Cennetlik bir kadin, Ümmü Züfer

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Mavi_Sema tarafından 19 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cennetlik bir kadin, Ümmü Züfer konusu
    Ve bir gün Allah Rasulü (s.a.v) Atâ bin Rebah’a (r.a) şöyle diyordu: “Ey Atâ! Sana cennetlik bir hanımı göstereyim mi?” “Gösterin ey Allah'ın Rasulü, kimdir o?” Allah Rasulü (s.a.v) Ümmü Züfer’i (r.anha) gösteriyordu.

    Yolunun tozu, gülünün dikeni…
    Hiç ayrılır mıyım tozlu diye, hiç gül kokulardan geçer miyim dikenli diye?
    Senin içindir senden gelene sabrım,
    Senden gelene şükrüm.
    Sen razı olasın diyedir.
    Sen razı olduktan sonra…

    Ümmü Züfer (r.anha) Habeşli, siyahî, iri yarı, uzun boylu bir hanımdı. Müslüman olmuş kimsesi olmadığı için de Allah Rasulü’ne (s.a.v) sığınmıştı. Hz. Hatice’nin (r.anha) saç bakımını yapar böylelikle zaman zaman Rasulullah’ın (s.a.v) evinde olur, O’nun farklı hallerini görür, bilirdi.

    O’nun sabrını bilirdi.
    Şükrünü bilirdi.
    Vefasını bilirdi.

    Hz. Hatice vefat ettikten sonra ne vakit Allah Rasulü’ne (s.a.v) gelse hoş karşılanırdı. Allah Rasulü (s.a.v) kendisine ikram eder, “O, Hatice hayattayken bize gelirdi” derdi.

    Çünkü Peygamber (s.a.v) Hatice’ye (r.anha) vefalıydı. Vefasını onun dostuna dostluk ederek gösteriyordu.

    Dosta vefa dostun dostuna vefaydı.

    Sen şimdi sabret!

    Ümmü Züfer (r.anha) sara hastalığına tutulmuştu. Zaman zaman nöbet gelir, kendinden geçer, ne yaptığını bilmez olurdu.

    Bir gün Allah Rasulü’ne (s.a.v) gelerek iyileşmek için dua istedi. Allah Rasulü (s.a.v) tercih sundu: “İstersen dua edeyim iyileş. Fakat sabredersen senin için cennet vardır.”
    Sabrederdi. Nasıl etmesin? Bilirdi ki Peygamber (s.a.v) ne hastalıklar geçirir şikayet etmez, razı olurdu halinden.

    “Hoştur bana senden gelen/
    Ya gonca gül yahut diken”

    Hanımı Hz Aişe (r.anha) bir gün demişti ki; “Rasulullah’dan ziyade hastalığı şiddetli olan bir kimseyi görmedim.”

    “Sabrederim ey Allah’ın Rasulü, lakin nöbet geldiğinde ne yaptığımı bilmez oluyor, açılıp saçılıyorum. Bu halim utandırıyor. Dua edin açılıp saçılmayayım.”

    Allah Rasulü (s.a.v) de bu halinden kurtulması için dua etti.

    Teslimdi Ümmü Züfer (r.a) ve de bilinçliydi. Ne istemesi gerektiğini biliyordu. O hali için hayâ duyuyordu. “O’ndan geleni yaşarım ancak şu halim olmasa.”

    Allah Rasulü (s.a.v) en merhametlisiydi insanların. Üzülüyordu arkadaşının acı çekiyor olmasına ama “İyileşmen için dua edeyim” demedi. “Merhamet ederim lakin Allah’ın rahmeti sonsuz. Rahmete sığın”

    Bu alemde sabret. Sabırdır rahmetin kapısı. Sabırla çal o kapıyı. Açılacak bir gün sonuna kadar,
    Zira Allah’ın vaadi haktır.”

    “…sabredenlere, mükafatları elbette hesapsız verilecektir” (Zümer, 10)

    Sen şimdi sabret.
    Gideceğin bir günlük yoldur.
    Aldırma yolun tozuna yürü.
    Yol kenarında güller var, yaban gülleri.
    Aldırma dikenine topla.
    Yarın divanda gülleri sunarsın yaralı ellerin, tozlu elbiselerinle…

    Şahittir şimdi

    Ve bir gün Allah Rasulü (s.a.v) Atâ bin Rebah’a (r.a) şöyle diyordu:

    - Ey Atâ! Sana cennetlik bir hanımı göstereyim mi?

    - Gösterin ey Allah'ın Rasulü, kimdir o?

    Allah Rasulü (s.a.v) Ümmü Züfer’i (r.anha) gösteriyordu.

    En güzelden duymak en güzel müjdeyi.

    “Sen kurtulanlardansın.
    Senden Rabbin razı.
    Zira sen sabredenlerden oldun.
    Razı oldun O’ndan gelene.”

    Sabrına Rasulullah (s.a.v) şahittir şimdi.
    O’nun mübarek dudaklarından dökülür cümleler,
    Toprak şahit olur, gök şahit olur.
    Hurma ağaçları dal dal, yaprak yaprak şahit olur.
    Zaman şahit olur
    Bizler şahit oluruz.
    Allah şahit olur.



    Elvida ÜNLÜ
     

Bu Sayfayı Paylaş