Cehennemden Ayrı Olarak Kabirde Eziyet Görmek Diye Birşey Var Mıdır?

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda Dine tarafından 29 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cehennemden Ayrı Olarak Kabirde Eziyet Görmek Diye Birşey Var Mıdır? konusu CEHENNEMDEN AYRI OLARAK KABİRDE EZİYET GÖRMEK DİYE BİRŞEY VAR MIDIR?


    Insanın kabirde birtakım sorulara muhatap olacağı ve durumuna göre azap ve sıkıntı görecegi gerçektir Buna işareten birçok âyet-i kerîme ve bunu anlatan birçok hadîs-i şerîf vardır (Örnek olarak bk Tecrid-i sarîh IV/496 vd) Bu konuda müstakil kitaplar da yazılmıştır (Mesela Kurtubî`nin "Tezkire"si, Suyûtî`nin "Şerhu`s-sudûr"u bunların en meşhurlarındandır)

    Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir: Dinin nedir?" diye sorarlar İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd)

    Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır Bir ayet-i kerimede; "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (el-Mümin, 40/46) buyurulur Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır Peygamber efendimiz; "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder" (İbrahim, 14/17) ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır (Buhârî, Tefsîr, sure: 14)

    Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir

    Bunlardan bir kaçı şöyledir: Hz Peygamber (sas) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu Bunun üzerine Resulullah (sas) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır

    Hz Peygamber diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur" (Tirmizî, kıyamet, 26)

    Başka bir hadiste de şöyle buyurur: "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (sas) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir "O, Allah'ın kulu ve Resuludur Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir Bunun üzerine melekler; Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır Daha sonra melekler ölüye: " Yat ve uyu " derler O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et" derler Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (sas) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum Başka bir şey bilmiyorum Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir Yer de sıkıştırmaya başlar Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder" (Tirmizi Cenâiz 70)

    Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur: "Allah yolunda öldürenleri, sakın ölüler sanmayın Bilâkis onlar diridirler Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar" (Âlu İmrân, 3/169), "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin Bilâkis onlar dirildirler Fakat siz farkında değilsiniz" (el-Bakara, 2/154)

    Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi, yahut da her ikisine mi yapılacağı konusu bilginler arasında tartışmalıdır Bu azabın hem rûha, hem de bedene yapılacağı görüşü tercihe şayandır ancak azabın niteliği hakkında fazla bilgi yoktur Rûhun gerçeği üzerinde de görüş ayrılıkları vardır Bir görüşe göre ruh lâtif (ince, şeffaf, nüfuz kabiliyeti olan) bir cisimdir Yaş ağaca suyun nüfûzu gibi bedene nüfûz etmiştir Allah, rûh cesette kaldığı sürece hayatı devam ettirmeyi âdet kılmıştır Ruh cesetten çıkınca ölüm hayatı ortadan kaldırır Başka bir görüşe göre de, ruh ceset için güneşin ışıkları gibidir Mutasavvıflar bu görüşü benimsemişlerdir Ehl-i Sünnete mensup bir topluluk, gülsuyunun güle sirâyet ettiği gibi, rûhun da bedene sirâyet eden bir cevher olduğunu söylemişlerdir (Aliyyu'l-Kâri, Fıkh-ı Ekber Şerhi, terc Y Vehbi Yavuz, İstanbul 1979, s 259) Ayette şöyle buyurulur: "De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir" (İsrâ, 17/85)

    Ebû Hanife'ye göre, peygamberler, çocuklar ve şehitler kabir sorusu ile karşılaşmazlar (Alliyü'l-Kâri, age, s 252-253)

    Bundan anlaşıldığı ve başka hadîs-i şeriflerde de dendiği gibi kabir, mü`min için açılacak, genişletilecek ve gülistan olacaktır Özellikle Allah yolunda şehid olanlara kabir imtihancıları soru soramayacak ve kişinin yaptığı iyi ameller orada "temessül" edip yardımına koşacaktır

    Mü`minin gördüğü kabir azâbı hatâlarının keffâreti olacak ve mâhşere yükü hafiflemis olarak gidecektir Mü`minlerin bu konunun önemini kavramaları gerekir Allah Rasûlü Efendimiz "lezzetleri parça parça eden (ölümü ve kabri) çok anın" "Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim" buyurur "Râbita-i Mevt"in kökeni budur Bu kişinin kendine gelmesinin ve kendini yenilemesinin yollarından biridir


    İslam Fıkhı Ansiklopedisi
     

Bu Sayfayı Paylaş