canım istanbul

'Resimli Şiirler' forumunda maviboncuk tarafından 23 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. maviboncuk

    maviboncuk Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    canım istanbul konusu
    Canım İstanbul

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar
    İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan, aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale
    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım..
    İstanbul, İstanbul...

    Tarihin gözleri var surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?...
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet..
    O manayı bul da bul
    İlle İstanbul’da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca’da yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun; resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir “Katibim”i...
    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
    Gecesi sümbül kokan,
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul...

    necip fazıl​
     

Bu Sayfayı Paylaş