Cisim Nedir - Cisimlerin Hacimleri - Cisim Hakkında Bilgi

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda SeLeN tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cisim Nedir - Cisimlerin Hacimleri - Cisim Hakkında Bilgi konusu Hacim Özellikleri Nelerdir - Dügün Olmayan Ve Geometri Düzgün Olan Cisimlerin Hacimleri - Cisim Hakkında - Cisim Özellikleri Nelerdir


    Çevrenizdeki katı, sıvı ve gaz halinde olan maddelerin hepsi bir yer kaplar. Yani hepsinin bir hacmi vardır. Maddelerin uzayda kapladığı yere hacim denir. Her maddenin bir hacmi vardır. Hacim maddeler için ortak özelliklerden birisidir. iki madde birlikte aynı hacmi işgal edemez. Örneğin bir kaba su konulduğunda, kabın içindeki hava kabı terkeder.

    Katı maddelerin belirli bir şekli ve hacmi vardır. Sıvı maddelerin belirli bir hacimleri olmasına rağmen belirli bir şekilleri yoktur. Sıvılar konuldukları kabın şeklini alırlar. Gaz maddelerin ise belirli bir hacimleri ve şekilleri yoktur. Gazlar konuldukları kapların şekillerini ve hacimlerini alırlar.

    Hacim V sembolü ile gösterilir. SI birim sisteminde hacim birimi m3 tür. Pratikte maddelerin hacmini ölçmek için m3 ün alt katları olan cm3 ve dm3 kullanılır.

    Düzgün Olmayan Cisimlerin Hacimlerinin Ölçülmesi

    Düzgün geometrik yapıda olmayan katı cisimlerin hacimleri ölçülerek bulunamaz. Bu tür cisimlerin hacmi dereceli kaplardaki sıvılardan yararlanılarak bulunabilir.

    Cisim, tamamen sıvı dolu bir kaba batırıldığında, sıvıda erimemek şartıyla, hacmi kadar hacimde sıvı ta-şırır. Dolayısıyla taşan sıvı alınıp dereceli bir kaba konularak hacmi ölçülür ve bu hacim cismin hacmine eşittir. Tamamen dolu olmayan dereceli bir kap içindeki sıvıya cisim atıldığında, cismin hacmi kadar hacimde sıvı yer değiştirir. Yani iki madde aynı hacmi paylaşamayacağına göre, cisim geldiğinde o kadar hacimde sıvı oradan giderek yer değiştirir.

    Taş atılmadan önce sıvı düzeyi V1 i göstermiş olsun. Cisim atıldığında x sıvı düzeyi V2 çizgisine geliyorsa, cismin hacmi, eşitliğinden bulunur. Eğer katı bir cisim sıvı içine atıldığında çözünüyorsa, cismin gerçek hacmini bulamayız. Çünkü, katı cismin katı hali ile sıvı halinin hacmi eşit değildir.

    ikinci neden ise, katı cismin içinde olabilecek hava boşluklarından dolayı eridiğinde hava, sıvıdan kabarcıklar halinde çıkar ve katı hacmi ile sıvı haldeki hacmi eşit olmaz. Bundan dolayı düzgün geometrik biçimdeki cisimlerin hacmi ölçülürken sıvı içinde çözünmemesi gereklidir.

    Geometrik Biçimli Cisimlerin Hacimlerinin Ölçülmesi

    Geometrik şekildeki, dikdörtgenler prizması, küp, silindir, kare piramit, küre ve koni şeklindeki katı cisimlerin hacimleri boyutları ölçülerek hesaplanır. Bu cisimlerin hacim formülleri ilerki konularda da gerekli olacağından bilinmesi gerekir.

    Dikdörtgenler prizmasının hacmi, farklı üç kenarının çarpımına eşittir.

    V = a. b. c

    Küpün kenarları eşit uzunlukta olduğundan, hacmi
    V = a'nın küpüdür.

    Taban yarı çapı r, yüksekliği h olan silindirin hacmi, taban alanı ile yüksekliğinin çarpımına eşittir.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    CİSİM


    Uzunluğu, genişliği, derinliği olan ve bu ne*denlerle evrende yer kaplayan şeye cisim de*nir. Başka bir ifadeyle bir yer kaplayan, aynı zamanda kütlesi ve ağırlığı olan ve doğada ele*ment, bileşik ya\ia bunların karışımları halin*de bulunan şeyler cisim olarak tanımlanabilir. Sözgelimi kimya biliminde çişimin; kütleyle elektriğin bir arada madde halinde görünüşü şeklindeki tanımı böyledir.

    Cismin oluşmasında proton, nötron ve elek*tron tanecikleri temel birimler olup bunların her birinin belli bir kütlesiyle elektrik yükleri bulunmaktadır. Bu üç taneciğin belli oranlar-

    da birleşmcleriyle elementler meydana gelir. Bugün sayıları yüzü bulan elementler proton oranına göre belirlenmektedir. Bir atom, pro*ton ve nötronların bir arada toplandığı çekir*dek ile bunun etrafındaki elektronlardan oluş*muş bir yapı özelliği arzeder. Kimyasal alanda ortaya çıkan her tür olay, yani birleşme ve ay*rılmalar atomun elektron yapısındaki değişim*lere bağlıdır. Doğada atomların çekirdekleri sağlam yapılı olduklarından, geleneksel müda*hale yöntemlerinin etkisi ne kadar şiddetli ol*sa bile, hiçbir değişiklik göstermezler. (Geç*mişte simyacıların altın elde etmek için baş*vurdukları işlemlerin başarısız olmalarının ne*deni böylece anlaşılır olmaktadır.)

    İzafiyet teorisine göre, kütleyle enerji arasın*da herhangi bir fark sözkonusu olmadığı İçin, cisim büyük şiddetle yoğunlaştırılmış bir ener*jiden ibaret görülmektedir. Bu anlamda De-nıokriios tarafından cismin meydana getirile*mez (yaratılamaz) ve yok edilemez şeklinde belirtilen temel özellik olarak ileri sürülen gö*rüşünün doğruluğu tartışmalı hale gelmekte*dir. Çünkü cisim başka enerji biçimlerinden meydana geldiği gibi, aynı oranda başka ener*ji şekillerine de dönüşebilmektedir ki, enerji*nin ışığa dönüşümü böyledir.

    Cisim, duyularla algılanır. Basit ve mürek*kep olmak üzere ikiye ayrılır. Mürekkep cisim de mailde ve suret olmak üzere iki öğeden olu*şur.
    Bir başka açıdan cisimleri dış görünüşlerine, sertliklerine, iletkenliklerine, yoğunluk, uçucu*luk veya ışığı geçirmelerine vb. göre çeşitli sı*nıflara ayırmak mümkündür. Ancak cismin ka*tı,.sıvı, gaz halinde bulunması uygun şartların oluşmasıyla ilgilidir. İnsan bir kısım nitelikleri algılar ve bu algılamada düzenli bîr tekrar gö*rürse yani aynı nitelikleri sürekli olarak birlik*te algılarsa, o takdirde belirli bir cismin varlı*ğından sözedilcbilir. Bu bakımdan bir cismin mekanda insandan (algılayan süjeden) bağım*sız bir şekilde varolduğu kabul edilir. Böylece bir cismin üç boyutlu «İması ve bir kütlesinin bulunması şeklinde iki niteliğinin vurgulanma*sı mümkün olur.
    Ne var ki, cismin bu şekilde tanım felsefede tartışmalara yol açmıştır. Buna göre algıların dışında, bu algıların nedeni olarak bağımsız cismin varlığını kabul edenler (ki bunlara Re*alistler denilir) ve bunların karşısında algıları*mızdan cisme geçebilmek İçin bîr sıçrama yap*mak gerektiğini, çünkü algımızı cisme bağla*yan herhangi bir şeyin sözkonıısu edilemeye*ceğini, dolayısıyla tek güvendiğimiz şeyin algı*larımız olduğunu savunan görüş vardır. Sonuç, olarak cisim üc kastedilen doğrudan doğruya algılarımızdan başkası değildir ki, bu görüş sa*hiplerine de Sübjektif İdealistler, denilir.

    İslâm düşüncesinde cismin, cevherden ve cevherle kaim olan arazdan meydana geldiği hususunda ittifak vardır. Cisim, atomların bir*leşmesinden meydana gelen ve bölünebilen bir varlık olarak görülmüş, bu düşünceyle ele alınmıştır.
    İslam Kelama lan arasında gerek tanım, ge*rekse açıklamada farklılık gösteren cismin söz*lük anlamı, İri yaratılışlı ve şahsi leştin im iş var*lıkların yapı ve uzuvlarıdır. Genel olarak akıl*cı filozofların anlayışına uygun bir tarzda ci*sim en, boy, derinlik olmak üzere üç boyutlu varltk şeklinde tanımlanır. Parçalanması veya parçalara ayrılması cismin esasını değiştir*mez.

    Demek oluyor ki, Kclamcılar arasında cis*min ianımı, cevheri ferilerin (atomların) bir*leşmesiyle meydana gelen ve aynı zamanda bö*lünebilen varlık şeklinde kabul görmüştür. Cürcani'y^ göre cisim, varlıkların esası olan beş cevherden biridir (Tarifen). Bütün bunlar*dan sonra Kelamcıların ve filozofların ianım ve açıklamaları şu hususların teshilini müm*kün kılar: a) Parçalanabildi ve esasları başlı başına güç olan parçacık (cüz)ların birleşmele*ri sonucunda cisim oluşmaktadır; b) Bölünc-meyen en küçük cevherlerin birleşmesi cismi meydana getirmektedir. Yani sonsuz ve başlı başına bir güç olan cevherin münferit halin*den cisim ortaya çıkar. Böylece cisim asılları güç olan; fakat sonsuz olmayan parçacıklar*dan oluşmaktadır.
    Cisim, cevherle arazdan meydana gelir. Cev*her kendi zatıyla kaimdir, başlı başına yer tu-tarvevarlığını hissettirir. Buna 'Ayaıı'da denilir. Araz ise başkasına bağlı olarak yer tutar ve varlığını hissettirir. Ayan, basit ve mürek*kep olmak üzere ikiye ayrılır. Basit olanına Ccvherü'l-Fcrd'adı verilir. Bölünemcyen bu en küçük parçaya 'Cüz'ü lâ Yctecezzâ' denir. Mürekkep Ayan ise en az iki cevherin birleş*mesinden meydana gelir.

    Eş'arilerve Mutezile, Özellikle de Karmati-Icr cismin ianım ve açıklamalarında farklı an*layış sergilerler. Ayrıca Eş'ari Kclamcılar cev-her-i ferdin cisim haline dönüşmesinde başka bir cevher-i ferd İle kaynaşması konusunda an*laşmazlığa düşmüşlerdir. Sözgelimi Bakıllani (ölm.1013), cevlıer-İ ferdin (atom) mekanda bulunmuş halini "kevn" (oluş) olarak nitelen*direrek, onun durma, hareket etme, ayrılma ve birleşme şeklinde dört konumda bulunaca*ğını ileri sürer. Bu bağlamda cismin meydana gelmesinde cevher-i (ercilerin birleşmelerinin doğal sonucu olarak dürtüşme, bitişme, kay*naşma ve ayrılma durumlarını birer "araz" biçi*minde değil, dışarıda kalan bir kavram olarak düşünmekledir. Oysa Kelamcıların birçoğu cismin meydana gelmesinde cevlıer-İ fertlerin kaynaşma ve bitişmelerinde sözkonıısu edilen dört "araz"ı onların dışında kalan gerçek var*lıklar şeklinde düşünürler.

    Mutezile İse "araz"ın belirli sayıda olduğu ve sonsuz olamayacağı görüşündedir. Fakat bu "araz"ııı gerçek bir varlık olduğunu kabul et*meyen bazı Eş'ari Kelamcılar, "kcvıV'in ko*num ve durumuna göre "araz" türlerinin arta*bileceğini ileri sürerek İmkan alanında kalan "araz"ın sonsuz olabileceğini ifade ederler.

    Kısacası cismin en küçük parçalara kadar ay*rılabileceği ya da bir durumdan başka bir du*ruma geçebileceği kabul edilmekle beraber, bu değişim cismin özünde değil, sadece nite*liklerinde olmaktadır. Bu bakımdan Vaci-bü'l-Vücud'un cismi konusunu açıklamak mümkün olabilmekledir. Cismin cevher ve arazlardan oluştuğunu benimseyen Kelamcı*lar, gerçekle aıom teorisini açıklamaktadırlar. Fakat bunların atomculuğu Demokritos'un maddeci atomculuğundan ayrı olarak Allah'ın birliğini, cismin ayrı oluşunu ve ebediliğini ka*nıt için kullanan bir sistem olmuştur.

    Özetlemek gerekirse Kelamcılar, cismin cev*herle arazdan meydana geldiğini kabul eder*ler. Allah hakkında cisim lafzım kullanmazlar. Cismi meydana getiren cevher ve araz hadis*tir, sonradan varolmuştur. Ama Allah kadim*dir. Varlığın temelinde cevherin olduğunu ka*bul eden gruba Cevheriyye adı verilir. Cevhaiy-ye'nin bir grubu maddi cevheri, diğer grubu da ruhi cevheri inkar ederler. Arazziyye'yc gö*re ne cevher, ne madde, ne ruh vardır.

    Cemil ÇİFTÇİ Bk. Araz; Cevher.
     

Bu Sayfayı Paylaş