Carlos Ruiz Zafon - Rüzgarın Gölgesi (Kitap OZeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 14 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Carlos Ruiz Zafon - Rüzgarın Gölgesi (Kitap OZeti) konusu Carlos Ruiz Zafon / İspanya Edebiyatı / Roman / Altın Kitaplar

    “Burada artık hiç kimsenin hatırlamadığı zaman içerisinde sonsuza dek unutulan kitaplar günün birinde okurların eline düşecekleri saati bekliyorlardı.” [Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı]

    Tutkulu bir gerilim romanı olan “Rüzgarın Gölgesi” İspanya’da Franco devrinde geçen güçlü bir edebi yapıt. İspanya’da yayımlanır yayımlanmaz büyük yankılar uyandıran Rüzgarın Gölgesi kısa bir süre sonra en çok satan kitaplar listesine girmeyi başarır. Roman Almanya ve İngiltere baskılarında da büyük başarı kazanır. Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer Zafon’un eseri için “her şeyi bir kenara atıp bir gecede soluksuz okunacak bir roman. Büyük bir zevkle okunuyor” diyor.

    Barcelona’da bir kitapçının oğlu olan Daniel’den dinlediğimiz romanın konusu harika bir buluşla açılır: “Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı”. Romanın kahramanı Daniel 1945 yılında on yaşındayken kitapların esrarengiz dünyası ile tanışır. Bu fantastik yerin tarifinden sonra Ruiz Zafon ustalıklı bir dönüş ile romanın akışını devam ettirecektir. Roman Daniel’in babasının oğluna yaptığı şu açıklama ile devam eder: “Geleneğe göre Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nı ilk kez ziyaret eden kişi bir kitap seçmek zorundadır ve herhangi bir kitabı evlat edinen onun kaybolmasına asla izin vermez onun her zaman yaşamasını sağlar. İspanya’daki iç savaştan birkaç yıl sonra Barcelona’da kitapçı Daniel Sempere’nin oğlu Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nda “Rüzgarın Gölgesi” adlı uzun yıllardır unutulmuş bir roman bulur. Kitabı okuduktan sonra esrarengiz bir düelloda öldüğü söylenen yazar Julian Carax hakkında bilgi edinmek genç çocukta bir saplantı haline gelir.

    Roman; ihtiras intikam karşılık görmeyen aşk düş kırıklıkları ve biraz da kefaret ödemeden oluşuyor. Daniel müthiş bir kahraman değil ama sempatik bir figür. Fazla hırsı olmayan hataları fazlasıyla insancıl olan biri. Fermin ise her şeye çare bulan harika bir arkadaş. Romandaki diğer karakterler de tam yerlerine oturuyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş