Cem Sultan'ın Trajedisi

'Tarihi Bilgiler' forumunda NeslisH tarafından 27 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cem Sultan'ın Trajedisi konusu
    Cem Sultan'ın Trajedisi

    Cem Sultan Türk tarihinin en bahtsız isimlerindendi Fatih'in oğluydu ve zamanının en meşhur alimlerinin elinde yetişti Devlet idaresine daha çocuk

    Babası 1481 Mayıs'ında öldüğü zaman Cem henüz 22 yaşındaydı ve İstanbul tahtına ağabeyi Bayezid geçti Cem başkaldırdı sultanlığını ilân etti ama ağabeyinin gönderdiği orduların karşısında yenildi Tek bir çaresi kalmıştı: Osmanlı topraklarını terketmek Öyle yaptı Mısır ve Hicaz taraflarına gitti sonra yeniden Anadolu'ya geçip ağabeyiyle bir başka savaşa tutuştu tekrar yenilince de memleketini ebediyyen terketti asırlar boyunca tarihin en büyük gurbet maceralarından sayılacak olan 13 senelik bir gurbete atıldı


    İlk durağı Rodos'tu Adanın o zamanki hâkimi olan şovalyeler Cem'i hem Avrupa'ya hem ağabeyi Bayezid'e pazarlamaya çalıştılar iki taraftan da binlerce altın kopardılar ama bir Türk baskını endişesiyle Cem'i Fransa'ya geçirdiler Avrupa'daki hemen bütün devletler Cem'i ele geçirebilmek için uğraşıyor şovalyeler ise şehzadeyi bir şehirden ötekine taşıyorlardı Şovalyelerin reisi d'Aubusson bu tehlikeli maceraya nihayet bir nokta koydu: Yüklü bir para ve kardinal unvanı karşılığında Cem'i Roma'ya Papa İnnocent'e satıverdi


    Fatih'in bu en sevgili oğlu artık Roma'daydı ve Hristiyan dünyasının Türkler'e karşı hem pazarlık hem tehdit konusu haline gelmişti Papa'nın hayali Cem'i İstanbul'a karşı başlatılacak bir Haçlı seferinde kullanmaktı hattâ bu iş için Tuna boylarında bir Macar ordusu bile bekletiliyordu ama şehzade memleketine karşı olan bütün bu teklifleri reddetti Venedikliler'le Napoli Krallığı da Cem'i Papa'nın elinden alabilmenin yarışındaydı; Papa ise İstanbul'dan daha fazla haraç alabilmenin peşinde Bayezid tahtın rakibi Cem'i kendisine iade etmesi yahut öldürmesi için Vatikan'ı hazineler teklif ediyor Papa ise İstanbul'un altın musluklarını açık tutabilme çabasıyla Cem'i kaleden kaleye naklediyor ve İstanbul'dan devamlı bir haraç alma yolunu seçiyordu


    Derken İnnocent öldü yerini o zamanların İtalya'sının en kanlı ailelerinden birinden Borjiyalardan gelen Roderica aldı ve 6 Alexandre ismiyle papalık tahtına oturdu İtalyanlar Cem'i Alexandre zamanında da pazarladılar ve Bayezid'den kâh tehditle ve kâh vaadlerle her sene gene keseler dolusu altınlar alındı Günün birinde Fransa Kralı 8 Charles Cem'i kullanarak Kudüs'e doğru bir Haçlı Seferi planladı Şehzadeyi ele geçirmek için Roma'ya girdi ve Papa için Cem'i krala vermekten başka çare kalmadı Papa Alexander şehzadeyi Fransız kralına teslim etti ama bahtsız Cem bir başka gurbete uzanışından birkaç gün sonra 1495'in Şubat'ında acılar içinde kıvranarak can verdi Papa seneler boyu haraç kaynağı olan şehzadeyi başkasına yâr etmemiş Kral'a vermeden önce zehirlemişti

    Cem'i tam 13 yıl İstanbul'a karşı senelerce koz niyetine kullanan Avrupa şehzadenin tabutunu bile para vasıtası haline getirdi Tabut yeniden şehir şehir dolaştırıldı Cenazesi Bursa'ya getirilip defnedildiğinde ölümünün üzerinden iki sene geçmiş ve Bayezid'e çok büyük bir hazineye malolmuştu

    Fatih'in oğlu Cem Sultan'ın hazin macerası işte kısaca böyle Ama bu yazdıklarımı okuduktan sonra Türk tarihinin bu en zarif prenslerinden biriyle dünyanın en kanlı terör çetesinin elebaşısı arasında benzetmeye kalkıştığımı sakın ola ki düşünmeyin Ben Roma'yla bundan tam beş asır önce yaşadığımız bir olayı ve Avrupalılar'ın özellikle de İtalyanlar'ın Türkler aleyhine elde ettikleri bir kozu nasıl kullandıklarının geçmişteki örneklerinden birini vermeye çalıştım o kadar



    Cem Sultan İtalya'dan bu şiirle feryad ediyordu


    Cem Sultan 15 asır Türk Edebiyatı'nın en seçkin şairlerindendi Türkçe ve Farsça iki divan hazırlamış başka kitaplar da kaleme almış ve gurbet ıztırabını şiirlerine aksettirmişti


    Aşağıda Cem Sultan'ın en meşhur şiirlerinden birinin geride bıraktığı oğlu Oğuz Han'ın idamını haber aldıktan sonra yazdığı ‘‘İy vefâsuz hâin-i b;-emn ü b;-âmân felek / V'iy hatâ-perver belâ bahş u kazâ-gerdân felek’’ diye başlayan kasidesinin bazı beyitleri günümüz Türkçesi'yle yeralıyor

    ‘‘Ey vefasız hain inanılmayan amansız hatalar ve günahlar besleyen belâlar veren kaza çarkını döndüren felek! Ey zulüm ile zamanın her devrin sultanının kanını içen; baştan başa eziyet mihnet dert ve inlemeler saçan felek!

    Senin zulmünün mutfağında yüz bin ciğer ateşlere atılmış olsa bile bunda şaşacak ne var ki? Zira gökkubbe senin eziyetinin ve kahrının basamağına konmuş bir kazandan ibaret

    Vaktiyle Anadolu'ya baştan başa hükmederken eyvâhlar olsun ki bana şimdi Frengistan'ı mesken kıldın Senin beni Frengistan'ın girdabına salmandan beri gözlerimden denizler gibi kanlı yaşlar akıyor Gözlerim burada o kadar çok yaş döktü ki Atlas Okyanusu bile bu yaşlardan taşıp çağlamaya başladı


    Ey düzgün işleri bozan şâhların şâhı Cem'i muradına ulaştırmayan felek! Ayın ve güneşin beni yerde bu halde görür görmez karalar giyip matem tutmaya başladığını farketmiyor musun?

    Felek! Sen benim canımı yaktın ömrümün duvarını yıktın! Senin de çardağının söğüdü yıkılsın başaşağı olsun!’’
    (Münevver Okur'un ‘‘Cem Sultan Hayatı ve Şiir Dünyası’’ndan)​
     

Bu Sayfayı Paylaş