Cennet kimin hakkında kesinleşir?

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda DilzaR tarafından 17 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cennet kimin hakkında kesinleşir? konusu [​IMG]

    Ölüm ve sonrası ile ilgili merak edilenleri İlahiyatçı Mehmet PAKSU kaleme aldı...


    Cennet kimin hakkında kesinleşir?
    Hocam, ölen insanlar için "O şimdi Cennette" deniyor veya tam tersi "Cehennemde" deniyor. Gerçi kimin nereye gideceğini sadece Allah bilir, ama benim anlayamadığım konu şu: Öldükten sonra kabir hayatı yaşanacağına ve kıyametten sonra da herkesin hesabı görülüp kimin nereye gideceği belli olacağına göre, nasıl oluyor da sanki hiç kabir hayatı yaşanmayacakmış gibi "O şimdi Cennette ya da Cehennemde" denilebiliyor? Bunu bazı hocalar da söylediği için garibime gitti ve size yazdım. Acaba şunu mu kastediyorlar: "Kişinin ameline göre kabir Cennet bahçelerinden bir bahçe ya da tam tersi oluyor." Eğer öyleyse bunun bu şekilde söylenmesi gerekmez mi? Hocam bu konuda bilgi verirseniz sevinirim. (Taner Ziya/İstanbul)
    Böyle bir sözün kaynağı daha Peygamberimizin zamanına dayanıyor.
    Hz. Enes'in (r.a.) anlattığına göre, birgün Peygamberimiz bazı sahabilerle otururken yanlarından bir cenaze geçti. Sahabilerden bazıları o cenazeyi hayırla andılar.
    Resulullah (a.s.m, "Kesinleşti!" buyurdu.
    Sonra bir cenaze daha geçti. Sahabiler bu cenazeyi de kötü sözlerle andılar.
    Resulullah yine, " Kesinleşti!" buyurdu.
    Bunun üzerine Hz. Ömer, "Ey Allah'ın Resulü! Kesinleşen nedir?" diye sordu.
    Resulullah (a.s.m.), "Öncekini hayırla andınız ona Cennet vacip oldu. İkincisini de kötülükle andınız, ona da Cehennem vacip oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahitlerisiniz!" buyurdu."1

    Hz. Ömer zamanında da aynı olay yaşanıyor. Hz. Ömer de geçen heri iki cenaze hakkında "Kesinleşti" cevabını veriyor. Sebebini sorduklarında "Hz. Peygamberin (a.s.m.) söylediği gibi söyledim" diyor ve Peygamberimizin sözlerini naklediyor:
    O şöyle buyurmuştu: "Sizden dört kişi herhangi bir Müslüman hakkında hayırla şahitlik ederse Allah Teala onu Cennete koyar."
    Bizler, "Bizden üç kişi böyle şahitlik ederse?" diye sorduk.
    "Üç kişinin şahitliği de aynıdır" buyurdu.
    "İki kişi?" diye sorduk.
    "İki kişi de" karşılığını verdi.
    Sonra utandığımız için bir kişinin şahitliğinin de aynı olup olmadığını soramadık."2
    Her iki hadiste açıkça yer aldığına göre, Müslümanların ölen bir kişiyi iyi veya kötü olarak anmaları büyük önem kazanıyor. Çünkü ölen o kişinin dini yaşantısını, amelini ve nasıl bir ömür geçirdiğini yakından görmüşler, o kişi hakkında onlarda bir kanaat oluşmuş. Ona göre o onun İyiliği veya kötülüğü hakkında açıklamada bulunmuşlar.

    Bunun yanında dünyasını değiştirmiş bir Müslüman hakkında İslâmi bir âdap olarak kötülükleri söylenmez, hayırla anılır. Bunun kaynağını da yine Peygamberimizde buluyoruz:
    "Ölülerinizi hayırla anın" ve "Ölülerinizin iyi amellerini anın, kötülüklerini söylemeyin" mealindeki hadisler bu adabın esasını belirtiyor.3
    Bu açıdan bir Müslümanın cenaze namazını kıldırdıktan sonra, İmam Efendi, "Merhumu nasıl bilirdiniz?" diye sorar, cemaat de "İyi bilirdik" diye cevap vererek şahitlikte bulunur.

    Meselenin bir başka cephesi daha vardır. O da ölen bir insanın bir akıbeti hakkında kesin konuşmamaktır.
    Hz. Ayşe anlatıyor: Bir çocuk öldü, ben de: "Ne mutlu ona, cennet kuşlarından bir kuştur" dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber ( a.s.m): "Bilmiyor musun ki; Allah Cenneti de yaratmış, Cehennemi de yaratmıştır. Bunun da halkı var, onun da halkı var" (Müslim, Kader:6).
    Baştaki hadislerde yer alan mesele bir dua olarak anlaşılması gerekirken, bu hadis de çocuk da olsa, ölen bir insan hakkında kesin hüküm vermemektir. Çünkü gerçek akıbetini Allah bilir.
    Sorunuzda geçtiği gibi, ölen her insan kıyamet kopana kadar bir kabir ve bir berzah hayatı geçirir. Cennetlikse kabri bir Cennet bahçesi olur, Cehennemlikse kabri bir Cehennem çukuru olur.
    1. Buhari, Cenaiz:86; Sehadet 6; Muslim, Cenaiz:60; Tirmizi, Cenaiz:63.
    2. Buhârî, Cenâiz:84; Nesâî, Cenâiz:50; Müsned, 3:179, 186, 197, 245; İbn Hibbân, es-Sahîh, 7:292.
    3. Ebû Dâvûd, Edeb:50; Tirmizî, Cenâiz:35.

    Mehmet PAKSU yazdı...
     

Bu Sayfayı Paylaş