Cehaletin Bedeli - Tiyatro Metni

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda KaRDeLeN tarafından 8 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Cehaletin Bedeli - Tiyatro Metni konusu
    Cehaletin Bedeli - Tiyatro Metni



    KONU:
    Sivil Savunma Günü, Bilgisizlik sonucu sakat kalan dört kişinin anıları ve
    Sivil Savunma ile tanışmaları

    OYUNCULAR:
    Görevli, 1. Adam, 2. Adam, 3. Adam, 4. Adam

    YARDIMCI OYUNCULAR:
    Çaycı, Hizmetli

    SAHNE-DEKOR:
    Sakatlar Derneği Bekleme Salonu, 1 Masa, 5 Sandalye

    Dört kişi sakatlar derneği bekleme salonunda bir masanın etrafında oturmuş
    konuşmaktadırlar. Önlerinde birer simit, çaylarını beklemektedirler.
    Hizmetli yerleri süpürür. Onlara yaklaşarak…
    Hizmetli: Hoş geldiniz.
    Diğerleri: Sağol. Hoş bulduk.
    1. Adam: Ya bu sakatlık ne kadar zor. Bugün karşıdan karşıya geçemedim. Biri
    gelip yardım etmese orda öylece kalacaktım.
    2. Adam: Haklısın. Ben de etrafımdaki acıyan gözlerden bıktım artık.
    İnsanlar bizi dilenci sanıyor. Saygı göstermek için illa da sağlıklı mı
    olmak gerek?
    Bu arada çaycı gelir ve önlerine birer çay koyar. Üçüncü adam çay bardağını
    eline alarak söze katılır.
    3. Adam: Sormayın. Zor bizim işimiz zooor.
    Görevli: Merhaba. Hoş geldiniz. Nasılsınız?
    4. Adam: Hayatın güçlüklerinden bahsediyoruz. Malum sakatlık zor.
    Görevli: Sakıncası yoksa… Neden sakat kaldığınızı sorabilir miyim?
    1. Adam çayından bir yudum alarak söze başlar.
    1. Adam: Ben o zamanlar küçük bir çocuktum. Elektrikli eşyalarla oynamayı,
    prizleri kurcalamayı severdim.
    Diğerleri: Eee
    1. Adam devam eder.
    1. Adam: Bir gün elime bir tornavida geçirmiş vidalarıyla oynuyordum. Nasıl
    oldu bilmiyorum… Öyle bir sarsıldım ki hala şimdi gibi hatırlıyorum.
    Kardeşlerim beni görüp ne olduğunu fark ettiler. Beni tutup çekmek istediler
    ama onları da benim gibi elektrik çarptı. Yanlış müdahalenin sonu işte.
    Halimiz ortada… Allah'tan onlara bir şey olmadı.
    Görevli ikinci adama dönerek.
    Görevli: Ya siz?
    2. Adam eliyle çenesini sıvazlayarak söze başlar.
    2. Adam: İki ay bir trafik kazası geçirdim. Aslını sorarsanız bacağım
    incinmişti. Sakat kalmazdım ama o yardım edenler yok mu!!!
    Diğerleri bu sözlere şaşırır. Merakla sorarlar.
    Diğerleri: Nasıl yani? Yardım edildiği için mi bu hale geldin?
    2. Adam: Evet. Yardımseverlik her zaman faydalı olmuyor. Neyse ben anlatayım siz karar verin. Dediğim gibi iki ay kadar oluyor. Arabamla bir ağaca
    çarpmıştım. Kazanın şiddetiyle kendimden geçmişim. Gözlerimi açtığımda fark
    ettim ki, etrafımda onlarca insan yığılmış, bazıları arabanın kapısını
    açmaya, bazıları camları kırmaya çalışıyor. Derken kapı açıldı. İrice bir
    adam beni kollarımdan çekmeye başladı. Bacağım direksiyona sıkışmış, adam sa
    zorladıkça zorluyor. Ben "Yapmayın etmeyin diyorum ama kimin umurunda".
    (Gülerek) Adamlar kafalarına takmış illa beni kurtaracaklar. İri olan sert
    bir hamle ile çekti. Zaten ezilmiş olan bacağım böylece kırıldı. Sonra bir
    başkası geldi ve beni sırtlandı. Ama biraz sonra bir çuval gibi yerde buldum
    kendimi. Adam "Kusura bakma kardeş belim ağrıdı birden" dedi. Sağ kolum da
    orda kırıldı. Derken diğerleri… Neyse başınızı ağrıtmayayım. Küçük bir
    incinmeyle atlattığım kazadan hastaneye iki kırık ve pek çok çürükle
    varabildim.
    Diğerleri gülerler.
    Görevli üçüncü adama dönerek.
    Görevli: Ya sizin hikâyeniz ne?

    3. Adam: Arkadaşlar. 7 yıl kadar önceydi. 17 Ağustos günü. Ailemle
    Yalova'daki evimizde oturuyorduk. Akşam işten gelmiş, yorgun olduğumdan
    hemen yatmıştım. Garip bir uğultu ve büyük bir sarsıntı ile yataktan
    fırladım. Ev halkı çığlık atıyor, bir oraya bir buraya koşturuyorlardı.
    "Ahmet, uyan deprem oluyor!" diye bağırıyorlardı. Üstüme bir kazak alıp
    fırladım. Bina beşik gibi sallanıyordu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Doğruca
    merdivenlere koştuk. Nerden bilirdim merdivenler depremde en tehlikeli
    yerlermiş. Daha bir iki basamak inmiştim ki, birden her yer karardı ve
    etrafı derin bir sessizlik kapladı. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum… Arama
    Kurtarma (AKUT) Ekipleri beni molozların içinden çıkarttılar. Gözlerim
    ailemi arıyordu ama kimseyi göremiyordum. Hemen nerede ve nasıl olduklarını
    sordum. Ama çok geç kaldığımı, benim dışımdaki herkesin hayatını
    kaybettiğini öğrendim. (Yaşlı gözlerini silerek) Yıllardır kendimi
    suçluyorum ve affedebileceğimi sanmıyorum. Çünkü o evi ben bulmuş ve babama
    almamız için çok ısrar etmiştim. Depreme karşı dayanıklı olup olmadığı
    aklıma gelmemişti bile. Cehaletim ve dikkatsizliğim hem sevdiklerimi elimden
    aldı hem de gördüğünüz gibi sakat kalmama neden oldu.
    Diğerleri üzgün ve acıyarak üçüncü adama bakarlar. Görevli söze başlar.
    Görevli: Bu olay ne yazık ki pek çok vatandaşımızın başına geldi. Acıdır ki
    hala kimse depreme karşı duyarlı değil, korunma yollarını bilmiyor.
    3. Adam: Bunun yanında, Zorunlu Deprem Sigortamızı da yatırmıyorduk. Babam
    "Ne gerek var?" diyordu. Bu yüzden evimizin bedelini de geri alamadım.
    Gördüğünüz gibi böyle açıkta, sakat ve muhtaç kaldım.
    Görevli ve diğer üç adam dördüncü adama dönerler.
    4. Adam: Bana hiç bakmayın arkadaşlar. Sizin başınıza gelenler hep
    bilgisizlikten gelmiş. Benim durumum sizden farklı. Başıma ne geldiyse
    talihsizliğim yüzünden geldi. O zamanlar lise son sınıftaydım ve
    üniversiteye hazırlanıyordum. Bir gün bizimkiler kardeşlerime göz kulak
    olmamı tembihleyerek, bir akrabamızı ziyarete gittiler. Doğru odama çıktım.
    Aradan birkaç saat geçmiş, kitaplarıma gömülmüştüm. Ağır bir duman kokusuyla
    irkildim. Koku alt kattan geliyordu. "Olamaz!" dedim. "Kardeşlerim aşağıda!"
    Hemen fırlayarak odalarına koştum. Ceyda yatağında uyuyordu. Kaldırıp dışarı
    çıkardım. Bahçede beklemesini söyledim. Şimdi biran önce Serkan'ı
    bulmalıydım. Ev dumanların içinde kalmıştı. Bense "Kardeşimi bulmadan
    gitmeyeceğim" diyordum içimden. Tüm odaları kontrol ettim yoktu. Tuvalet,
    banyo derken geriye sadece mutfak kaldı. Son bir umutla mutfağa girdim.
    Kardeşim mutfağın köşesinde oturmuş, elinde bir kibrit kutusu, "Ben yaptım
    abi! Ben yaptım!" diyerek ağlıyordu. "Bunları sonra konuşuruz. Şimdi hemen
    buradan çıkmalıyız" dedim. Serkan'ı tuttuğum gibi kapıya fırladım. Ama
    çıkmamız mümkün değildi. Alevler kapıyı sarmış, geçit vermiyordu. Kilimi
    üstümüze örtüp dışarı çıkmayı başardık. Evin holü cehennem gibiydi.
    Eşyaların her biri alev topu olmuş üstümüze yağıyordu. Türlü güçlüklerle
    kapıya yaklaştık. Kurtulduğumuzu düşünüyordum ki tavan çöktü ve kendimizi
    alevlerin arasında bulduk. Serkan hıçkırarak "Abi yanacağız burada, beni
    affet" diye ağlıyordu. Bense bir yandan ona "Üzülme kardeşim, buna izin
    vermeyeceğim" diye teselli veriyor diğer taraftan ona gözlerimden akan
    yaşları belli etmemeye çalışıyordum. Elbiselerimizin yanmaya başladığını
    gördüm. Ve yapılabilecek bir şey kalmamıştı. Artık umudumu kaybetmiştim. Tam
    o an kapıyı kıran iki itfaiyeci kapıyı kırarak bizi kurtardı. O felakette
    yanan sol kolumu kaybettim ve kardeşim Serkan da dumandan zehirlendi ve
    aylarca hastanede yattı. (Başını aşağı eğer.)

    Diğerleri: Senin başına gelen de bizimkinden farklı değilmiş.
    İhmalkarlığından olmuş ne olduysa. Kardeşlerin küçük ve sana emanet edilmiş,
    neden yalnız bıraktın. Kibritle oynayarak yangına neden olmak küçük
    çocukların çok defa yaptığı bir şey.
    Görevli dört adama doğru dönerek söze başladı.
    Görevli: Arkadaşlar! Siz ve etrafınızdaki kişiler Sivil Savunma Kulübü'nün
    faaliyetlerine hiç katılmadınız sanırım. Başınıza gelenler hep bu yüzden ..
    Diğerleri: (Şaşırarak) Sivil Savunma Kulübü mü? O ne ki?
    Görevli: Tabi. Sivil Savunma Kulübü yangın, deprem ve savaşlarda nasıl
    davranılması gerektiğini, bir kaza ve afet yaşanması halinde nasıl
    ilkyardımda bulunulacağını anlatır, öğretir. Bunları öğrenmiş olsaydınız bu
    acıları yaşamak zorunda kalmazdınız.
    Bunları duyan dört hasta Sivil Savunma hakkında bilgi edinmeye karar
    verirler ve bir ay sonra burada buluşmak üzere ayrılırlar.

    - 1 AY SONRA -

    Dört adam yine aynı yerde buluşurlar. Geçen süre içersinde internetten,
    kitaplardan ve çeşitli kuruluşlardan bilgi edinmişlerdir. Öğrendiklerini
    anlatmaya başlarlar.
    1. Adam: Arkadaşlar, elektrik çarpan bir kişiye temas etmek son derece
    tehlikeliymiş. Önce elektrik kontağını kapatmalı daha sonra elektriği
    iletmeyen bir şeyle teması kesmeliymişiz. Ayrıca çocukların elektrikli
    eşyalarla ve prizlerle oynamasını engellemeli, dikkatli olmalıymışız.
    Diğerleri: Yaa.
    2. Adam: Ben de kazalarda yapılacak ilkyardım konusunda bilgi edindim. Sakin
    ve temkinli davranılması gerekiyormuş. Bilinçsiz ve konuyla ilgili bilgi
    sahibi olmayan kişilerin müdahale etmemesi gerekiyormuş. Sağlık ekibi,
    ambulans ve güvenlik güçlerinin kaza yerine gelmeleri beklenmeliymiş. Kırık
    ve kanama durumunda nelerin yapılması gerektiği de öğrenilmesi gerekiyormuş.
    Çünkü en küçük ev kazalarında bile başımıza gelebilecek bir durummuş.
    3. Adam: Ev alırken ve kiralarken depreme karşı dayanıklılığının bilinmesi
    gerekiyormuş. Ve zorunlu deprem sigortasının da yatırılması gerekiyormuş.
    Böylece depremde bir hasar olursa paramızı geri alabilirmişiz. Ayrıca
    depremde neler yapılması gerektiğini de öğrendim.
    Diğerleri: Eee. Ne yapmak gerekiyormuş.
    3. Adam: Depremde en güvenli yerler kolon ve kirişlerin olduğu yerlermiş.
    Merdiven, asansör, balkon ve çatı altları ise çok tehlikeliymiş. Büyük
    eşyaların duvarlara sabitlenmesi gerekiyormuş. Depremde hemen dışarı
    çıkmamalı, deprem bitene kadar güvenli bir yerde beklemeli ve yaşam boşluğu
    oluşturmalıymışız. Depremden sonra güvenli bir yere giderek beklemeliymişiz.
    4. Adam: Bizim çocuk Atatürk İlköğretim Okulunda okuyor. Okullarının
    sitesinde bu konularla ilgili bilgiler yer alıyormuş. Yangın, deprem, sel,
    afet, savaş ve diğer konularda ne yapılması gerektiği, alınacak tedbirler ve
    ilkyardım anlatılıyormuş. Ben de oradan bazı bilgilere ulaştım.
    Diğerleri: Adresi nedir?
    4. Adam: Yangından korunmak için önlemler alınmalıymış. Evde yangını
    söndürmek için bir su kovası, bir hortum ve yangın söndürme tüpü olması
    gerekliymiş. Çocukların gözlenmesi ve başıboş bırakılmaması şartmış.
    Ülkemizde pek çok yangın küçük çocukların ateşle oynamasından çıkıyormuş.
    Keşke tüm bunları daha önce öğrenmiş olsaydık.
    Diğerleri: Keşke
    Öğretmen: Evet çocuklar… Tiyatromuzu izlediniz. Sizler de bu arkadaşlar gibi
    bir gün "Keşke" dememek için Sivil Savunma Kulübünün faaliyetlerine
    katılarak, deprem, yangın, savaş, kaza, sel, yaralanma, zehirlenme ve diğer
    durumlarda nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin, hayatınıza uygulayın.

    Oyuncular el ele tutuşarak seyircileri selamlarlar.
    Oyun esnasında projeksiyon cihazı ile görüntü desteği verilebilir,
    Hastaların anlattıkları olayların canlandırılması yapılabilir.


    Uğur KEBAPÇI
     

Bu Sayfayı Paylaş