Cenâb-ı Hak, zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor

'Risale-i Nur Külliyatı' forumunda Siraç tarafından 1 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cenâb-ı Hak, zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor konusu Cenâb-ı Hak, zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor



    Hrkadaş! Heyet-i içtimaiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır Havas kısmı avamdan, zengin kısmı fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır Bu tabakalar arasında muvasalayı temin eden zekât ve muâvenettir Halbuki vücub-u zekat ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itaat, muhabbet yerine ihtilal sadaları, haset bağırtıları, kin ve nefret vaveylâları yükselir Kezâlik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor Maalesef, tabaka-i havastaki meziyetler, tevazu ve terahhuma sebep iken, tekebbür ve gurura bais oluyor Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik, ihsan ve merhameti mucip iken, esaret ve sefaleti intaç ediyor Eğer bu söylediklerime bir şahit istersen âlem-i medeniyete bak, istediğin kadar şahitler mevcuttur
    Hülâsa: Tabakalar arasında musalahanın temini ve münasebetin tesisi, ancak ve ancak erkan-ı İslamiyeden olan zekat ve zekatın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur
    İşârâtü’l-İ’câz, s 49, (yeni tanzim, s 79)
    ***
    Oruç, hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye baktığı cihetle çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
    İnsanlar maişet cihetinde muhtelif bir surette hâlk edilmişler Cenâb-ı Hak, o ihtilâfa binaen, zenginleri fukaraların muavenetine davet ediyor Halbuki, zenginler fukaranın acınacak acı hâllerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez Bu cihette insaniyetteki hemcinsine şefkat ise, şükr-ü hakikînin bir esasıdır Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir; ona karşı şefkate mükelleftir Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyeti olmazsa, şefkat vasıtasıyla muavenete mükellef olduğu ihsanı ve yardımı yapamaz, yapsa da tam olamaz Çünkü, hakikî o hâleti kendi nefsinde hissetmiyor
    Mektubat, s 389, (yeni tanzim, s 678)
    ***
    Ehl-i iman, ehl-i hakikat, hususan Risâle-i Nur talebelerinin vazifesi, bu musibetli açlığı, Ramazan riyazet-i diniyesinin tarzındaki açlık gibi vesile-i ilticâ ve nedamet ve teslimat yapmaya çalışmaktır Ve zaruret bahanesiyle dilenciliğe ve hırsızlığa ve anarşiliğe yol açmasına meydan vermemektir Ve aç fakirlere acımayan bir kısım zengin ve bazı ehl-i maaş dahi Risale-i Nur’u dinleyip, bu mecburî açlık hissiyle açlara merhamete gelip, zekâtla yardımlarına koşmaktır

    Kastamonu Lâhikası, s 104, (yeni tanzim, s193)

    maişet: Geçim
    hâlk: Yaratma
    ihtilâf: Farklılık
    muavenet: Yardımlaşma, yardım
    heyet-i içtimaiye: Sosyal heyet, topluluğa âit cemiyet
    hatt-ı muvasala: Buluşma çizgisi, kavuşma yeri
    vücub-u zekat: Zekâtın farz olması
    hurmet-i riba: Faizin haram olması
    müraat: Uymak
    tabaka-i havas: Yaşayışça zengin ya da ilimce üstün olan sosyal sınıf
    musalaha: Sulh, barış
    teberruat: Teberrular, bağışlar, bağışlamalar
    hayat-ı içtimaiye-i insaniye: İnsanların sosyal hayatı
    vesile-i ilticâ ve nedamet ve teslimat: Sığınma, pişmanlık ve teslim olma vesilesi
    intaç: Netice verme
    nefisperest: Nefsini beğenen
    riyazet-i diniye: Az gıda almak suretiyle nefsini terbiyeye çalışmak
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş