Cinsel Sağlık Hakkında Genel Bilgi

'Genel Sağlık' forumunda Siraç tarafından 16 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cinsel Sağlık Hakkında Genel Bilgi konusu Ağrılı cinsel ilişki disparoni

    Bu durum; cinsel ilişki sırasında vajen girişinde veya derin ilişkide ağrı hissedilmesi durumudur Tıbbi literatürde “Disparoni (ağrılı birleşme)” olarak geçer

    Disparoni yakınması bir çok kadında bulunmaktadır İlk ilişkiden itibaren bu yakınması olanların yanı sıra yıllar sonra cinsel ilişkisi ağrılı olmaya başlayan kadınlar da vardır

    Ağrılı ilişkinin nedenleri jinekolojik hastalıklar olabileceği gibi psikolojik de olabilir Bu yüzden nedenin saptanması için iyi bir jinekolojik muayene gereklidir

    Tanıda, cinsel ilişki sırasında ağrının oluştuğu yer de önemlidir

    Yüzeyel disparoni: Ağrının penisin vajene girişi sırasında dış kısımda hissedilmesidir

    Vajen veya vulvanın enfeksiyonları
    Vajen girişinin darlığı
    Menopoza bağlı vajinal kuruluk ve atrofi (dokunun küçülmesi)
    Vajinismus
    Kızlık zarının kalın olması
    Vajenin kayganlığını sağlayan sekresyonların (salgıların) az olması gibi durumlar yüzeyel disparoniye neden olabilmektedir

    Yüzeyel Disparoni: Vaginaya penisin tam olarak girdikten sonra alt kasık bölgesi veya karında ağrı hissedilmesidir

    Endometriozis
    Rahim, yumurtalık, tüpler veya alt karın bölgesi ile ilişkili hastalıklar derin disparoniye neden olabilmektedir

    Bu iki ağrı çeşidinin ayrılması tanıya yardımcıdır

    Menopozdaki kadınlarda vajen epitelinin sağlamlığını ve kayganlığını sağlayan estrojen hormonu eksikliği nedeni ile disparoni şikayeti olmaktadır Bu problem, menopozal hormon tedavisi ile kolaylıkla düzelebilmektedir Çünkü menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır

    Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel cevabın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir

    Böyle bir durum daha çok kadının bilinç altını etkileyen psikolojik bir durumla ilgilidirBütün bu durumların dışında herhangi bir neden saptanamayan disparoni hastaları da bulunmaktadır Bu gruptaki hastalar, psikolojik danışmanlıkla tedavi edilmelidir
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Adet kanaması sırasında cinsel ilişki

    Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu ? gebe kalınır mı?

    Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekirAdet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidirBu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdırİşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar

    Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır

    Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir

    Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma şansı olabilirÇok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığıda mevcuttur,bunu da göz ardı etmemek gerekir

    Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler,oysaki bazı rahatsız olan bunu itici bulan erkekler olduğu gibi ,bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan bir çok erkekte mevcuttur
     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Aft nedir?

    TANIM:

    Bayanlarda daha sıklıkla rastlanırAft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir

    Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir

    Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür

    Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?

    STRES
    Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir
    Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir
    YİYECEKLER
    Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadırBunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyeceklede aft oluşumunu hızlandırırlar
    TRAVMA
    Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar
    DİŞ MACUNU
    Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir
    Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%125) SLS içeren diş macunları üretilmektedir (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste)
    SİSTEMİK HASTALIKLAR
    Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır
    Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir
    DİĞER NEDENLER
    B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir


    yukarı

    Tedavi
    Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:



    Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
    Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır
    "2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir
    Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir
    Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,
    Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir
    Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir
    "sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir
    Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır
    Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%01 lik triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır
    "Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır
    "Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 125 mg "diphenhydramine", ve 025 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun' solusyonu olarak kullanılabilir
     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Aids

    HIV Nedir Ve Nasıl Bulaşır?

    Bu ifade, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilen bir virüs anlamına gelmektedirHIV kelimesinin açılımı Human Immunodeficiency Virüs'tür (İnsanların Bağışıklık Sisteminin Çökmesine Neden Olan Virüs) HIV, vücut sıvıları yoluyla bulaşır Bağışıklık sisteminiz normalde, sizi bakteri ve virüs gibi mikroplardan korur HIV virüsü taşıyan birisiyle korunmadan seks yaparsanız veya aynı iğneyi paylaşırsanız HIV virüsü size de bulaşır Ya da HIV virüsü taşıyan bir anne HIV'i bebeğine bulaştırabilir
    HIV Nedir?

    HIV, AIDS'e yol açan virüstür HIV, Human Immunodeficiency Virus (Bağışıklık Sisteminin Çökmesine Neden Olan Virüs) kelimelerinin kısaltmasıdır

    HIV virüsü taşıyan insanlar "HIV pozitif" veya "HIV enfeksiyonlu" olarak adlandırılır

    HIV virüsü, bağışıklık sisteminize zarar vererek sizi hasta eder Bağışıklık sistemi vücudunuzu mikroplardan korur Bağışıklık sisteminiz çalışmadığında, mikroplar sizi daha kolay hasta edebilir

    Ancak, hasta görünmeyebilir veya hissetmeyebilirsiniz HIV virüsü taşıdığınızı bile bilmeyebilirsiniz

    AIDS Nedir?

    AIDS, HIV virüsü bağışıklık sisteminizi zayıf hale getirdikten sonra ortaya çıkan hastalıktır AIDS, Acquired Immunodeficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) kelimelerinin kısaltmasıdır

    AIDS hastası insanlar, bağışıklık sistemi güçlü olan insanları etkilemeyen mikroplar nedeniyle kötü enfeksiyonlara yakalanırlar AIDS hastası olmadan yıllar önce HIV virüsü almış olabilirsiniz

    HIV Virüsü Kadınlara Nasıl Bulaşır?

    HIV virüsü iki temel yolla bulaşır

    1 Seks

    HIV vücudunuza HIV virüsü taşıyan birisinin kanı, spermi veya vajinal akıntıları yoluyla bulaşır Bu durum, vajinal, anal veya oral seks sırasında gerçekleşebilir

    Lateksten yapılmış bir prezervatif kullanarak HIV virüsünden korunabilirsiniz
    HIV virüsü hem bir erkekten hem de bir kadından bulaşabilir Herhangi bir cinsel hastalığınız varsa HIV virüsünün size bulaşma ihtimali daha yüksektir

    2 İlaçlar

    HIV virüsü taşıyan birisiyle kirli bir iğneyi paylaşırsanız, virüs bulaşabilir

    HIV Kadınlara Nasıl Bulaşır
    Bir Erkekle Seks %36
    İğne Paylaşımı %14
    Sebebi Bilinmiyor %50


    HIV ile ilgili Uyarı İşaretleri

    Bazı HIV virüsü belirtileri şunlardır :

    Öksürme, ishal, kilo kaybı, gece terlemesi, yorgunluk hissi
    İlginç renkli veya kokulu bir vajina akıntısı
    Yinelenen veya kalıcı vajina enfeksiyonları
    Vajinada veya vajina çevresindeki yara veya acı
    Adet dönemlerinde ani bir değişim
    Adet dönemleri arasında karın ağrısı
    Seks sırasındaki olağandışı acı veya ağrı
    Dilinizde veya ağzınızın içinde beyaz noktalar veya yaralar


    HIV Testi Yaptırma

    Aşağıdaki durumlar sizin için geçerliyse HIV testi yaptırmalısınız:
    İğneleri paylaşıyorsanız
    Eşiniz ilaç kullanmışsa veya kullanıyorsa
    Vücudunuzda herhangi bir HIV belirtisi varsa
    Prezervatif kullanmadan seks yaptıysanız da test
    Test sonucunda virüs taşıyıp taşımadığınızı öğrenebilirsinizyaptırmalısınız Test yaptırmak basit ve kolaydır Ancak, virüsün bağışıklık sisteminize ne kadar zarar verdiğini öğrenemezsiniz

    Nasıl Test Yaptırabilirim

    Bazı yerlerde, adınızı vermeniz gerekmez, testin sonuçları yalnızca size bildirilecektir
    Diğer yerlerde, sonuçlar sağlık yetkilinize veya danışmanınıza da bildirilir
    Tedavi Olma
    HIV için herhangi bir tedavi bulunmamaktadır HIV virüsü
    taşıyan binlerce kişide yapılan çalışmalar, kombinasyon tedavisinin, insanların daha iyi hissetmesine ve daha uzun yaşamasına yardımcı olabildiğini göstermiştir
    Bir doktorla, hemşireyle veya danışmanla konuşun Tedavi seçenekleri hakkında size daha fazla bilgi verebilir
    Gereken Cevapları Alma
    Bugün, birçok yerde AIDS testi yaptırabilir ve AIDS konusundaki sorularınıza yanıt alabilirsiniz:
    Sağlık bakanlığına bağlı birimlerde veya yerel sağlık kuruluşlarında
    Devlet kliniklerinde
    Özel doktorlarda
    Özel laboratuarlarda
    Birçok devlet kliniğinde
    Ayrıca, doktorunuz da HIV testi yapabilir ve sonuçları verebilirtest işlemi ücretsiz olarak veya çok az bir ücretle gerçekleştirilmektedir Evde test yaptığınız takdirde sonuçlar için danışabileceğiniz yerler bulunmaktadır

    Hamile olan veya hamile kalmayı planlayan kadınlar için daha fazla bilgi verilebilir


    HIV Virüsüyle Nasıl Savaşabilirsiniz?

    HIV virüsü taşıdığınızı bir kere öğrendikten sonra, sağlık uzmanlarıyla birlikte hareket etmeniz her zaman çok önemlidir Nasıl yürüdüğünü biliyorsanız, tedavinize devam etmek her zaman daha kolaydır Virüs nasıl çoğalıyor? İlaçlar, virüsle savaşmanıza nasıl yardım ediyor? Virüsünüzün ve ilaç tedavinizin ne durumda olduğunu daha iyi anlamanıza yardımcı olmak için bu soruların cevapları verilmiştir

    HIV de dahil olmak üzere virüsler, kendi kendilerini kopyalayamazlar, çoğalamazlarVarlığını sürdürmek için HIV virüsünün vücudunuzdaki sağlıklı bir hücreyi işgal etmesi gerekmektedir
    HIV virüsü, CD4 hücrelerini işgal etmeye eğilimlidir CD4 hücreleri vücudun bağışıklık sisteminin sizi hasta edebilecek mikrop ve virüslere karşı korumasına yardımcı olan özel hücrelerdir

    SIK SORULAN SORULAR:

    Ben HIV (+) Bir Kişiyim Bu AIDS Hastası Olduğum Anlamına mı Geliyor?

    "HIV (+)" test sonuçları, sizin AIDS'e neden olan virusla (HIV) enfekte olduğunuz anlamına geliyor CD4+ T hücre sayınız 200hücre/mm3'ün altına düştüğünde ve/veya AIDS ile ilişkili bir hastalık (fırsatçı enfeksiyonlar ve Kaposi Sarkomu gibi) gelişirse HIV AIDS hastalığına doğru ilerler

    CD4+ T Hücre Sayısı Ne Demektir?

    HIV kişinin bu hücrelerini enfekte eder ve çoğalmak (kendi kopyasını yapar) için bu hücreleri kullanırCD4+ T hücre sayısı kişinin ölçülen CD4+ T hücre miktarı demektir Bu hücreler zarar gördükçe kişinin bağışıklık sistemi zayıflar ve kişi fırsatçı enfeksiyonlara (bakteriyel, viral, parazit ve mantar gibi) daha çabuk yakalanır

    Viral Yük Nedir?

    Viral yük insanın kanında bulunan virus (HIV) miktarıdır Yüksek miktarda viral yükü olan olan kişi, düşük viral yükü olan kişiden daha çabuk AIDS geliştirir

    CD4+ T Hücresi Nedir?

    HIV, çoğalmak için bu hücreleri kullanırCD4+T hücrelerine, akyuvarlar, T yardımcı hücreleri de denilmektedir İnsan bağışıklık sisteminde diğer hücrelerle birlikte hastalıklara karşı savaşırlar Sağlıklı bir kimsede CD4+T hücre sayısı 800-1200/mm3 kadardır

    Hangi Testler Yapılabilir?

    Türkiye'de kan ve kan ürünlerini toplayan ve saklayan merkezlerde (Kan Bankaları-Kızılay Kan Merkezi gibi) alınan her kan bağışında, HIV, Hepatit-B ve Hepatit-C virus antikorları veya antijenleri açısından tarama yapılması kanunen gereklidir

    Nerelerde Bakılabilir?

    Tanı ELISA yöntemiyle konur ELISA virusun bulaşmasından sonra 10-12 haftada sonuç verebilir

    Ayrıca enfeksiyonlar için gerekli diğer testler (sifiliz, tüberkülin deri testi, toksoplazma antikor testi ve kadınlar için jinekolojik Pap Smear testi) yapılmalıdırHIV tedavisine başlamadan önce doktorunuz tam bir hikaye almalı, fizik muayene yapmalı ve kan testlerini istemelidir Bu testler tam kan sayımı, viral yük testi ve CD4+ T hücre sayımını içerir Viral Yük testi ve CD4+ T hücre ölçme testi, HIV tedavisine başlamadan önce mutlaka yapılmalıdır

    Nasıl Bir Doktora Gitmeliyim?

    Tedaviniz hakkında karar verirken yakından çalışabileceğiniz birine ihtiyacınız olur ve bu yüzden kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir kişi olmalıdırHIV tedavisi kompleks bir tedavi olduğundan doktorunuzda HIV ve AIDS tedavisi konusunda uzman olmalıdır Bu HIV tedavisinin yararları ve riskleri hakkında herşeyi rahatlıkla sorabilmeniz için önemlidir Ayrıca Türkiye 'de AIDS tanı ve tedavisi hakkında sizi yönlendirebilecek ve yardımcı olabilecek merkezler bulunmaktadır
    Doğum kontrol hapları ve lateks olmayan prezervatifler, sizi HIV virüsünden koruyamaz Dövme ve vücuda piercing yaptırma işlemlerinde kullanılan iğneler, temiz değilse HIV bulaştırabilir Ancak, sağlık yetkilileri genellikle siz izin vermedikçe sonuçları başkasına vermezler
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Anal sex ters ilişki

    Anüs,kalın bağırsağın dışa açılan ucu olup, bağırsaklarda emilen besinlerin artıklarının boşaltılmasına en uygun anotomik yapıya sahiptir Vücudun bu bölümü, normal bir cinsel ilişki için gerekli olan özelliklere sahip değildirCinsel ilişkide penis dışardan içeri doğru hareketle kadın bedenine giriş yaparBu girişin maksimum zevk katsayısı ve kolaylığı için giriş bölgesinin kayganlaşması gerekirAnüsde (makatta ) kayganlaşmayı sağlayıcı salgı bezleri olmadığı gibi, dışardan içeri girişi sağlayacak şekilde değil, aksine içerdeki dışkıyı dışarı atacak anatomik yapı vardırBu yüzden anal birleşmeler zor, travmatik ve kadın için acı vericidirAnal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız olan mikroplar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler Bunun en yaygın biçimi, anal birleşmeyi izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki mikropların vajinaya kolayca taşınabilmesidir Ayrıca tekrarlanan anal birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına ve gaz -dışkı kaçırmalara yol açabilir
    Özellikle internette para kazanma amacıyla kurulmuş sex sitelerinde normal bir ilişki gibi lanse edilen anal sex, kadınlarında zevk aldığı bir ilişki gibi gösterilmesine karşın, ciddi araştırmalarda anal sexin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir( ABD de yapılan bir araştırmada anal sex den zevk alan kadın oranı Yüzbinde 2 olarak bulunmuştur)
    Partneri tarafından anal sexe zorlanan,istemediği bir cinsel eylemi yapma ile evlilikte huzursuzluk yaşama tercihleri arasında bocalayan kadınlarda ciddi psikolojik problemler ve depresyonlar görülebilir
     
  6. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Andropoz neler yapılmalı ?


    Erkekte de hormon seviyelerinde bir değişiklik söz konusu 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyorKadın cinsel hormonu belli bir yaştan sonra sıfıra iniyor ve menopoz denilen bu durumda eksik hormonun yerine konması uygulamada olan bir yaklaşım ' Andropoz ' olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, libido(cinsel güç)azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor

    Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor

    Türkiye ‘de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52'sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir

    Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir

    Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

    1 Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

    2 Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

    3 Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

    4 Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

    5 Organ yağlanmasında artış

    Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilirAndropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği 'andropoz'a göre daha doğru bir tanımdır

    39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %12 oranında düştüğü gösterilmiştir

    65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50'sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir

    Androjenler ve etkilediği organlar

    Androjenler %90'ı testislerden , %10'u böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve vücutta değişik oranlarda biyolojik etki gösteren steroid yapıda 5 hormondur

    Ergenlik döneminde sekonder seks karakterlerinin gelişmesini ve daha sonraki yıllarda da cinsel arzu, ereksiyon ve sperm yapımı gibi üremeye yönelik fonksiyonlarını sürdürürlerAndrojenlerin etkileri, daha anne karnındayken başlar ve çocuğun dış cinsel organlarının gelişmesini sağlar Özellikle gece ereksiyonlarını ve seksüel davranışları düzenler, kas, kemik, sinir sistemi, prostat, kemik iliği gibi organlarda da etki yaparak osteoporoz, ve kas gücüne olumlu etki ederler Erkek üreme sistemi ve sekonder seks karakterlerinin gelişimine olan etkileri androjenik etkiler olarak bilinir Ereksiyon(penisin sertleşmesi) mekanizmasının her basamağında rol alırlar Vücutta azot tutulumunu sağlayarak, kas ve kemik oluşumunu indüklerler(arttırırlar) Diğer yandan tüm yaşam boyunca bilişsel fonksiyonların gelişiminde rol oynarlar Ayrıca bu hormonların kan hücrelerinin yapımı ve serum lipid düzeylerine etkileri de kanıtlanmıştır Büyüme ve organlardaki bu etkileri ise anabolik (arttırıcı)etkiler olarak tanımlanır

    Androjenlerin ereksiyondaki rolü kesin sınırlanamamıştır, günümüzde belli bir eşik değer üstündeki serum androjen düzeylerinin normal cinsel fonksiyon için yeterli olduğu varsayılmakta, ancak bu eşik değer ile ilgili çelişkili görüşler öne sürülmektedir

    İnsanlarda, serum androgen düzey düşüklüğünün (hipogonadizm) hemen her zaman libido (cinsel istek)azalması ve özellikle gece ereksiyonlarının sertliğinde ve sıklığında azalma ile beraber olduğu bilinmektedir Bu hasta grubunda, testosteron tedavisi ile bu şikâyetler düzeltilebilmektedir

    Deneysel hayvan modellerinde de, androjenlerin, moleküler düzeyde ereksiyonun her aşamasında rol aldığı gösterilmiştir Ereksiyon, penise gelen kan akımının artması, giden kan akımının ise azalması ve penis içi basıncının artması ile gerçekleşir Androjenlerin penis kan dolaşımı üzerine etkileri, gelen kan akımının artması ve giden kan akımının azalması şeklindedir Bunu penis düz kaslarına, tunika albugineanın (penis kılıfı) fiziksel özelliklerini ve damarlara etkisi ile sağlar

    Ayrıca omurilikte de androgen reseptörlerinin varlığı gösterilmiştirDeneysel çalışmalar, androjenlerin beyinde, hipotalamus düzeyinde hormonları uyararak ereksiyonda rol alan ajanların salgılanmasını düzenlediğini ortaya koymuştur Androjenler penis düzeyinde de bu organın otonom sinir sistemine , damar cidarına , penis kılıfına , penis içi düz kaslara ve çizgili kaslara etkilidir Androjen reseptörlerinin uyarılması direkt olarak, ereksiyonda başlıca görev yapan azotoksit sentezine de etkilidir

    Sonuç olarak, deneysel çalışmalar, androjenlerin ereksiyonun her aşamasında belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur

    Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Enformasyon Departmanı'nın, 75 yıllık bir periyotta dünya nüfus tahminleri ve yansımalarından elde edilmiş verileri göstermektedirAndropozun şu anda dünyada kaç erkeğin sorunu olduğu tam olarak bilinmese de, 21 yüzyılın ilk yarısında androjen eksikliği olan erkek sayısının anlamlı bir şekilde artacağı nüfus araştırmaları sonucu tahmin edilmektedir Bu zaman içinde 65 yaş üstü birey sayısı 3 katına çıkarken, çocuk sayısı %35'den %20'lere düşecektir 20yüzyılın son on yılında dünya nüfusu 1 milyar artmıştır, ve önümüzdeki 25 yıl içinde de 2 milyarlık bir artış beklenmekte ve 2025 yılında dünya üzerinde 8 milyar insanın yaşayacağı öngörülmektedir Daha çarpıcı olarak, yaşam beklentisi, bu periyotta en az 30 yıl kadar artmıştır Sonuç olarak kaba bir hesapla 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %15'inin 65 yaş üstü bireylerden ve bunlarında yaklaşık %50'sinin erkeklerden oluştuğunu göz önünde bulundurursak, bu yaşlı erkek populasyonunun %30-50'sinde de serum biyoyararlanılabilir testosteron düzeyinin düşük olacağı varsayılırsa, bu tarihte dünya yüzeyinde androjen replasman tedavisi ihtiyacı duyabilecek 180-300 milyon erkek olacaktır

    Tedavi olanakları teknolojik gelişmelerle birlikte artmış olup: Androjen düşüklüğünün medikal tedavisinin amaçları seksüel fonksiyonların yerine konması, libido restorasyonu ve bireylerde iyi olma hâlinin teminidir Seksüel fonksiyonlardaki etkilerinin yanı sıra, eşit derecede önemli olarak androjen replasman tedavisi gelişmiş osteoporozun ilerlemesini engeller, kas gücünü restore eder ve mental kapasiteyi arttırır Testosteron tedavisi fizyolojik serum testosteron düzeylerinin kanda sağlanmasını, ayrıca testosteronun metabolizma ürünleri olan DHT ve östradiolün de optimize edilmesini içerir

    Günümüzde kullanılan formları, ağızdan alınan tabletler, kas içi enjeksiyonlar ve skrotal (Testis derisi)ya da nonskrotal deriye yapıştırılan yamalardır Bu yöntemlerin hepsinin ayrı avantajları ve dezavantajları bulunmasına rağmen, deriye yapıştırılarak kullanılan patch'ler günlük testosteron salınım ritmini taklit ederek fizyolojik ve etkili bir iyileşme sağlarlar

    Andropoz da bunlardan biri olmakla birlikte tanısı ve tedavisi oldukça kolay ve zahmetsiz bir yaşlılık sorunudurDünyamız hızla yaşlanan insanlığa ev sahipliği yapıyor Hızla yaşlanan insanlıkla birlikte ileri yaşlarda görülen sağlık sorunlarının da artması kaçınılmazdır Sonuç olarak, Birleşmiş Milletlerin verilerine dayanarak, 2025 yılında 180-300 milyon erkeğin , androgen replasman (Eksik hormonu yerine koyma)tedavisine gereksinim duyacağı tahmin edilmektedir
    Bunlar, testosteron, dihidrotestosteron, androstenedion, DHEA ve DHEA-S'dır
     
  7. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Birleşmenin uzatılması

    Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardırSevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir
    Ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedirBununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır
    Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardırBatı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır
    Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedirÜnlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir Bunun için, erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve "petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:
    Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidirbu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı oranda artacaktır Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir" Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır
    Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedirCinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır Üstelik, her erkek de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır
    Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur Bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir "labora
    İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu "soğuklukla" suçlamaya başlartuvar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan düzeyi düşer Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır
    İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadırWilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır
    Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdırReich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu söylemektedir Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra yapılması doğru olur Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir
    Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadırGerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve
    Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdıryaratıcı olmak zorundadır Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı değildir Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini de iyi tanıması gerekir Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır, Bunlardan en basiti, "duruşlar"la ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir
    Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektirYine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır Zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de
    beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir
    Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşırÇiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir
    Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir
     
  8. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Birlikte orgazm

    Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlarKadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir

    Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekirBu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder

    Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkilerElbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize

    Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar

    Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olurAncak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir

    Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalırSaatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz

    Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir

    Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir

    İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar
    Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız
     
  9. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel Ağrı bozukluğu

    1-Cinsel Ağrı Bozukluğu

    a-) Disparoni:

    Bu durum kişide önemli bir gerilime ve karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açarKadın ya da erkekte cinsel ilişki esnasında devamlı ya da tekrarlayıcı bir şekilde cinsel organ bölgelerinde ağrının olması durumudur Bu sorun başka bir psikiyatrik, vücutsal hastalık ya da maddenin etkilerine bağlı olarak gelişmemiş olmalıdır

    Bu sorun daha çok ilişki sırasında olsa da bazı kişilerde ilişki öncesi ya da sonrasında da görülebilmektedir Ağrının derecesi ve niteliği kişiden kişiye değişebilmektedir Bu durum nedeniyle kişiler cinsel ilişkilerini kısıtlayabilir, içe kapanabilir, evlilik yaşantılarında sorunlarla karşılaşabilirler

    Disparoniye yol açan psikolojik etkenler:
    Kişide cinsel ilişki ile ilgili gerilim ve endişe var ise bu da vajina kaslarında kasılmaya neden olarak ağrıya yol açmaktadırCinsel tecavüz travması ya da çocukluk çağında cinsel tacizler yaşayanlarda devamlı suretle cinsel bölgede ağrı daha çok gözlenmiştir Ağrı oluştuğunda esin cinsel aktiviteye ısrarla devam etmesi ya da esin cinsel ilişkiye hazır olmadığı durumlarda cinsel ilişki için ısrar durumlarında ağrı durumu artma göstermektedir

    Disparoniye yol açan vücutsal hastalıklar:

    İltihaplanmış ya da zarar görmüş kızlık zarı artıkları, doğum kesikleri izleri, cinsel bölgeye salgı yapan bezlerin hastalıkları, vajina ve civarı dokuların enfeksiyonları, endometriozis ve pelvis (alt karin bölgesi) bozuklukları sayılabilirKadınlarda cinsel bölge çevresine yönelik ameliyatlar sonrasında % 30 oranında ,geçici bir sure için bu sorunun oluşabildiği gözlenmiştir Ayrıca menapoz sonrasında da vajina yüzey dokusunun incelmesi ve ıslanmanın azalması nedeniyle disparoni oluşmaktadır Erkeklerde ise daha nadir olup, prostat bezi iltihapları, peyroni hastalığı, gonore ya da herpes hastalıkları sonrasında oluşabilmektedir

    Vaginismus:

    Bu durum kişide önemli bir gerilime ya da karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açarVajinanın kas dokusunun 1/3 dış kısmına ait kas grubunun cinsel birleşmeyi önleyecek düzeyde devamlı olarak ya da belli aralıklarla tekrarlayarak , kişinin isteği dışında kasılması durumudur Bu durumun başka bir psikiyatrik ya da vücutsal hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir

    Bazı kişilerde cinsel birleşme olmadan, cinsel aktivite olacağı düşüncesi bile bu durumu oluşturabilmektedir Kişide cinsel birleşme olmadan cinsel istek ve orgazm yetileri normal durumda devam edebilir Bu durumda bazı kişilerde cinsel ilişkiden kaçınma ve evlilik sorunları gözlenebilmektedir

    Kimlerde görülür?

    Cinsel taciz yaşantısı olanlarda , cinsellik konusunun tabu olarak kabul edildiği ailelerden gelenlerde gözlenmektedirDaha çok genç kadınlarda görülmektedir Evlilik öncesi, ilk gece hakkında çevreden duyulan abartılı korkutucu sözlerin etkisi olduğu düşünülmektedir Daha çok eğitimli ve sosyoekonomik düzeyi yüksek kişilerde görüldüğü yolunda yayınlar bulunmaktadır Daha önce herhangi bir sebeple ameliyat edilenlerde ya da vücutsal travma geçirip, yaralananlarda daha sonraları cinsel ilişki ile bu durumun oluşabildiği gözlenmiştir Ayrıca kişi duygusal olarak karşısındaki kişi tarafından baskılandığını, kötü davranıldığını düşünüyorsa bu da bir şekilde vücudun kendini savunması seklinde kendini gösterebilmektedir

    Tedavi:

    Davranışçı tedavi ve psikoterapi ile rahatsızlık normale dönmektedir
    Başlangıçta kişinin kendi başına yapacağı ev ödevleri , daha sonra eşi birlikteliğinde devam ederek, eşler arasında karşılıklı güven ortamının sağlanması ile düzelmektedir
     
  10. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel gelişim doğumdan ergenliğe

    ÇOCUKLUK CİNSELLİĞİ

    (CHILDHOOD SEXUALITY)

    İnsanoğlunun cinselliği insan ırkı kadar eskidir Cinsel aktivite içgüdüye bağlı olmasına karşın, cinsel davranışlar politika, ekonomi, tıp, sosyal ve dini görüşlerden etkilenmektedir ABD’de cinselliğin ifade edilişi, nesillerin değişimi, medyanın şu andaki cinsellik hakkındaki betimlemeleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korkma (özellikle AIDS), kadınların statülerinin ve rollerinin değişimi, etkin doğum kontrolü ve invitro fertilizasyon gibi tıbbi gelişmelerden etkilenmektedir

    Tarihçe

    16 yüzyıl öncesinde Biritinya ve Batı Avrupa’da aile üyeleri, işçiler, ve hizmetçiler bir çatı altında çalışır, yemek yer ve uyurlardı Çocuklar yetişkinlere göre sosyal olarak alt sınıfta görülürdü Çocukların aile ekonomisine katkıda bulunmaları beklenir ve yaptıkları hareketlerden hukuki olarak sorumlu tutulurlardı Çocuklar yetişkinlerin seksüel davranışlarını serbestçe seyreder ve tartışmaları açıkça dinlerlerdi Mastürbasyon yapar ve diğer çocuklarla cinsel oyunlar oynarlardı Cinsel gelişim bir problem olarak görülmezdi

    16 yy-19 yy arasında aileler işyerlerini yaşadıkları yerlerden ayırmaya başladılar Tek ve büyük odalar duvarlarla; çalışma, yemek ve yatak odalarına ayrıldı Cinsel ilişkiler kapalı kapılar arkasında olmaya başladı Dini etkilerle, belli bir çerçeve haricinde cinsellik günah olarak tanımlandı Cinsel ilişkiler gittikçe daha gizli hale geldi Cinsel meseleler yalnızca gizli yerlerde konuşuluyordu Ebeveynler çocuklarını sade, yalın ve cinsellikten uzak yetiştiriyorlardı Çocuklara vücutlarını örtmeleri ve cinsel objelere bakmamaları ve dokunmamaları anlatırdı (Elias 1978) Çocuklar vücutlarından utanır (Whitehurst 1971) Bacak, göbek (belly) gibi terimler yerine alttaki organ, alt kısım gibi terimler kullanılırdı (Lockwood 1978)

    Mastürbasyonun deliliğe, laterji, tüberküloz, sfiliz, impotans veya kısırlık, şekil bozukluğu ve epilepsiye yol açtığına inanılırdı19 yüzyılda ebeveynler, mastürbasyon yapan çocuklarını korkutmuşlar Çocukların bu yolla zevk almalarını engellemek ve zararlardan korumak amacıyla penisin çevresine uygun sivri uçlu halkalar, çelik ve deri kılıflar, elektrik şoklar, ve kasık bandajları geliştirilmişti Bazı ebeveynler yatarken çocuğun 4 ekstremitesini ayrı ayrı yatağa bağlarlardı Bütün bu önlemlere rağmen mastürbasyon yapan çocukların penisleri veya klitorisleri, beyaz sıcak demirle koterize edilebiliyordu Kızlarda inatçı mastürbasyonlarda bistüri veya makasla klitorektomi yaygın bir tedaviydi (Schwartz 1973) Bir çok medeniyetlerde klitoris eksizyonu mastürbasyonun tedavi şekli olarak kullanıldı (Huelsman, 1976)

    19 yüzyıl ortalarında edebiyat romantizmi altında çocuklara ve cinselliğe olan tavırlar yumuşamaya başladı Özgürlükçü iyi eğitilmiş ebeveynler çocukları masum, aseksüel ve korumaya muhtaç varlıklar olarak değerlendirmeye başladılar (Jackson 1993) Çocuklar incinebilir varlıklar olduğundan onların aileleri tarafından tehlikelere karşı korunmalıydı

    20 Yüzyıl

    Yüzyıllarda kontraseptif kullanımı şüpheli ve ahlak dışı sayılıyordu (Jackson 1993)Kayıtlı tarih boyunca ipek mendil, domuz bağırsağı gibi kontrasepsiyonun etkin olmayan formları kullanılmıştır 18 Ve 19 Yüzyıllarda, 18 ve 19 Çoğu kadın gebe kalma korkusu nedeniyle cinsel ilişkiden kaçınıyordu

    Etkin doğum kontrol metotlarının bulunması kadınların özgürlüğe kavuşmasında büyük katkısı olmuştur (Pickett 1971) Kadınlar hizmetçilik ve çocuk yetiştirme haricinde roller araştırmaya başlamıştır Kadınlar ev işleri haricinde, dışarıdaki işlerde çalışmaya başladı

    1930-1950’lerde çocuklukta cinsel oyunlara ve mastürbasyona karşı cezalarda anlamlı derecede azalma olmuştur (Wolfenstein 1953) Çocukları cinsel aktivite veya ilgilerinden dolayı cezalandırma veya azarlama yerine uyarma, vazgeçirme ve dikkatini başka alana çekme uygulanmaya başlanmıştır (Finkelhorn 1980) 1950’lerde yeni bir tema ortaya çıktı: ebeveynlerin çocuklarının cinsel ilgileri konusunda endişelenmemeleri gerektiği anlatıldı Her çocuğun vücudunu araştırması, vücudu hakkında bir şey öğrenmesi tamamen normaldir, bu meraktan öte bir şey değildir Bazı ebeveynler anormal olmayan cinsel oyunları oynamalarını da kabulleniyordu

    Şimdiki Durum

    1970’lerden 1990’lara kadar, çocuk cinselliği; çocuk cinsel kötüye kullanımı, tecavüz, istenmeyen ergen gebelikleri, homoseksüalite ve AIDS hakkında politik ve sosyal sorunlar nedeniyle artan bir problem olarak görüldü Bu sorunlar masum çocukları tehlikelerden koruma yönündeydi Çocuklar , hastalıklar, “yabancı tehlikesi” ve “kötü eller” konusunda uyarıldı Cinsel aktivite yönündeki olumlu referanslar atlandı ve çocukların cinsel aktivitenin olmaması sağlıklı ve kabul edilebilir sayıldı Şimdi, seksüel ilgi gösteren çocuklar sapkın veya anormal olarak görülmeye devam edilmektedir

    Seksin çocuklara tehlikeli olduğu anlatılmaktadır, Buna karşın aynı zamanda çocuklar artan tarzda cinsel içerikli karmaşık, iştahlı TV programlarına maruz kalmaktadır Ayrıca cinsel istismar ve tecavüz sahneleri gösterilmektedir

    Maalesef, bugünkü atmosferde bu mümkün olmamaktadırÇocukların cinsel gelişimi, gelişimin diğer yönleri gibi değerlendirilmeli ve izlenmelidir Çoğu anne baba çocuklarının cinsellik hakkında soru sormalarını istememektedir Ebeveynlerin tepkileri nedeniyle, okullar bu konuda araştırmalara izin vermemektedir (Yates 1993) Çocukların cinsellik konusunda kaygıları, yaşantılarının kafalarını karıştırma derecesi veya cinsel kötüye kullanımdan koruma programlarının etkileri çok az anlaşılmıştır Araştırma çalışmaları büyük ölçüde “ebeveynlerin çocuklarının cinsel davranışlarını gözlemleri” ve “erken cinsel deneyimleri olan erişkinlerin anıları” ile sınırlıdır Bu araştırma sonuçları da yanlış sonuçlara yol açabilmektedir Örneğin Friedrich ve arkadaşları (1991) ebeveynlerin çocuklarının cinsel davranışlarını gözlemlerine dayalı yaptıkları bir çalışmanın sonucunda çocukların cinsel aktivitelerin 4 yaşından 12 yaşına kadar azalma gösterdiği sonucunu çıkartmışlardır Bu o yaş çocukların cinsel aktivitelerini kısıtladığı anlamına gelmeyebilir, bu yaş çocukların onay görmeyen davranışların daha farkında olmaları ve seksüel aktivitelerini gizlemedeki büyük becerileriyle basitçe açıklanabilir

    Kültürel Bakışlar

    Medeniyet çocuk ve ergenlerin cinsel ilgi ve aktivitelerini engelleme ve yeniden yönlendirme konusunda büyük zaman ve efor göstermiştir Seksüel aktivitelere karşı yasaklar daha çok kızlara getirilmiştir (Elwin 1968)

    Seksüel gelişim üzerine bakış, büyük ölçüde toplumlarda kullanılan görgü ve metodlara dayanmaktadır (Ford ve Beach 1951) Marshall ve Suggs (1971), Currier (1981) çeşitli kültürlerde cinselliğe yönelik 4 genel yaklaşım tarif etmektedir:

    a Baskıcı (repressive)

    b Kısıtlayıcı (restrictive)

    c Müsade edici (permissive)

    d Destekleyici (supportive)

    Çocukların cinsel ilgi ve aktiviteleri yasaklanmıştır, formal seks eğitimi yoktur Bekarlık idealdirCinselliği baskıcı kültürler: Türkiye vs Bu tür kültürlerde cinsel aktivitenin tehlikeli olduğuna inanılır Cinsel ifadeler oldukça kısıtlanmıştır Erkek çocuklar erken dönemde kız çocuklarından ayrı tutulur, erotik ilgi ve aktiviteler şiddetle cezalandırılır

    Cinselliği kısıtlayıcı kültürler: Sıklıkla gelişmiş ülkelerde gözlenir Örnek ABD Bu kültürlerde seks önemlidir fakat seksüel aktivitenin çıkaracağı sorunlar sebebiyle korkular vardır Çocukların cinsel ilgileri için cezalandırılmamalarına rağmen, başka yollarla inhibe edilir Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tecavüz, ve istenmeyen gebelikler için seks eğitimi vurgulanır

    Bu tip kültürler Afrika ve okyanus ülkelerinde vardırCinselliğe müsade edici kültürler: Çoğu cinsel ifade ve davranışlara hoşgörü ve göz yumucu olurlar Cinsellik; normal, doğal, ve insan varlığının değerli yönü olarak görülür Buna karşın cinsel aktiviteler için teşvik yoktur Evlilik öncesi seks yaygındır

    Cinselliği destekleyici kültürler: Erken cinsel deneyimi gelişimin gerekli bir parçası olarak görürler Bu tür kültür Ekvator Afrika’sında, Güney Asya ve güney Pasifik’te gözlenir Burada çocukların seksüel duyguları hissetmesi ve aktiviteleri öğrenmesi için ortam sunulur

    Bebeklerin bacaklarının iki yana açık olarak taşınması veya tutulması ile çocuklarda direkt olarak genital stimulasyon olurCinselliği müsaade edici ve destekleyici kültürlerde, bebek cinsel organları genellikle açıktadır (çıplaktır), yetişkinlerle cilt-cilt teması sıktır Bebekler huzursuz olduklarında, yetişkinler, genellikle kadın, onu yatıştırmak için cinsel organlarını uyarabilmektedirler Bu elle veya oral yolla olmaktadır

    Gadpaille (1978) Çocukların cinsel oyunları yeterince oynamamışsa, daha sonraki cinsel yaşantıları için duygusal olarak hazır olamayacaklarını ileri sürmüştür Money ve Ehrhardt (1972) ise ergen çiftleşme provalarının yetişkin erotik yeterlilik için gerekli olduğunu ileri sürmüştür Bu araştırıcılar yasaklama ve cezalandırmanın sonuçları konusunda endişeli olup, daha müsaade edici toplumlarda yetişkin parafililerinin olmayacağına dikkat çekmişlerdir

    Çoğu yetişkin, cinsel oyun oynayan çocuklarının daha ileri gidecekleri ve uygunsuz cinsel aktiviteler gösterecekleri konusunda endişelenirler Cinsel olarak müsaade edici toplumlardan Kibbutizm’de, cinsel oyunlar yordanabilen gidiş göstermektedir Bu kültürde Mastürbasyon ve arkadaş oyunları bebeklikte başlar, erken çocuklukta yoğunlaşır, fakat erken okul yıllarında şiddeti oldukça azalır (Shepher 1971) Cinsel konulardan utanma yaklaşık 9-10 yaşlarında gözlenir, aynı zamanda cinsiyetler arası ilişkiler azalır Bu gerginlik 13-14 yaşlarında kaybolur, sıcak, arkadaşça aseksüel ilişkiler olur

    Bebekler bakım vericileri tarafından sık kucağa alındıkları ve taşındıkları zaman, büyük olasılıkla daha ilgili oldukları ve daha sonraları cinsel olaylara karşı rahat olduklarını ileri sürmüştür (Broude 1976) Broude ve Prescott (1975) fiziksel sevginin (kucaklama, başını okşama vs) az olduğu çocukların yüksek oranda şiddet gösterdiklerini saptamışlardır Bebekle bakım verici arasındaki fiziksel temas ABD’de oldukça değişkendir, fakat muhtemelen endüstrileşmemiş ülkelere göre daha azdır ABD toplumunda son yıllarda bebeğini memesiyle besleyen kadın sayısı armış, bu da fiziksel teması daha artırmıştır Diğer yandan, ev dışında çalışan kadın sayısında artış vardır, anneler bu sebeple bebeklerinden uzun süreli ayrı kalmakta sıklıkla bebek bakıcılarla kalmaktadır Bu anneler aynı zamanda ev işleriyle de uğraşmakta, işte olamayan streslerini evde göstermektedirler Bundan dolayı, çocuklarına şefkat ve fiziksel temasları için az zaman olmaktadır

    Son Zamanlardaki Kültürel Değişiklik

    ABD kültüründe son zamanlardaki değişiklikler çocukların cinsel gelişimini etkilemiştir Aileler sıklıkla çocuklarının omuzlarına aşırı yüksek beklentiler yüklemektedir Ebeveynler başarılarını artırmak için oldukça müdahaleci ve kısıtlayıcı olabilmektedirler Başarının aşırı vurgulanması çocuğun kabiliyetlerini bozmaktadır Bu çocuklar anne babalarının rüyalarını ve narsistik gereksinimlerini yerine getirmek için uğraşırlar, bu amaçların yerine getirilmesi imkansız olduğu zaman, depresyon, madde kötüye kullanımı, yeme bozuklukları ile neticelene bilmektedir Ebeveyn başarıyı aşırı vurgularsa, çocuğun seksüel gelişimi sıklıkla kısıtlanmış olur Bu sebeplerle çocuğun seksüel istek, veya diğer zevk almaları için yeterince zaman olmaz

    Evde bile kendi kendine oynaması yönünde teşvik edilirKültürdeki ikinci büyük değişim bağımsız olmanın aşırı vurgulanışıdır (Yates 1991): Bu bağımsız oluş öncesinden kreş ve bakıcıya verilerek öğretilir Bu durumun sonuçları hakkında uzunlamasına çalışmalar yoktur Fakat kendi başına yeterliliğin yerini alan bu değer ve kavram, bağımsızlık konusunda endişeleri artırabilmekte ve birlikte yaşam kurma konusunda zorluklar çıkarabilmektedir

    Cinsel Eğitim

    Cinsel kötüye kullanım önleme programları sıklıkla anaokulunda başlar, seks eğitimi ise nadiren 5 Sınıftan önce başlar Seks eğitim programlarında hemen hemen her zaman cinsel zevk alma, mastürbasyon ve homoseksüalite gibi çelişkili konuları işlemez atlarlar Çoğu ebeveyn bu konuların çocukları için zararlı veya aşırı uyarıcı olduğunu düşünmektedir Müfredatlar “emniyet”, özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıkların tehlikelerinden bahsedilir

    Cinsel eğitimde sınıflara göre uygun materyaller kullanılmalıdır Kullanılan kelimeler çocuklar tarafından yanlış anlaşılabileceği ve kafalarını karıştırabileceğinden ötürü dikkatle seçilmelidir: Yumurta dendiğinde, tavuk gibi kümes hayvanlarının ürettiği bir obje olarak zan edilebilir Tohum dendiğinde, annesinin mide duvarına bitişik toprakta yetişin bitkilerin tohumları olarak algılar, ve bunun babanın semeni ile zaman zaman sulandığını zannederler (Goldman ve Goldman 1981)

    Bu kitaplarda mastürbasyon, vücudu tanıma ve cinsel oyunlardan bahsetmiyor, cinsel tacizin tehlikeleri üzerine odaklaşıyorduCampell (1986), son yüzyılda gençlere cinsel tavsiyelerde bulunan basılı 400’den fazla kitabı gözden geçirdiğinde; Bu kitapların içeriği sanki aynı ağızdan konuşuyormuş gibi, seksin tehlikelerinden, istenmeyen gebeliklerin sonuçlarından, cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlarından ve cinsel sapkınlık ve işlev bozuklukları gibi cinselliğin problemli alanlarından bahsetmektedir Zevk alma , doyum ile ilgili şeyler içermiyorlardı Son 10 yılda cinsel tavsiye kitaplarına cinsel taciz den korunmayı içeren bölüm ve broşürler eklendi Frayser (1993) bu tür programların normal cinsel oyunlar oynayan çocukları travmatize edecekleri konusunda uyarmıştır Prescott (1975) çocuklara verilen “kötü dokunma” mesajları çocuğun kafasını karıştıracağını ve ebeveynin dokunma ve kucağa almasıyla hoşnut oldukları duygulardan yoksun kalabileceklerini ileri sürmüştür Şanslıyız ki, birkaç olumlu cinsel eğitim programları mevcuttur (Krivacska 1990, Siecus 1991) Ancak anne babaların bu konudaki protestoları nedeniyle bu programların uygulanmasında bazı problemler açığa çıkarmıştır

    NORMAL CİNSEL GELİŞİM
    Bebeklik
    Beslendiği zamanlarda memeye veya şişeye yaklaşır, organize olur, amaca yönelik aktiviteye başlar: o an bebek ağlamayı keser, avuçlarını kapatır, ağzını açar, memeyi arar ve kendini ona doğra ittirir, yakalar ve güçlü bir tarzda emerBebeğin meme emişini gözleyen herhangi bir kimse, bebeğin ilk cinsel deneyiminin birincil bakım vericinin meme ve meme çevresiyle olduğunun farkında olur Bebeğin yüzü kırmızıdır, bu onun anksiyöz durumunu tanımlayan bir mizaç vardır Süt azalmaya başladığı zaman, avuçlarında gevşeme olur, gözler açılır kapanır ve rahatlar Bir kaç dakika içinde anksiyöz durum geçer ve huzurlu ve zevkli hal alır Bebek doyduğu zaman bile emmeye devam eder, belirgin uykulu olmasına rağmen memeye tekrarlar tarzda diliyle dokunur Annenin kokusu, sıcaklığı, ve yakınlığı bu ilk ve güzel erotik deneyimin parçalarıdır

    Bu ilgiler, ayrılma bireyselleşme süreci başlangıcında belirginleşirBebek büyürken memeden başka, annenin kendisine karşı cinsel ilgiler gelişir Haftasından sonra bebeğin otoerotik objesi olarak başparmak iş görebilir Memenin elverişli, hazır olduğu kültürlerde başparmak emme olmazken, birincil bakım vericinin elverişli olmadığı kültürlerde cinsel ilginin memeden parmağa erken dönüşü gözlemlenebilmektedir (Sarlin 1975) Yaşamın 12 Geçmişte parmak emme psikopatoloji ile ilişkili görülürken, şimdi bu durum bir problem ile ilişkilendirilmemektedir

    Yaşamın ilk 4 ayı ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altını bağlama ve cinsel organlarının temizlenmesi sırasında duyumlar ile cinsel organlarını fark ederler Bakım vericinin dokunuşlarından büyük zevk alırlar Yaşamın ilk yılında bebeklerin cinsel organları ile oynamaları nadir değildir, nadiren orgazm noktasına ulaşırlar Kız bebekler büyük olasılıkla bu yıllarda kendilerini uyarırlarken (Galenson 1993), erkek bebekler büyük olasılıkla bunu yaşamın 2 ve 3 yıllarında yaparlar Bebekler vücudunu araştırmak ve vücudunun sınırlarını belirlemek için vücuduna dokunmaya başlayabilir, fakat ardı sıra zevk alma birincil motif olur (Spitz and Wolf 1949) Kendini doyurma, çocuğun direktifleri altında, otonom aktivitedir Bu ona bağımsız kimlik duygusu verir, ayrılma ve bireyselleşme sürecine yardım eder (Sarlin 1975)

    Erkek ve kız cinsel organları arasındaki anotomik farklılıklar, çocukların psikoseksüel gelişiminde çok önemli yere sahiptir (Gadpaille 1976, Kestenberg 1968) Erkek çocuklar ele geldiğinden dolayı, erekte penisten zevk alabileceklerini fark edebilir Penis görülebilir, sıklıkla bir isme sahiptir Bu nedenle, küçük erkek çocuklar kolaylıkla penisi vücudunun diğer parçalarıyla bütünleştirmeye meyillidir

    Kızların cinsel organları gizli olduğundan dolayı, cinsel deneyimler içe almaya yönelik olduğundan, daha çok içe yönelik duyumları içermektedirKızlar klitorisi, dışkı ve kokunun olduğu bitişik “kirli” bölgelerinden ayırmakta güçlükleri olabilir (Yates 1978) Bunun tersine erkekler, seksüel yaşantıları dışa yönelimli ve fallik duyumlar üzerine odaklaşmıştır (Galenson 1974, Kestenberg 1968)

    70 anne-bebek çiftinin 7’sinde sorunlu ilişki göstermişCinsel organlara erken ilgi, emosyonel sağlık ve olumlu bakımverici-çocuk ilişkisi ile ilişkilidir Spitz 248 bebekle yaptığı orijinal çalışmasında, ciddi yoksunluk yaşamış bebeklerin bulunduğu kimsesizler evlerindeki bebeklerde cinsel oyunların tamamen kaybolduğunu belirlemiştir, ayrıca sorunlu bakımın olduğu hapishane bakımevlerinde cinsel organlarla oynamanın nadir olduğu fakat ebeveynlik yönünden avantajlı bebeklerde cinsel organlarla oyunların genellikle var olduğunu belirlemiştir (Spitz and Wolf, 1949) Galenson (1974) aynı ilişkiye uzunlamasına bir çalışmasında işaret etmektedir Sorunlu ilişkinin olduğu bebeklerin iyi beslenmelerine karşın kendi kendilerini uyarmadıkları gözlenmiştir

    Toddler (Yeni yürüyen bebekler)

    Yaklaşık 18 ay civarında kızlar babalarına karşı erotik olarak davranmaya başlarlar Bu durum “anal erotizm” olarak adlandırılırBebek gözlem çalışmaları (Galenson 1993, Galenson and Roiphe 1976, Kleeman 1975) ; ikinci yılın başlangıcına doğru bebekler tuvaletlerine, başkalarının defekasyonunu izlemeye ve kendi barsak hareketlerini hissetmeye ilgi oluşur Aynı zamanda bu dönemde bebekler dik kafalı, inatçı ve negativist olurlar Eğer dışarıdan müdahale artarsa bu özellikler daha yoğunlaşır Üriner erotizm 12 –14 aylar arasında yüzeyleşir Kızlar, penisi olmadığı gerçeğini hissedebilirler 15 aya kadar, çoğu çocuk cinsiyetler arasındaki farklılıkları bilirler Bu süreç, eğer çocuğa karşı cinsin cinsel organlarını görme fırsatı olmuşsa çabuklaşır Cinsel organıyla övünme ve teşhir etme bu dönemde sıklıkla dikkati çeker (Glenson 1974, Kleeman 1976) Bu annenin cinsiyet rolü ile ilk özdeşime işaret edebilir Yetişkinin övücü ve hoşlanıcı tavırları küçük kıza güven verir ve dişiliğiyle övünür

    Cinsel oyunlardan mastürbasyona değişim tedrici ve kesintisiz olarak 2 yaşına doğru olur 15 ve 24 aylar arasında bebeklerin cinsel organlarını farkındalığında artış olur, özellikle banyo ve bez bağlama sırasında (Galenson 1974, 1993) Bu dönemde kendini uyaran kız sayısı erkeklerden daha azdır, kızlar daha az sıklık ve yoğunlukta yaparlar (Kleema 1975) Kendini uyarma (self-stimulation) ile, buna eşlik eden kızarma, hızlı solunum ve artmış terleme olur Başlangıçta bebek kendini uyarırken bakım verici ile sevgi kontağı kurmaya çalışır ABD’deki yetişkinler bu tür temastan rahatsız olur ve daha ileri teması engellerler Bunun sonucu kendi kendini tatmin etmeye devam eden çocuklar, donuk ve sürekli bakış ile, anne babanın uzaklaşmasıyla bunu yaparlar

    Kızlar kendilerini uyarmak için daha çok indirekt (dolaylı) teknikleri (bacakları, uylukları, ayak parmaklarını vsYaşamın ikinci yılında oluşan masturbatuvar aktivite paterni erkekler arasında sebat etmeye meyillidir, kızlar arasında ileri bir evrimleşme geçirir (Galenson 1973, Galenson and Roiphe 1976) Bu tepkiler şunlar olabilmektedir: regresyon, korkaklık, şevk ve heyecanın kaybı, üzüntü ve mastürbasyon ilgisinin vücudun başka bölgelerine veya cansız nesnelere (oyuncaklar gibi) kayması yani yer değiştirmesidir Hayal kırıklığı (frustration reactions) tepkileri sıklıkla yaygındır ve bazen 2 yılın ikinci yarısında kızlar arasında bu tepkiler şiddetli olmaktadır) kullanmayı öğrenirler Kızlar mastürbasyonu tamamen bırakabilir veya zevk almaksızın mastürbasyona devam edebilirler Bir kısım erkek çocuklarda benzer patern göstermektedir Psikoanalistler bunu preödipal kastrasyon tepkisi olarak adlandırlar (Roiphe and Galenson 1973) Bazı kızlarda babalarına erotik olarak ilgi artarken, diğerlerinde annelerine hostil bağımlılıkta artış olur Frustrasyon tepkileri kızların sembolik düşünce ve iç karmaşıklığında artış olarak gözlemlenir Buna karşın, çok aşırı etkilenmiş kızların imajinazisyonlarında kısıtlılık olur Erkek çocuklar daha az belirgin bozukluk gösterir

    Bir kısım 2-3 yaşlarındaki kızlar imrenme bulguları gösterir Penise sahipmiş gibi ayakta işemekte ısrar ederler, cinsel bölgelerinde çubuk veya oyuncak tutarlar (Galenson and Roiphe 1976) Erkek çocuklar memelerinin büyümesi veya bebeklerinin olması tarzında arzular ifade edebilir (Edgcumbe 1976)

    Okul öncesi Çocuk

    4 yaşından sonra, kızlarda erkek çocuklardan daha azdır (Sears ve ark, 1957)Çocuklar büyürken erotik ilgileri kardeş ve arkadaşlarına kayar Çoğu 4 yaşındaki çocuklar “anne” veya”baba” gibi evcilik oyunları veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynar Bütün okul öncesi çocukların yarısı cinsel oyunlar veya mastürbasyonla iştigal eder (Clower 1976, Newson and Newson 1962) 4-6 yaşlarında yaygın olarak gözlenen cinsel aktiviteler: teşhircilik, apışı kurcalama, cinsel organlara dokunma ve onları başkalarına gösterme, kadınların memelerine dokunma (Friedrich ve ark 1991), çıplak olmaktan hoşlanma veya çıplak kişileri gözetleme, vajina veya rektuma obje yerleştirmeyi denemedir (Johnson 1993) Bu davranışlar evde çıplaklık var olduğunda daha yaygındır Bu dönemde çocukların cinsellik kavramı primitiftir Çoğu çocuk, bebeğin annenin midesini kesilerek çıktığına veya annenin anüsünden doğduğuna inanır (Goldman and Goldman 1981)

    Okul öncesi çocuklar, anatomik farklılıklar, cinsel ilişki ve üreme hakkında sık soru sorarlar (Robinson ve ark 1991)Ödipal yıllarda erotik ilgilerde artış olur, bu ilgi karşı cins ebeveyne odaklaşır Erkek çocuklar anneleriyle evlenmeyi ve birlikte uyumayı arzulayabilirler Kendilerini hoşnut hissettiklerinden dolayı annelerinin penisleriyle oynamalarını isteyebilirler 3-5 yaşındaki kızlar babayla ilişkilerinde son derece erotik olurlar Bununla birlikte çok az olasılıkla genital temas denerler, daha çok ilişkilerinde özellik isterler (Roiphe ve Galenson 1973)

    BABANIN ROLÜ

    1976)Babalar çocuğun bakımına az katılmasına rağmen, oyunlarına anneden daha fazla katılırlar (Flerx ve ark Babaların oyun paternleri, annelerin oyun paternlerine oranla oldukça daha uyarıcı ve daha farklıdır (Ablin 1971, Lamb 1980) Çocuğun bakımını her iki ebeveyn tarafından paylaşıldığı zaman, çocukların kafasında daha dengeli ve gerçekçi anne-ebeveyn imajları oluşur Maalesef, çocuğun bakımı , dışarıda bir işte çalışıp veya çalışmasın, büyük ev işleri yanında anneye kalmaktadır (Hochschild 1989)

    Baba yokluğunda, erkek çocukların daha düşük maskülinite puanlarına sahip oldukları (Mead ve Rekers 1979) ve babasız evlerde büyüyen erkeklerin yetişkin yaşamlarında daha az başarılı heteroseksüel uyum gösterdikleri saptanmıştır (Cinch 1949)Eğiten, dominant, ve çocuk bakımına aktif katılan babalar, büyük olsalıkla maskulin oğullar ve feminen kızlar yetiştirirler (Spieler 1984) Genel olarak, erken dönemde baba yoksunluğu, erkeklerin psikoseksüel gelişimi üzerine derin tesirleri olmaktadır (Hetherington 1971)

    Babalarına cinsel çekicilikle kendini kabul ettiren kızların, kendi dişiliklerini kabulleri daha kolay olmaktadırKızlar, feminen olmayı maskülen babaları ile olan olumlu ilişkileri yoluyla öğrenirler Babanın kızlarını red ettikleri durumlarda, belki de erkek çocuk tercihleri nedeniyle, kızların kendilik saygıları ve başkaları ile ilişki kurma yetileri bozulur (Spieler 1984) Cinsel çekiciliğini teyit ettirmesi ve anneyle olumlu özdeşimde olduğu durum var ise, daha bütünleşmiş kendilik duygusu geliştirecektir

    Babasız büyümüş (veya babasıyla olumsuz ilişkiye sahip) ergen kızlar cinselliğe daha erken yaşta başlamakta ve ilişkilerinde sık partner değiştirmeye eğilimli olmaktadırlar (Hetherington 1971/2)Babasız büyüyen kızlarda feminen rolü öğrenmekte güçlüklerle karşılaşabilmektedir Buna ilaveten sık ailesi çatışması yaşamış ve anneyle yakın ilişkisi olmayan kızların da daha büyük olasılıkla gelişi güzel cinsel ilişkide bulunma gösterdikleri saptanmıştır Baba yokluğu kızların psikoseksüel gelişimi üzerine erkeklerden daha az zarar verici olduğu gözlenmektedir

    Okul Yaşı Çocukları

    Bu dönem latens dönemi olarak adlandırılır, 6 yaş ile ergenlik arası dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açık cinsel aktivite gösterirlerOkula başlamakla çocukların cinsel aktivitelerinde göreceli bir azalma vardır (Kinsey ve ark 1948, Ramsey 1943) Puberte öncesinde erkek çocuklarla görüşüldüğünde, onların %70’i cinsel oyun bildirmektedir Bu durum, erken cinsel oyunlarının sıklıkla unutulduğu veya represe edildiğini düşündürmektedir (Kinsey ve ark, 1948) Seksüel olarak kısıtlayıcı toplumlarda bile, 6-12 yaş arası çocuklarda cinsel aktivite gözlenmektedir (Rutter 1971)

    Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezler fakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme gibi, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarını arkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanların yavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler (Johnson 1993) “Seks kirli veya kötüdür” kavramını yerini “seks hoştur” eklenir

    Bu oyunlar ileride grup oyunlarına dönebilir (daha büyük okul çocukları arasında strip poker gibi)Okul dönemine kadar cinsel oyunların çok kötü bir şey yapmak olduğunu bilirler Bu dönemde cinsellik onları utandırır Buna rağmen, çoğu çocuk cinsel oyunlara devam eder Cinsel Sağlık (Genel)n veya yanlış yapan elbisesinin çıkarır (soyunma oyunu) Bu oyunlar genellikle erkek çocuklar arasında olur

    Okula başlamayla, çocuklar kız erkek tuvaletleri ayrı olduğunu ve karşı cinsten birinin yanında çıplak görünülmemesini öğrenirlerKızların 4-6 yaş, erkeklerin 5-8 yaşlarında bazen çıplak oluşlarına ılımlı bakılır 4-5 Sınıfa kadar, alt giysilerinin (külot) görünmesinden aşırı utanırlar

    8 yaşından büyük çocuklarıyla banyo yapan anneler, 9 yaşından büyük kızları ile banyo yada duş alan babalar nadirdir (Rosenfeld ve arkEbeveynler çocukları büyüdükçe daha makul olurlar Çocuklar anne babalarının bu tutumlarını, kendi vücutlarında kötü bir şey veya kirli olduğu tarzında yorumlayabilir (Rosenfeld ve ark 1987) 1984)

    Anne Babalar

    Babalar nadiren cinsel eğitime katılırÜst sosyoekonomik seviyedeki ebeveynlerin çoğu, çocuklarının cinsel aktivitelerini ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama gibi tepkiler gösterir ve nonverbal davranışlarda bulunurlar (görmemezlikten gelme, kapıyı kapama ve cinsel konuları konuşmaktan kaçınma) (Finkelhor 1980) Çocuklarını cinsel aktivitelerini yanlış tanımlarlar yada o davranışların cinsel olmadığını düşünürler Ergen erkekleri %64’ü, ergen kızların %33’ü ebeveynlerinin cinsellik hakkında kendileriyle konuşulmadığını bildirmiştir Seks hakkındaki konuşmalar sıklıkla kızlar ile anneler arasında olur, anne-kız arasındaki konuşmanın konusu sıklıkla adet görme ve evlilik öncesi cinsel ilişkinin olumsuz yönleri üzerine odaklanır (Gagnon ve Simon 1973) Ebeveynlerin %85-95’i çocuklara herhangi bir erotik davranıştan asla söz etmedikleri bildirmiştir (Gagnon ve Simon 1973)

    Çocuklar büyük olasılıkla cinsel bilgileri kendi cinsiyetteki arkadaşlarından öğrenmektedirler (Gebhard 1977) Okuma materyallerinden ve öğretmenlerinden ebeveynlerinkinden daha fazla öğrenirler

    Konuşsalar bile, aşk, gebelik, ve erkek-kadın arasındaki farklılıklar gibi güvenli konuları konuşmayı tercih etmektedirler1000’den fazla ebeveynle yapılan bir araştırmada, Gagnon (Gagnon ve Simon 1973) , hiç bir anne babanın küçük kızlarının klitorisinin ismini kızına söylemediği saptanmıştır Ebeveynler seks konusunda konuşmayı tekrar tekrar ertelemektedir Ebeveynler homoseksüaliteye karşı onaylamadıklarını nonverbal olarak göstermektedirler Masturbasyon, cinsel ilişki, ve homoseksüalite gibi riskli konularda hemen hemen her zaman kaçınmaktadırlar Erkek çocuklar, diğer erkeklere dokunma, öpme ve kucaklamalara karşı ikaz edilir Oyunlarda bu tür davranışlarda çocuklar birbirlerini “----” gibi sık çağırır

    Profosyenel ve üst SES ebeveynler çocuk cinselliğine karşı nispeten açık ve kabul edicidirÇocuk yetiştirmede ebeveyn yaklaşımlarında sınıfsal farklılıklar gözlenir Üst SES anneler, çocukların ilgilerine açıklık getirerek nötralize etmeye eğilimli iken, işçi sınıfı aileleri bu ilgileri bastırmaya eğilimlidir

    Ergen

    9-13 yaşları arasında gonodotropin indükleyici hormonda keskin bir artış olur6-8 yaşlarında adrenal androjen sekresyon artışı başlar ve ergenlik ortasında pik dereceye ulaşır Erkeklerdeki yüksek androjen seviyeleri erotizmdeki büyük artışı tetikler (Money 1961) Serbest testesteron indeksi cinsel motivasyon ve davranışın tek güçlü belirleyicisi olur (Udry ve ark 1985, Udry ve Billy 1987): erkekler inatçı ve tekrarlayan cinsel düşünceler ve penil ereksiyondan dolayı yogun olarak utanmaya başlarlar
    Kızlardaki menarş östridiol artışı ile belirginleşir, 19 yaşına kadar erişkinlerdekine benzerKızlar erkeklerden yaklaşık 2 yıl önce puberteye girerler Değişiklikleri 3 veya 4 yılda tamamlarken, erkeklerin 4 veya 5 yılını alır Puberte döneminde adrenal androjen artışları olur, kızlarda erotejeniktir fakat erkeklerden daha düşüktür Progesteron artışı daha sonraları olur, menarşın ilk 2 yılında sikluslar sıklıkla anovulatuvardır Ergen kızlarda hormonların seksüel davranış üzerine etkisi zayıftır fakat fakat motivasyon üzerine güçlü etkileri vardır (Smith ve ark 1985)

    Bazıları memelerinin büyümesi gibi erken maturasyondan utanırken, bazı geç maturasyon gösterenler adetlerinin başlayıp başlamayacağı konusunda endişeler yaşarlar Kas yapıları, atletik görünüm ve cinsel açlık nedeniyle daha fazla kendilik değeri problemlerine sahip olma eğilimleri olurPuberteye ulaşan erkekler daha az toplum içine girmeye, iddiacı ve daha az güvenli olmaya eğilimlidir fakat hevesli, konuşkan ve dikkat çekmeye eğilimlidir (Sorenson 1973) Kızların değişime tepkileri daha çeşitli olur Pet kullanmaya başlamayla, vajinanın içinin veya dokunmanın ilk kez farkında oluyor olabilirler (Whisnant ve ark Adetlerin başlaması kızların yaşamında önemli yer taşır 1979)

    Ergenlerde biyolojik değişiklikler ile birlikte gerçek bir kriz oluşur Ensestöz ve biseksüel karmaşalar, çatışmalar tekrar yaşanır ve cinsel yönelim ana mesele olur Çoğu erkek ve kız heteroseksüel yönelimlere rağmen homoseksüel davranışlar gösterebilirler

    Çoğu zenci ergen beyaz ergenlere oranla 2 kat daha fazla olarak 15 yaş öncesi cinsel ilişkiye başlar ve bunların %61’i düşük SES zencilerdir (Zabin ve arkŞimdilerde ABD’de ilk cinsel ilişkiye başlama ortalama yaşı kızlarda 16 Kızlar ilişkiler konusunda erkeklere oranla daha ciddidir2, erkeklerde 157’dir (Wyatt 1990, Zelnik ve Shah 1983) 1986) Başlangıç cinsel ilişkiden sonra, kızlar sıklıkla uzun bir süre koitustan kaçınır Erkekler bir kaç partner bulmaya eğilimlidir (Sonnestein ve ark 1991)

    Mastürbasyon yapan erkek ve kızların 2/3’ü yaptıklarından dolayı suçluluk ve utanma hissetmektedirCinsel aktif kızların sayısı 1971-1979 arasında artış gösterirken, 1982 de azalmıştır (Hofferth 1990) Cinsel ilişkiye girmiş çoğu kız bunun yanlış yaptığını, keşke evlenen kadar bekaretim sağlam olsun diye düşünmektedir (Coles ve Stokes 1985) Kötü, kirli ve ahlak zayıflığı olduğu görüşündedirler Onlar aktif olarak kendi kendilerini kısıtlamaya çalışmaktadırlar (Yates 1993)

    Orta derecede katılık gösteren ebeveynlerin ergenlerinde daha az olasılıkla cinsel yaşantı olmaktadır (Miller ve arkAnne babalarını kendine yakın hisseden ve onlarla duygu düşüncelerini paylaşan ergenlerde erken yaşlarda cinsel ilişkiye başlama daha az olasıdır (Fox 1981, Shah ve Zelnik 1981) Flörtleri ebeveyn kontrolünde olduğunda, ergenler daha az olasılıkla cinsel ilişkiye başlamakta ve gebe kalmaktadır (Hogan ve Kitigawa 1985) 1986)

    Erkeklerin çoğu kontrasepsiyonun kızların sorumluluğu olduğu görüşündedirler Ergenlerde cinsel ilişki sonrası gebe kalma olasılığı daha yüksektir (Jones ve arkAdolesan kontraseptif kullanımı geçen 20 yıla oranla iyileşmiştir fakat halen çoğu genç hiç veya nadir kullanmaktadır (Santelli ve Beilson 1992) 1985) Ergenlerin kontraseptif kullanmamalarının bir çok sebebi vardır: Erkekler için: sıklıkla kendilerini ispat etmeyle ilişkilidir veya fırsat olduğunda hemen yapma isteğidir Çoğu genç kız için seks yapmayı planlamak ahlaksız olduğu görüşü vardır Maalesef seks yapmayı planlamayan kızlar, ilk ilişkilerinde kontrasepsiyon kullanma olasılıkları düşüktür (Zelnik ve Shah 1983)

    Ders başarısı düşük ergenlerde büyük olasılıkla daha erken sekse başlamaktadır (Abrahamse 1988, Hofferth 1987, Robbins ve ark 1985) Erken cinsel ilişkiye girme ile suç işleme, sigara içme, ve ilaç-alkol kötüye kullanımı gibi diğer risk davranışları ilişkili olduğu saptanmıştır (Rosenbaum ve Kandel 1990, Orr ve ark 1991)

    Bütün abortusların 1/3’ü ergenlikte olmaktadır (Santelli ve Beilenson, 1992)

    ADOLESAN EROTİZMİ

    Mastürbasyon üst SES’te daha kabul görücü iken, sıklıkla suçluluk ve anksiyete eşlik etmektedir (Kinsey ve ark, 1948)Düşük SES’teki erkek ergenler mastürbasyonu kısırlaştırıcı olarak düşünür ve yüksek SES’ ergenlerine oranla daha az olasılıkla mastürbasyon sırasında fantazi kurarlar (Gagnon ve Simon 1973) 15 yaş öncesi erkeklerin %80’i , kızların %20’si mastürbasyon yapmıştır (Kinsey ve ark 1948, 1953) Ergenlikte, erkek çocukları kızlara oranla mastürbasyona çok daha açıktır Son zamanlardaki veriler ergen kızların %24’ü mastürbasyon yaptığına işaret etmektedir (Coles ve Stokes 1985)

    Fantazinin içeriği bilinç dışı olabilir veya günlük rüya, oyunlar veya ilişkiler olabilir (Freud 1965)Mastürbasyonda cinsel ve agresif gerilimleri kişi kendi regüle ettiğinden dolayı, genital uyarılmaya sıklıkla fantaziler eşlik eder Fantaziler sıklıkla çocuk kalma arzularını ve yetişkin olama arzularını yansıtır (Moore 1975) Sağlıklı ergenler cinsel partner arayışını içeren mastürbasyon fantazilerine sahiptir

    Erkeklerden farklı olarak kızlar genitallere odaklaşmazlar, genital öncelik flörtten daha sonra gelir (Lamb 1980)Erkek ergenlerin fantezileri dışa dönük ve agresif fantaziler olup, cinsel arzuları genitaller üzerine odaklaşmıştır Ergen kızlarda otoerotik aktivitelere daha az açıktırlar ve daha az olasılıkla bilinçli fanteziler eşlik eder Mastürbasyonla orgazma ulaşan kızlar bile kendi genitalleri zevk kaynagı olarak tanımlamazlar Kızların mastürbasyon fantezileri romantizm ve sevgi üzerine odaklaşmıştır ve sıklıkla pregenital teşhircilik, sadomazoşizm ve narsistik temalar içerir (Moore 1975)

    Ergen kızların %60’I, erkeklerin %32’si fantezilerinde gerçek kendilerinden farklı olarak kendilerini hayal ettiklerini bildirmiştirHer iki cinsiyette yaşın artmasıyla fanteziler realistik ve dışa dönük olmaya başlar Kadınların fantezileri daha çok görünüşleri ile ilgilidir Kızların yarısı fantezilerinde kendilerini daha güzel olduklarını, %23’ü daha ince göründüklerini bildirmektedir (Kirkendall ve McBride 1990) Yetişkin kadınlarda da fantezilerin çoğu fiziksel görünüş ile ilgilidir

    Cinselliğin Gelişimi Üzerine 4 teori vardır:

    1 Kognitif-Gelişimsel Teori

    2 Sosyal Öğrenme Teorisi

    3 Analitik Teorisi

    4 Biyolojik Teori

    Analitik teori davranışları iç güçler yönünden açıklarken, bilişsel-gelişimsel teoriler davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki realitenin etkileşimi olarak açıklamakta, öğrenme teorileri uyaran-tepki ilişkisi ile açıklamakta, biyolojik teoriler genetik ve çevresel etkiler üzerinde durmaktadır Bireyleri seksüel olarak birbirinden farklı kılan şeyleri anlamada bu 4 teoride gereklidir

    Tekrarlayan davranış serileri öğrenmeye yol açar ve sonrasında iç değişikliğe yol açarKognitif-Gelişimsel Teori: Piaget (1950) egosentrik düşünceden sosyalize olmuş düşünceye doğru öğrenme sürecini izlemiştir Gelişim içsel olarak motive olur ve etkileşim içindedir

    Bu, 5 yaş civarında erkek veya kadın bilişsel kendini kategorizasyona yol açar Bu cinsiyet tipine bağlı ilgiler, tutumlar, ve değerler aynı cinsiyetteki ebeveyn dahil kendi benzeri kişilere spontan olarak yönelmeye başlarKognitif-gelişimsel teoriye göre (Kohlberg 1966, Piaget ve Inhelder 1958), çocuk, seksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir Daha sonra çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayırt eder 8 yaş civarında çocuk selektif olarak ebeveynin özelliklerini internalize eder

    Teni şeyler bir önceki üzerine kurulurSosyal Öğrenme Teorisi: Sears (Sears ve ark 1957) ve Mischel (1966) sosyal öğrenme teorisi: çocukların sürekli sosyal ortamla ilişki içinde olduğunu, gittikçe başkalarıyla iletişimi arttığı ve sosyalize davranışlardan doyum sağladığı görüşü vardır Ebeveyn cinsiyet tipine bağlı davranışları pekiştirmek amacıyla erkek ve kız bebeklere farklı tepkiler verirler Bu sürekli ilave olan şeyler çocuğun geleceğini şekillendirir Gelişim çocuk ve ebeveynin ilişkisinin niteliğiyle ilişkilidir Okul önceki yıllarda aynı cinsiyetteki ebeveynle özdeşim başlar Daha sonraları erkek ve kız olduklarını ve kendi cinsiyetleri gösteren farklı karakterleri öğrenirler Özdeşim süreci cinsiyet rolü stereotipilerini benimsemeye dayalıdır Öğrenilen rol stereotipileri sonraları güçlü ve saygın yetişkinlerin uygun davranışları ile pekiştirilir

    Analitik Teori: Oral Faz, Anal faz, fallik faz, latenci diye psikoseksüel gelişim dönemlerine ayırmıştır Odipus kompleksi üzerinde ayrıntılı durulmuştur

    Cinsel rol erkeği kadından ayıran kültürden etkilenen yönü vardır Cinsel Oryantasyon (Yönelim) özellikle cinsiyet yönünden bireysel erotik tercihini tanımlarBiyolojik Teori: Cinsel Kimlik bir cinsiyeti oluşturan bir bireyin birincil tanımıdır Bu üç boyutun birbiriyle uyum içinde olması gerekmez Erkeklik veya kadınlıkta varyasyonlar patoloji için gerekli değildir

    Cinsel Kimlik

    Dış genitallerin farklılaşması sistemik andrjoenin varlığına veya yokluğuna, daha spesifk olarak testesteronun 5-alfa redükte metaboliti dihidrotestesterona bağlıdırİnsan yavrusu belli bir cinsel kimliğe meyilli olarak doğar, genital ve anotamik olarak belli bir cinsiyeti karşılar haftasından önce gonadlar çıkarılırsa, embriyo dişi olarak gelişecektir Doğumda testesteron seviyeleri erkeklerde yüksektir, öströdiol seviyeleri hem erkek hemde kızda yüksektir Erkek cinsiyet farklılaşmasının ortaya çıkışı fötal gelişimin 6-12haftası sırasında hipotalamus, preoptik bölge ve amigdala üzerine fötal gonodal androjenlerin organize edici etkisiyle başlar Bu durum embriyonun testislerinin varlığına bağlıdır Eğer fötal gelişimin 8 Erkek çocuklarda, testesteron 6 Öströdiol doğumdan sonra çabukca düşeraydan prepubertal döneme kadar azalmaya başlar

    Cinsiyet rol, cinsel kimlikle karşılaştırıldığında tipik olarak 4-5 yaşta kristalleşirİnsanlarda cinsel kimliğin gelişimi çevreden birincil olarak etkilenir Ana cinsel kimlik 2 yaş sonlanmadan oturur, 3 yaş sonrasından sonra cinsiyetin yeniden düzenlenmesi ciddi psikolojik bozukluklara yol açar Doğumdan sonra cinsel kimliğine karar verilemediği ambigous genitale durumlarında: genitallerin varlığı ve yeterliliği, beklenen sosyal ve cinsel işlev ve ebeveynin tercihi göz önünde bulundurulmalıdır Ambigous genitalı bir çocuk için kız cinsiyetin seçilmesi, bir cerrah için vajen yapmak, penis yapmaktan çok kolay olduğundan, önemli bir noktadır

    Cinsel Rol

    Bu özellikler, tipik veya atipik cinsiyet rol davranışlarına katkıda bulunurCinsiyete özgün özelliklerin varlığı ve devamında biyolojik faktörler rol oynar (Gadpaille, 1983) Erkekler hemen hemen her zaman dominanttır Erkek büyük olasılıkla daha büyük olasılıkla kıskanç ve sahiplenicidir Kadınların cinsiyete ait özelliklerinde kadınlar çocukların bakım ve eğitimini isterler

    Kadınlarda sözel ve duygusal iletişim yoğunluğu daha fazla iken, erkekler mantık, analitik ve mekansal kavramlar daha gelişmiş olabilirErkek ve kadınlar çevreyi farklı tarzda algılar ve farklı modlarda bilgileri işlerler Kadınların modu ifade edici veya emosyonel iken, erkekler yardımcı ve amaca yöneliktir Bu erkeğin fötal gelişimi ile ilgili olabilir Erkek fetustaki daha yüksek testesteron seviyeleri daha büyük sol hemisferik spesifikasyonlu sağ hemisfer gelişiminde gecikmeye yol açar (Geschwind 1983)

    Cinsel Oryantasyon (Yönelim)

    Cinsel oryantasyon (yönelim), bir bireyin erkek ve/veya kadına bütün cinsel tepkilerini gösteriri Cinsel oryantasyon 4 komponente sahiptir:

    İmagery (hayeller, mastürbasyon fantazileri vas)

    b Erotika kullanımı (Magazinler gibi)

    c Erotik çekicilik

    d Gerçek partner ile yaşantı

    Homoseksüalite bir cinsel kimlik bozukluğu değildir, Homoseksüalite genellikle bir oryantasyondur, fakat her zaman değildir

    Homoseksüel erkek erişkinler erken çocukluktayken kendilerini diğer aynı cinsiyetteki arkadaşlarından farklı hissettiklerini belirtmektedirler Sıklıkla hanım evladı (Sissy) oluşla suçlandıkları, nispeten sporlara ilgisiz oluşlarıydı Homoseksüel erkeklerin 2/3’ü erken çocukluk dönemlerinde sandy bebek gibi oyuncak seçme, veya karşı cins gibi giyinme gibi cinsiyet atipik davranış öyküsüne sahiptir
    Üst sosyoekonomik düzeydeki ebeveynler, erkek çocukların penislerini adlandırmaya başladılar fakat kızların cinsel organlarını isimlendirmeden kaçınılmaya devam edildi Kablolu ve uydu televizyonları ile bir çok porno filmleri evlerde seyredilir olmaya başlanmış ve günün her anında bu filmlere ulaşılabilir olunmuştur Verilen bu mesajlar ile ebeveynin verdiği mesajlar arasında doğan bu çelişki çocukların kafalarını karıştırmaktadır Cinsel konuların tehlikeli ve kirli olduğu görüşü vardır (Yates 1978) Yüksek boşanma oranı, yüksek cinsel disfonksiyon oranı, ve tek başına yaşamanın artmış insidansı, bağımsızlığın aşırı vurgulanmasının yansıması olabilir Buna karşın, Kinsey ve arkadaşlarının örneklerinde (1953), erkeklerin %57’si, bayanların %48’i puberte öncesinde cinsel oyunlarını hatırladıkları, ve bunların çoğunun 8-13 yaşları arasında olduğunun bildirmişlerdir Erkek ergenlerin ulaştıkları testesteron seviyeleri kızlarınkinin 8 katıdır (Udry ve ark, 1986) Kızlarda kontrasepsiyon kullanılmaması plansız seks ile ilişkilidir Abortusu tercih eden kızlar: yaşları küçük, okulları iyi, gelecek için planları var ise, iyi eğitimli ebeveyni varsa, dini düşünceleri baskın değilse, gebeliğe karşı olumsuz tavırlı arkadaşları var ise (Hofferth 1987) Hemen hemen bütün kültürlerdir, erkekler kadınlara oranla daha agresif ve büyük olasılıkla birisiyle kavga eder (Piacente, 1986) Lezbiyen kadınlar daha az feminen ve daha az güzel olduklarını belirtmektedir
     
  11. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel ilişki ve evreleri

    Kadınlar cinsel etkinlik sırasında, düzenli fizyolojik olaylar zinciri şeklinde cinsel yanıt verirler Cinsel yanıt aşamaları erkekte de olduğu gibi, cinsel istek, cinsel uyarılma, orgazm şeklinde sıralanır Her aşamadaki aksaklık, kendisinden sonraki aşamaları da olumsuz etkileyebilir Cinsel isteğimizi genel durumumuz, sağlığımız, kullandığımız ilaçlar, iş ve sosyal yaşamımız, gündelik sorunlarımız, adet döngümüz, cinsel eşimizle olan ilişkimiz, duygularımız gibi pek çok faktör etkileyebilir Kişisel ve durumsal farklılıklar olmasına rağmen, genellikle kadınların cinsel açıdan uyarılma süresinin fizyolojik olarak erkeklerden daha uzun olduğu kabul edilir

    Kadın cinsel organlarının yapısına baktığımızda, bu kadın için en uyarıcı durum sayılamazCinsel uyarılmamızda, cinsel isteğimizin olduğu kadar yeterli fiziksel uyarıyı alıp almamamızın da önemli rolü vardır Bedenin duyarlı bölgeleri ve tercih edilen uyarılma biçimleri kişiden kişiye değişiklikler gösterebilir Ama bütün kadınların cinsel organlarının en fazla sinir ucu bulunan, en duyarlı bölümü klitoristir Dolayısıyla klitorisin fiziksel uyarıyı, uygun şekilde ve yeterli süre alması gereklidir Cinsel birleşme sırasında penis vajina içinde hareket eder Penisin vajina içindeki hareketi, dışarıda yer alan klitorisi doğrudan uyaramaz, vajinanın 2/3 lük iç bölümü duyarsızdır, dış 1/3 lük bölümündeki uyarılar, klitorise iletilirse de, bu dolaylı bir uyarıdır ve bir çok kadının doğrudan klitorisinin uyarılmasına ihtiyacı vardır

    Bazı kadınlarda, cinsel birleşme öncesinde klitoris yeterince uyarılırsa, birleşme sırasındaki dolaylı uyarı yeterli olur Bazılarının ise cinsel birleşme sırasında da, doğrudan klitoris uyarısının sürdürülmesine ihtiyacı vardır Cinsel uyarılma sırasında, bedenimizde değişiklikler olur, kan dolaşımı ve solunum hızlanır, kas gerginliği artar, cinsel organların duruş biçimleri değişir, bu bölgeye kan dolar, büyük ve küçük dudaklar, klitoris ve meme başları kabarır, renkleri koyulaşabilir Bartolin bezlerinden vajinaya salgılanan kaygan sıvı miktarı artar ve dış cinsel organlar ıslanır Bu sırada vajinadaki durum değişiklikleri, vajina ağzında hafif bir genişleme ve açılma yaratır Vajinadaki açılma ve ıslanma, kadının cinsel açıdan uyarıldığını gösterdiği gibi, aynı zamanda cinsel birleşme sırasında penisin vajinaya kolayca girmesini de sağlar

    Cinsel konulardaki bilgisizlik ve yanlış cinsel inanışların yaygınlığı nedeniyle, günümüzde de birçok kadın orgazm oluşturacak uygun ve yeterli uyarıyı almadığı halde, kendisinin cinsel açıdan yanıtsız olduğunu düşünürCinsel uyarılma düzeyi arttığında orgazm oluşur Kadın orgazmı, karın içi ve cinsel organlar çevresindeki kasların ritmik kasılmaları ve buna eşlik eden zevkli duyumlardan ibarettir Aslında orgazmın tam ve doyurucu bir tanımını yapmak pek mümkün değildir Ama her kadın orgazm olup olmadığını anlar Kadınların cinsel açıdan uyarılmaları ve orgazm olmaları için, klitorisin yeterli uyarıyı alması gerekir Kimi kadına uzun süreli doğrudan fiziksel uyarı gerekir, kimisi kısa süreli doğrudan fiziksel uyarıyı izleyen cinsel birleşme sırasındaki dolaylı uyarı ile orgazm olur, kimisi için de cinsel birleşme sırasında doğrudan klitoris uyarısının sürdürülmesi şarttır Cinsel birleşme sırasında, vajina ağzındaki kaslardan iletilen duyumlarla, yani dolaylı uyarı ile orgazm olan kadında da, orgazmın kaynağı gene klitoristir Aynı kadın için de günden güne, dönemden döneme değişiklikler olabilir Genellikle kadının yaşı,dolayısıyla cinsel deneyimi arttıkça, cinsel uyarılma ve orgazm süresi kısalır Burada kendi bedenini ve cinsel tepkilerini öğrenmenin rolü vardır

    Orgazmdan sonraki dönemde bedensel işlevler ve cinsel organlar, uyarılma öncesindeki normal durumlarına geri dönerler Kadınların cinsel uyarılmaları erkeklere göre daha yavaş olduğu gibi, orgazmdan sonra normal durumlarına dönmeleri de daha uzun sürer Bu nedenle bazı kadınlar, orgazm sonrası cinsel uyarılmaları azalmadığından, erkeklerden farklı olarak peş peşe birkaç kere de orgazm olabilirler

    Cinselliğin evreleri

    Arzulama evresi:

    Bu evre cinsellik dürtüsünün ortaya çıktığı ve cinselliği ifade etme arzusunun duyulduğu evredir Hayaller ya da eşten alınan görsel uyarılarla başlayabilir

    Uyarılma evresi:

    Arzulamayı uyarılma evresi takip eder Bu evre parasempatik sistem tarafından yönetilen ve erotik duygular eşliğinde kadında vajinal salgının arttığı "ıslanma" dönemidir Vajina duvarlarından ve vajina girişindeki Bartholin bezlerinden salgılanan sıvılarla birlikte nabız ve solunum hızlanır, tansiyon yükselir, genel bir sıcak basması hali, memelerde dolgunluk, kas gerginliğinde genel bir artış, meme başlarında dikleşme ortaya çıkar Ciltte yama tarzında renk değişiklikleri, klitoris ve labiumlarda şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir Tüm bunlarla birlikte vajina uzar ve genişler Rahim yükselerek pelvis dışına çıkar

    Erkekte ise uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir

    Plato evresi:

    Dudaklar şişer ve koyu kırmızı bir renk alırBu evrede seksüel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır ve had safhaya ulaşır Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, meme başları daha da dikleşir Vajinanın alt 1/3'lük kısmı şişip kalınlaşarak "orgazmik platform" adlı yapıyı meydana getirir Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur

    Plato evresinde ejakulasyon (boşalma) öncesinde erkekten sıklıkla berrak ve yapışkan kıvamlı bir sıvı gelir Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm de bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan önce de ("geri çekme" adı verilen yöntemle) gebe kalabilmesi mümkün olmaktadır

    Orgazm evresi:

    Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platform adı verilen yapıyı oluşturan kaslarda 3-15 adet arası 0Orgazm esasen sempatik sistem tarafından yönlendirilen bir kasılma cevabıdır Uyarılma ve plato evresinde birikmiş olan gerginliğin boşaltılmasıdır ve tüm cinsel hisler arasında en güçlü ve doyurucu olanıdır Orgazm esnasında birçok kadın ayrıca uterusta da kasılmalar hisseder8 saniye süren refleks ritmik düzenli kasılmalar oluşur ve bu kasılmalar orgazm duygusunu ortaya çıkarır Bu yüzden bazı kadınlarda histerektomi (ameliyatla uterusun çıkarılması) sonrası orgazmın niteliklerinde değişiklik olabilir

    Erkeklerde ise orgazmı ejakulasyon (boşalma) takip eder Erkekler orgazm döneminden sonra belli bir refrakter (cevapsız) döneme girer ve bu dönemde uyaranlara cevapsızdırlar Kadınlarda ise böyle bir dönem olmadığından çok sayıda orgazmı arka arkaya yaşayabilir ve tek bir ilişki esnasında ve/veya öncesinde ardarda çok sayıda orgazm olabilirler

    Çözülme evresi:

    Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur ve kadında bir gevşeme ve kendini iyi hissetme duygusu ortaya çıkar Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü "çözülerek" geri döner

    Cinselliğe ve cinselliğin ifade edilmesine etki eden faktörler:

    Bazı kadınların cinselliğe olan ilgileri yüksek olmasına rağmen cinsel ilişkiye olan ilgileri daha zayıf olabilirKişisel özellikler: Kadınların cinselliğe olan ilgileri değişkendir Bazı kadınlar diğerlerinden daha isteksiz, bazıları ise çok aşırı istekli görünebilir ve bu tümüyle normaldir Bu kadınlar cinsel ilişkiden daha çok yakın temasa ve dokunulmaya önem verirler Masturbasyon da kadınların sıklıkla uyguladığı bir cinsellik ifadesi olup kadının cinsel ilişkiye olan ilgisinden tümüyle bağımısız bir olaydır

    Yaş: Yaşlandıkça cinsellik arzusu ve cinsel ilişki sıklığı azalmakla birlikte kadınlar tüm hayatları boyunca cinselliğe olan ilgilerini ve cinsellikten aldıkları zevki sürdürürler Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan anatomik değişiklikler (vajinanın kısalması, daralması, duvarlarının incelmesi, elastikiyetin azalması, dış genital bölgeler ve klitorisin duyarlılığının azalması, memedeki gerileme gibi özellikler) nedeniyle vajina ve idrar yolu enfeksiyonu sıklığı artar Bu enfeksiyonlar şiddetli olduklarında disparoni (ilişki esnasında ağrı) nedeni olabilirler Ancak düzenli olarak ilişkiye devam eden kadınlarda vulva ve vajinadaki bu olumsuz değişiklikler daha ender görülür

    Yapılan çalışmalarda 20-50 yaş arasında kadın ve erkeklerin haftada 2-4 kez ilişkide bulunduklarını, 50 yaştan sonra bu sıklıkta hafif azalma olduğunu ancak hem erkek hem de kadında cinselliğe ilginin ömür boyu devam ettiğini göstermişlerdir

    Gençliğinde cinsel yönden diğerlerine göre daha istekli ve aktif olan kadınların menopoz döneminde de diğerlerinden daha bariz olarak aktif oldukları da diğer bir gerçektir

    Yaş asla önyargılı bir şekilde cinselliği azaltan bir faktör olarak görülmemelidir

    İlaçlar: Çok çeşitli ilaçlar (tansiyon, depresyon, sakinleştiriciler gibi) cinselliğin evreleri üzerinde olumsuz etkiler yapabilirler Böyle durumlarda ilacın değiştirilmesi veya doz ayarlaması gerekebilir

    Hastalıklar:Jinekolojik (kısırlık, düzensiz kanama gibi) ya da dahili (tansiyon, nörolojik hastalık gibi) çok sayıda hastalık cinselliği olumsuz yönde etkileyebilir Etkili bir şekilde tedavi edildiklerinde genellikle cinsellik eski haline geri döner

    Histerektomide (uterusun ameliyatla çıkartılması) vajina kısaltılmamış ve yumurtalıklar alınmamışsa ameliyat sonrası cinsel işlev bozukluk ortaya çıkma olasılığı düşüktür Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer Menopozda da ve hatta en ileri yaşlara kadar kendisine bakmayı bilen ve düzenli doktor kontrollerine giden kadın eşiyle uyumlu bir cinsel yaşamı ömür boyu sürdürebilir
     
  12. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    cinsel ilişkiden kaçma

    Yasaların, bireyi cinsel birleşmeye zorlamasının tam karşıtı olarak beliren bir başka eğilim, belli zamanlarda cinselliği kısıtlayan toplum kurallarının, örf ve geleneklerin, dinsel yasaklamaların varlığıdır Cinsel birleşmeden uzak durmak, boşanma gerekçesi olarak kullanılabilmektedirCinsel birleşme, Avrupa Medeni Hukuku'nun anlayışına göre, evlilikte her iki eş açısından yükümlülüktür Bunun kökeninde Katolik düşüncesinin evlilikte, cinsel birleşmeden kaçmayı günah sayması yatmaktadır Öte yandan İslam ve Musevi dinleri cinsel birleşmenin her iki tarafın da isteğiyle gerçekleşmesi gerektiğini söyler Bir erkeğin karısını bu konuda zorlamasını doğru bulmazlar Öte yandan son yıllarda Batı'da cinsel özgürlük savunucuları yasalardaki bu zorlayıcılıktan yakınmakta, bunun bireyin cinselliğe "hayır" diyebilme özgürlüğünü çiğnediğini ileri sürmektedirler İnsan toplumlarının çoğunda cinsellikle ilgili tabular uygulanmaktadır Bilinçli ya da bilinçsiz olarak uygulanan bu yasaklamaların temelinde cinsel birleşmenin kirlilik ve bunun yanı sıra tehlike içermesi inancı yatar Tehlike, cinsel birleşmenin erkeği gücünden alıp götürmesiyle bağlantılıdır Kuzey Amerikalı Creek kızılderilileri, cinsel birleşmenin erkek üzerinde sinirleri uyarıcı bir etkisi olduğuna, dolayısıyla da erkeğin savaşçılığına zarar verdiğine inanırlardı Birleşmeden sonra erkeğin yaşadığı fiziksel güçsüzlük hali, aynı zamanda kirli olmayla bağdaştırılır Bu yüzden bazı Güney Amerikalı yerlilerde olduğu gibi, cinsel birleşmeyi bir temizlenme töreni izler Cinsel birleşmenin erkekliği azaltacağı düşüncesi, pek çok Amerikalı kızılderili toplumunda görülmüştür Eski Yunan'da savaştan önce bir kadınla cinsel birleşmede bulunmanın erkeği korkak yapacağı düşünülürdü Eşi ölmüş bir kimsenin pek çok toplumda
    Hayvancılıkla uğraşan kimselerde de uzak otlaklarda çobanlık etmek üzere eşinin yanından ayrılan erkek, benzer bir kısıtlamaya uyar En aşırı örnekler yasaklanmanın tüm bir topluluğun üyelerine kadar uzanması şeklindedirbelli bir süre cinsel ilişkide bulunması doğru sayılmaz Dulluk yasının süresi çeşitli yörelerde farklılık gösterir Afrika' da Kongo'lar arasında dul kalmış bir kadının, eşinin ölümünden sonra yeniden evlenmek için iki yıl beklemesi gerekir Öte yandan yine bu insanlar arasında erkek, karısını gömer gömmez evlenebilir Cinsel birleşme yasağı bazen ölen kimsenin yakınlarına da uzanabilir Bunun örneği Güney Amerika'daki Jivaro yerlileri arasında görülür Cinsel birleşmeden kaçınma, insanın kendi kendine yarattığı tabuların dışında, içinde yaşadığı çevrenin koşulları tarafından da belirlenebilir Avcı toplumlarda erkeğin av dönemi süresince eşinden uzak durması gerekir Bazen de bir boyun erkeklerinin balık avına çıkmadan ya da tarımsal etkinliklerden önce bir dönem cinsel birleşmeden uzak durdukları gözlenmiştir Bu, sonucu belirsiz bir girişimden önceki cinsel perhizin, olumlu sonuç almaya katkısı olacağı inancına dayanmaktadır
    Evlilik, sadece üreme adına katlanılan bir durumdurYakın çağlarda kişilerin cinsel yaşamları üzerinde en çok söz sahibi olan kurum, din olmuştur Cinsellik konusunda en büyük kısıtlamaları Hıristiyanlık dini getirmiştir Özellikle dinin ilk yıllarında, cinselliğe karşı belirgin olan temel anlayışı, tensel isteklerin tümünün günahla özdeş olduğu yolundaydı Bekaret ise en yüce erdemlerden biri sayılıyordu İsanın yolunda giden tüm din görevlilerinin birinci ödevleri, bekaretlerini korumaktı Bu anlayışın zamanla, değişen çağa ve insanın biyolojik gereksinimlerine ayak uydurması için belli aralarla toplanan Konsey'lerde ilk dönemlerin katı tutumunu değiştiren kararlar alındı
    Hristiyanlığın ilk dönemlerindeki bu bağnazlık, ancak Rönesans sonrasında yerini daha insanca tutumlara bıraktı Yumuşamanın ilk belirtilerinden biri, 16
    Luther ayrıca evli çiftler için haftada iki kez cinsel birleşmenin uygun olacağı görüşündeydiReform hareketinden sonra cinsel suçların din mahkemelerinde değil de sivil yargı organlarında yargılanmaya başlaması oldu Güney Afrika'da yaşayan Kgatla boyu, cinsel birleşmenin dölütün büyümesi için çok yararlı olacağı inancındadır Üstelik konunun daha çok beden sağlığını ilgilendirdiğini düşünüyordu Cinsel birleşmeden kaçınmak, adet görmeyle ilgili tabulara konu olmaktan başka gebelikle ilgili olarak da gündeme gelmektedir Gebe kadın her ne kadar çoğu toplumlarda cinsel bakımdan dışlanmaktaysa da boylar halinde yaşayan bazı ilkel topluluklarda gebelik sırasında cinsel birleşmeye izin verildiği, hatta bunun gerekli görüldüğü de olmaktadır Bu gibi örnekler arasında en aşırı olanı, gebeliğin cinsel birleşmeyi sıklaştırdığı durumlardır Yeni Gine'li Arapeş topluluğu, gebeliğin ilk iki ayında sürekli cinsel birleşmeyi şart koşar Ancak bu süre içinde sarfedilen çaba sonucunda dölüt, dölyatağına iyice yerleşmiş sayılır Burada yaşayan çiftler, gebelik sırasında başka zamanlarda olduğundan daha sık biçimde cinsel birleşmeyi doğuma dek sürdürürler Güney Nijerya'da yerleşik bazı boylarda durum böyledir Cinsel birleşme yasağı, doğumdan hemen sonrası için de geçerlidir Çoğu toplumlarda yeni anne olmuş kadın kirli ve tehlikeli sayılarak yanına yaklaşılmaz Kadının yeniden arınması için bir süre geçmelidir Bu, bazı yerlerde çocuk bir yaşını doldurup memeden kesilene dek sürer, ya da iki üç yıla dek uzayabilir Cinsel birleşme yasağının beş altı yıl sürdüğü yerler bile vardır Paraguay' da yaşayan bazı yerliler arasında ve Kuzey Amerika'nın Pavni kızılderililerinde böyle bir gelenek saptanmıştır Fakat bu gibi yasaklar sadece kadın için geçerlidir Doğum sonrası cinsel birleşmeden kaçınmanın gelenek olduğu toplumların hemen hepsi çokeşlilik uygulayan, dolayısıyla erkeğin başka kadınlarla cinsel birleşmede bulunabildiği toplumlardır Oysa bir genç erkekle birleşmede bulunmak kişinin savaşçılığını azaltmazdı İlkel toplumlarda cinsel birleşmeden kaçınmanın bir başka nedeni de ölümle ilişkilidir yüzyıldaki
     
  13. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel istekte azalma


    Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkisine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır

    Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını , başka nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirlerBu durumdan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eşlik edebilirler Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir

    Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir

    Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır

    Bu durum uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedirİstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir

    Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir

    Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar

    Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır

    Cinsel Tiksinti Nedir?

    Devamlı olarak veya tekrarlayıcı olarak cinsel birleşmeden çok fazla miktarda tiksinti duyarak, cinsel ilişkiden kaçınma halidir Bu durum kişide yoğun bir gerilim ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar Bu teşhisin konması için bu durumun başka bir psikiyatrik bozuklukla net bir ilişkişinin olmaması gerekir

    Bu iğrenme hali cinsel birleşmenin herhangi bir anına ilişkin olabilir Bunlar sperma ( cinsel birleşme sırasında boşalan sıvı materyal ) ile ilgili ya da cinsel kasılmalar ve cinsel organların temas etmesi gibi farklı durumlara yönelik olabilirKişi cinsel ilişki söz konusu olduğunda kaygılanır, tiksinir ya da korku duyar Bazı vakalarda öpüşmek ve ten teması dahi bu durumu oluşturabilir

    Bu rahatsızlığı olan kişiler o anda bas dönmesi, mide bulantısı, sıcak basması, terleme, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık gibi yakınmalarla panik nöbetleri yaşayabilirler Bu durumdaki kişiler durumdan kaçınmak için eslerinden çeşitli bahanelerle uzak durarak, erken yatabilir, aşırı bir çalışma temposu içine girebilir, evde kalma surelerini kısıtlayabilir ya da alkol-madde kullanımına başlayabilirler

    Tedavide başlangıçta imajinasyon yöntemleri ve bazen ilaç tedavileri ile kaygının azaltılması ile psikoterapi sürdürülür
     
  14. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel işlev bozuklukları

    ATanımı

    Yukarıdaki tanımlamanın şu nedenlerden dolayı tatminkar olduğu söylenemez: Birincisi, çeşitli zamanlarda ve farklı insanlarda hatta aynı bireyde farklı zamanlarda cinsel ilgi ve performans spektrumu o kadar geniştir ki, “normal” deyimi neyin normal sayılacağı sorusunu akla getirmektedirCinsel işlev bozuklukları, cinsel ilgi veya yanıtın normal biçiminin sürekli bozulması durumu olarak tanımlanabilir Bu tanıma göre daha önceleri, “cinsel sapma” olarak tanımlanan cinsel yönelim bozukluklarından farklı bir gruptur İkincisi herhangi bir bireyin cinsel işlevlerinde bozulma var diyebilmek için o kişi veya partnerinin bir sorun olduğunu düşünmesi gerekir; ancak bu düşünceye arkadaş çevresi, medya, farklı tıbbi görüşler gibi çevresel faktörlerden kolaylıkla etkilenebilmektedirler (Hawton 1989)

    Cinsel işlev bozukluğu deyince aklımıza bedensel bir hastalığa bağlı olmayan, kısa bir sürede kendiliğinden düzelmeyen veya kısa süreli de olsa sık tekrar ederek süreklilik kazanmış, transseksüalite ya da homoseksüalite gibi cinsel kimliği ilgilendiren sorunları veya teşhircilik, röntgencilik gibi cinsel eğilim ve dürtü kontrolü sorunlarını içermeyen normal cinsel döngüyü bozan rahatsızlıklar gelmelidir Bu tanıma örneğin ilk defa geneleve gitmiş aşırı heyecanlı, gitmeden alkol almış, uygunsuz bir ortam ve tavırla karşılaşmış bir delikanlının o gün veya devam eden ve birkaç kez daha ortaya çıksa da sonrasında düzelen sertleşme sorunu dahil edilemez Ancak o günden sonra bu kaygıyla bir çok ilişkisinde sertleşme sorunu tekrarlıyorsa bu durumda cinsel işlev bozukluğundan söz edilebilir

    BCinsel İşlev Bozukluklarının Sınıflandırılması:

    DSM IV’de (APA 1994) Masters ve Johnson’un (1966) tanımlamasından değişiklikler yapılarak (uyarılma ve plato evreleri, uyarılma adı altında birleştirilmiştir) ve Kaplan’ın sınıflaması gözönünde bulundurularak cinsel yanıt döngüsü :

    Uyarılma 31Cinsel istek 2 Orgazm ve 4 Çözülme şeklinde tanımlanmıştır

    DSM IV’e göre CİB, cinsel yanıtların bu fizyolojik döngüsünde oluşan bozulmalar veya cinsel birleşme aşamasında oluşan ağrıyla karakterizedir ve CİB birden fazla aşamada görülebilir


    İstek aşamasında her iki cinste cinsel ilgi ve istek bozukluğu (CİİB) veya cinsel kaçınma bozukluğu görülebilir Uyarılma aşamasında kadında cinsel uyarılma bozukluğu, erkekte ise ereksiyon bozukluğu; orgazm aşamasında kadında veya erkekte orgazm bozukluğu (geç veya ağrılı boşalma/boşalamama) ve erken boşalma; cinsel ağrı bozuklukları ise kendisini her iki cinsiyette disparenü veya kadında vaginismus biçiminde gösterebilir Ayrıca bu işlev bozuklukları birarada da bulunabilirler
    Cinsel İşlev Bozukluğu Nedenleri


    Organik (bedensel hastalık) nedenler önemli yer tutmaktadır Ancak organik nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında rol alır Organik nedenler temelde:

    Vasküler (damarsal) nedenler

    Hormonal nedenler

    Nörolojik nedenler biçiminde sınıflanabilir



    Hawton’a göre (1989) cinsel işlev bozukluklarının psikolojik nedenleri:

    Hazırlayıcı (yatkınlaştırıcı) nedenler:

    Yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler)

    Ortaya Çıkarıcı (başlatıcı) nedenler:

    Eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde CİB, sadakatsızlık, başarısız deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler

    İdame Ettirici (sürdüren) nedenler:

    Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri, partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı, depresyon ve anksiyete
     
  15. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cinsel sorunlar

    Reich'a göre, cinselliği bastıran ve sınırlayan, uygarlığın kendisi değil, sadece bugünkü biçimidir Freud'a göre, uygarlığın gelişmesi, cinsel dürtüleri ve cinsel yaşamı sınırlamakta, bu da insanlarda nevrozlara ve ruhsal bozukluklara yol açmaktadırİnsanların hem ruhsal hem de bedensel sağlığının çok büyük ölçüde cinsel yaşamlarına bağlı olduğu düşüncesi, Sigmund Freud 'un ilk yapıtlarını yayınladığı 19 yüzyıl sonundan beri gittikçe daha çok yandaş bulmaktadır Ama bu bastırılmış cinsellik ve beraberinde getirdiği sinir ve ruh hastalıkları, modern toplumun nimetlerinden yararlanmak için ödemek zorunda olduğumuz bedeldir: cinsel yaşam bir sorun haline gelmekte, ama insanlar da daha rahat yaşama olanağına kavuşmaktadır Bu görüşe, Freud'un kendi çalışma arkadaşlarından karşı çıkanlar olmuştur "Cinsel Devrim " ve "Bedensel Boşalmanın İşlevi " adlı incelemelerin yazarı Wilhelm Reich , aslında cinsellikle uygarlık arasında bir çatışmanın olmadığını ileri sürmüştür Günümüzün baskıcı toplumları, cinsel doyumu engellemektedir Cinsel doyumsuzluk, delilikten kansere kadar birçok toplumsal ve bedensel hastalığın nedenidir Reich'a göre, insanlar cinsel yaşamlarında özgürleştiklerinde, toplum hem gerçekten uygar hem de sağlıklı hale gelecektir Uzmanların çoğunluğuysa, bu türden felsefi ve toplumbilimsel sorunlara hiç girmeksizin, insanların cinsel yaşamının sorularla dolu olduğunu belirtmekle yetinmektedir "İnsanm Cinsel Tepkisi " adlı araştırmanın yazarları Masters ve Johnson, 1970'de yayınlanan ikinci kitapları "İnsanın Cinsel Yetersizliği "nde şöyle demekteler: "Amerika Birleşik Devletleri'ndeki evli çiftlerin en az yarısı, ya cinsel yaşamlarında dumura uğramışlardır ya da yakın bir gelecekte bu duruma geleceklerdir" Bununla birlikte, cinsel sorunlar yalnızca ABD gibi sanayileşmiş modern toplumlarda değil, şu ya da bu ölçüde tarihin bütün evrelerine ve çeşitli toplumlarda ortaya çıkmıştır İlk ve Ortaçağ hekimlerinin bu sorun üzerinde durduğu ve cinsel rahatsızlıkları gidermek için çareler önerdikleri bilinmektedir Yine de bugünkü anlamıyla cinsel sorunların, daha kesin bir deyişle, iktidarsızlık ve soğukluk gibi sorunların, esas olarak modern zamanlarda yaygınlaştığı söylenebilir Cinsel sorunlar, kadın ve erkeklerin normal bir cinsel ilişkide bulunmalarını güçleştiren ya da büsbütün önleyen psikolojik engellerdir Çoğu zaman çocukluk yaşantılarından ya da çok başarısız bir ilk cinsel deneyden kaynaklanan korku, aşağılık duygusu, sıkılganlık ve suçluluk duygusu gibi psikolojik engeller ve iç yasaklar insanlarda cinsel arzuyu azaltmakta, heyecan ve orgazma yol açan cinsel refleksleri sınırlamaktadır Kısacası, insanın normal cinsel tepkisini engellemektedir Kuşkusuz, organ bozuklukları, alkolizm, şeker hastalığı ya da kromozom bozuklukları gibi fiziksel ve biyolojik nedenler de soğukluk veya iktidarsızlık gibi sorunlara yol açabilirler Ama cinsel sorunların en yaygın kaynağı, psikolojik ve toplumsal engellerdir
     

Bu Sayfayı Paylaş