Cezayir - Cezayir'in Tarihçesi ve Coğrafyası Hakkında - Cezayir Resimleri

'Ülkeler Coğrafyası' forumunda Mavi_Sema tarafından 3 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cezayir - Cezayir'in Tarihçesi ve Coğrafyası Hakkında - Cezayir Resimleri konusu Cezayir

    Temel Britannica

    Cezayir, Afrika'nın kuzeydoğusunda, Ak­deniz kıyısında kurulmuş bağımsız bir cumhu­riyettir. Doğusunda Tunus ve Libya, güney­doğusunda Nijer, güneybatısında Mali ve Moritanya, kuzeybatısında Fas yer alır. Batı Sahra ile batıda dar bir sınırı vardır. Az sayıda doğal limanı olan Cezayir'in Akdeniz kıyıla­rındaki toprakları verimlidir. Hemen bu top­rakların arkasında Atlas Dağları'nın bir kolu olan Tel Atlasları uzanır. Daha iç bölgelerde ise, göller ve bataklıklarla birbirinden ayrılan yüksek ovalar bulunur. Güneye doğru gittik­çe Atlas Dağları'nın bir başka kolu olan Sahra Atlasları, Sahra Çölü'nün kuzey sınırını çizer. Cezayir topraklarının üçte ikisini Sahra Çölü kaplar. Güneydeki bu geniş çorak bölge, 1956'da büyük petrol yatakları bulununcaya kadar boş ve değersizdi. Gelişen petrol ve doğal gaz sanayisi Sahra'yla birlikte tüm ülkeyi büyük ölçüde değiştirdi.
    Cezayir'de taşımacılığa ve ulaşıma elverişli olmayan akarsulardan, daha çok sulamada yararlanılır. Şelif Irmağı ülkenin öbür ırmak­ları gibi yüksek ovalardan doğar ve Tel Atlasları arasından geçerek denize ulaşır. Cezayir genelde kurak bir ülkedir. Akdeniz' in nemli rüzgârlarına açık olan kıyı şeridi yağmur alır. Sağanakların günlerce sürdüğü yağmur mevsimi dışında sıcak ve yağışsızdır. Tropik iklimin görüldüğü güney bölgesinde yaz ayları çok sıcak geçer. Tel Atlasları'nda yaprak dökmeyen, kalın kabuklu meşe ağaç­larından oluşan güzel ormanlar vardır. Bir çöl bitkisi olan alfa ve başka ot türleriyle kaplı yüksek ovalarda sürüler otlatılır.


    [​IMG]
    Cezayir’e ilişkin bilgiler
    Yüzölçümü: 2.381.741 km²
    Nüfus: 23.849.000 (1988)
    Başkent: Cezayir
    Yönetim biçimi: Cumhuriyet
    Doğal yapı: Verimli kıyı bölgesini çevreleyen yüksek dağlar, ormanlar, boş alanlar ve çöller.
    Başlıca ürünler: Buğday, arpa, tütün, şarap, mey­ve, şişemantarı, demir, çinko, kurşun filizi, apatit taşı, çimento, pik, doğal gaz ve petrol.
    Başlıca kentler: Cezayir, Oran, Konstantin, Annaba, Sidibel-Abbes, Telemsen, Skikda.
    Eğitim: 6-14 yaş arası çocukların yüzde 60'ı okula gitmektedir.
    Cezayir'de panter, çakal, sırtlan, yabandomuzu gibi yabanıl hayvanlar ile çeşitli ceylan türleri bulunur. Sahra Çölü'nde boynuzlu engerek yılanları ve akrepler oldukça boldur.
    Nüfusun yüzde 80'ini Araplar oluşturur. En büyük azınlık olan Berberiler Cezayir'in en eski halkıdır. Gerek Araplar, gerek Berberi­ler Müslüman'dır. Nüfusun küçük bir bölü­münü de Fransızlar, İspanyollar ve İtalyanlar oluşturur. En yoğun yerleşim kıyı düzlükle­rinde ve Tel Atlasları'ndadır. Sulak olan bu bölgelerde bahçecilik ve tahıl tarımı oldukça gelişmiştir. Birçok insanın geçimini hâlâ çift­çilikle sağlamasına karşın, kentlere doğru yavaş ama sürekli bir göç vardır. Daha güneyde, Sahra Çölü'ndeki vahalarda göçebe kabilelere rastlanır. Avrupalılardın büyük bir bölümü, Cezayir 1962'de bağımsızlığını ka­zandıktan sonra, ülkeden ayrıldı. Resmi dilin Arapça olduğu Cezayir'de Fransızca da ko­nuşulmaktadır.
    Cezayir'in başlıca ürünleri buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar ile tütün, üzüm ve zeytindir. Devlet çiftliklerinde şarapçılık yapılır ve zey­tinyağı üretilir. Ayrıca incir, portakal ve kayısı gibi meyve türleri de vardır.
    Fosfat, cıva, demir, çinko ve kurşun ülke­nin başlıca madenleridir. Bunlardan başka zengin petrol ve doğal gaz yatakları bulunur. Başta petrol ve doğal gaz olmak üzere, bazı madenler ve şarap dış ülkelere satılır. Bunlara karşılık pamuklu ve yünlü dokumalar, demir-çelik, kömür ve işlenmiş ürünler alınır. Bu ticaretin çoğu modern bir liman kenti olan başkent Cezayir, Oran ve Annaba liman­ları üzerinden yapılır. Başlıca ihraç ürünü olan petrol borularla Arzev, Bejaia, Skikda ve Tunus'taki Skhira limanlarına ulaştırılır. Doğal gaz ise Arzev, Oran, Skikda ve Ceza­yir'e pompalanır. Demiryolları Fas sınırın­dan Tunus'a kadar uzanır.


    Tarih
    Fenikeli tüccarlar İÖ 1200'de Cezayir'in Ak­deniz kıyılarına yerleştiler. Bugün Tunus sı­nırları içinde kalan Kartaca Fenikeliler'in en önemli kentiydi; daha sonra Kartaca İmpara-torluğu'nun başkenti oldu. Kartaca'yı ele geçiren Romalılar Cezayir'i denetimleri altına aldılar. Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda çö­künce, Vandallar ve Bizanslılar bölgeyi ele geçirdi. Böylece Kuzey Afrika'nın bu kesimi Hıristiyanlık etkisine girdi. Ne var ki, İS 7. yüzyılda Araplar'm gelmesiyle İslam dini yaygınlaştı. 16. yüzyılda Oruç Reis ve kardeşi Hızır Reis'in katkısıyla Osmanlı egemenliğine giren Cezayir 300 yıl boyunca Osmanlı İmpa­ratorluğu'nun bir eyaleti oldu. O yıllarda, Cezayir kenti başta olmak üzere, kıyılar Berberi korsanların egemenliğindeydi. Ber­beri korsanlar özellikle 17. yüzyılda güçlene­rek Cezayir'i bir köle ticareti merkezi duru­muna getirdiler. Ama bunların gücü zamanla kırıldı. Cezayir 1830'da Fransızlar'ın eline geçti ve 1848'de Fransız toprağı ilan edildi. Fransızlar ile Cezayirli yurtseverler arasında kanlı çatışmalar oldu. Yıllarca süren bu çatış­malarda çok sayıda insan öldü, birçok Cezayir köyü yakılıp yıkıldı. Zamanla kıyı şeridinde oturanların çoğunluğunu Avrupalı Hıristiyan­lar oluşturdu. Fransızlar yerli halk üzerinde ekonomik, siyasal ve toplumsal baskı kurdu­lar. Cezayir'in Fransız kültüründen etkilen­mesine ve Fransa ile kurulan sıkı bağlara karşın, 20. yüzyılın ortalarına doğru Cezayir yurtsever hareketi hız kazandı.
    Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954'te başladı. Fransız ordusuna karşı girişilen kanlı savaşlar­da 150 bin kişi öldü. 1958'de Cezayir sorunu nedeniyle Fransa'da yaşanan siyasal bunalım, General de Gaulle'e başbakanlığın, bir yıl sonra da cumhurbaşkanlığının yolunu açtı. Sa­vaşın sürmesini isteyen bazı Fransız generalleriyle göçmenlerinin kurduğu Gizli Ordu Ör­gütü ülkede acımasız bir kıyıma girişti. De Gaulle Cezayir'e iki seçenek tanıdı: Bağım­sızlık ya da Fransa'ya bağlılık. 1962'de yapı­lan referandumda 6 milyon kişi bağımsızlık­tan yana, 16 bin kişi ise bağımsızlığa karşı oy verdi. Bundan sonra Fransa ile olan bağlantılar azaldı, ama iki ülke arasındaki ticaret ilişkileri bugün de sürmektedir.
    Başkan Huari Bumedyen'in 1978'de ölmesin­den sonra onun yerine geçen Şadli Bencedid 1984'te yeniden başkan seçildi. Cezayir'in ekonomik sorunlarına çözüm getirmek amacıy­la, yönetimdeki Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) kongresinde tarıma öncelik verilmesi kararı alındı. Ama, bir yandan Bencedid yönetiminin Araplaştırma politikasına karşı Berberiler'in tepkisi, öte yandan İslami bir düzen kurulmasını amaçlayan dinsel muhale­fetin ciddi boyutlara ulaşması ülkedeki ger­ginliği artırdı.
    1988'de muhalefetin demokrasi talebiyle başlattığı gösteriler ülkede geniş destek bul­du. Bunun üzerine siyasal çoğulculuğa olanak veren bir anayasa hazırlandı. Anayasanın Şu­bat 1989'da bir halkoylamasıyla kabul edilmesinden sonra ortaya çok sayıda yeni parti çık­tı. Şeriat düzeni kurmayı amaçlayan İslami Selamet Cephesi (FIS) Haziran 1990'da yapı­lan yerel seçimlerde beklenmedik bir zafer kazandı. Bunun sonucunda FLN içinde ciddi görüş ayrılıkları belirdi. FIS'ın radikal kanadı ise kitlesel eylemlere yöneldi.
    Aralık 1991'de yapılan seçimlerin ilk turun­da FIS ezici bir basan kazandı, FLN ise düşük oranda oy alarak üçüncü sıraya düştü. Bu ge­lişmeler karşısında Bencedid seçimlerin ikinci turundan önce istifa etmek zorunda kaldı. Ar­dından, Yüksek Güvenlik Konseyi seçimlerin ikinci turunu iptal ederek yönetime el koydu. Bu bir "anayasal darbe" olarak nitelendirildi. FIS önderlerine karşı baskılar yoğunlaştırıldı. Bağımsızlık hareketinin önderlerinden Muhammed Budiaf devlet başkanlığına getirildi. Budiaf'ın Haziran 1992'de bir suikast sonu­cunda öldürülmesi üzerine ülkede siyasal bu­nalım daha da arttı. FIS içinde radikaller ile ılımlılar arasındaki görüş ayrılıkları sonunda parti fiilen ikiye bölündü. Yönetimin radikal dinci hareketin yok edilmesi amacıyla sürdür­düğü baskılara karşın, güvenlik güçleriyle ra­dikal İslamcı güçler arasındaki çatışmaların hızı 1992 sonlarına doğru hâlâ kesilmemişti.
    Uzun yıllar bağımsızlığı için savaşmış olan Cezayir, ba­ğımsızlıklarını yeni kazanan öbür Afrika ülke­leriyle yakın ilişkiler içindedir. Sömürge dö­neminde baskı altında tutulan Arap kültürü­nün canlandırılmasına, okuma yazma oranı­nın çok düşük olduğu ülkede okuryazar sayısının artırılmasına çalışılmaktadır.
    Cezayir'de bugüne kadar, tarım, sanayi ve sağlık hizmetlerini kapsayan büyük değişik­likler olmuştur. Devlet başkanı ile devrim konseyi tarafından yönetilen bu ülkede sana­yi kuruluşlarının büyük bir bölümü devletçe işletilmektedir.

    Başkent: Cezayir


    [​IMG]

    Cezayir'in başkenti ve en önemli limanı olan aynı adlı kent, Cezayir Körfezi ile Sahel Te­peleri arasındaki dar alanda kuruludur. Ceza­yir limanından dış ülkelere şarap, portakal, sebze, demir cevheri ve fosfat satılır. Güne­yinde bulunan Hassi R'Mel'de dünyanın en büyük doğal gaz yatakları vardır. Gaz bura­dan bir boruhattı ile kente ulaştırılır.Araplar ve Berberiler'den oluşan halkın büyük çoğunluğu Müslümandır. Cezayir ba­ğımsızlığına kavuşmadan önce, Avrupalılar kentin körfez boyunca uzanan modern bölü­münde yaşarlardı. Eski kent tepelerin etekle­rinde kuruludur. İç içe geçmiş evleri, dar ve dolambaçlı, taş döşeli sokakları vardır. 11. yüzyıldan kalma Maliki Camisi ile Fransız­lar'ın katedrale dönüştürdüğü, Osmanlı döne­minden kalma Keçava Camisi ilgi çekicidir. Fenikeliler'in Afrika kıyılarında kurdukları ilk kolonilerden biri olan Cezayir çeşitli isti­lalar sonucu yıkıldıktan sonra, 10. yüzyılda Berberiler tarafından yeniden kuruldu. 1518'de Türkler'in eline geçti. Sonraki 300 yıl boyunca ticaret gemilerini soyan korsanların ana üssü oldu. 1830'da Cezayir'i alan Fransız­lar, kenti 1962'ye kadar ellerinde tuttular. Bağımsızlık savaşında Fransa'ya karşı giri­şilen ayaklanmanın merkezi oluşu, Cezayir'in önemli çatışmalara sahne olmasına yol açtı.
     

Bu Sayfayı Paylaş