Ceza - Ceza Nedir - Cezanın Amacı - Ceza Sistemi Hakkında

'Hukuk' forumunda Mavi_Sema tarafından 3 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ceza - Ceza Nedir - Cezanın Amacı - Ceza Sistemi Hakkında konusu Ceza
    Temel Britannica

    Tanım
    Cezanın amacı suçluyu eğitip topluma yeniden kazandırmaktır. Ne var ki, yeryüzün­de bu anlayışa varılması kolay olmamış, insanlar işledikleri suçları kimi zaman yaşamlarıyla ödemiştir. Ceza hâlâ pek çok ülkede geçerli olan tanımıyla, suç işleyen kişiye acı çektirilmesi ya da bir şeyden yoksun bırakıl­masıdır. Suçlu, suçunun niteliğine ve ağırlığına göre, ceza olarak yaşamını (ölüm cezası), bedeninin bir parçasını (elinin kesilmesi gibi), özgürlüğünü (hapis cezası, sürgün ya da gözetim) ya da parasını (para cezası) yitire­bilir.
    İlkel toplumlarda, suçtan zarar gören kişi suçluyu bireysel olarak uygun gördüğü biçim­de cezalandırabilirdi. Zamanla cezanın işle­nen suçla orantılı olması gerektiği düşüncesi gelişti. Daha sonra hukukun gelişmesiyle birlikte, cezalandırma işini adalet mekaniz­masını denetiminde tutan devlet üstlendi. Bugün ceza vermeye kalkışan bir kişi suç işlemiş olur.
    İlk cezalandırma yöntemleri suçludan öç almak, yaptığını ödetmek düşüncesine daya­nıyordu. Oysa çağdaş uygulamalar daha çok, suçluları bir daha suç işlememeleri için eğit­meye ve suç işlemekten caydırmaya dayanır. 18. yüzyılda Jeremy Bentham gibi düşünürle­rin cezalandırmanın arkasındaki amacı araş­tırmaya başlaması bu değişikliğin yolunu açtı. Düşüncelerini İtalyan yazar Cesare Beccaria'nın çalışmalarına dayandıran Bentham, cezanın suçu önlemekten öteye geçmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bentham ortaçağlardaki ağır cezaların, "bir kuzu çalıp asılmak-tansa, bir koyun çalıp asılmak yeğdir" düşün­cesiyle, suç işlemeye özendirdiğini öne sür­müştür.



    Cezanın Amacı
    Caydırma ya da önleme
    Bir kişiye verilen cezanın başkalarını aynı suçu işlemekten cay­dıracağı düşüncesi, o suçu işlemeye eğilimi olan bir kişinin, mantıklı davranarak acı ve yoksunluktan kaçınmak için, suç işlemeyeceği varsayımına dayanır. Cezanın caydırıcı olabil­mesi için, kişinin geçmişteki deneyimleri anımsayabilmesi ve davranışının sonuçlarını kavrayabilmesi de gereklidir. Geçen yüzyıla kadar, suçluların halk önünde asılması ya da kafasının kesilmesinin başlıca nedeni caydırı­cılıktı. Cezanın halk önünde uygulanması, cezanın haklılığını halka onaylatmak ve dev­letin gücünü kanıtlamak içindir. Eğer suçlula­rın çoğu zaman yakalanmadığı görülürse, cezanın caydırıcılık etkisi azalabilir.

    Ceza ya da ödetme
    Hırsızlık gibi kimi suçlarda çalınan şeyin ödetilmesi sağlanabilir. Ama saldırı türünden çeşitli suçlarda bu uygulanamaz. Kimi durumlarda da suçlu tedavisi gereken bir akıl hastası olabilir. O zaman ödetici cezalar suçun yinelenmesini önleyemez.

    Yola getirme ya da kişinin davranışını değiş­tirtme
    Yola getirme ya da davranışını düzelt­me amacıyla verilen ceza özünde, "bir kişinin aklını başına getirmek" için uygulanır. Bu, bazen "ani, kısa, şiddetli ve sarsıcı" bir uygulamadır. İlk kez suç işleyen genç insanla­rın böylesine şiddetli bir cezayla davranışla­rının yanlışlığını kavrayacakları düşünülerek uygulanır.
    Daha çağdaş yöntemler suçluyu birey ola­rak ele alır ve suça uygun ceza yerine, her suçlunun kişiliğine uygun bir ceza uygulamayı amaçlar. İşlenen suçun nedenini bulup ortaya çıkarmak ve suçluya, yaşam biçimini değiştir­mesi için gerekli yardımı yapmak başarılı bir sonuç almak için gereklidir. Çağdaş yöntem­ler, tıbbi ya da psikolojik tedavi ve eğitimin yanı sıra, suçluya yeni bir yaşama başlaması için belirli yardımları da içerir.

    Toplumun korunması
    Bazı suçlular tehli­kelidir; bu nedenle, tehlikeli oldukları sürece onları kilit altında tutmak, başkalarını koru­manın tek yolu olabilir. Ama burada da suçun nedenini bulup ortaya çıkarmak ve suçun yinelenmesini önlemek için suçlunun davra­nışlarını değiştirmeye çalışmak önem ta­şır.



    Cezanın Etkisi
    Cezanın, uygulandığı toplumun kabul edebi­leceği nitelikte olması gerekir. Eğer toplumda çoğunluk cezanın acımasız ve haksız olduğu­nu düşünürse, suçlunun adalete tesliminde ya da cezanın uygulanmasında görevli organları desteklemekten ve işbirliğinden kaçınacaktır. Ayrıca ceza adaletli olarak uygulanmalı, ayrım gözetmeden herkese aynı koşullarda aynı ceza verilmelidir.
    Suçun kanıtlanmasıyla cezanın yerine geti­rilmesi arasındaki zaman uzarsa, suç ile ceza arasındaki bağlantı gözden kaçar; ceza caydı­rıcı ve yola getirici özelliğini kaybeder. Ne var ki, ölüm cezalarında bu uzama yeni kanıtların bulunması ve hatta tutuklunun aklanmasına varacak bir zaman kazanmadır. Ölüm cezası­nın hâlâ yürürlükte olduğu ülkelerde, böylesi­ne dönüşü olmayan bir cezanın haklılığı gün­cel bir tartışma konusudur.
    Günümüzde hâlâ "düşünce"nin yargılandı­ğı ve cezalandırıldığı ülkeler vardır. Düşünce­nin toplum düzenini sarsıcı bir eylem olduğu­nun kabul edildiği bu gibi ülkelerde, "yasak" konan kitapları yayımlayanlar, okuyanlar, "yasak" sayılan düşünceleri dile getirenler acımasızca cezalandırılır ve düşünce suçu işledikleri için on yıllarca özgürlüklerinden yoksun bırakılırlar.
    Çağdaş cezalar hapis ve para cezasına dayanır. Yapılan araştırmalar, para cezaları­nın ve gözetiminyalnızca ilk kez işlenen suçlarda uygulandığında etkili olduğunu gösteriyor
     

Bu Sayfayı Paylaş