DÜnya Üzerİndekİ BÜyÜk İklİm Tİplerİ Ve İnsan YaŞantisi Üzerİne Etkİlerİ

'Diğer Mesleki Bilgiler' forumunda UquR tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    DÜnya Üzerİndekİ BÜyÜk İklİm Tİplerİ Ve İnsan YaŞantisi Üzerİne Etkİlerİ konusu DÜnya Üzerİndekİ BÜyÜk İklİm Tİplerİ Ve İnsan YaŞantisi Üzerİne Etkİlerİ

    Doğada ekolojik ilişkiler yalnız organizma ile cansız çevresi arasında kalmaz, canlıların birbirleriyle etkileşimlerini de içerir. Organizmalar arasında çeşitli nitelikte ilişkiler olasıdır. Bu ilişkilerin pek çoğu iki grupta toplanabilir: Beslenmeye yönelik ilişkiler ve üremeye yönelik ilişkiler.
    Doğada hangi organizmanın hangi organizmayla beslendiği ekolojinin çok önemli bir konusudur. Organizmanın beslenme ilişkileri, çoğunlukla kendisiyle ayrı türden canlılar arasında geçer. Doğada yamyamlık olayı (bireyin aynı türden başka bireylerle beslenmesi) yaygın değildir. Canlılar arasındaki beslenme ilişkileri her zaman bir organizmanın ötekini besin kaynağı olarak kullanması şeklinde görülmez. Değişik türden canlılar herhangi bir besin kaynağını elde etmek için yarışabilirler. Buna ekolojik rekabet denir.
    Ayrı türden canlılar arasındaki beslenme ilişkileri her zaman düşmanca olmaz. Bazen iki değişik tür organizma bir araya gelerek her iki tarafa da yararlı bir ortaklık oluşturabilirler. Buna ekolojide sembiyoz (ortak yaşam) denir. Sembiyotik bir beslenme ilişkisinin ilginç bir örneği, kaya ve taş yüzeylerde yaşayan, liken adlı bitkisel canlılardır. Deniz yosunu türünden bazı organizmalar, fungus türü organizmalarla bir araya gelip, liken denilen tek bir organizma gibi yaşarlar. Fungus türü organizma, özel kök ve enzim sistemiyle cansız ortamdan, özellikle havadan, yeşil bitkinin alamayacağı mineral, su gibi maddeleri çıkarır. Yosun türü canlı ise, bu maddeleri fotosentez için kullanarak her iki tarafın da yararlanacağı organik maddeleri üretir. Böylelikle, likenler kendilerini oluşturan organizmaların ayrı ayrı yaşayamayacağı ortamlarda başarıyla yaşayabilirler.
    Beslenmeye yönelik ilişkiler, aynı tür canlılar arasında da olabilir. Bunlar çoğunlukla bir arada beslenme, bulunan besinin yerini birbirlerine bildirme ya da tam tersi olarak, besin maddesi uğruna kavga etmek şeklinde görülür. Aynı türden canlılar arasındaki beslenme işbirliğinin güzel bir örneği arılarda görülür. Uygun bir beslenme yeri bulan balansı, yalnız kendisi çiçek özü toplamakla kalmaz, özel bir uçuş şekliyle bulduğu yeri kovandaki anlara da bildirir. Kurtlar bir araya gelip sürü olarak avlanırlar, ortak avdan hepsi yararlanır.
    Doğada diğer bir tür ilişkiler grubu ise, organizmanın üremesine yönelik ilişkilerdir. Bunlar çoğunlukla aynı türden bireyler arasında olur ve eş bulma, eşe kendini kabul ettirme, aynı seksten başka bireyleri çevreden uzaklaştırma gibi davranışları içerir. Birçok türde erkek kuşlar özel bir ötüş şekliyle varlıklarını diğer kuşlara duyururlar. Böylece, hem diğer erkek kuşları uyarmış, hem de çevredeki dişi kuşların ilgisini çekmiş olurlar. İki erkek deniz aslanı, karaya çıkmış bir grup dişiye sahip olabilmek için, kıyasıya dövüşürler. Hayvanlar arasındaki beslenme ve üremeye yönelik ilişkiler, davranış ekolojisi dalında incelenir. Yukarıda kısaca görüldüğü gibi, canlıların birbirleriyle ve cansız ortamla ilişkileri çok çeşitli şekillerde olabilir. Yeri geldikçe, bu ilişkilerin özellikleri ve doğa düzenindeki yeri ayrıntılı olarak incelenecektir. Ekolojik ilişkiler, canlıların birbirleriyle ve cansız ortamla her türlü alışverişlerini içerir. Ekoloji bilimi ise, bu ilişkilerin niceliklerini ve niteliklerini araştırır. Tüm canlılar yerkürenin ekosfer adı verilen çok ince bir yüzey katmanında bulunur. Ekosferde süregelen çeşitli ekolojik ilişkiler "yaşam" dediğimiz olayı sürdürür. Belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olan canlılar ile cansız çevrelerinin oluşturduğu bütüne de ekosistem denir. Ekosistem kavramının ikinci ve daha geniş bir tanımı da şöyle verilebilir: Sınırları belli bir bölge içinde yaşayan üreticiler, tüketiciler, ayrıştırıcılar ve onların cansız çevrelerinden oluşan; enerji akımı, mineral döngüleri ve populasyon denetim işlevlerini kapsayan bir birime ekosistem denir.Organizmalar hem cansız çevrelerinden etkilenirler, hem de varlıklarıyla cansız çevrelerini etkilerler. Organizma-cansız çevre ilişkileri çok çeşitlidir. Örneğin, bitkilerin büyüyebilmek için ortamdan nitrat, fosfat gibi besleyici mineralleri (gübre) almaları; endüstri artıklarından zehirlenmeler; kuraklıktan bitkilerin ölmeleri gibi. Organizmalar aynı zamanda işlevleriyle, cansız çevrelerinin fiziksel-kimyasal niteliğini değiştirebilirler. Örneğin, baklagiller familyasından bitkiler, üzerinde büyüdükleri toprağın kimyasal yapısını etkilerler; içindeki azot miktarını artarlar. Yersolucanları toprağı yutarak, sindirim sistemlerinde ufalamakla kalmazlar, aynı zamanda aktif olarak kalsiyum karbonat eklerler. Ayrıca, topraktaki organik bileşikleri de, daha yalın maddelere ayrıştırırlar. Böylece, toprağın hem fiziksel, hem de kimyasal yapısını etkilemiş olurlar.
    Dünya denizlerinde dört milyar yıl kadar önce evrimle ortaya çıkan mikroskobik bitkilerin faaliyetlerinin, dünya atmosferindeki oksijeni oluşturduğu bilinir. Organizmaların varlıklarıyla, cansız çevrelerinin özelliklerini etkileyişlerinin bir başka örneği de, bir bölgede bitki örtüsü değiştikçe, cansız çevre koşullarının değişmesidir. Bitki örtüsü azaldıkça, yağış azalır, erozyon başlar, sonunda toprağın niteliği değişir ve verimi düşer. Tüm canlılar arasında, bulunduğu ortamı en çok etkileyen, şüphesiz ki, insandır. İnsandan başka hiçbir canlı geniş alanların bitki örtüsünü kaldırarak, kendine toplu barınak yerleri yapıp, tarım alanları açamaz. Madenleri cansız ortamdan çıkaramaz ya da insan yapısı (sentetik) kimyasal maddeler üreterek ortama ekleyemez. Böylelikle insan, canlı-cansız çevrenin çok hızla ve düzensiz biçimde değişmesinin sorumluluğunu yüklenmiş durumdadır.
    __________________Gün ümüzdeki toplumda, nüfusun büyük bir yüzdesi kentleşmiş, doğadan kopmuştur. Diğer yandan, kentli birey doğaya ne kadar yabancılaşsa da, bu, insanın doğaya bağımlılığını azaltmaz. Paketlenmiş olarak alacağı ekmeğin buğdayının, kutulardan çıkan konservelerin sebzelerinin, paketlerde satılan etin geldiği hayvanın, yine kırsal kesimlerde yetiştirilmesi gerekir. Ancak, pek çok kentli, yaşamlarını doğadan ayrı bir bütün olarak görmeye alışmıştır.
    İlginçtir ki, sanayileşmiş ülkelerde birçok kentli, giderek boş zamanlarını bahçecilik, balıkçılık gibi uğraşlarla değerlendirmeye çalışmaktadır. Kentli, olanakları ölçüsünde, bahçesinde sebze ya da çiçek yetiştirir. Eğer yakınlarda deniz, göl, ırmak varsa, balık tutmaya gider. Olanakları elverirse belki biraz yaban avcılığı yapar, işte balıkçılık, bahçecilik, avcılık gibi bütün bu uğraşlar, az veya çok düzeyde ekolojik bilgi kullanımı gerektirir. Boş zamanlarında zevk için, ama ciddi şekilde çiçek yetiştiren kişi, bahçesini en iyi biçimde kullanmak için gerekli ekolojik bilgiyi edinmiştir. Bahçesindeki toprağın cinsini, hangi çiçeklerin bu toprakta en iyi yetişeceğini bilir, hangi çiçeğin güneş ya da gölge sevdiği, ne kadar sulanması gerektiği hakkında güvenilir bilgisi vardır. Bahçesini bunlara göre düzenler. Gördüğü bazı böceklerin zararlı, diğerlerinin ise, çiçekler için faydalı olduğunu gözler. Bu ekolojik bilgileri kendi deneyimleriyle, başkalarından duyduklarıyla veya okumak yoluyla edinmiştir.
    Benzer şekilde, boş zamanlarında balığa giden kişi de, kendi ölçüsünde ekolojik bilgi kullanır. Çoğu kez aynı yerlerde avlanıyorsa, daha önce yakaladıklarından orada ne tür balıkların bulunduğu hakkında sağlam bir kanı oluşturmuştur, ya da bu bilgiyi başka balıkçılardan duyup öğrenmiştir. Balıkların hangi mevsimde avlanmaya uygun olacaklarını, ne zaman yumurta bırakacaklarını bilir. Eğer uzun süredir aynı yerde avlanıyorsa, yakaladıklarından suda olan değişimlerin farkına varır. Örneğin, "Buraya taşocağı açıldı açılalı, alabalık çıkmaz oldu", ya da "bu göl suyu böyle çamurlaştı diye turna azaldı" gibi sebep-sonuç ilişkileri kurar.
    Her iki örnekte de, bireyler balık tutmak ya da çiçek yetiştirmek uğraşı sırasında çevrelerine ekolojik bir yaklaşım uygularlar. Genellikle amatör balıkçının, amatör bahçeciye kıyasla, ekolojik-bilgisi daha az tutarlıdır. Balık suda yaşadığından, su içinde nasıl hareket ettiğini ve sudaki diğer değişmeleri, göz önünde bir bahçede olduğu gibi, gözlemeye olanak yoktur. Ara sıra balık tutan birinin o su ortamı hakkındaki ekolojik bilgisi, başkalarından duydukları ve kendi avladıklarına dayanarak yaptığı tahminlerdir.
    Meraklı bir bahçeci ise, bahçesini yakından gözleyerek, neler yapması gerektiği konusunda daha sağlıklı kararlar alabilir. Kendini geçindirmek, yaşamını sağlamak için, toprağı kullanan çiftçi, hayvan yetiştirici ya da profesyonel balıkçı, başarılı olmak için çevresine, yukarıda verilen örneklerden çok daha sağlam bir ekolojik yaklaşım uygulamak zorundadır. Balık tutabilmek, ya da toprağını en iyi şekilde kullanabilmek için, çevresindeki ekolojik koşulları tanıması, doğru değerlendirmesi ve edindiği bilgiyi çevresine uygulaması gerekir. Bu durumda biri, yaşayabilmek için uğraşına ne denli bağımlıysa, kullandığı ekolojik bilgiler o kadar tutarlı olur. Örneğin, kutuplarda balıkçılık yapan bir Eskimo avcısı, zevk için balık tutan bir kentliden çok daha dikkatli bir gözlemci olmak zorundadır. Çünkü güvenilir ekolojik bilgiler edinmemişse, kendi yaşamı ve ailesinin yaşamı tehlikeye girer. Avlanabilmek için yalnız sandalı ve babadan kalma ağları olan balıkçı, kendini ve ailesini geçindirecek kadar balık tutmak için, geniş ölçüde ekolojik bilgilere dayanmak zorundadır. Mevsimsel değişimleri, hangi balığı hangi derinlikte avlayacağını bilmek için, denizi iyi tanıması gerekir. Böyle bir balıkçı, ara sıra balığa giden bir amatörden çok daha tutarlı ekolojik bilgiler kullanmaktadır. Benzer şekilde, yaşamını yalnız kendi yetiştirdikleriyle sürdüren bir çiftçi de, zevk için bahçesinde sebze, meyve yetiştiren bir kentliden; daha geniş ölçüde doğa bilgisi kullanır. Kuşaklar boyunca biriken böyle bilgiye, "geleneksel ekolojik bilgi" denir. Geleneksel ekoloji, bilimsel çevrelerde giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.
    __________________Gün ümüzdeki toplumda, nüfusun büyük bir yüzdesi kentleşmiş, doğadan kopmuştur. Diğer yandan, kentli birey doğaya ne kadar yabancılaşsa da, bu, insanın doğaya bağımlılığını azaltmaz. Paketlenmiş olarak alacağı ekmeğin buğdayının, kutulardan çıkan konservelerin sebzelerinin, paketlerde satılan etin geldiği hayvanın, yine kırsal kesimlerde yetiştirilmesi gerekir. Ancak, pek çok kentli, yaşamlarını doğadan ayrı bir bütün olarak görmeye alışmıştır.
    İlginçtir ki, sanayileşmiş ülkelerde birçok kentli, giderek boş zamanlarını bahçecilik, balıkçılık gibi uğraşlarla değerlendirmeye çalışmaktadır. Kentli, olanakları ölçüsünde, bahçesinde sebze ya da çiçek yetiştirir. Eğer yakınlarda deniz, göl, ırmak varsa, balık tutmaya gider. Olanakları elverirse belki biraz yaban avcılığı yapar, işte balıkçılık, bahçecilik, avcılık gibi bütün bu uğraşlar, az veya çok düzeyde ekolojik bilgi kullanımı gerektirir. Boş zamanlarında zevk için, ama ciddi şekilde çiçek yetiştiren kişi, bahçesini en iyi biçimde kullanmak için gerekli ekolojik bilgiyi edinmiştir. Bahçesindeki toprağın cinsini, hangi çiçeklerin bu toprakta en iyi yetişeceğini bilir, hangi çiçeğin güneş ya da gölge sevdiği, ne kadar sulanması gerektiği hakkında güvenilir bilgisi vardır. Bahçesini bunlara göre düzenler. Gördüğü bazı böceklerin zararlı, diğerlerinin ise, çiçekler için faydalı olduğunu gözler. Bu ekolojik bilgileri kendi deneyimleriyle, başkalarından duyduklarıyla veya okumak yoluyla edinmiştir.
    Benzer şekilde, boş zamanlarında balığa giden kişi de, kendi ölçüsünde ekolojik bilgi kullanır. Çoğu kez aynı yerlerde avlanıyorsa, daha önce yakaladıklarından orada ne tür balıkların bulunduğu hakkında sağlam bir kanı oluşturmuştur, ya da bu bilgiyi başka balıkçılardan duyup öğrenmiştir. Balıkların hangi mevsimde avlanmaya uygun olacaklarını, ne zaman yumurta bırakacaklarını bilir. Eğer uzun süredir aynı yerde avlanıyorsa, yakaladıklarından suda olan değişimlerin farkına varır. Örneğin, "Buraya taşocağı açıldı açılalı, alabalık çıkmaz oldu", ya da "bu göl suyu böyle çamurlaştı diye turna azaldı" gibi sebep-sonuç ilişkileri kurar.
    Her iki örnekte de, bireyler balık tutmak ya da çiçek yetiştirmek uğraşı sırasında çevrelerine ekolojik bir yaklaşım uygularlar. Genellikle amatör balıkçının, amatör bahçeciye kıyasla, ekolojik-bilgisi daha az tutarlıdır. Balık suda yaşadığından, su içinde nasıl hareket ettiğini ve sudaki diğer değişmeleri, göz önünde bir bahçede olduğu gibi, gözlemeye olanak yoktur. Ara sıra balık tutan birinin o su ortamı hakkındaki ekolojik bilgisi, başkalarından duydukları ve kendi avladıklarına dayanarak yaptığı tahminlerdir.
    Meraklı bir bahçeci ise, bahçesini yakından gözleyerek, neler yapması gerektiği konusunda daha sağlıklı kararlar alabilir. Kendini geçindirmek, yaşamını sağlamak için, toprağı kullanan çiftçi, hayvan yetiştirici ya da profesyonel balıkçı, başarılı olmak için çevresine, yukarıda verilen örneklerden çok daha sağlam bir ekolojik yaklaşım uygulamak zorundadır. Balık tutabilmek, ya da toprağını en iyi şekilde kullanabilmek için, çevresindeki ekolojik koşulları tanıması, doğru değerlendirmesi ve edindiği bilgiyi çevresine uygulaması gerekir. Bu durumda biri, yaşayabilmek için uğraşına ne denli bağımlıysa, kullandığı ekolojik bilgiler o kadar tutarlı olur. Örneğin, kutuplarda balıkçılık yapan bir Eskimo avcısı, zevk için balık tutan bir kentliden çok daha dikkatli bir gözlemci olmak zorundadır. Çünkü güvenilir ekolojik bilgiler edinmemişse, kendi yaşamı ve ailesinin yaşamı tehlikeye girer. Avlanabilmek için yalnız sandalı ve babadan kalma ağları olan balıkçı, kendini ve ailesini geçindirecek kadar balık tutmak için, geniş ölçüde ekolojik bilgilere dayanmak zorundadır. Mevsimsel değişimleri, hangi balığı hangi derinlikte avlayacağını bilmek için, denizi iyi tanıması gerekir. Böyle bir balıkçı, ara sıra balığa giden bir amatörden çok daha tutarlı ekolojik bilgiler kullanmaktadır. Benzer şekilde, yaşamını yalnız kendi yetiştirdikleriyle sürdüren bir çiftçi de, zevk için bahçesinde sebze, meyve yetiştiren bir kentliden; daha geniş ölçüde doğa bilgisi kullanır. Kuşaklar boyunca biriken böyle bilgiye, "geleneksel ekolojik bilgi" denir. Geleneksel ekoloji, bilimsel çevrelerde giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.Doğada ekolojik ilişkiler yalnız organizma ile cansız çevresi arasında kalmaz, canlıların birbirleriyle etkileşimlerini de içerir. Organizmalar arasında çeşitli nitelikte ilişkiler olasıdır. Bu ilişkilerin pek çoğu iki grupta toplanabilir: Beslenmeye yönelik ilişkiler ve üremeye yönelik ilişkiler.
    Doğada hangi organizmanın hangi organizmayla beslendiği ekolojinin çok önemli bir konusudur. Organizmanın beslenme ilişkileri, çoğunlukla kendisiyle ayrı türden canlılar arasında geçer. Doğada yamyamlık olayı (bireyin aynı türden başka bireylerle beslenmesi) yaygın değildir. Canlılar arasındaki beslenme ilişkileri her zaman bir organizmanın ötekini besin kaynağı olarak kullanması şeklinde görülmez. Değişik türden canlılar herhangi bir besin kaynağını elde etmek için yarışabilirler. Buna ekolojik rekabet denir.
    Ayrı türden canlılar arasındaki beslenme ilişkileri her zaman düşmanca olmaz. Bazen iki değişik tür organizma bir araya gelerek her iki tarafa da yararlı bir ortaklık oluşturabilirler. Buna ekolojide sembiyoz (ortak yaşam) denir. Sembiyotik bir beslenme ilişkisinin ilginç bir örneği, kaya ve taş yüzeylerde yaşayan, liken adlı bitkisel canlılardır. Deniz yosunu türünden bazı organizmalar, fungus türü organizmalarla bir araya gelip, liken denilen tek bir organizma gibi yaşarlar. Fungus türü organizma, özel kök ve enzim sistemiyle cansız ortamdan, özellikle havadan, yeşil bitkinin alamayacağı mineral, su gibi maddeleri çıkarır. Yosun türü canlı ise, bu maddeleri fotosentez için kullanarak her iki tarafın da yararlanacağı organik maddeleri üretir. Böylelikle, likenler kendilerini oluşturan organizmaların ayrı ayrı yaşayamayacağı ortamlarda başarıyla yaşayabilirler.
    Beslenmeye yönelik ilişkiler, aynı tür canlılar arasında da olabilir. Bunlar çoğunlukla bir arada beslenme, bulunan besinin yerini birbirlerine bildirme ya da tam tersi olarak, besin maddesi uğruna kavga etmek şeklinde görülür. Aynı türden canlılar arasındaki beslenme işbirliğinin güzel bir örneği arılarda görülür. Uygun bir beslenme yeri bulan balansı, yalnız kendisi çiçek özü toplamakla kalmaz, özel bir uçuş şekliyle bulduğu yeri kovandaki anlara da bildirir. Kurtlar bir araya gelip sürü olarak avlanırlar, ortak avdan hepsi yararlanır.
    Doğada diğer bir tür ilişkiler grubu ise, organizmanın üremesine yönelik ilişkilerdir. Bunlar çoğunlukla aynı türden bireyler arasında olur ve eş bulma, eşe kendini kabul ettirme, aynı seksten başka bireyleri çevreden uzaklaştırma gibi davranışları içerir. Birçok türde erkek kuşlar özel bir ötüş şekliyle varlıklarını diğer kuşlara duyururlar. Böylece, hem diğer erkek kuşları uyarmış, hem de çevredeki dişi kuşların ilgisini çekmiş olurlar. İki erkek deniz aslanı, karaya çıkmış bir grup dişiye sahip olabilmek için, kıyasıya dövüşürler. Hayvanlar arasındaki beslenme ve üremeye yönelik ilişkiler, davranış ekolojisi dalında incelenir. Yukarıda kısaca görüldüğü gibi, canlıların birbirleriyle ve cansız ortamla ilişkileri çok çeşitli şekillerde olabilir. Yeri geldikçe, bu ilişkilerin özellikleri ve doğa düzenindeki yeri ayrıntılı olarak incelenecektir. Ekolojik ilişkiler, canlıların birbirleriyle ve cansız ortamla her türlü alışverişlerini içerir. Ekoloji bilimi ise, bu ilişkilerin niceliklerini ve niteliklerini araştırır. Tüm canlılar yerkürenin ekosfer adı verilen çok ince bir yüzey katmanında bulunur. Ekosferde süregelen çeşitli ekolojik ilişkiler "yaşam" dediğimiz olayı sürdürür. Belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olan canlılar ile cansız çevrelerinin oluşturduğu bütüne de ekosistem denir. Ekosistem kavramının ikinci ve daha geniş bir tanımı da şöyle verilebilir: Sınırları belli bir bölge içinde yaşayan üreticiler, tüketiciler, ayrıştırıcılar ve onların cansız çevrelerinden oluşan; enerji akımı, mineral döngüleri ve populasyon denetim işlevlerini kapsayan bir birime ekosistem denir.
    __________________
     
  2. Dostum daha az yazamaz mıydın ha ?
     

Bu Sayfayı Paylaş