Cemile / Cengiz Aytmatov

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda Siraç tarafından 5 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cemile / Cengiz Aytmatov konusu
    Cemile / Cengiz Aytmatov

    Kendim için çok değerli olan tablonun karşısına geçiyor ve tabloya uzun uzun bakıyorum.Tabloda sonbaharın solgun görüntüsü var.Rüzgaruzaktaki sıradağların üzerinden hızlı hızlı kayan küçük alabulutları kovuyor.Ön plandakoyu kızıl renkte bir pelin bozkırı.Ve bir deson yağmurlardan sonra kurumaya vakit bulamamış kapkara bir yol.Yağmurdan yumuşayan tekerlek izleri boyunca iki yolcunun ayak izleri uzayıp gidiyor.İzler uzaklaştıkça silikleşiyorlar. O iki yolcu isebir adım daha atsalar çerçeveden dışarı çıkacaklar sanki.Bu yolculardan biri…

    Savaş başlayalı üç yıl olmuştu.Aile büyükleri uzak cephelerdeKursk ve Oral önlerinde savaşıyorlardı.Büyük erkeklerin harcı olan günlük ağır işler henüz onbeş yaşına basmamış olan çocukların omuzlarına yüklenmişti.Avılda iki akraba ailenin evleri yanyanaydı.Diğer evin aile reisi ölmüş ve karısı iki çocuğuyla kalmış.Kabilede hala yaşatılan eski geleneğe göre dul bir kadının çocuklarını alıp başka bir yere gitmesine izin verilmez.Onun için bizimkiler bu kadını babamla evlendirmişler.Babam ölenin en yakın akrabası olduğundanatalarının ruhuna saygısı ve ¤¤¤¤ionu bu kadınla evlenmeye mecbur etmiş.Böylece bizim evde ikinci bir aile olmuş. Bu evde iki oğlunu verdi orduya.Bunlardan büyüğü olan sadıkaskere gitmeden az önce evlenmişti.Sadık’ın annesi merthatır sayankimseye kötülük düşünmeyen bir kadındı.Talihde yüzüne gülmüşona çalışkan bir gelin vermişti:Cemileçalışkanlıkta annenin benzeriydi.Yorulmak nedir bilmezher işten anlayan ama hareketleri biraz farklı bir kadın.

    Birgün eve geldiğimde avluda onbaşı Ozmat’ı gördüm.Erkekler olmayınca tahıl çuvallarını Avıl’dan istasyona asker eşlerinin taşımasına karar vermişlerdi. Bunun için Cemile’yi istiyordu.Annem ilk önce razı olmadı.Daha sonra benimde Cemile’nin yanında gitmem şartıyla Ozmat annemi razı etti.Bizle beraber köye cepheden yeni gelen Danyar’da gelecekti.Danyar’ın şaşılacak yanısürekli dalgın olmasına rağmençok hızlı çalışması ve iyi iş yapmasıydı.Onu görenaçık yürekli hiçde çekingen olmayan bir insan sanırdı ama o aksine içine kapanık bir insandı.

    Birgün Cemile’yle Danyar’ın arabasına ağır bir çuval yükleyerek şaka yaptık.Danyar o an bunu çok ciddiye aldı fakat ertesi gün hiç bir şey yokmuş gibi davranmaya devam etti.Bu eşşek şakasından dolayı Cemile kendisini Danyar’a karşı mahçup hissediyordu.Dönüşte Cemile şarkı söylemeye başladı.Sesi güzeldi ve onu dinlemek bir zevkti.Bir an durdu ve Danyar’a seslendi:

    -Hey danyarsende bir türkü söylesene! Sen yiğit değilmisin yani!
    Danyar atlarını durdurarak biraz mahcupcevap verdi:

    -Söyle Cemile söylecan kulağıyla dinliyorum seni!

    -Ne yani bizim kulağımız yok mu?Anlaşıldı söylemek istemiyorsun.Ve Cemile söylemeye devam etti.Ondan türkü söylemesini niçin istemişti acaba?Belki öylesine istemiştibelki de onu konuşturmak istiyordu.Az sonra tekrar türküsünü kesip bağırdı

    -Hey Danyarsen hiç aşık oldun mu?
    Böyle dedi ve gülmeye başladı.
    Danyar soruya cavap vermiyor ve susuyordu. Cemile’de sustu.
    “Birine türkü söyletmenin en iyi yolu bu diye”düşündüm ve güldüm.Dereyi geçtikten sonra Danyar kamçısını şaklattı ve birdenbire türkü söylemeye başladı.Yavaş seslekesik kesik söylenen bu türküde çok dokunaklıcoşkulu benim anlatamayacağım bir şey vardı.
    O günden sonra hayatımızda bir değişiklik olduğu belliydi.Ben artık sürekli olarak iyi bir şeyin olacağını bekliyorbunu istiyordum.

    Her zamanki gibi istasyondan geliyorduk.Bu defa Danyar’a bir şeyler olmuştu:Türküsünde öyle tatlı öyle dokunaklı bir sevecenlik ve yalnızlık duygusu vardı ki ona olan sempati ve merhametten insanın gözleri sulanıyorboğazına bir şeyler takılıyordu.Cemiledanyar’ın arabasına bindi ve onun yanına oturdu.Elini göğsüne koymuş ve sanki taş kesilmişti.Ben arabanın yanında yürüyorhafifçe hızlanarak öne geçiyor ve gözucuyla onlara bakıyordum.Danyar sanki Cemile’nin varlığını hissetmemiş gibi söylüyordu türküsünü.Cemile Danyar’a iyice sokulmuşbaşını hafifçe onun omzuna dayamıştı.
    Danyar’ın sesi titredisonra yeni bir kuvvetle yine gürlediçınladı.Danyar şimdi bir aşk türküsü söylüyordu.Bu engin bozkırda ben iki aşık görmüştüm.Beni farkedemiyorlardı bile.Bambaşka iki insan olmuşlardı.

    Danyar’I dinlerken her zaman duyduğum o anlaşılmaz heyecan beni yine sardı.Ve bir andane istediğimi apaçık anlayıverdimenonların resimlerini yapmak istiyordum.Avıl’a döndüğümüzde resmi yapmaya başladım.Kendimi öyle kaptırmıştım ki etrafımda olanları ne görüyor ne duyuyordum. Ancak tepemde bağıran bir sesle kendime geldim:Cemile idi bu.Önümdeki resmi gördü ve resme uzun uzun baktı.Ve

    -Onu bana verhatıra olarak saklayacağım.
    Böyle dedi ve kağıdı katlayıp koynuna soktu.
    İki yıl aradan sonra o sonbahar tekrar okula döndüm. Derslerden sonra sık sık çay kenarına giderşimdi teredilmiş ve ıpıssız harman yerinin yakınında bir yere oturdum.Birden yanyana giden iki insan gördüm. Cemile ile Danyarvadide patikadan demiryolu kavşağına gidiyorlardı. Başları fundaların arasında iki defa daha göründü ve sonra kayboldular

    -Cemileeee! Diye bağırdım olanca kuvvetimle.

    Aklımı kaybetmiştim sanki.Dereye dalıpsuların içinde arkalarından koşmaya başladım.Hızla giderken birden düşüp yuvarlandım.Gözlerimden çeşme gibi yaş akıyordu.İşte o zaman yerde uzanıp yattığım o anlardabirden anladım Cemile’yi sevdiğimi.Evetsevmiştim ve bu benim ilk çocuklukilk gençlik aşkımdı.O an ben yalnız Cemile’den ve Danyar’dan değilçocukluğumdan da ayrılmıştım.

    Şimdi onlara bakıyor ve Danyar’ın sesini işitiyorum.Beni de yola çağırıyor [Big Grin] emek ki bavulumu alıp gitmenin zamanı geldi.Ben de bozkırakendi köyümüze döneceğim ve orada yeni renkler arayacağım.

     

Bu Sayfayı Paylaş