Civilization Revolution - Oyun İnceleme

'Oyunların Tam Çözümü' forumunda Mavi_Sema tarafından 28 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Civilization Revolution - Oyun İnceleme konusu Civilization Revolution - Oyun İnceleme

    [​IMG]



    OYUN TÜRÜ: Strateji
    YAPIMCI: Firaxis
    DAĞITICI: 2K Games
    EDİTÖR: holy damien
    OYUNCU SAYISI: Min: 1 Max: 4
    ONLİNE DESTEĞİ: VAR
    RESMİ SİTESİ: Tıklayın
    ÇIKIŞ TARİHİ: 08 Temmuz 2008


    8 milyon kopya ile dünyanın en çok satan oyun serilerinden birisi olan Civilization, ilk çıkışının yirmi yıl ardından, nihayet konsollara da geldi. Haziran ayında çıkacağı duyurulan ancak sonradan bir ay ertelenerek Temmuz 2008 tarihi çıkış için konan yeni Civilization Revolution, sadece bir farklı platform uyarlaması değil, aynı zamanda Civilization serisinin yepyeni bir oyunu olacak.

    Oyunla ilgili yapılan resmi açıklama ve fuar-konferanslarda yapılan gösterimler ile demo’sundan aldığımız ilk izlenimleri toparlayıp sunalım.

    Başlangıç olarak Civilization geleneği ile tanışıklığı olmayanlar için kısaca bir tanıtalım neymiş bu oyunun olayı. 1991 yılında zamanın efsanevi firmalarından olan MicroProse (X-Com, Worms, Master of Orion, Pirates, Railroad Tycoon, Mechwarrior, F-15 Strike Eagle ve niceleri) tarafından Sid Meier liderliğinde yaratılmış ve öncelikle IBM PC için piyasaya çıkmıştı Civilization I. Sid Meier oyunu yaratırken en yaygın sıra tabanlı strateji (sıralı strateji olarak da bilinir) oyunlarından birisi olacağını bilmiyordu büyük ihtimalle. 1996 yılında devamı olan Civilization II bu başarıyı global hale getirmiş ve aynı zamanda çıkan eklenti paketleri ile hem çok oyunculu hem de farklı senaryo ve konseptlerde gelişmeler yakalanmıştı. Meier daha sonra MicroProse'dan ayrılıp Firaxis firmasını kurdu ve oyunlarını bu firma ile yapmaya devam etti. Tüm Civilization'larda amaç 16 uygarlıktan birisini seçip, tarihi liderlerinden birisi olarak M.Ö. 4000 yılında sadece bir savaşçı ve bir de yerleşimci (Settler) ile başlayarak önce bir şehir iki şehir derken, zamanla tarihin akışına uygun olarak bir uygarlık kurmak, teknolojik gelişmeler yapmak, kültür, gıda, ekonomi üretmek, halkı yönlendirmek, onların sevdikleri bir lider olarak ulusunuzu zafere taşımaktır. Oyunu isterseniz jenerik bir harita üzerinde isterseniz de gerçek dünya haritası üzerinde oynamak mümkündür, tabii fanlar tarafından üretilen sayısız harita ve senaryoları da unutmamak lazım. Civilization II'nin getirdiği en büyük ve en sevilen yenilik de oyunun tamamen modifiye edilebiliyor olmasıydı. Bunun için programcı olmanıza da gerek yok, birkaç deneme yanılmadan sonra kendi ünitelerinizi, uygarlıklarınızı, liderlerinizi ve harita ile senaryolarınızı oluşturup oynamak ya da internet üzerinden diğer oyuncularla paylaşmak mümkün. Tabii 2001 yılında çıkan Civilization III, animasyonlu üniteler ve dinamik haritaları ile yeni teknolojiden yararlanırken, oyuna mod hazırlamak biraz daha zorlaştı. Çıkan eklentiler ile uygarlık sayısı artarken, her uygarlığa ait özel üniteler de doğdu. Yeni oyun konseptleri, kuralları ve gelişen özellikleri ile Civilization III oyuncuların gözdesi oldu. İki eklenti paketinin ardından 2005 yılında ise Civilization IV çok daha gelişerek raflardaki yerini aldı.

    Çoğu strateji oyunun aksine, Civilization sıra tabanlı bir sisteme sahip, bir nevi satranç gibi, her oyuncu (ister insan olsun ister yapay zeka) sırayla oynarken, kaynak toplama ve ünite üretme işlemi çok daha kompleks ve gerçekçi bir mantıkla şehirlerde yapılır. Bundaki en büyük etken ise Meier'ın masaüstü kutu oyunlarından ilham almasından kaynaklanıyor. Şehirlere yapılabilen binalar ve tesisler ile bilim, ekonomi, üretim ve gıda sirkülasyonu kontrol edilebiliyor. Tüm insanlık tarihini geniş çapta uygarlıklar ile bol detaylı bir biçimde ele aldığı için de Civilization en çok bağımlılık yaratan ve insanların zamanını en çok çalan oyunlardan birisi olarak tarihe geçmiştir. Civilization IV ile oyuncular çok daha gelişmiş diplomasi seçeneklerine ve uygarlıklara özel çok daha fazla ünite, geliştirme ve oyuna denge getiren konspetlere kavuştular. Din, çok uluslu şirketler, misyonerlik, ordu kurma, geniş casusluk eylemleri, koloniler, stratejik, kültürel ve gıda kaynakları akla gelen ilk detaylardan. Civilization için strateji demek aslında hafif kalıyor, daha çok bir devlet yönetme ve tarih simülasyonu denebilir. Oyunu kazanmak ise farklı yöntemlerle yapılabiliyor, ister askeri zaferler kazanıp tüm dünyayı ele geçirin, ister ulusunuzun kültürünü yükseltin ve dünyanın en zengin kültürüne ulaşıp kazanın, ister ticari olarak dünya ekonomisini ele geçirip ya da teknolojik gelişmelerle zafer kazanın, tamamiyle size kalmış. Tabii bir de klasik uzay yarışı var unutulmaması gereken, uzaya insanlı ilk gemiyi çıkartıp insanlığın geleceği için uzayın derinliklerine yollayan da kazanabilir, ki Sid Meier’s Alpha Centauri’nin ana senaryosu, uzaya yollanan bu geminin hedefine ulaşıp yeni bir uygarlık kurması ile ilgilidir.

    Her PC oyunu için yapılması güç bir şeydir konsola geçmek, ama özellikle de PC’de kendini kanıtlamış ve karlı bir isim haline gelmiş olan Civilization için öyle. Konsol ve el konsollarına doğru yola çıkınca bir kaç ufak detayını kaybetmek zorunda olduğu ve hem tasarım hem de grafik açısından daha stilize bir yaklaşımı takip etmek zorunda olduğu aşikar, ama bunlara rağmen bu oyunu Civilization markasının bir üyesi olarak kılacak çekirdek öğeleri elinde tutmaya devam ediyor. Lakin yine de farklı bir tür, ve nihayet DS ve X360 sürümlerini incelememize izin verildi.

    [​IMG]

    Civilization: Revolution hakkında göze çarpan ilk şeylerden birisi her uygarlığın kendine has kabiliyetlerinin olması, bir tane genel kabiliyetin yanında dört çağdan her biri için ayrı birer özel kabiliyet var ve bariz bir şekilde abartılı güçlüler. Hangi uygarlığı seçip oynasam diye karar vermek için düşündüğünüzde “evet bu güzelmiş”, “hayır asıl bu, bunla yenilmek mümkün değil”, “işte asıl buymuş” derken buluyor insan kendini. Oyunun yapımcıları bilerek ve isteyerek her biri bu kadar güçlü uygarlıklar koymuşlar ki böylece arada dengesizlik olmasın ve en iyi diye bir şey olmasın. İşin sırrı tüm bu üstün güçleri birbirlerine karşı dengelemekte yatıyor. Almanların yeni teknoloji geliştirdiklerinde tüm üniteleri anında “upgrade” ederek yenilemeleri çok mu fazla geliyor? Peki ya Azteklerin otomatik olarak iyileşme kabiliyetine ne diyeceksiniz? Hem de düşman topraklarında olsalar bile! Çin’in gücü ise insanları asla mutsuzdan daha aşağı seviyeye inmiyorlar moral bakımından, ki bu da isyan çıkma gibi bir sorunu olmayan nükleer ilk saldırı mefhumunu oldukça cezbedici kılıyor.

    Oyunda liderlerin bir dolu kişilik özelliği olduğunu göreceksiniz. Hepsi Sims benzeri anlamsız sözlerden kurulu bir dilde, karakterlerini iyi betimleyecek şekilde konuşuyor. Firaxis seslendirmeleri yapması için doğaçlama sanatçıları tuttuğu için performans harika ve oyun boyunca insanın yüzünde bir gülümseme oluyor. Uygarlıklara özel müziğin eklenmiş olması her uygarlığın kendine has karakterini pekiştirmeye yardımcı oluyor.

    [​IMG]

    Oyun haritası karşınıza ilk çıktığında bugüne kadar en iyi görüntüye sahip Civilization olduğunu fark edeceksiniz. Savaş sisi, aşınmış sahil şeritleri ve yumuşatılmış dağlar birlikte tatmin edici ve çekici bir arkaplan oluşturuyor sonradan gelecek aksiyon için. Yapımcılar haritaların rastgele jenerik olarak oluşturulduğunu söylediler ancak tüm oyuncular için adil başlangıç noktaları ve askeri boğulma noktaları içerecek şekilde tasarlanmış.

    X360 kontrolleri şaşırtıcı biçimde sezgisel, ve çok geçmeden kolaylıkla kullanıma alışıyor eliniz. Sağ çubuk ile imleci zemin üzerinde hareket ettirip üniteleri yahut zemin özelliklerini tanımlıyoruz, sol çubuk ile hareket etme emirleri veriyoruz seçili ünite için. Yön tuşlarında sol ve sağ aktif ünitelerinizi görüntülerken, yukarı ve aşağı ile o karedeki yığın içerisinden üniteleri seçiyoruz. A hareket, X savunma ve B ünite için turu geçirme. Tur geçirme ile hareket harcamayıp o ünitenin biraz daha iyileşmesine olanak sağlanıyor. Sol ön tuş şehir ekranını açıyor, buradan şehrin üretimini değiştirip işçileri farklı görevlere atama imkanınız var. Sağ ön tuş ise diplomasi menüsünü açıyor, buradan da anlaşma yapıp bozabiliyor veya rakiplerinizden para ya da teknoloji alıp verebiliyorsunuz. Sol tetik kamerayı uzaklaştırıp dünyanın kısmen daha geniş bir kısmını görmenizi sağlıyor, sağ tetik ise işe yarar bir özet ekranına girmenizi sağlıyor, buradan imparatorluğunuz hakkında bilgileri görüyorsunuz.

    [​IMG]

    Bir şehir kurduğunuzda işçileriniz etrafındaki sekiz kareye erişim sağlıyor derhal. Her kare bir tane kaynak ürettiği için (üretim, yiyecek ya da ticaret) eğer esneklik sağlamak istiyorsanız iyi bir denge tutturmanız lazım. Birden fazla işçiniz olunca şehriniz için basitçe genel bir öncelik atayıp oyunun otomatik olarak uygun yönlendirmeyi yapmasını sağlayabilirsiniz, tabii istediğiniz zaman araya girip işçilerin çalışmasına el atabilirsiniz titiz biriyseniz.

    Şehriniz büyüdükçe eninde sonunda şehrin başlangıç mevzisi yanındaki karelerde de çalışmaya başlama ihtiyacı hissedeceksiniz. Bu karelerin işletmeye açılması için o şehre bir adet mahkeme salonu inşa etmelisiniz. Oyunun PC sürümündan ufak bir fark var bu noktada, çünkü PC’de şehrin kültür seviyesi arttıkça etraftaki ekstra karelere otomatik olarak erişim veriliyordu. Buna karşın konsol sürümünde kültürünüz sadece aktif olarak çalışmakta olduğunuz kareler içinde yayılıyor, böylece kültürel sınırlarınızı biraz daha özgürce değiştirebiliyorsunuz.

    İlk şehrinizi kurduktan sonra büyük olasılıkla ilk karşılaşacağınız dünyanın henüz keşfedilmemiz bölgelerinde yaşayan barbarlar olacaktır. Bu saldırgan uygarlık düşmanları sizi yok etmek için ellerinden geleni yapmaya çalışacaklar, bu yüzden gördüğünüz etrafta dolanan tüm barbarları tepeleyip, nihayetinde köylerini ele geçirme isteği duyacaksınız. Bonus olarak ele geçirilen barbar köyleri bazı güzel ödüller sunuyor. Altın, bedava bir ünite, yeni bir teknoloji hatta tam oracıkta yeni bir şehir alabilirsiniz.

    [​IMG]

    Harita üzerinde her oyunda rastgele çıkan antik kalıntılar, ilk keşfedenlere hatırı sayılır faydalar sunuyor. Kimisi iki yüz altın verirken, kimisi tüm şehirlerinize bedava tapınak ve katedral inşa ediyor. Dışişlerinden sorumlu danışmanınız, başka bir uygarlık bunlardan birini keşfettiğinde sizi bilgilendiriyor elbette. Ayrıca yeni bir özellik daha var Revolution’da, doğal harikalar, eğer ilk siz keşfederseniz siz isimlendiriyorsunuz büyük ırmak, dağ ya da benzer doğal öğeleri.

    Oyunun ilk aşamasında tüm Civilization’larda olduğu gibi keşif çok önemli. Köy, kalıntılar veya doğal harikalardan öte, yer şekillerini ve arazi bonuslarını keşfetmeniz, şehirlerinizi kurmak için en uygun noktaları belirlemenizi sağlıyor, diplomasi kısmında dünyanın keşfettiğiniz kısmını haritalarını para veya teknoloji karşılığında satabilirsiniz. Stratejik ve lüks kaynaklar, teknolojiler geliştikçe çıktığı için zaten onlar çıktığında dünyanın büyük bir kısmını görmüş oluyorsunuz. Kara ünitelerini dünyayı keşfedik haritalamaları için görevlendirebilirsiniz ama deniz olmadan çok bir yer bulamayabilirsiniz, bunun için de ilk deniz aracınız olan kadırgalardan üretmeniz lazım, PC’de bu arkadaşlar batma riskini göze alırsanız denizde gidebiliyorlardı, ve bu risk çok sık gerçeğe dönüyordu, bu sürümde sadece sahil şeridinde, kıyıya yakın sularda hareket edebiliyor. Gerçek dünya keşfi için biraz daha bekleyip yeni teknolojiler geliştirmelisiniz. Oyunun bu sürümüde kadırgalar içlerinde tayfa taşıyor ve bunları karaya indirip indikleri yeri keşfetmelerini sağlayabiliyorsunuz.

    [​IMG]

    Şehirleriniz ticaret üretmeye başladıktan sonra bilim danışmanınız Civilization boyunca asla bitmeyecek olan teknoloji araştırmasına neyle başlamak isteyeceğini soracak, diğer tüm danışmanlar gibi öneriler sunuyor. İsterseniz teknoloji ağacına bakıp hangi teknoloji neler sağlıyor ve ne gibi başka teknolojilere erişim veriyor görüp seçebilirsiniz. Bazı teknolojiler öncesinde bağlı oldukları geliştirilmeden açılmıyor ama bazıları da birden çok ön gereksinimi olduğu için en az bir tanesini geliştirdikten sonra ona geçebilirsiniz, eğer ileri teknolojiye daha hızlı ulaşmak isterseniz bu şekilde bazılarını atlayıp ilerleyebilirsiniz. Elbette bunun bir götürüsü var, önceki geliştirilen teknolojiler ne kadar fazla ise daha ucuza geliyor, üç gereksinimi olanın sadece biri ile başlamak istiyorsanız yenisine daha fazla beklemeniz, yada bütçenizden kısıp bilime daha çok kaynak ayırmanız gerekiyor.

    PC sürümünde ileri bir teknolojiyi seçip, bilim adamlarınızın ona gidene kadar diğer tüm önceki teknolojileri otomatik olarak sıraya sokabiliyorlardı, konsolda böyle bir şey yok, doğrusu olmaması daha iyi sizin için, çünkü otomatik pilotta olmadığında kendiniz seçerek bazı faydalardan yararlanabilirsiniz, bazı belirli teknolojiler, onu ilk keşfeden uygarlığa güzel bonuslar veriyor. Taş işçiliğini ilk keşfeden, tüm şehirlerine bedava surlar kazanıyor mesela.

    Civilopedia, kutsal Civilization bilgi kaynağı burada da hizmetinizde, açıp üniteler, teknolojiler, şehir geliştirmeleri ve oyunun tüm öğeleri hakkında bilgiler elde edebilirsiniz. Hatta bunlar hakkında gerçek tarihi bilgiler de bulunuyor. Okumak yerine resimlerine bakmayı sevenlerdenseniz, National Geographic arşivlerinden geniş bir resim ve video seçkisine göz atabilirsiniz, mızraklı askerlerden uzay mekiklerine değin geniş.

    [​IMG]

    Ne kadar barışçıl oynamaya çalışırsanız çalışın, er yada geç Civilization’da savaşacaksınız, savaş bu oyunun kaçınılmaz bir parçası, rakipleriz ile öyle ya da böyle karşı karşıya kalacaksınız. Görünüşte savaş, askeri birimlerinizi (ki oyundaki birimlerin %90’ı askeri) düşmanın olduğu kareye hareket ettirmek kadar basit. Lakin dövüş başladıktan sonra asıl olay başlıyor. Herhangi bir saldırıya girmeden önce çıkan iki pencere her iki tarafın kazanma şanslarını gösteriyor, ünitelerin rütbeleri, arazi özelliklerinden gelen değişkenler, büyük generallerin varlığı ya da donanma desteği gibi şeyler bir saldırıyı kazanma veya kaybetme şansınızı yükseltip düşürebiliyor. (Eski Civ oyuncularına not: tepelerin artık aynı zamanda ofansif değeri de var.) Tüm bunlara rağmen her zaman için tahmin edilemeyecek, rastlantısal öğeler karşınıza çıkacaktır, tek bir asker, savunmada onlarca askeri alt edebilir, bu noktada Risk akıllara gelecektir, ne kadar çok askeriniz olusa olsun düşük zar atınca kaybettiğiniz bu kutu oyunu gibi Civ, asla kesinlik taşımaz.

    Savaşların dinamik animasyonları oturup izlemeye değdiklerini kanıtlıyor çoğunlukla ama teknolojik ve sayısal üstünlük sebebiyle sonucun iyi kötü aşikar olduğu durumlarda oyun animasyonları çabucak geçiyor. Siz yine de çoğunu izlemeye bakın, çünkü ne zaman isterseniz B tuşuna basıp geri çekilme emri verebilirsiniz, yahut yaralı bir üniteyi kurtarabilirsiniz. Bunun da bir bedeli var, arkanızda bıraktığınız düşman, sırf siz kaçtınız diye bedavadan rütbe atlıyor.

    [​IMG]

    Savaş yapısının daha zalim yönlerinden birisi ise eğer kazanma olasılığı 7/1 ve üstü ise otomatik olarak her savaşı kazanıyor. Bu da demek oluyor ki yeteri kadar gelişmiş bir ordu canı istediği gibi diğer ünitelerin üstüne basıp geçebiliyor. Daha da korkutucu olan Zulu uygarlığı için bu oranın 3/1 ve üstü olması. Eğer Zulu uygarlığı yeni bir askeri teknoloji geliştirirse derhal defansif ordular kurmaya başlarsanız iyi edersiniz.

    Ordu yaratma konseptinde bu sürümde oyuncuların kuşatma silahlarından da ordu kurabildiğini gördük, haritada dolaşan üç seviyeli toplardan oluşan bir ordu oldukça tatmin edici sonuçlar veriyor, özellikle de kuşatma ünitelerinizin nehir sınırı üzerinden saldırma penaltılarından etkilenmediği düşünülürse.

    Oynadığınız zorluk seviyesine ve kullandığınız stratejilere bağlı olaraktan ortlama bir Civilization Revolution oyunu üç ile dört saat sürebilir. Tabii tüm dünyayı ele geçirme zaferi ile oynayıp başlar başlamaz herkese dört koldan saldırırsanız bunu bir saate dolaylarında tamamlayabilirsiniz, düşmanlarınız işinizi zorlaştıracak bir takım eylemlerde bulunmazsa.
    Askeri bir yaklaşım size çok düz ve sıradan geliyorsa zafer kazanmanın başka opsiyonları mevcut. Eğer yirmi son derece güçlü şehir, büyük insan yada dünya harikasından birisini yaparsanız Birleşmiş Milletler’i inşa edip kültürel zafer kazanırsınız. Başka bir uygarlık farklı bir zafer elde etmeden bunları yapmak kulağa geldiğinden çok daha zor inanın.

    [​IMG]

    Ekonomik zafer yolundan gitmek isterseniz Dünya Bankası’nı yapıp 15.000 altına ulaşmanız gerekiyor. Oyun size bu alanda yardım etmek için bazı belirli noktalarda bonuslar sunuyor, 100 altına gelince bir Settler, 5000’e gelince bedava su kanalları gibi. Altın miktarınız böyle artarken düşmanlarınızın eli armut toplamayacak, elbette gelip paranızı tüketmenize sebep olacak şeyler çıkartıp duracaklar.

    Teknolojik zafer için uzay yarışını kazanmanız lazım diğer Civilization’larda olduğu gibi, uzay gemisi inşaası için modüler bir sistem var burada da. Geminizin üzerindeki yaşam bölümü, roket gibi öğelerin sayısını kendiniz belirliyorsunuz. Daha çok şey yığmak size daha gösterişli bir zafer kazandırır kesinlikle ama eğer başka bir oyuncu daha az eklentisi olan hızlı bir gemi yollarsa Alpha Centauri’ye ulaşma yarışında sizi geçebilir.

    Konsol için geliştirilen bu oyun geliştirme ve indirilebilir içerik desteği sunmakta, Game of the Week adı altında hayranlar tarafından üretilen harite ve senaryolar tüm kullanıcıların hizmetine sunulacak, bu haritalarda oynayıp diğerleri ile zaferlerini karşılaştırabilecek oyuncular. Yeni harita, bina ve harikalar görmeyi de umuyoruz ama oyunun bu sürümü PC için olanından bilerek daha basit tasarlandığı için Fraxis’in oyunu fazla şişirmeyeceğini düşünmekteyiz çoğu insan gibi.

    [​IMG]

    PC sürümündeki uzun uzadıya giden ve karışık, ağır strateji ile sarmalanmış oynanışa karşı bu sefer hızlı oynanış esas alınmış, özellikle de çok oyunculu mod için bu yadsınamaz bir gerçek. Akıllıca donanmış kontrol konfigürasyonu ve basit kurulum opsiyonları ile Revolution, online oynanıma en çabuk girilen ve bitirilen Civ olmuş. Meier ve Firaxis’deki takımı çok oyunculu modu sıfırdan yaratmışlar, şu an için üç seçenek var, Head-to-Head, adından belli olacağı üzere sadece iki kişinin karşı karşıya oynayabileceği bir mod. Takım oyunu modunda dört kişiyi bir araya gelip diğer uygarlıklara karşı mücadele ederken Free For All dört oyuncu için açık bir “campaign” gibi işliyor, üç mod için de istediğiniz zaman oyuna girip çıkabiliyorsunuz, mola verme ihtiyacı hissederseniz, yapay zeka sizin yerinize geçiyor.
    Firaxis, oyunun kamera ve kulaklık+mikrofon desteği sunacağını söylüyor, insan rakiplerinizi gözlerinizle görüp konuşabileceksiniz karşılıklı. Çok oyunculu modda da zafere dört yoldan ulaşıyoruz, Askeri, Kültürel, Ekonomik ve Teknolojik.

    Civilization Revolution başarılarınızı üç kısımda ele alıp ödüllendiriyor. Kolay başarılar, basit görevleri yaparak oluyor, başka bir uygarlık ile diplomatik ilişki kurmak gibi. Orta başarılar, oyunu tek bir şehirle bitirmek gibi erdemler karşılığında veriliyor. Bir de onur madalyası kazandıranlar var ki bunları sadece en usta ve kendini adamış oyuncular açabilecek.

    [​IMG]

    Online sıra tabanlı bir oyunun karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi değişen oyuncu hızlarını ele almaktır. Siz süper hızlı stratejik bir dahi olarak saniyler içinde koca bir imparatorluğun tüm emirlerini verebilirsiniz, ama online sıra tabanlı oyunların doğasında olan bir şey karşınızdaki insan rakiplerinizin hareketlerini yapmaları için bir ömür bekleme riski olması. Çok şükür ki Revolution bu muammaya dahiyane ve başarılı bir çözüm bulmuş. Tüm oyuncular turlarına aynı anda başlıyor ve bir zaman sınırlaması yok. Ancak turunu ilk bitiren oyuncu bir zamanlayıcıyı etkinleştiriyor ve rakiplerinin ekranının ortasında tıkırdayan bir saat çıkıyor. Bu andan itibaren kalan oyuncuların turlarını bitirmek için yaklaşık olarak bir buçuk dakikaları bulunuyor. Bu şekilde oyunun uygun bir hızda ilerlemesi sağlanmış. İmparatorluğunuz genişledikçe turlar gittikçe uzuyor ve kapsamlanıyor ama asla başa çıkılamaz hale gelmiyor. Bir kaç hızlı butona basma işlemi ile işlemleri geçirebiliyorsunuz. Ticaret bağlantıları kurmak ve diplomatik pazarlıklar da kolay hale getirilmiş. Tepeden yuvarlanan bir kartopu gibi, Revolution’ın online modu her geçen turda boyut ve kıran kıranalık seviyelerinde bir çığ gibi artıyor ve çıkan zaman limiti tetikleyici bir baskı katıyor.

    DS sürümüne bakıldığında, konsollar için olan herşey yerli yerinde görünüyor, Firaxis çok büyük farkların olmadığını söylemekte, el konsolları takipçilerini güzel ve etkileyici bir strateji oyunu beklerken, Civ fanatikleri artık en sevdikleri oyunu yanlarında taşıyabilecek.

    [​IMG]

    Fraxis ve Sid Meier’ın son zamanlarda huy edindiği bir şey var ki bu oyun da etkilenmiş bundan. Eski oyunlarını Meier basitleştirerek sunuyor artık piyasaya, tamam Civilization çok basit bir oyun değildi, saçımınızı başımızı yolduğumuz bile olmuştu dandik bir tüfekli asker altı tankımızı aldığında, ama yine de oyundan aldığımız tadın sebebi de buydu belki. Evet, Civilization Revolution farklı bir oyun ama yine de bir Civilization ailesi üyesi, ancak her Civ fanı buna layık bulacak mı, orası kesin değil. Yapımcılar bu sürüm için oyunun temelleri dışında her şeyi söküp almış –hoş o temeller de oldukça fazla ya, ve bu temelleri yükseltip abartmışlar aşırı bir derecede. Konsol oyuncularının bu tür bir sıralı strateji için istekleri var mı bilinmez ama Revolution’un strateji türünü konsollarda yaygınlaştırmak için devasa bir potansiyeli var. Yine de oyunları basitleştirip daha geniş bir kitleye ulaşma mantalitesi biz oyuncuları çok da sevindiren bir şey değil. Umarız ki aynı zamanda sofistike ve usta oyuncular için ve detay manyaklarını tatmin edebilecek oyunlar da aynı şekilde yapılır. Anlam veremediğimiz tek bir şey var, neden karikatürize ve çizgi filmimsi grafikler kullanılmış, eğer insanların WoW’u o grafik özellikleri için oynadıklarını düşünüyorsa oyun yapımcıları ve Sid, çok büyük bir yanılgı içindeler.

    Bu oyunun bir sandalyeye oturarak değil de bir kanepeden oynanacağını bildiğimiz için, detayları azaltılmış, boyutu arttırılmış parlak ve “kalın” grafiklerin çok ters olmadığını söyleyebiliriz. Ne de olsa tamamen yeni bir deneyim ve kendi sınıfında değerlendirilirse Civilization Revolution benzersiz bir oyun. Konsol sahipleri, sevdiğiniz abur cubuları stoklayın, ve konsolunuzun başına kurulup günlerce kendinizi Civilization’a vermeye hazırlanın.

    Kaynak : xoyun.com
     

Bu Sayfayı Paylaş