Cehennem'den Kaçan Adam(Dini Hikaye)

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda KaRDeLeN tarafından 13 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cehennem'den Kaçan Adam(Dini Hikaye) konusu
    Cehennem’den Kaçan Adam



    O bir sahâbî!

    Ay Yüzlü Güzelin, genç ümmeti.

    O bir sahâbî!

    “Anam babam sana feda olsun!” diyecek kadar samîmi.

    O bir sahâbî!
    Gül kokulu sevgiliye yoldaş, Kâinatın Efendisi’ne tâbî..

    O bir sahâbî!
    Genç yaşta mü’min, îmanda kemâl sahibi.

    O bir sahâbî!
    Her dem nefsine karşı, savaşın yılmaz mücâhidi.

    Öyle bir savaş ki;
    düşman amansız, mücâhede çetin, mücadele hummalı idi.

    Bir gün bir ihtiyacı için Allah’ın Sevgilisi (S.A.V.) onu çarşıya göndermişti. Kalbinde Allah Rasûlü’ne (S.A.V.) hizmet etmenin sevinci, kutlu Medine sokaklarında adım adım ilerledi. Tam Ensar’dan bir zatın kapısı önünden geçiyordu ki; Ensar’dan bir hanımı banyo halinde görüverdi. Ne var ki gözlerini hemencecik geri çeviremedi. Ona bakmıştı… Bu bakış içine büyük bir korku salmıştı. Bu korku ile koşarak hızla oradan uzaklaştı.

    - Ne yaparım şimdi ben? dedi kendi kendine. Ne yaparım? Ya Allah (c.c.), Rasulü’ne (S.A.V.) vahiyle bildirilirse? Nasıl bakarım Efendi (s.a.v)’min aydan aydınlık yüzüne?

    Karmakarışık duygularla koştu Sa’lebe (r.a.)… Nereye gittiğini bilmeden koştu… Koştu… Koştu…

    Sığındı Mekke ile Medine arasında bir dağın kuytu yerine. Korku, dehşet ve şaşkınlık içindeydi Sa’lebe…

    Bir nazarla yıkılmıştı… Bir nazardı O (r.a.)’nu vuran yerden yere… Uygunsuz bir bakış sadece… Günler birbirini kovaladı. Sa’lebe tam kırk gün dağlarda konakladı. Onca genişliğine rağmen yeryüzü çok ama çok dardı. Geceyi bölen feryadı dağlarda yankılandı:

    “Keşke rûhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler içinde kaybettirseydin de hüküm vermek için beni ortada bırakmasaydın.”

    Geceler tâ subh olunca inletir bu dert beni.
    Derdimin içinde dermânımdır Allah Hû diyen.

    Sabahlara kadar inleten bir derde mübtelâydı Sa’lebe. Sığınacak bir tek sığınak; hâlini arz edecek bir tek Cenâb-ı Hakk (c.c.) vardı.

    Bu âni gidiş birden yok oluş Kâinâtın Efendisi’ni (S.A.V.) endişeye sevk etti. Çünkü O (S.A.V.) ümmetine karşı son derece müşfikti. Kırk gün boyunca Sa’lebe (r.a.)’yi arattı. Bu âni kayboluş yüreğini kanattı. Hâlinden şikâyet eden kadına cevap veren yüce kudret, Sa’lebe’ye de rahmet nazarıyla baktı. Cebrâil (a.s)’i göndererek Rasûlün’ü (S.A.V.) rahatlattı. Cebrâil:

    - Yâ Muhammed (S.A.V.)! Rabbin (c.c.) sana selam ediyor ve diyor ki; “Ümmetinden bir adam şu dağın içinde bana sığınıyor.” dedi.

    Vahyin aydınlığında handân eyle yâr beni
    Hükmün ile dîdâr-ı cemîline sar beni
    Mecnûn ürpertisiyle tevbe eşiğindeyim
    Âyetin de lütfundur; incitmez nazar beni
    Madem utanıyorum kem yüzümle gelmeye
    Secde ile tenimden yıkasa sular beni.

    Hz. Ömer ile Selman (r.a) düştüler yola. Mekke ile Medine arasında, mekik dokudular adeta. Bir çobana rastladılar uzun bir arayıştan sonra.

    - Bir genç arıyoruz günlerdir kayıp bir genç. Rastladın mı hiç bu dağda, bayırda ya da bu civarda böyle bir civana?

    - Sanırım siz şu Cehennem’den Kaçan Adam’ı arıyorsunuz? dedi çoban gülümseyerek. Ve devam etti; O her gece yarısı ellerini başına koyar, dağa doğru koşar; “Keşke ruhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler içinde kaybettirseydin de hüküm vermek için beni ortada bırakmasaydın.” diye bağırır .

    Gece yarısına kadar bekledi Hz. Ömer ile Hz. Selman.. Doğru tahmin etmişti çoban. Bu genç Sa’lebe’den başkası değildi. Ömer Sa’lebe’yi görünce sevinçle koştu O’nu kucakladı, bağrına bastı. Genç, yaşlı gözlerle titreyerek Ömer’e baktı:

    - Yâ Ömer! Rasulullah (S.A.V.) günahımı biliyor mu? diye sordu.

    - Bilmiyorum, dedi Ömer. Bilmiyorum. Ancak dün yine seni andı ve bulup huzuruna getirmemiz için bizi sana yolladı.

    Genç çaresiz bu emre uyarak Medine’ye doğru yol aldı. Yine de içinde yenemediği bir korku, ifadesi zor bir mahcubiyyet vardı.

    - Ya Ömer! Ne olur! Ne olur beni huzura birden çıkarmayın. Rasulullah (S.A.V.) namazda iken huzuruna varmak istiyorum, dedi. Kabul ettiler kutlu sahabeler Sa’lebe’nin bu isteğini.

    Sa’lebe henüz Mescid’e girmişti ki; Allah Rasûlü’nün (S.A.V.) o lâtif sesini, kıraatini işitti. O (S.A.V.)’nun sesini işitmesiyle kendinden geçti. Bayıldı düştü yere. Rasûl-i Ekrem (S.A.V.) selam verince onları gördü ve sordu:

    - Ya Ömer! Ya Selman! Sa’lebe’ye ne oldu?

    - Ya Rasûlallah (S.A.V.) sesinizi işitince bayıldı, dediler.

    - Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi? Kafasını salladı Sa’lebe ” evet” anlamında.”

    Kâinatın Efendisi (S.A.V.) Kalktı Onu hareket ettirdi, ayılttı ve sordu:
    Kaynak: Bydigi Forum Cehennem’den Kaçan Adam. - Bydigi Forum

    - Neden kaçtın bizden Ya Sa’lebe?

    - Günahım yüzünden Ya Rasûlallah (S.A.V.)! dedi Sa’lebe.

    - Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi?Kafasını salladı Sa’lebe ” evet” anlamında.

    “Deki; Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi ve güzeli ahirette de iyiyi ve güzeli ver. Bizi ateşin azabından koru.” (Bakara 202).

    - Günahım Ya Rasûlallah (S.A.V.) daha büyük!

    - Bilakis Allah’ın (c.c.) kelamı daha büyüktür! buyurdu Allah Rasûlü (S.A.V.). Sonra evine dönmesini emretti Ona. Döndü Sa’lebe dönmesine, ancak bir türlü kendine gelemedi. Üzüntüden hastalandı, yatağa düştü vücudu kaskatı kesildi. Bir hafta sonra kutlu sahabi Selman Peygamber (S.A.V.)’in huzuruna geldi.
    Kaynak: Bydigi Forum Cehennem’den Kaçan Adam. - Bydigi Forum

    - Ya Rasûlallah (S.A.V.)! Sa’lebe’den haberiniz var mı? Muhakkak o günahından ötürü hasta, harab ve bitab düştü dedi. Selman’ın bu sözü üzerine hemen ayağa kalktı Rasulullah (S.A.V.): “Kalkınız birlikte yanına gidelim!” buyurdu.

    Gittiler yanına. Sa’lebe çok bitkin ve tanınmayacak haldeydi. Rasulullah (S.A.V.) Onun başını kaldırarak mübarek kucağına koydu. Ancak Sa’lebe ani bir hareketle başını O (S.A.V.)’nun kucağından kaçırdı. Rasulullah (S.A.V.) sordu:

    - Başını kucağımdan niçin kaçırdın?

    - Çünkü o, günahlarla doludur, dedi Sa’lebe.

    - Şikayetin nedir?

    - Günahlarım, Ey Allah’ın Rasûlü (S.A.V.)! Kemiğimin etimin ve derimin arasında karınca yürümesi gibi dolaştığını hissediyorum.

    - Neyi arzuluyorsun?

    - Rabbimin mağfiretini.

    O sırada Cebrail(a.s.) geldi ve vahyetti:

    - Ya Muhammed (S.A.V.)! Rabbin (c.c.) sana selam ediyor ve diyor ki: “Eğer bu kulum gerçekten yer dolusu günahla bana gelse ben de O’nu yer dolusu mağfiretle karşılarım.”

    Nebiyy-i Ekrem (S.A.V.) bunu Sa’lebe’ye bildirince, Sa’lebe bir çığlık attı ve ruhunu Hakk’a teslim etti. Rasulullah (S.A.V.) O’nun yıkanarak kefenlenmesini emretti. Namazını kıldırdığı zaman da, parmak uçlarına basarak yürüdüğü görüldü. Defin işleri tamamlandığında ashab-ı kiram sordular:

    - Ya Rasulallah (S.A.V.)! Seni namaz esnasında parmak uçlarına basarak yürürken gördük. Sebebi nedir. Buyurdular ki:

    “Beni, hak ile nebi olarak gönderene yemin ederim ki, Sa’lebe’yi tezyin etmek için meleklerden inenlerin çokluğu sebebiyle ayağımı basacak yer bulamadım.”

    Melekler’in tezyîn ve tekfîn ettiği,

    “Cehennem’den Kaçan Adam” Rabbi’nin (c.c.) mağfiretine ermişti.

    Ne mutlu Cehennem’den kaçabilenlere…!!

    Ne mutlu Sa’lebe’ye…!!

    alıntı..
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 13 Kasım 2010

Bu Sayfayı Paylaş