Cumaköy Hakkında Bilgi Saraydüzü Sinop

'Sinop Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 7 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cumaköy Hakkında Bilgi Saraydüzü Sinop konusu Sinop Köyleri - Saraydüzü Cumaköyü - Cumaköyü Hakkında - Cumaköyü Tanıtımı - Cumaköy Resimleri




    Sinop ilinin Saraydüzü ilçesine bağlı bir köydür.

    · Tarihi:

    Boyabat, çok eski bir yerleşim yeri olmakla birlikte İlçe M.Ö. 600 yıllarında Gaşkalar tarafından kurulmuş olup, şehrin eski adı Germanipolis’tir. Boyabat Kalesi Paflagonyalılar (M.Ö. 110) devrinde inşa edildikten sonra ilk yerleşim olarak 35 evin kale içersinde kurulmuş olduğu; Kalenin içerisinden açılmış olan bir tünelinin Erenlik Mahallesi’nden çıkışının bulunduğu ve 200 yıl öncesine kadar bu tünelin açık olduğu tarihi kaynaklarda belirtilmektedir. Kalenin bugünkü yapısı, eski yapı üzerindedir ve Türk İslam Osmanlı devri mimari özelliğini taşımaktadır.

    Boyabat, sırasıyla Gaşkalar (Sümerlerin bir kolu), Hititler, Paflagonyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar ile Roma ve Bizans’ın egemenliklerine girmiştir.

    Boyabat yöresi, Bizans’lılardan 1126 yılında Danişmentliler tarafından fethedilmiş olup, 1175 yılında da Selçuklular’ın eline geçmiştir. Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışının ardından 1309 yılında Candaroğlu Beyi Süleyman Paşa bu topraklara sahip olmuştur. Yıldırım Beyazıt tarafından 1392 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na katılan Boyabat, Ankara savaşından (1402 yılı) sonra tekrar Candaroğulları’nın eline geçmiştir.

    1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Candaroğulları idaresine son verilince kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesine girmiş olan Boyabat, Kastamonu Sancağına bağlı bir kadılık iken Tanzimat devrinde nahiyeye çevrilmiş ve 1868 yılında da kaza yapılmıştır. 1923‘ten sonraki dönemde Sinop ili’ne bağlanmıştır.

    Cuma Köyü, ilk çağlara kadar uzanan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi bir yerleşim yeridir. Mağaraları, hamamı, su kanalları ve kuyuları bu tarihe belge teşkil etmektedir. Bu köyün, eski tarihlerde de aynı yerde mi yoksa çeltik harmanı olarak anılan yerde mi bulunduğu ve hangi isimlerle anıldığı (Murtaza Köyü, Sulu Köy, Yeşilova vs.) kesin olarak bilinmemekle birlikte Cuma Köyü adı ile anılışı yaklaşık 5 asırlık geçmişe sahiptir.

    Cuma Köyü, uzun yıllar Boyabat ilçesi’ne bağlı olarak bulunmuş iken,1990 yılında Saraydüzü Köyü’nün ilçe yapılmasından sonra yakınlığı nedeniyle bu ilçeye bağlanmıştır.

    Cuma Köyü’nün kuruluşu dini bir içtihada dayanmaktadır.
    Cuma namazının edasının şartlarından biri olarak, Cuma namazının bir beldede veya belde hükmünde bulunan bir yerde kılınması ve en büyük idarecinin veya onun izni ile onun göstereceği kimsenin cuma namazını kıldırması içtihadından dolayı. Osmanlı Padişahlarından Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan 2. Beyazıt döneminde (1482–1512 ) Boyabat havalisinde üç adet cuma mescidi inşa ettirilmiş olup.

    Bunlar, Boyabat’ın ilçe merkezinde bulunan Büyük Camii, Cuma Köyü Camisi ve Yazı Köyü (Öşek) Camisidir.
    Cuma Köyü Camii, bölgedeki köylülerin kolayca ulaşarak cuma ve bayram namazlarını eda edebileceği, suyu bol, bağlık ve bahçelik bir yerde inşa edilmiştir. Mescidin yapılmasına müteakip bir imam, bir müezzin ve bir hatip bu mescitte padişah tarafından resmi olarak görevlendirilmiştir. Cuma Mescidinde görevli bulunan imam, müezzin ve hatip’in buraya yerleşmiş oldukları ve bu gün Cuma Köyü’ndeki İmam Oğulları, Müezzin Oğulları (Mazinler) ve Hatip Oğulları Sülalelerinin bu Cuma Mescidi’nde görevlendirilenlerin nesli oldukları bilinen bir gerçektir.

    Cuma Köyü ve çevre köylerin atalarının, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile gelişen Anadolu’nun fethinden sonra bu bölgeye gelerek yerleşmiş olan Türkmen aşiretlerinden olduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır.

    Yakın tarihe kadar, Cuma Köylüleri ile birlikte çevre köylerin sakinleri de cuma ve bayram namazlarını Cuma Köyü Camiinde kılarlardı. Cuma günleri ibadet günü olarak görüldüğünden o gün başka bir iş yapılmazdı.

    Çevre köylüler, kahvaltıdan sonra bineği ile Cuma Köyü’ne gelir, diğer köylerden gelenlerle tanışır, kaynaşır, en az bir saat öncesinden camiye girer, dini konularda hatibin vaaz ve nasihatlerini dinler.
    Vakit geldiğinde de cuma namazını kılar, sonra ev sahibi konumundaki Cuma Köylülerin davetlerine uyarak evlere gidilir, yemekler yenilir, çaylar içilir, sohbetler yapılırdı. İkindi vaktine kadar, köyde kurulan hayvan, sebze ve meyve pazarından alışverişler yapılır, ikindi namazına müteakip vasıtasına binen köyünün yolunu tutardı. Böylece, birbirinden uzak köylerin insanları tanışır, kaynaşır, dostluklar geliştirirdi.

    Günümüzde ise, yapılan yeni içtihatla her köyde cuma namazı kılınmakta olduğundan, çevre köylerin ilgisinin azalmasına rağmen, Cuma Köyü gibi büyük bir köyün mabedi olan Cuma Köyü Camii 5 asırdır sürdürdüğü ihtişamını, tarihsel geçmişi ve mimari yapısıyla bölgede ziyaret edilebilecek gözde bir eser olarak, ileride daha da artırarak devam ettirecektir.

    Cuma Köyü, tarihsel geçmişinin yanında doğal güzelliği, ovasının içerisinden geçmekte olan koca çayı, bu çaydan sulanan ve her türlü sebze ve meyvenin yetiştirilmesine uygun verimli arazisi ile ülkemizde ender bulunan bir köy konumuna sahip olduğu halde. Tarım girdilerinde pahalılık, emeğin karşılığını yeterince alamama nedeniyle, özellikle gençlerin daha iyi geçim şartları sağlayabilmek arayışı için gurbete gitmesinden dolayı nüfusu azalmış ve garipleşmiş durumdadır.
    Ancak, gurbete giden insanlarımız doğup büyüdüğü köyünü unutmamış, hasretini sürekli yüreğinde yaşamış, çoluk çocuğuna ve çevresindekilere hep köyünün güzelliklerinden bahsetmiş ve senede bir de olsa özlemini gidermek için yaz tatilini köyünde geçirmeye gayret etmiş. İmkânları oluştuğunda da köye dönüş yaparak baba ocağını şenlendirme niyetini hep sıcak tutmuş, gurbette hak vaki olursa da Cuma Köyü Mezarlığında ebedi istirahata çekilme isteğini vasiyet etmiştir.
    Cuma Köyü, her geçen gün büyüyerek, gelişerek ve daha da güzelleşerek geleceğe yürüyecektir.

    Muhsin ÖZASLAN

    Kültür:

    Köyün gelenek, görenek ve yemekleri meşhurdur. İçi yağlı ekmeği, Yazım ekmeği, Mısır keşkeği ve sırık kebabının tadına doyum olmaz

    Coğrafya:

    Sinop iline 124 km, Saraydüzü ilçesine 8 km uzaklıktadır.

    İklim:

    Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

    Nüfus: 1997 de 191 - 200 de 209 -

    Ekonomi:

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

    Muhtarlık:

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 - Ahmet Öz aslan

    1999 -muharrem inan:

    1989 -Mehmet Öz aslan

    Altyapı bilgileri:

    Köyde ilköğretim okulu vardır. Ama öğretim yoktur. Köyde, içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Ama atama olmadığı için görevli yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net


    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş