesin,
    Bizi okusun da gönül eğlesin.
    Söyleyin herkese kahve ne imiş,
    Kumarın yerine kitap yeğlesin.
    Aylak, aylak gezme git kitaplığa,
    Kitap okudukça kavuş bolluğa.
    Bilgi, görgü iste hepsi var bizde,
    Kitapla yürüyün kör karanlığa

    İbrahim Şimşek


    Eski bir kütüphane


    İp gibi dizilmiş sıra ile,
    Renk, renk ayrılmış ama nafile,
    Tozlanmış, yıllarca bakılmamış sayfalarıyla,
    Eski bir kütüphane.

    Kitaplar ağlar olmuş senlerce,
    Tabiki içindeki hecelerde,
    El sürülmemiş gündüz ve gecelerce,
    Eski bir kütüphane.

    Kütüphaneden aldığım bir kitap,
    Tozunu sildim, elmas gibi ışıldayan sayfalar,
    Bir kaç cümle okuduğum yapraklar,
    Önsözünde bir cümle,
    ''Kitap ruhun gıdasıdır'' diye
    Kitap okuyun sizlerde,
    Sevdiğinize en güzel hediye.

    Vedat Okkar
     

Bu Sayfayı Paylaş